| mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu |
30 Haziran 2001
|
Çalışma
Grubumuzun örgütlerimiz adına altyapısını oluşturduğu ve 23-24 Haziran 2001
tarihlerinde iki gün süren, İşçi ve Kamu Çalışanları Sendika ve
Konfederasyonları, TMMOB, TTB, TEB ve bağlı Meslek Odalarının yöneticileri ve
temsilcileri, akademisyen, yazar ve araştırmacıların, Norveç, Danimarka ve
Fransa’dan konukların konuşmacı olarak katıldığı sempozyumda küreselleşme
politikalarına ilişkin olarak çarpıcı veriler ortaya konmuştur. Ülkemizde ve
dünyada bu politikalara karşı nasıl bir mücadele hattı ve hangi seçeneklerin
varolduğu hususunda ufuk açabilecek farklı görüşler ve yorumlar ortaya konmuştur.
Çalışma Grubumuzun Uluslararası GATS Sempozyumu üzerine yaptığı değerlendirme
toplantısında konuşmacıların aşağıda yazılı görüşlerde ortaklaştığı
saptaması yapılmıştır: *1989-91
yıllarında Doğu Avrupa’da ve Sovyetler’de uygulanan sistemin çökşüyle birlikte
"soğuk savaş" dönemi ve iki kutuplu nisbi istikrar dönemi sona ermiş,
kapitalist sistemin sürdürülebilmesinin önündeki engel ve tehdit ortadan
kalkmıştır. Dünya kapitalist sisteminin 70’erde başlayan krizi bu gelişmeler
üzerine yeni bir döneme girmiştir. Bu gelişme liberalizmin zaferi olarak nitelenmiş,
yeni dünya düzeniyle birlikte bir "barış" dönemine girildiği iddia
edilmiştir. Özellikle iletişim teknolojisinin öncü rolü oynadığı yeni birikim
modelinin ekonomik ve politik uygulamaları ideolojik manpülasyonlarla (globalizm)
küreselleşme adı altında insanlığın yeni bir çağa girdiği aldatması
yayılmıştır. *Ancak son 7-8
yılda yoğunluğu giderek arttırılan bu ideolojik aldatmacanın ardında,
ulusötesileşmiş sermayenin yoğun ve tüm yer küreyi kapsayan bir saldırısı olduğu
ortaya çıkmıştır. IMF ve Dünya Bankası eliyle yürütülen bu saldırı
politikasının gerisinde Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Ekonomik Kalkınma ve
İşbirliği Teşkilatı (OECD), Avrupa Birliği (AB), Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği
(APEC), Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) gibi Küresel ve Bölgesel
oluşumlar ile GATS, TRİPS, TRIMs, MAİ, MİGA, Uluslararası Tahkim gibi uluslararası
anlaşmalar ve en son olarak da GATS-Hizmet Ticareti
Genel Anlaşmasının genişletilmesi müzakereleri olduğu giderek su yüzüne
çıkmaktadır. Bu Küresel ve Bölgesel oluşumlar ile yapılan tüm anlaşmalar,
yaşamın tüm alanlarının sınırsız bir şekilde ulusötesileşmiş sermayeye
açılmasını, bu açılımın önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, sermayenin
her konuda tamamen özgürleşmesini ve mutlak egemenliğini kurmasını hedeflemektedir. *Kapitalist sistem
içindeki yeni bloklaşmalar ve bunların genişleme politikaları bölgesel oluşumlar
üzerinden yürütülmektedir. NAFTA (Kuzey Amerika Serbes Ticaret Anlaşması), APEC
(Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği) ve AB (Avrupa Birliği), TEP (Transatlantik Ekonomik
Ortaklık) gibi mevcut bölgesel oluşumlara, FTAA (Amerikalararası Serbest Ticaret
Anlaşması), TAFTA (Trans Atlantik Serbest Ticaret Anlaşması), AFRİCA BİLL (Afrika
Serbest Ticaret Anlaşması), EUROMED (Avrupa Akdeniz Ortaklık Projesi), Balkan İstikrar
Paktı gibi yeni oluşumlar eklenmektedir. Bu bölgesel oluşumlar görüntüde
birbirleriyle rekabet etmekle birlikte, özünde sermaye politikalarının
yürütülmesinin en önemli odaklarıdır. *Küresel
ve Bölgesel oluşumların ülkemiz özelindeki yansıması, Uluslararası Tahkim, ABD ile
yapılan ikili anlaşma, Sosyal Güvenlik Sisteminin serbest piyasaya açılması gibi
yaşamsal değişiklikler yapılmıştır. AB Katılım Ortaklığı belgesinde
somutlaşan taleplerin, aslında halkımız tarafından "Derviş Yasaları"
olarak bilinen yasaların GATS hükümlerinin altyapısını oluşturan uyum
yasaları olduğu ve bu dayatma çerçevisinde çıkarılarak hukuki ve "meşru"
bir zemine oturtulmak istendiği ortadadır. 1980’li yılların sonlarında başlayan,
1994 yılında çerçeve anlaşması yapılan ve kamu hizmet alanlarındaki
özelleştirmelerin ya da serbest piyasa ekonomisine açılmasının dayatıldığı ve
genişletilmesi müzakereleri 15 günde bir gizli olarak yürütülen GATS Anlaşmasının
kapsımında yer almayan hiçbir hizmet alanının bırakılmadığı ilk bilgilerden
anlaşılmaktadır. GATS’ın genişletilmesi müzakerilerinde yer alan ve hızla
özelleştirmeleri ya da serbest piyasa ekonomisine açılmaları talep edilen alanların
başında Telekominikasyon, Enerji, Su, Eğitim, Sağlık, Mimarlık-Mühendislik
Hizmetleri, Muhasebe-Müşavirlik Hizmetleri, Belediye Hizmetleri, Ulaşım,
Kültür-Sanat, Turizm ve bağlantılı olarak tarım gelmektedir. *GATS
Anlaşmasının, özellikle, eğitim, sağlık, enerji, iletişim, ulaşım, belediye
hizmetleri, muhasebe ve müşavirlik hizmetleri, sosyal güvenlik ve sigorta hizmetleri,
tüm mimarlık-mühendislik hizmetleri, kültür-sanat alanları, turizm ve tarımda
sağlayacağı liberalizasyonla, kitlesel bir işsizliğe, küçük ve orta
ölçekteki hizmet işletmelerin ortadan kalkması ile mülksüzleşmeye neden olacaktır.
Örgütleri aracılığıyla yerel ve ulusal planlamalar yapmanın, çevresel ve sağlık
koşullarının bozulmasına neden olacak yatırım ve işletmelere kamu yararına
müdahalede bulunabilmenin koşullarını ortadan kaldıracaktır. Mevcut meslek
örgütlerini işlevsizleştirerek, liberal ölçütlere göre oluşturulmuş, bir
onay, belgelendirme kurumu düzeyine indirgeyeceği anlaşılmaktadır. *Avrupada
da aynı süreç, Maastricht anlaşması dayatmaları ile yoğunlaşmıştır. Özellikle
İngiltere, Fransa ve Almanya' da 1980'li yılların ikinci yarısından sonra
başlatılan özelleştirmeler, 1994 yılından itibaren, Maastricht anlaşması
doğrultusunda AB üyesi ülkelerde de yoğun olarak uygulamaktadır. Aynı uygulamalar
henüz AB üyesi olmayan Norveç gibi ülkelerde de uygulanmaktadır. AB' ye giriş için
bekleyen 12 ülkede bu alanların özelleştirilmesi, giriş için koşul olarak ileri
sürülmüş olup, büyük ölçüde en ileri düzeyde gerçekleştirilmiştir. Hizmet
alanlarının merkez-çevre ayrımı gözetilmeksizin liberalizasyonu sürecinin, en somut
sonuçları, işsizliğin ve mutlak yoksulluğun artması, sosyal standartların
gerilemesi olmuştur. Bu durum, küreselleşmenin; coğrafyalardan bağımsız olarak
kapitalist üretim, paylaşım ve mülkiyet ilişkilerinden kaynaklanan sınıflar arası
bir çatışmadan başka bir şey olmadığını apaçık bir şekilde ortaya
koymaktadır. *En temel
insan hakları olan, sağlık hizmeti alma, sağlıklı beslenme, eğitim hakkı,
sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı,
özgün kültürlerin yaşanması hakkı gibi haklar, metalaştırılmakta ve alınıp;
satılır hale getirilmektedir. *
Tarımın ulusötesi semayenin tekeline bırakılması, bio ve gen teknolojilerinin
tarımsal ürünler üretiminde yoğun olarak kullanılması, kolektif, ekolojik tarımı
ortadan kaldıracaktır. Topraklarından kopartılan büyük oranda köylü
nüfus göçmen haline gelecektir. Bu gelişme toplumsal yaşamın dokusunu bozacak,
asgari yaşam standarlarından yoksun kitlelerin kent varoşlarında büyük bir sorunlar
yumağı olarak yaşamalarına neden olacaktır. Bu yığınlar, uluslararası göçmen
ticaretinin ve suç organizasyonlarının sermayeleri haline gelecektir. Büyük marketler
zincirleri ile, denetlenmesi mümkün olmayan, sağlıksız ürünlerin tüketimi topluma
dayatılacak(deli dana, şap hastalığı, hormonlu et üretimi, hormonlu ve genetik
yapısı bozulmuş sebze-meyve vb), yaratılan beslenme kültürü ile gelecek
kuşakların sağlıklı gelişimi engellenecek ve yerel, bölgesel, ulusal kültürlerin
yok oluşu hızlanacaktır. *Emperyalist
güçler arası ilişkiler ve güç dengeleri arasındaki gelişmeler doğrultusunda, Yeni
Dünya Düzeni veya Küreselleşme adı ile anılan yeni sömürgecilik ilişkilerini
dünya çapında inşa etmede GATS önemli işlevler görecektir. Hizmet alanlarının ve
ona bağlı tüm üretim sektörlerinin ulusötesi sermayenin egemenliğinde işleyecek
anlaşmalarla liberalizasyonu ile, tüm dünyanın sınırsız ve vahşi sömürüsünün
ekonomik ilişkileri yaratılacaktır. Değişen bu ekonomik ilişkilere uygun olarak,
ulus devletler de yeniden yapılandırılmak istenmektedir. Özellikle mevcut ulus devlet
yapısının üzerinde yükseldiği "sosyal devlet" olgusu bu yeni ekonomi
politikalarla ortadan kaldırılmakta ve salt “güvenlik” aygıtı haline
getirilmektedir. Devlet Mekanizmalarının, Ulusötesi sermayenin, yerel, bölgesel ve
küresel güvenliğini sağlama işlevinde, seçilmişlerin tasfiye edildiği, direkt
emperyalist örgütler tarafından atanmışların denetiminde işleyen aygıtlar haline
getirilmesinin amaçlandığı açıktır. (Türkiye’de Kemal Derviş (Dünya
Bankası Başkan Yardımcılığından), İngiltere’de Sir Leon Brittan (AB eski
Ticaret Komisyonerliğinden), İtalya’da Renato Roggerio (Dünya Ticaret
Örgütü eski Başkanlığından) Ekonomi ile ilgili Bakanlıklarına
atanmışlardır.) *Bu yeni
dalga liberalizasyonla yoğunlaşacak mülksüzleşme (tarım, hizmetler ve küçük
işletmecilik vb) işçi sınıfını nicelik olarak genişletmekte ve işsizliği
korkunç boyutlara ulaştırmaktadır. Yine bu liberalizasyon dalgası ile derinleşen,
çevre sorunları, kadın ve çocuk emeği üzerindeki yoğun sömürü,
etnik farklılıkların istismarı ile yaşanan sorunlar, cinsel kimlikler ve tüm
insan haklarının ihlali ile yaşanan vahşet vb. sorunlar, kapitalizme karşı
mücadelede nesnel dinamikleri güçlendiren gelişmeler olarak ortaya çıkmaktadır. *GATS
Anlaşmasına karşı mücadele küreselleşmeye karşı mücadeleden bağımsız
düşünülmemeli; küreselleşmenin de kapitalizmin vahşi sömürüsünün ulaştığı
daha yoğun bir aşaması olduğu gözardı edilmeden yürütülmelidir. İnsanlığın ve
dünyanın geleceği için, yeni sürecin açığa çıkarmakta olduğu kapitalizm
karşıtı nesnel dinamikleri, ulusal, bölgesel ve enternasyonal zeminlerde
kapsayacak, mücadele birliğini sağlayacak, anti-kapitalist bir mücadeleyi yaratmak
gerekmektedir. Bu mücadele kuşkusuz öncelikle ulus ölçeğinde örülmeli ve mevcut
enternasyonal muhalefetle ortaklaştırılarak bir arada sürdürülmelidir. *Başta Hizmet
Sektöründe Örgütlü tüm İşçi ve Kamu Çalışanları Sendikaları, Meslek Odaları
ve Demokratik Kitle Örgütleri olmak üzere tüm örgütlü yapıların Hizmet Ticareti
Genel Anlaşması üzerine Çalışma Grupları oluşturmaları ve oluşturuluş
Çalışma Gruplarının üretken hale getirilmesi yönünde gerekli duyarlılığı
göstermeleri, GATS Anlaşmasının Genişletilmesi Müzakerelerini çok yakından
izlemeleri ve ortaklaşa olarak sürece müdahale etmelerininin beklendiği yönündeki
görüşlerde ortaklaşılmıştır. Türkiye MAI ve
Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu
e-mail: antimai@antimai.org web....: www.antimai.org |