yaziust2.gif (2594 bytes)


Basın Açıklaması

13 Aralık 1999



Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ABD Hükümeti arasında 29Eylül 1999 tarihinde imzalanan ve 7 Aralık1999 tarihinde TBMM’de kabul edilen; Ticaret ve Yatırım İlişkilerinin Geliştirilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair 4485 sayılı kanun ile MAI Anlaşması ve Başarısızlıkla sonuçlanıp, hiçbir anlaşma imzalanamadan fiyasko ile sonuçlanan WTO 3.Bakanlar Konferansının Gündem maddelerinin (Milennium Round/SEATTLE) tamamını kapsamaktadır.

Anlaşma, Eylül ayında 57. Hükümetin Amerika gezisi sırasında yapılmış, ancak bugüne kadar -DİSK-Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun 14 Ekim 1999 tarihinde Hazine Müsteşarlığına gönderdiği yazılı talebe rağmen- kamu oyuna ve özellikle de anlaşmadan doğrudan etkilenecek olan sosyal taraflara hiçbir bilgi verilmemiş, 10 Aralık 1999 tarihli 23902 sayılı Resmi Gazetede bile anlaşma içeriği bilinçli olarak yayınlanmamış ve yalnızca onaylanmasının uygun bulunduğu yazılmıştır.

Söz konusu anlaşmanın 1. Maddesi bile -tek başına- OECD’de imzalanması başarılamayan, Hükümet üst düzey yetkililerimizin kabul edilemez nitelikte olduğunu beyan ettikleri MAI-Çok Taraflı Yatırım Anlaşması ve 30Kasım-3Aralık tarihlerinde toplanıp hiçbir ortak karar çıkaramayan WTO 3. Bakanlar Konferansının gündem maddelerini kapsayacak kadar esnek ve belirsiz bir dilde yazılmıştır. Her türlü mal ve hizmet ticaretini kolaylaştırmak ve kalkınma için uygun görülen tedbirleri almak cümlesinin yer aldığı 1. Madde uyarınca anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte tüm ithal vergilerinin azaltılması ve nihai süreçte sıfırlanması (kısaca iç piyasada üretimin tamamen bitirilmesi), hizmet sektöründe özelleştirmelerin başlatılması (eğitim, sağlık,ulaşım v.b), ormanların yağmalanmaya açılması, ulusal ekonomik kararlara dış müdahalenin artık aleni bir şekilde yapılması, çevre standartlarını ve toplum sağlığını yok sayarak yapılacak yatırımların hayata geçirilmesi ve herhangi bir yeni teknoloji talebinde bile bulunulamayacak olması, sendikal hakların; ticaret önünde bir engel oluşturduğu iddiası öne sürülerek- etkisiz hale getirilmesi gibi MAI’de ve Millenium Round gündeminde yer alan bütün hükümler Türkiye halkının karşısına çıkarılabilecektir.

Üstelik, yeni dünya düzeninin tek Hükümdarı ABD, bu anlaşmayı yaparken kendi iç-hukuk sistemini garanti altına almayı ihmal etmemiş ve Temmuz ayında yabancı yatırımcıların Devlet aleyhine dava açabilmesini sağlayan Tahkim yasasını bir oldu-bitti anayasa değişikliği ile- kabul eden Türkiye’yi tek taraflı olarak mahkum etmiştir. Madde 5, Fıkra 2. ye göre; İş bu anlaşma taraflardan herhangi birinin ulusal hukukuna veya taraf olduğu diğer belgeler çerçevesindeki haklarına halel getirmeyecektir. Ya da bir diğer deyişle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti iç hukuk sisteminde bütün yabancı yatırımcıların kendisine dava açmasına izin verdiği için (Tahkimde yapılan anayasa değişikliği) ABD’li yatırımcılar bu yasadan yararlanabilecek, fakat ABD iç-hukuk düzeninde yatırımcıdan Devlete işleyen uyuşmazlık çözümü sadece NAFTA anlaşması taraflarına uygulandığı için Türk yatırımcıların benzer koşullarda bile- ABD’yi dava etmesi söz konusu olamayacaktır.

Gerek ABD ve gerekse AB’nin demokrasi, şeffaflık, insan hakları ve sivil toplum terminolojisinden ne anladıkları bu anlaşmayla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sosyal taraflar ve Türkiye halkını yok sayarak yapılan bu anlaşmaları imza altına alanlar, tarih önünde hesap vereceklerdir.

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

 


sayfanın başına dön