yaziust2.gif (2594 bytes)


Mai Karşıtı Yürüyüş
Basın Açıklaması - Tüpraş


Soygun, Sömürü ve Talan 30 Kasım’da Yeni Bir Şekil Alacak!


Basına ve Kamuoyuna
Hükümet, POAŞ ve TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesini programına aldığını açıklamış bulunuyor. POAŞ’ın yıl sonuna kadar, TÜPRAŞ’ın ise önümüzdeki yılın ilk üç ayında özelleştirileceği söylendi. Bir ay önce TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesine aracılık etmek üzere Salomon Smith Barney ve Garanti Yatırım A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi sözleşme imzaladı. Özelleştirmede pastanın büyüğünü bu aracı-simsarlar kapmaktadır. 20 yıla yakın bir süredir kamu varlıklarını haraç mezat elden çıkartan hükümetler, sürekli KİT’lerin ekonomide bir kambur olduğunu iddia edip durmalarına rağmen gerçekler hiç de böyle değil. Deprem sırasında meydana gelen hasar ve üretim kaybına rağmen, TÜPRAŞ, ilk 9 aydaki karını gecen seneye göre %326 arttırmış durumda. Buna rağmen deprem bahanesiyle işçi çıkartarak özelleştirmeye hazırlanıyorlar.
Söylendiği bu kuruluşlar kambur değilse neden bir an evvel satılmak istenmektedir? Bunun nedeni küreselleşme diye anılan dünyayı yeniden biçimlendiren süreçte kendini göstermektedir. Kaçınılmaz diye yutturulmaya çalışılan küreselleşme sürecinde artık kamu girişimlerine ve hatta en temel kamu hizmetlerine bile yer yoktur. Bu aç kalmanın, işsizliğin, sağlıksızlığın, eğitimsizliğin serbest olduğu bir serbest piyasa dönemidir. İktidarlar, sürekli olarak devletin yeniden yapılandırılmasından söz etmektedir. Kamusal üretim ve hizmetlerden çekilen devlet yapılanmasında kala güvenlik sağlamaya yönelik organizasyonlar kalmaktadır. İşte bu durum küreselleşmenin ulus-devletlere biçtiği rolün sonucudur. Devlet, giderek temelde yatırımları koruyucu bir örgütlenme haline gelmektedir.
 
Gelecek 30 Kasım’da tam da bu süreci dünya ölçeğinde kurallarının ve yasaklarının oluşturulacağı bir girişim başlamak üzeredir. 134 ülkenin üye olduğu Dünya Ticaret Örgütü –DT֒nün bakanlar toplantısı ABD’nin Seattle kentinde başlamaktadır. Bu toplantıda ulusötesi şirketlerin temsilcileri, uluslararası anlaşmalar oluşturmak istemektedirler. Böylece özelleştirmelerin, tahkimin, çevre korumalarının geçersiz hale gelmesinin kesin kural hale gelmesini sağlayabileceklerdir.
 
Bu toplantının gündem maddelerinden biri MAI – Çok taraflı Yatırım Anlaşması’dır. Bu anlaşma ile yatırımları korumak bahanesiyle emeğin haklarını, çevre korumacılığını ve yurttaş haklarını geçersiz kılmayı, özelleştirmeleri hiçbir kamu yararı gözetmeden ve önlem almadan yapabilmeyi hedefliyorlar.

Yine bu toplantılarda anlaşma haline getirilmek istenen hizmetlerin liberalizasyonu yani serbest piyasaya açılması gündem maddesi de bizlere büyük bir saldırıdır. Basta eğitim ve sağlık olmak üzere hizmetler özelleştirilerek en temel haklarımız ve kazanımlarımız yokedilmek isteniyor.

İnsanlığın ve gezegenimizin geleceğine kasteden, bu soygun, sömürü ve talana karşı durmak en meşru hakkımızdır. Unutmayalım bu anlaşmaları yapmak isteyenler bir avuç bizler ise bütün dünya halklarıyız. 30 Kasım’da onların bu girişimini durdurmak ellerimizdedir.

 


sayfanın başına dön