| mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu |
TBMM'deki İç Tüzük tartışmalarının perde arkası FAST TRACK Uygulaması Türkiye'de |
K A M U O Y U N A 3 Şubat 2001
|
TBMM’de
mevcut İç Tüzüğün değiştirilmesi için hükümetçe hazırlanan yasa teklifinin görüşülmesi sırasında
milletvekilleri arasında çıkan kavga sonucunda bir milletvekilinin dövülmesi
sonrasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmesi olayı, ülkemizdeki demokrasinin
de tıpkı dünyadaki diğer benzerleri gibi ne kadar sanal olduğunu bir kez daha gözler
önüne sermiş, ancak yaşanan adli olay, getirilmek istenen değişikliğin gerçek
boyutlarının maskelenmesi amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. TBMM’de
görüşülen ve tartışmalara yol açan İç Tüzük değişikliği sıradan ya da
adında belirtildiği gibi içe dönük bir uygulama olmayıp; yeni dünya düzeninin
önündeki tüm engellerin kaldırılmasına yönelik adımlardan bir tanesidir. İlk kez
ABD’de ve 1994 yılında imzalanan NAFTA isimli serbest ticaret anlaşması maddelerinin
karar mekanizmalarına takılmadan geçirilmesi amacıyla başlatılan bu uygulamanın
orijinal adı ‘ FAST TRACK’ dir. 1994 yılından sonra dünyadaki özellikle geri
kalmış ülkelere borç kıskacı yardımıyla ihraç edilen Fast Track oylama modeli,
Aralık 2000 tarihinde Fransa’nın Nice
kentinde yapılan AB zirvesinde de onaylanmış ve AB halklarının müzakere süreçleri
sırasında olabilecek tepkilerinden bu yolla kurtulmanın önemli bir adımı
atılmıştır. Nice Zirvesinde, AB kurumlarının müzakere ve karar alma sürelerinin
kısaltılması, bunun için de tek tek kararlar üzerinden yapılan tartışma ve
önergeler yerine bundan sonrasında yasa maddelerinin bütününden oluşan paketlerin
tartışılması kabul edilmiş ve ilaveten de karar almada oy birliği sisteminden vaz
geçilerek, AB’nin az sayıdaki kurumunda geçerli olan nitelikli oy çokluğuna dayalı
oylama sisteminin kapsam ve alanı genişletilmiştir. Amaç ise tıpkı bugün
Türkiye’de de yapılmak istendiği gibi, en hayati ve toplumlar açısından son derece
tehlikeli olabilecek kararların tartışmalarla anlaşılır hale gelmesinin önüne
geçilmesi ve bu hükümlerin adeta bir ‘oldu bittiye getirilerek’
yasalaştırılmasıdır. Başbakanın
-bir ölüm olayına mal olmasına rağmen- söz konusu maddenin değiştirilmesi
konusunda hiç bir ödün vermeyen kararlı tavrının gerisinde, ulusötesi sermayenin ve
yerli uzantılarının devasa çıkarları yatmaktadır. Bu maddenin önümüzdeki
süreçte emekçi, emekli ve işsiz yığınların karşısına ne tip sorunlar
çıkaracağı şeklindeki sorunun cevabı ise; 1998 MAI anlaşması müzakereleri
sırasında bakanların ve milletvekillerinin HİÇ BİRİNİN anlaşmayla ilgili bir
bilgiye sahip olmadıkları yönünde basına yansımış açıklamalardır. TBMM İç
Tüzüğünün değiştirilmediği dönemde bile milletvekillerinden ve toplumdan özenle gizlenebilen anlaşmalar yapılabiliyorsa,
tartışma süreçlerinin tümden ipotek altına alındığı yeni bir sürecin
başlatıldığı ortadadır. Çalışma
Grubumuz olayın kamuoyuna yeterince yansımayan bu boyutunun ülkemiz insanlarının
geleceği için son derece önemli olduğu görüşünden hareketle bu duyuruyu yapmayı
gerekli görmüştür. Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu |