Basına ve Kamuoyuna
Hükümet, POAŞ ve TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesini programına aldığını
açıklamış bulunuyor. POAŞ’ın yıl sonuna kadar, TÜPRAŞ’ın ise önümüzdeki
yılın ilk üç ayında özelleştirileceği söylendi. Bir ay önce TÜPRAŞ’ın
özelleştirilmesine aracılık etmek üzere Salomon Smith Barney ve Garanti Yatırım
A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi sözleşme imzaladı. Özelleştirmede pastanın
büyüğünü bu aracı-simsarlar kapmaktadır. 20 yıla yakın bir süredir kamu
varlıklarını haraç mezat elden çıkartan hükümetler, sürekli KİT’lerin
ekonomide bir kambur olduğunu iddia edip durmalarına rağmen gerçekler hiç de böyle
değil. Deprem sırasında meydana gelen hasar ve üretim kaybına rağmen, TÜPRAŞ, ilk
9 aydaki karını gecen seneye göre %326 arttırmış durumda. Buna rağmen deprem
bahanesiyle işçi çıkartarak özelleştirmeye hazırlanıyorlar.
- Söylendiği bu kuruluşlar kambur değilse neden bir an
evvel satılmak istenmektedir? Bunun nedeni küreselleşme diye anılan dünyayı yeniden
biçimlendiren süreçte kendini göstermektedir. Kaçınılmaz diye yutturulmaya
çalışılan küreselleşme sürecinde artık kamu girişimlerine ve hatta en temel kamu
hizmetlerine bile yer yoktur. Bu aç kalmanın, işsizliğin, sağlıksızlığın,
eğitimsizliğin serbest olduğu bir serbest piyasa dönemidir. İktidarlar,
sürekli olarak devletin yeniden yapılandırılmasından söz etmektedir. Kamusal üretim
ve hizmetlerden çekilen devlet yapılanmasında kala güvenlik sağlamaya yönelik
organizasyonlar kalmaktadır. İşte bu durum küreselleşmenin ulus-devletlere biçtiği
rolün sonucudur. Devlet, giderek temelde yatırımları koruyucu bir örgütlenme haline
gelmektedir.
-
- Gelecek 30 Kasım’da tam da bu süreci dünya ölçeğinde
kurallarının ve yasaklarının oluşturulacağı bir girişim başlamak üzeredir. 134
ülkenin üye olduğu Dünya Ticaret Örgütü –DTÖ’nün bakanlar toplantısı
ABD’nin Seattle kentinde başlamaktadır. Bu toplantıda ulusötesi şirketlerin
temsilcileri, uluslararası anlaşmalar oluşturmak istemektedirler. Böylece
özelleştirmelerin, tahkimin, çevre korumalarının geçersiz hale gelmesinin kesin
kural hale gelmesini sağlayabileceklerdir.
-
- Bu toplantının gündem maddelerinden biri MAI – Çok
taraflı Yatırım Anlaşması’dır. Bu anlaşma ile yatırımları korumak bahanesiyle
emeğin haklarını, çevre korumacılığını ve yurttaş haklarını geçersiz
kılmayı, özelleştirmeleri hiçbir kamu yararı gözetmeden ve önlem almadan
yapabilmeyi hedefliyorlar.
Yine bu toplantılarda anlaşma haline getirilmek istenen
hizmetlerin liberalizasyonu yani serbest piyasaya açılması gündem maddesi de bizlere
büyük bir saldırıdır. Basta eğitim ve sağlık olmak üzere hizmetler
özelleştirilerek en temel haklarımız ve kazanımlarımız yokedilmek isteniyor.
- İnsanlığın ve gezegenimizin geleceğine kasteden, bu
soygun, sömürü ve talana karşı durmak en meşru hakkımızdır. Unutmayalım bu
anlaşmaları yapmak isteyenler bir avuç bizler ise bütün dünya halklarıyız. 30
Kasım’da onların bu girişimini durdurmak ellerimizdedir.
|