| mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu |
ETUC kimin temsilcisi? |
Özgür Müftüoğlu - ÖZGÜRCE/Evrensel Gazetesi - 23 Mayıs 2003 |
Hafta başında
KESK, HAK-İŞ ve DİSK’in oluşturduğu Türkiye-AB Sendikal Koordinasyon Komisyonu,
Ankara’da “Esnek Çalışma İlişkilerinde Yasallık Arayışları İş Yasası
Tasarısı ve AB Normları” konulu bir sempozyum düzenledi. Benim de panelist olarak
katıldığım sempozyumun zamanlaması İş Kanunu’nun TBMM’de görüşüldüğü bir
döneme denk gelmesi bakımından oldukça anlamlıydı. Sempozyumun genel
değerlendirme oturumunda, Doç. Dr. A.Haşim Köse, tarihsel bir perspektif içerisinde
kapitalist sistemi değerlendirdi ve yeni liberalizmin emek piyasalarını esnekleştiren
uygulamalarını istatistiklerle ortaya koydu. Prof. Dr. Zeki Erdut ise yine, yeni liberal
uygulamaları ve çalışma yaşamındaki sonuçlarını örnekler vererek değerlendirdi.
Sempozyumun ikinci gününde gerçekleştirilen üç panelde ise çeşitli yönleriyle
İş Kanunu Tasarısı ele alındı. Sempozyumun en ilgi
çeken oturumu ise Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) temsilcisi Henry
Lourdelle’nin “AB’de Esneklik Uygulamaları ve AB Yönergeleri” başlıklı
sunuşuydu. ETUC temsilcisinin sunuşu iki yönden önemliydi. Bunlardan birincisi ETUC,
TBMM’de görüşülen İş Kanunu Tasarısı’nın temel gerekçesi olan AB
normlarının oluşturulmasında büyük ölçüde belirleyiciydi. İkincisi ise, Türkiye
sendikal hareketine yön veren dört konfederasyonun (KESK, HAK-İŞ, Türk-İş, DİSK)
uyguladığı politikalarda ETUC’un önemli etkisi olmaktaydı. ETUC temsilcisinin
konuşmasını iki noktada ele almak mümkündür. Bunlardan birincisi, genel olarak AB ve
AB’de yasaların, normların oluşum aşamasına yöneliktir. Temsilciye göre;
“AB’de sosyal taraflar, mükemmel bir dialog içerisindedir ve bu dialog sayesinde,
çalışma yaşamına ilişkin normlar da dahil olmak üzere tüm işleyiş demokratik bir
şekilde yapılmaktadır. Bu sayede de bazı istisnalar olmakla birlikte, AB genelinde
işsizlik azalmakta, sendikal örgütlülük artmaktadır. Buna bağlı olarak da
sendikalar giderek güçlenmekte ve AB içerisindeki etkinliğini artırmaktadır.
Türkiye’de ekonomik ve toplumsal sorunlarından kurtulmak için bir an önce AB’ye
tam üye olmalıdır.” ETUC temsilcisinin
konuşmasında ele alınması gereken diğer bir nokta ise, AB’deki esneklik
uygulamaları ve bu yöndeki AB normlarına yöneliktir. Bu konuda, bazı yönergelerden
örnekler de verilerek, AB’deki esneklik uygulamaları anlatılmış ve çalışma
yaşamında esnekliğin gerekli olduğu, Türkiye’nin de en kısa sürede yasalarını,
esneklik içeren AB normlarına uyumlaştırması gerektiği vurgulanmıştır. Temsilciye
göre; “ETUC’un iki temel ilkesi vardır. Bunlardan birincisi, şirketlerin üretimini
ve rekabetini savunmak, diğeri ise, esneklik ile iş güvencesi arasındaki dengeyi
sağlamaktır. Esnek çalışmayı geliştirmek de ETUC’un bu konudaki temel
hedefidir”. ETUC’un bugüne
kadar gerçekleştirdiği uygulamalar ve savunduğu düşünceleri büyük ölçüde
bildiğim halde, Türkiye’de emekçilerin ellerinde bulunan temel hakları
kaybetmelerinin arifesinde bulundukları bir dönemde, duyduklarım tüylerimi ürpertti.
Dinlediğim kişinin, Avrupa işçi sendikalarının en tepesindeki örgütün mü yoksa
bir işveren örgütünün mü temsilci olduğu konusunda şüpheye düştüm. Zira
temsilci, TBMM’de yasalaşmak üzere olan ve Türkiye emekçileri için daha fazla
işsizlik, daha fazla yoksulluk, açlık getirecek olan yasal düzenlemeleri, açıkça
belirtmese de savunmaktaydı. ETUC temsilcisinin söyledikleri karşılığında, doğrudan oturum içerisinde açıkladığım ve açıklamaya fırsat bulamadığım düşüncelerimi, sayısal verilere de dayanarak sizlerle paylaşmak isterim. AB konusundaki düşüncelerimi, bir hafta önce “Hem AB’den Hem Emekten Yana Olunur mu?” başlıklı yazı ile sizlerle paylaşmıştım. AB’de emek piyasalarının durumu, sosyal dialog ve çalışma yaşamının esnekleştirilmesi konularını ise bu köşeye ayrılan sınırları zorlamamak için daha sonraki haftalara bırakıyorum. Ancak, şu sorunun karşılığının da muhatapları tarafından geciktirilmeden verilmesi gerektiğini düşünüyorum; Türkiye sendikal hareketi, üst örgütleri olan ETUC’un düşünceleri doğrultusunda mı yoksa Türkiye emekçilerinin ihtiyaçları doğrultusunda mı hareket edecektir? |