GATS DEKLARASYONU
GATS SALDIRISI DERHAL DURDURULMAK ZORUNDA
11.03.2001 |
Adil
ticaret ve yatırım kuralları üzerinden demokrasi mücadelesi veren demokratik kitle
örgütleri olarak bizler, Seattle öncesi, sırası ve sonrasında halklar tarafından
dile getirilen hayati önemdeki endişelerin DTÖ, DTÖ’ne üye Hükümetler ve bunlarla
sıkı işbirliği içinde olan şirketler tarafından tamamen yok sayılmasını
şiddetle kınıyor ve reddediyoruz. DTÖ’nün sınır ötesi hizmet ticareti ile ilgili
küresel düzenlemeleri genişletmeyi hedef alan ve anlaşmaya dönüşmesi halinde
ulusötesi hizmet tacirlerine yeni muazzam hak ve yetkiler bahşedip, dünya halklarının
yaşamını cehenneme çevirecek müzakereleri henüz yeni başladığında Seattle
caddelerindeki biber gazı ve duman kokusu henüz kaybolmamıştı. Bu müzakereler,
Hükümetlerin kendi yurttaşlarının temel hizmetlere ve sosyal haklara engelsizce
ulaşmasını sağlayacak yetkilerini kısıtlarken, kamu yararı ve demokrasi
kavramlarının dünya çapında büyük yara almasına yol açacak önem ve içeriktedir.
Şubat
2000 tarihinde başlayan bu uzun erimli müzakerelerle DTÖ’nün GATS rejiminin
kapsamının genişletilmesi ve ülkelerin Hükümetlerinin demokratik yönetim
mekanizmaları içersindeki gücünün küresel sermayenin en üst kurulu olarak DTÖ’ne
teslim edilmesi hedeflenmektedir. Bunun da ötesinde, GATS 2000 müzakereleri, ulusötesi
şirketlerle bu kirli yapıların lobi makinalarının öncülüğünde kapalı kapılar
ardında yürütülmektedir. DTÖ’nün
mevcut GATS rejimi, ilk kez 1994 yılında oluşturulmuş ve kendi içinde zaten son
derece kapsamlı ve uzun erimli bir anlaşmalar bütünüdür. Halihazırda
geliştirilmekte olan kurallar, hizmet sektöründeki ticari rekabet ve uluslararası
hizmet ticareti önündeki kalan son idari engellerin de aşamalı olarak kaldırılması
amacıyla dizayn edilmektedir. GATS, akla gelebilecek her türlü hizmet alanını
kapsamaktadır. Bunlar içersinde, doğayı, kültürü, ulusal kaynakları, içme suyunu,
sağlığı, eğitimi, sosyal güvenliği, ulaşım hizmetlerini, posta hizmetlerini ve
tüm belediye hizmetlerini toplumlar aleyhine değiştirecek yüzlerce düzenleme
bulunmaktadır. Bu bağlamda GATS, emek
yasalarından tüketici haklarına kadar hizmet ticaretini engelleyen ya da kısıtlayan
tüm idari düzenlemelerin kaldırılmasını, devlet yardımları, lisans ve kalite
standartları, piyasaya giriş ve çıkışları dünya sermayesinin çıkarlarına uygun
olarak yeniden düzenlenmesini öngörmektedir. GATS
hükümleri halihazırda yabancı sermaye, bir hizmetin sınır ötesi ticareti, internet
üzerinden ticaret ve uluslararası seyahatler de dahil olmak koşuluyla bir hizmetin
üretimi ya da tesliminin tüm biçimlerine uygulanabilmektedir. Bunun da ötesinde GATS
anlaşmaları hem yukarıdan-aşağıya (top-down approach) yani dışında hiç bir şey
bırakmaksızın her şeyi kapsayan ve hem de aşağıdan-yukarıya (bottom-up approach)
yani Hükümetlerin özel olarak taahhütte bulundukları tek tek sektörler ve
hükümleri kapsayan melez bir yapıya sahiptir. Bu ise, mevcut hükümlerin bazıları
tüm sektörlere uygulanabilirken, diğer bazı hükümlerin uygulamasının üzerinde
mutabık kalınan çerçeve ile sınırlı olabileceğidir. Dünya
Ticaret Örgütü içersinde halen müzakere edilmekte olan yeni GATS hükümleri,
aşağıda sayılan adımlarla, kamu hizmetlerinin şirketlerin tekeline geçmesine
yardımcı olmak amacıyla dizayn edilmektedir: 1) Hükümetlerin
hükümet etme gücü üzerine getirilecek yeni ve daha sert kısıtlamalar üzerinden,
doğa, sağlık, tüketici koruması ve kamu yararına olarak tanımlanan diğer
standartların Hükümetlerce kamu yararı gözetilerek uygulanmasının önüne
geçebilmek için GATS’ın iç düzenlemelere ilişkin VI. Maddesinin kapsam ve uygulama
alanının genişletilmesi. Öneri olarak müzakerelere getirilenler arasında,
Hükümetlerden, ülke yasalarının bazılarının -söz konusu ülkenin finansal,
sosyal, teknik veya diğer alanlardaki özgün konumuna hiç bakılmaksızın- öngörülenden daha fazla bir yük getirmediğini
gösteren bir ispat yükümlülüğünü üstlenmeleri talebi bile bulunmakta. 2) Hükümet
fonlarının kamu yararına, belediye hizmetlerine ve sosyal programlara kullanılması
ergi GATS ile kısıtlanıyor. DTÖ’nün “ulusal muamele hükmü” nün hem Hükümet
satın almalarında ve hem de Devlet Yardımları ve destekleme programlarında
uygulanması sağlanarak Hükümetlerin kamu hizmetleri için ayrılan ödenekleri
doğrudan yabancı orijinli hizmet ticareti şirketlerine aktarması sağlanmaya
çalışılıyor. 3) Hükümetler,
yabancı hizmet tacirlerinin kendi pazarlarına girişinde
- çevre, sosyal boyut, niteliksel ya da niceliksel özelliklere bakılmaksızın -
sınırsız ve koşulsuz uygulamalar yapmaya zorlanıyor. 4) Yeni
DTÖ hükümleri üzerinden dünya sermayesinin hizmet yatırımı yaptığı farklı
ülkelerde sorunsuzca varlığını sürdürebilmesi adına ve başta üçüncü dünya
ülkeleri fakat geneide tüm dünyada eğitim,
sağlık ve su hizmetleri de dahil olmak üzere iç pazardaki tüm sektörlere garantili
giriş yapma hakkı dünya çapında vergisiz internet ticareti hedefiyle daha
şiddetlendirilmek isteniyor. Yeni
GATS rejiminden çıkarı olan kurumsal hizmet sağlayıcıları ya da başka bir deyişle
şirketleşmiş hizmet tacirleri, ticari varlıklarını küresel anlamda büyütme ve
kamu hizmetlerini tüm dünyada özel piyasalara çevirme konusunda son derece kararlı
görünmektedirler. Yeni küresel ekonominin en hızlı büyüyen sektörü tek başına
hizmet sektörü değildir, bunun yanı sıra tüm hizmetlere en karlı şeklini veren su,
eğitim ve sağlık gibi temel hizmetleri unutmamak gerekir. Sağlık sektörünün dünya
çapında 3.5 trilyon $, eğitim hizmetlerinin 2 trilyon $ ve su hizmetlerinin ise 1
trilyon $ civarında pazarlar olduğu bilinmektedir. Dünyanın en büyük kar-amaçlı
hastaneler zinciri, Amerikan orijinli HCA/Columbia şirketinin yönetim kurulu başkanı
sağlık alanının hava yolu ulaşımı ticareti ya da sıhhi yatak üretimi
şirketlerinden farklı bir ticaret olmadığı konusunda yeminler ederek Amerika’da
kalan son kamu hastanelerini de yıkmayı, yok etmeyi amaçlamaktadır. Merill Lynch ve
benzeri yatırım şirketleri kamu eğitimi sisteminin önümüzdeki 10 yıl içersinde
tüm dünyada özelleştirileceği ve bu süreçte akıl almaz karların elde edileceği
kehanetlerinde bulunmaktadır. Bu arada, Vivendi ve Suez Lyonnaise des Eaux of France
benzeri su simsarları da Dünya Bankasıyla el ele vererek üçüncü dünya ülkelerini
su hizmetlerini özelleştirmeleri için zorlamaktadır. Ulusötesi
hizmet şirketleri GATS-2000 müzakerelerini kendi çıkar ve gündemleri doğrultusunda ABD Hizmet Tacirleri Koalisyonu ve Avrupa Hizmet Forumu gibi güçlü lobi
makinaları üzerinden yürütmektedir. Eğer
bu müzakere süreci anlaşmalarla noktalanacak olursa, şirketlerin GATS 2000 gündemi,
Birleşmiş Milletlerin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve bu bildirgenin
tamamlayıcı sözleşmelerinde yer alan temel hak ve özgürlüklere yönelik muazzam bir
saldırı olacaktır. Yabancı orijinli ve kar amaçlı bu şirketlerin tek kazanımı
Hükümet nezdindeki kamusal fonlara sorunsuz bir şekilde ulaşmakla sınırlı
olmayacak, sağlık ve eğitime ilişkin norm ve standartlar da DTÖ’ne bağımlı hale
getirilmiş olmaktan ötürü ciddi biçimde örselenecektir. GATS anlaşmasının
yardımıyla çok uluslu, kar amaçlı şirket zincirleri DTÖ üyesi ülkelerdeki çocuk
bakım ünitelerinden, sosyal güvenliğe ve hatta hapisane sistemlerine kadar engelsizce
girebileceklerdir. Parklarımız, doğal yaşamımız, doğal yetişmiş ormanlarımız
hepsi küresel hizmet tacirlerinin birbirleriyle yaşadıkları amansız rekabete yem
edilecekler ve inşaat yapımı, atık su deşarjı, çöp toplama hizmetleri, temizlik ve
bakım hizmetleri, turizm ve su gibi belediye hizmetleri de yabancı şirketlerin
sınırsız ulaşabildiği alanlar içinde olacak. Pek
çok üçüncü dünya ülkesinde halkların temel haklarına yönelen bu saldırılar
yeni değil. IMF ve Dünya Bankasının son 20-25 yıldan beri yapısal ayarlama
programları üzerinden yoksul güney ülkelerine adeta zorla uygulattığı politikalar
bu ülkelerde kamu hizmetlerinin önemli ölçüde çökmesine yol açmış ve eğitim,
sağlık, su gibi temel gereksinim ve hizmetler çok uluslu şirketlerin kar hedeflerine
kurban edilmiştir. Önerilen GATS 2000 hükümlerine bağlı olarak, gelişmekte olan
ülkelerdeki bu temel hizmetler tamamen yok edilecek, dünya piyasaları kuzeyli ulus
ötesi şirketlerin tekeline terk edilecektir. Ulusötesi Hizmet Şirketlerinin pazar
payını tehlikeli boyutta arttıracak olan bu saldırı, gerek Kuzey ve gerekse
Güneydeki özgürlükler ve demokrasiye göz dikmiştir. Ayrıca, DTÖ içersinde
müzakere edilen bu anlaşmalar sadece uygulanmakla kalmayacak, diğer yandan hiç bir
şekilde geri dönüşlü olmayacaktır. GATS saldırısını durdurmanın zamanı
gelmiştir. Bu
nedenle, bizler, Hükümetlerimizi GATS 2000 ile ilgili acilen bir moratoryum ilan etmeye
ve geriye kalan iki yılda da aşağıda sayılan çalışma programını izlemeye
çağırıyoruz: [a]
Mevcut GATS rejiminin etkileri ile önerilen GATS 2000 hükümlerinin tüm ülkelerin
yerelinde ekonomik, sosyal, hukuki, çevresel, politik alanlarda yaratacağı tahribatın
tam ve doğru olarak değerlendirilmesi ve bu değerlendirmelerde emek ve yurttaşlık
örgütlerinin de dahil edilmesi; [b]
Yeni küresel ekonomide, Hükümetlerin kendi yurttaşlarının temek ihtiyaçlarını
sağlamadaki kamusal rolünün İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi doğrultusunda geri
verilmesi; [c]
Mevcut GATS rejiminde yer alan ve yabancı Hükümetler ile şirketlere kamu yararını,
hukuku, kalite standartları benzeri programları, kamu sağlığı ve ulaşımda
güvenlik standartları gibi temel hakları yok sayma yetkisi tanıyan hükümlerin
çıkarılması [d]
Hükümetlere, sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, kültür, çevre, ulaşım, barınma,
enerji ve su gibi temel hizmetlerin kamu tarafından yerine getirilmesi için gereksinim
duydukları değişmez garantilerin verilmesi [e]
Özellikle Güneydeki Hükümetlere, evrensel yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri
için somut kaynakların sağlanması ve bu ülkelerde toplumların temel hizmetlere bir
ödeme yaparak ulaşması yerine kamusal bir hizmet olarak -ücretsiz- ulaşabilmelerinin
sağlanması [f]
Sınır ötesi hizmetlerle ilgili olarak geleceğe dönük programlarda, yatırım ve
ticaret müzakerelerinde Hükümetlerin pozisyonlarını belirlemeleri sırasında emek ve
yurttaş örgütlerinin etkin katılımını sağlayacak düzenlemelere gidilmesi [g]
Hükümetlerin çevreyi, doğayı, doğal kaynakları, sağlık ve güvenliği,
yoksulluğun azaltılmasını, sosyal refahın arttırılmasını sağlayacak hukuki
düzenlemeler yapma hakkının garanti altına alınması ve bu düzenlemelerin dizaynına
sosyal yapıların da dahil edilmesi. Ve
son olarak bizler, Hükümetlerimizi, gelişmekte olan ülkeleri kamu hizmetleri, eğitim,
sağlık ve su gibi temel hizmetleri özelleştirmeleri için zorlayan IMF, Dünya
Bankası ve Çok Taraflı Kalkınma Bankalarının baskılarına son vermeye
çağırıyoruz. Uluslararası Küreselleşme Karşıtları Koalisyonu
|
| sayfanın başına dön |
| [www.antimai.org] [bültenler] [haberler] [dağarcık] [yayınlar] [iletişim] |