yaziust2.gif (2594 bytes)
BÜLTEN 9
30/10/1999

13 Ekim 1999 ve 28 Ekim 1999 tarihlerinde yapılan, 36 ve 37. toplantılarında
tartışılan konular ve küreselleşmedeki son gelişmelere ait toplantı notları

  1. Grubumuzun 29 Eylül 1999 tarihli toplantısında alınan karar gereğince TÜRK-İŞ, DİSK, HAKİŞ, KESK, TMMOB, TTB, KİGEM, ÇYDD, ADD, GENEL-İŞ, Enerji Yapı Yol Sendikası Genel Merkezleri Grup üyesi arkadaşların oluşturduğu heyetlerce ziyaret edilmiş ve bu kuruluşların Genel Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerine MİLLENİUM ROUND Gündem maddeleri ve Küreselleşmedeki son gelişmeler anlatılmıştır. Ziyaret gerçekleştirilen kuruluşlar genel olarak bu konu üzerindeki çalışmalara daha yoğun destek olacaklarını, konuyu Emek Platformunun gündemine ve diğer platformlara getireceklerini, Millenium Round toplantısından önce hazırlanacak çalışmalara katılım ve destek sağlayacaklarını, Grubun çalışmalarını kendi üyelerine ulaştıracaklarını ifade etmişlerdir.
  2. Çalışma Grubumuz Millenium Round Gündemini içeren bir broşürün 8 Kasım tarihine kadar hazırlanması, basımı ve dağıtımının gerçekleştirilmesini kararlaştırmıştır.
  3. Çalışma Grubumuzun Birleşik Metal-İş temsilcisi GAYE YILMAZ tarafından hazırlanan “KURALSIZ BİR DÜNYAYA DOĞRU: KÜRESELLEŞME VE YENİ DÜNYA DÜZENİ” isimli kitap Genel-İş Sendikası tarafından 15 Kasıma kadar yayınlanacaktır.
  4. 30 Kasım – 3 Aralık 1999 tarihlerinde ABD’nin SEATTLE Kentinde yapılacak olan WTO 3. Bakanlar Konferansı (MİLLENİUM ROUND) öncesinde ve süresince Seattle’da olacak olan Uluslar arası MAİ ve Küreselleşme Karşıtlarının (yaklaşık 80 ülkeden) toplantılarına katılmak üzere Grubumuzu 4 -5 kişilik bir heyetin temsil etmesi kararlaştırılmıştır.
  5. Küreselleşmedeki son Gelişmeler:
  • WTO Paneli 17 Eylül 1999 tarihinde, Amerikan ihracatının yaklaşık 250 milyar dolarlık bölümüne tekabül eden ihracat destekleme ödemelerinin, WTO kurallarına aykırı olduğuna ilişkin kararı onaylandı .Uzun yıllardır Amerikan şirketleri Virjinya adalarında ve Barbados gibi vergi cennetlerinde oluşturdukları paravan şirketler üzerinden avantaj sağlamışlardır. Alınan desteklerin tutarı yılda 2.5 milyar doları buluyor. Şimdi Amerikan malları ihrac eden Amerikan şirketleri, vergi borçlarını başlı başına azaltarak haksız rekabet oluşturduğu için illegal bulunan ve uzun zamandır uygulanan gelir vergisi iadesinden vazgeçmek zorunda kalacaklar. Avrupa Birliği Komisyonunun yeni başkanı Pascal Lamy ‘WTO uluslar arası tahkim panelini memnuniyetle karşılıyoruz’ dedi. Bu Amerikan ihracat desteği 3. Dünya piyasalarındaki Amerikan ürünlerine haksız bir avantaj sağlayarak uluslar arası ticarette önemli bir çarpıklık yaratıyordu ve son on yılda computer software ve tarım ürünlerini de içine alarak bir çok sektöre yayıldı. Tahkim Kurulu Amerika’ya bu sistemi en geç 1 Ekime kadar kaldırması için çağrıda bulundu. (Avrupa Komisyonun Ticaret DG isimli departmanınca hazırlanan bir rapor)
  • Dünya Bankası kısa dönem sermaye kontrolü konusundaki muhalefetinden geri adım atarak, Malezya’nın yürürlükteki sermaye kontrolüne dayalı sisteminde başarı sağladığını kabul etti. Dünya Bankasının akıl süzgecinden geçirip vardığı sonuca göre, bundan böyle finans kurumları ne sermaye kontrolüne ne de Malezya başkanının tutumuna bir tabu olarak bakmayacaktır. Bu değişikliğin kısa dönemde en önemli sonuçları ,sermaye kontrolleri fikrini oyuncak haline getirmiş olan Japonya üzerinde görülecektir. Fakat daha da önemlisi Mahatir’in hayalci düşüncelerinden arınması durumunda diğer fikirlerinin oyuna dahil edilmesini kolaylaştıracaktır. Mahatir’in Amerika’yı dışlayan bölgesel Asya bloğu düşüncesinin en önemli boyutu, Japon yenine dayalı olması ve sermaye piyasaları kontrolünün bu bölgesel yönetim araçlarıyla uygulamasıydı. (STRATFOR.COM. Global Intelligence Update, weekly analysis 20 September)
  • Değişebilirim, değişebilirim !... imza : WTO, IMF “İnsanlar benim şeytan olduğumu söylüyor. Bu doğru olabilir, fakat denemeyeceğim anlamına gelmez. Sadece cesaretimi toplayıp, “yapabilirim” demem yeterli” South Park filminde Saddam’ı oynayan aktör işte böyle diyordu. Şimdilerde ise, bu kez bizler görkemli ve şatafatlı bir konuşmanın satır aralarında – dünyada her gün binlerce masum çocuğun ölümüne neden olan – IMF, Uluslar arası Para Fonunun Yoksulluk Karşıtı bir Örgüte dönüştüğünü duyuyoruz. IMF’nin genişletilmiş Yapısal Ayarlama Programlarının yoksul ülkelere mantıksız, vahşi ve acımasız politikalarını uygulama rezilliğinin adı “ Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Programları” şeklinde değiştirildi (Poverty Reduction and Growth Facility) . Bu açıklama geçen hafta IMF Başkan Yardımcısı Stanley Fisher tarafından yapıldı. Kuşkusuz “Reform” kelime olarak kolay reddedilemeyen bir söz ve bizler kendi kendini reform edebilecek yeteneğe sahip olup, sistemindeki adaletsizlikleri giderme kararlılığında olan kuruluşları canı gönülden destekleriz (eğer böylesini bulabilirsek) . Fakat, eski şarabı yeni şişelere koyarak farklı bir şey gibi bize satmaya çalışanlara karşı uyanık olmak zorundayız. Bunlar, dedelerinden kalma , o bildiğimiz politikalarını güzel konuşma sanatıyla tekrar önümüze koymaya kalkıyorlar. Oysa, Reform kelimesinin içi tamamen boşaltıldı. Dünya Bankası ve IMF’nin bir ülkeyi maaş kesintilerine (Bütçe ve memur zam oranları), işçilerini işten çıkarmaya (özelleştirme), kamu mülklerini –üstelik değerlerinin çok altında- eşe dosta satmaya zorlamasına demek ki artık REFORM deniyor. Öte yandan ABC haber bültenlerinde tekstil sektöründe çalışan hamile kadınların işlerine devam edebilmeleri için düşük yapmaya zorlandıklarını duyuyoruz. Tekstil imalatçılarına ,yine köle işçiler tarafından üretilen tekstil ürünleri üzerine “Made in USA” etiketi yapıştırma izni tanındığını öğreniyoruz ardından. Böylece sizler bir giysi satın alıp ta üzerinde “Made in USA” etiketini gördüğünüzde, belki de o ürünü üreten işçinin en kötü ihtimalle Amerikan Federal yasaları uyarınca asgari ücretini almak suretiyle hak gaspına uğramadığını düşünüp, gönlünüzü ferah tutacaksınız. İşte o zaman çok yanılmış olacaksınız. Amerikan bayrağının altında yaşayan işçileri korumak için bu güçlü ülkenin yasaları, kurallarına uymayan Federal Yetkililer, deniz aşırı ülkelerde çalışıp, üretenlerin haklarını – üstelik WTO’yu bile kontrol altında tutan Şirketler üzerinden- korumak için neden uğraşsın ? Bir dahaki sefere küreselleşmenin, reform edileceğini, IMF’in Yoksulluk karşıtı, WTO’nun da çevreci bir Örgüte dönüştürmek için reform edileceklerini duyacak olursanız, cüzdanlarınıza sıkı sarılın, ne olur ne olmaz. ( Sunday Journal October 3, 1999)
  • Batı Dünyasının ticaret temsilcileri 1- 4 Kasım 99 tarihlerinde Kanada’nın Toronto kentinde bir araya geliyor. Hedefleri ise Amerika kıtalarındaki tüm sosyal ve çevresel engelleri (!!!) ortadan kaldırmak. Ulus ötesi Şirketlere, bu iki kıtadaki bütün ulusal ekonomileri yerle bir etme, yoksulluğu daha da derinleştirme ve doğal kaynakları sonuna kadar sömürebilmeleri için taahhütlerde bulunulacak bu tarihlerde, yeni anlaşmanın adı FTAA-Free Trade Area of the Americas- Amerikalar Serbest Ticaret Bölgesi. FTAA, 1994 yılında ABD, Kanada ve Meksika arasında imzalanan NAFTA’nın genişletilmesi anlamına geliyor. FTAA, bu iki kıtadaki tolam 34 ülkenin sermaye, mal ve hizmet hareketlerine uygulamakta olduğu bütün kısıtlamaların kaldırılmasını emrediyor. Tıpkı MAI gibi FTAA da NAFTA’nın çok daha genişletilmiş bir versiyonunu oluşturuyor, ya da kısaca belirtmek gerekirse çevresel, sosyal ve emekten yana bütün kurallar kaldırılmak isteniyor. FTAA müzakerelerine katılacak ticaret bakanlarının en büyük korkusu, müzakerelerin her hangi bir nedenle kesintiye uğramasının tüm süreci tehlikeye sokacak olması. Başınıza gelecekleri düşünün ve sesimize kulak verin : 1-Toronto’da düzenlenecek kitlesel yürüyüşe mutlaka katılın 2- Ülkenizin müzakerelere katılan temsilcisine bir mektup göndererek Örgütünüz adına FTAA’yı tanımadığınızı bildirin. Bunu yaparken Clinton Yönetiminin bu müzakerelere katılım konusunda Kongre’den izin almadığını da unutmayın.

 

(ACERCA-Action for Community & Ecology in the Rainforests of Central America)

  • 21 Eylül 1999 tarihinde ABD Hükümeti ile ABD’li Çevre Örgütleri arasında yapılan Yatırımlara ilişkin toplantıda Amerika’nın gerçekten yatırım konusunun müzakerelere dahil edilmesini istemediği, ancak diğer hemen hemen bütün ülkelerin bu konuda kararlı oldukları bildirildi. Fakat Amerikan Hükümet yetkilileri bu konunun gündeme alınması halinde müzakereleri durduracakları ya da kilitleyecekleri yönünde bir sinyal de vermediler. Şu ana kadar 9 ülkeden çeşitli önerilerin WTO’ya iletildiği , bu ülkelerin ise Japonya, A.B., Kore, Hong Kong, İsviçre, Polonya, Macaristan, Kosta Rika ve Kenya oldukları bildirildi. Bütün önerilerin birbirine son derece benzer olduğu ve daha önceki MAI’ye oranla daha sınırlı bir yatırım anlaşmasını yansıttığı belirtilmesine rağmen, en azından bilinen örnek olarak İsviçre ele alındığında ne bu genellemenin ne de yeni Yatırım Anlaşmasının MAI’den daha zararsız olduğuna ilişkin saptamaların doğru olmadığı anlaşılıyor. 9 Ülkenin üzerinde mutabık olduğu söylenen ortak özellikler şöyle : müzakereler aşağıdan yukarıya, yani tek tek sektörler üzerinden yapılacak, şeffaflık konusu ele alınacak, yatırımların tanımlanması konusunda portföy yatırımlarının dahil edilip, edilmeyeceğine ilişkin bir netlik henüz yok, ulusal muamele ilkesinin yabancı yatırımcılara uygulanması konusunda tam bir mutabakat var, yabancı yatırımcılardan performans gereklerinin istenmemesine yönelik maddede önemli ölçüde muhalefet var, Ulus Devletlere kendi düzenlemelerini yapma yetkisinin tanınması konusuna pek çok öneride yer veriliyor, kalkınma ve sürdürülebilir kalkınma konularında belli ölçüde hassasiyet gözleniyor. Bunlara karşın, ABD’nin yaklaşımı ise sonuca ulaştırılması mümkün bir toplantılar turu yapılması, uluslar arası ekonomi ile bağlantılı olarak ABD’nin ulusal çıkarlarını korumak için anlaşma kapsamının ihtiyacın ötesinde geniş tutulmaması (Özellikle tarafların birbirini sömürmesine dayanan ve toplamı sıfır olan yani bir taraf kazanıyorsa, diğer tarafın mutlak kaybetmek zorunda olacağı kapitalist sistemin doğal işleyişi düşünüldüğünde ABD’nin ulusal çıkarları karşısında diğer ülkelerin ulusal çıkarlarına ne olacak acaba ? ) ve yatırımlar konusunun çok ta kritik bir konu olmadığı ve eğer gündemde yer almayacak olursa Amerikan Hükümetinin bundan memnuniyet duyacağı , ABD'ni’ yatırımlar konusunda özellikle AB ve Japonya'da’ kaynaklanan ciddi bir baskı altında olduğu, Kanada'nı’ da ABD'nin’kine benzer bir tutum içersinde bulunduğu , Malezya, Hindistan, Pakistan ve Mısır’ın karşıtlıklarını halen sürdüğü ve ABD iş dünyasının WTO’daki konuların sektörler halinde ele alınmasından pek hoşlanmadıkları fakat mevcut pozisyonlarının ise henüz net olmadığı şeklinde özetlenebilir. ( Joseph Papovich from USTR, Assistant trade rep. For Services, investment and intellectual property)
  • ABD’li Şirketler : Ucuz digital radyo, yoksul güneye yatırım yapmanın tek yolu

Toplam 50 kadar ülkede yaklaşık 800 milyon insanın yaşadığı Afrika kıtasında birinden diğerine farklılık gösteren yüzlerce lehçe ile konuşulduğu ve yoksulluk oranının çok yüksek olduğu ve okur yazar sayısının son derece az olduğunu belirten Washington menşeyli Worldspace Corporation şirketinin yönetim Kurulu Başkanı Noah Samara, bu kıtada risk almaya hazır olduklarını belirtiyor. Matsushita, Panasonic, Hitachi ve Sanyo tarafından üretilen alıcıların maliyetinin yaklaşık 250$ olduğunu belirten Samara “ İlk bakışta bu miktar fazla gibi görünebilir , fakat yoksul ülkelerde bir ürünü bir kez piyasaya sürdünüzmü, insanlar bu yeniliği satın alabilmek için her tür fedakarlığı yapar, gerekirse daha fazla çalışır veya diğer temel ihtiyaçlarından fedakarlık yapar ve o ürünü satın alırlar.” Neden Internet değil de digital radyo ? sorusu yöneltildiğinde ise Samara, bunun geniş toplum kesitlerine ulaşmanın en ucuz yolu olduğunu ve digital radyolar ile statik web sayfalarının ve çeşitle dokümanter bilgilerin de yayınlanabileceğini belirtiyor. (International Herald Tribune 14.10.1999)

  • WTO 3. Bakanlar Konferansı öncesinde 23 ülkeli kamp düzenlendi.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) bakanlarının 30 Kasım-3 Aralık tarihlerinde ABD’nin Seattle kentinde yapacakları toplantı öncesinde, görüş ayrılıklarını azaltmak ve toplantı gündemini belirlemek için, Avrupa Birliği ile 22 ülkenin bakan ve temsilcileri İsviçre’de bir araya geldi. Lozan kentinde iki gün sürecek toplantıda, başta tarım ürünlerinin uluslar arası ticareti olmak üzere, çeşitli alanlarda Avrupa Birliği, ABD ve ekonomileri tarıma dayanan gelişmekte olan ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları uzlaştırılmaya çalışılacak. Lozan toplantısına Avrupa Konseyi’nin ticaretten sorumlu üyesi Pascal Lamy ile ABD Ticaret Temsilcisi Charlene Barshefsky’nin yanı sıra Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Şili, Kosta Rika, Çek Cumhuriyeti, Mısır, Hong Kong, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Macaristan, Meksika, Fas, Yeni Zellanda, Norveç, Singapur, Güney Afrika, Tayland ve Uruguay’dan bakanlar katılıyor. (Anadolu Ajansı 25.10.1999)

  • Gümrük Yasa Tasarısı TBMM’den Geçti.

Temmuz ayında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen ve Gümrük Mevzuatında çok köklü değişiklikler öngören 247 maddelik yasa tasarısı, TBMM özel görüşme ve oylama usulü ile kabul edildi. Bu yasanın kabulü ile daha önce Anayasal hüküm haline getirilen Tahkim ve Özelleştirme ile birlikte 57. Hükümet Millennium Round gündemi hukuki alt yapısının son hazırlıklarını tamamlama telaşı içersinde görünüyor. Gidişata bakılacak olursa, daha önce Hükümet tarafından çeşitli vesilelerle deklare edilmiş olan Tarım Reformu ile Ormanlarla ilgili yasa tasarısı da 30 Kasım tarihine kadar yetiştirilmeye çalışılacak.

  • Türkiye Cumhuriyeti Hizmet Sektöründeki Taahhütlerini Dünya Ticaret Örgütü Sekreteryasına ileterek ve 10 yıl içerisinde aşağıdaki sektörlerde yer alan bir dizi kısıtlamayı kaldırma sözünü vermiştir.

1 – Mesleki Hizmetler

a. Uzmanlık gerektiren hizmetler
b. Bilgisayar ve ilgili hizmetler
c. Diğer mesleki hizmetler

2 – Haberleşme hizmetleri

  1. Posta hizmetleri
  2. Kurye hizmetler,
  3. Telekomünikasyon hizmetleri

3 – Müteahhitlik ve ilgili mühendislik-mimarlık hizmetleri

4 – Eğitim hizmetleri

  1. İlk, orta ve diğer öğrenim hizmetleri
  2. Yüksek öğretim hizmetleri

5 – Çevre hizmetleri

  1. Kanalizasyon hizmetleri
  2. Çöplerin kaldırma hizmetleri
  3. Sağlık-çevre ve benzeri hizmetler

6 – Mali hizmetler

  1. Sigortacılık ve sigortacılık ilgili hizmetler
  2. Bankacılık ve diğer mali hizmetler

7 – Sağlık ile ilgili ve sosyal hizmetler

  1. Hastane hizmetleri

8 – Turizm ve seyahat ile ilgili hizmetler

  1. Oteller ve lokantalar
  2. Seyahat acentaları ve tur operatörü hizmetleri

9 – Ulaştırma hizmetleri

  1. Deniz taşımacılığı hizmetleri
  2. Hava taşımacılığı hizmetleri
  3. Demiryolu taşımacılığı hizmetleri
  4. Kara taşımacılığı hizmetleri

Ülkemiz yöneticileri, GATS’ın sektörel sınıflandırma listesinde yer alan 155 hizmet faaliyetinden  72’sini taahhüt altına alan ve bu listelere uyum konusundaki %18’lik ortalamanın çok üzerinde bir taahhütte bulunmuştur.(TÜRSAB-Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Dergisi Sayı:188 Eylül-99)

NOT: Çalışma Grubunun 38.toplantısı 10 Kasım 1999 tarihinde ve Enerji Yapı Yol Sen. İstanbul Şubesinde saat 19.00’da yapılacaktır.


Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

 
sayfanın başına dön