mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN - 25

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

28 Şubat 2001

Çalışma Grubumuzun 67'inci olağan toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 

·         GATS Müzakereleri Taslak Metnin bir bölümü ele geçirildi. GATS Müzakereleri taslak metninin kamuoyuna sızan bölümü, Fransız Küreselleşme Karşıtlarının önde gelen teorisyenlerinden Susan GEORGE tarafından yorumlandı.

1.       Müzakereler, GATS’ın XIX. Maddesi uyarınca en ileri serbestleştirme temelinde yürütülecek. Müzakereler mevcut GATS mimarisi içinde yer alacak ve bu durum, hem özel taahhütlerin takvimlerinin belirlenmesi konusundaki yaklaşımlarda ve hem de 4 yeni talep modeli için yeterli olacak. Bu arada, Model 3- “Ticari Varlık” başlıklı hüküm olduğunu ve açık deyişle MAI’nin pek çok maddesini içermekte olduğunu, Model 4-Gerçek Kişilerin dolaşımı ile ilgilidir ve amaç, güneydeki yetişmiş insan gücünü kuzeye toplayarak, bir taşla birkaç kuş vurmak; yani kuzeydeki ücret ve standartları geriletmektir. Hedeflenen ise güneyden göçmen statüsünde kuzey ülkelerine gidecek yetişmiş elemanların oturma ve çalışma izni için belirlenen süreleri olabildiğince geniş tutarak, bu insanları sendikasız, pazarlık gücünden mahrum yedek işgücü ordusu haline getirmektir.

2.       Madde -14 Müzakereler şeffaf olacak, bütün üyelere, aday ülkelere ve WTO-Genel Konsey tarafından alınan kararlara uygun olarak ayrı gümrük ülkelerine karşı açık olunacaktır. WTO bu madde ile; üyelerin diğer üyelerden ne gibi kısıtlamalar istediklerini söylemek zorunda olduğunu belirtiyor. GATS görüşmeleri özelinde bu cümleden asla “topluma karşı açık olunacak” sonucu çıkmamaktadır.

3.       Madde –15 ve 16 ise tam anlamıyla TUZAK’tır. Başlangıçta ABD, yatay (horizontal) yaklaşımla başlamak istemişti. Bu, daha muhafazakar olan gruplar açısından bir çeşit “koruma” anlamına gelmektedir. Fakat daha sonra, hem yatay hem de sektörel anlayışların bir arada benimseneceği anlaşıldı. Bu da, yabancı şirketlerin gittikleri ülkelerdeki şirketlerin hisselerinin tamamına ya da çoğunluğuna sahip olmalarına izin verilmesi anlamına geliyor. Örneğin; Muhasebe ve Denetim Şirketleri, aynı zamanda Hastane ve Sağlık, Kültürel Hizmetler, Sinema Zincirleri, Lojistik hizmet gruplarına da ilgi duyabilir, hatta bu işleri de yapabilir olacaklardır.

4.       Klasifikasyon-Sınıflandırma ve ihtisaslaşmaya ilişkin çalışmaların tamamlanmak üzere olduğu belirtilen 17.madde ise başka bir TUZAK. Örneğin Hastane Yönetimlerinin sağlık ile hiçbir ilgisi olması gerekmeyecek. Hastanelerin Yönetim bölümleri, hotel-restaurant, muhasebe hizmeti veren bölümler haline getirilecek ve böylece hassas sektörler birer ticarethaneye döndürülecek.

5.       18. Maddede Devlet Destekleri ele alınıyor. Kısaca devlet desteklerine ve hatta kamu hizmetlerine izin verilmeyeceği belirtiliyor. Bu, son maddeyle ilegili olarak Susan George “Bana paranoyak diyebilirsiniz, fakat mevcut cümlelerden ben kamu eğitim ve sağlık hizmetlerinin tamamen bitirileceğini anlıyorum. Ne yazık ki detaylı metin elimde olmadığı için bunlar “yorum”dan öteye gidemiyor” diyor.

 

  • GATT ve WTO’da Genel Başkanlık yapanların ortak Özellikleri: GATT ve WTO’da son 1980 ile 1999 yılları arasında genel başkanlık yapan üst-düzey bürokratların ortak özelliği: Parlak bir özel sektör kariyeri.

-                Arthur DİNKEL: 1980-1993 GATT Genel Başkanı, NESTLE ve CREDIT SUISSE Gruplarında Yönetim Kurulu Üyesi, ICC(Uluslararası Ticaret Odası) “Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları” Komisyonu Başkanı, WTO-Tahkim Panelisti.

-                Peter SUTHERLAND: 1993-1995 GATT Genel Başkanı, Int.Goldman Sachs’ın Başkanı, Ericson’da Murahhas Aza, AB ve ABB Şirketlerinin yatırımcısı, ERT(Avrupa Sanayicileri Yuvarlak Masasının ve ERT’nin Dış Ekonomik İlişkiler Grubunun Üyesi.

-                Renato RUGGERİO: 1995-1999 WTO Genel Başkanı, ENI(İtalyan Petrol Şirketi)’nin Yönetim Kurulu Başkanı, FIAT Yönetim Kurulu Üyesi, GENERALİ Şirketinin Yönetim Kurulu Üyesi.

 

·         WTO’nun Şeffaflık Anlayışı: Uluslararası Küreselleşme Karşıtları Koalisyonunun Avrupa’daki en aktif üyelerinden COE-Erik Wesselius isimli arkadaşımız, geçen hafta WTO’nun web sitesi üzerinden 26 Mayıs 2000 tarihli WTO-GATS konsey toplantısının tutanaklarına ulaşmak istemiş ve hayretle bu basit bilgiye bile ulaşılamadığını görmüş. WTO’ya gönderdiği bir e-mail ile sorunun nerede olduğunu sorduğunda aldığı cevap ise WTO’yu ne kadar iyi tanıdığımızı bir kez daha kanıtlıyor. WTO’nun cevabı: “İyi günler, Sorduğunuz dökümanlar sınırlı statüde olup; henüz kamuoyuna inter-net üzerinden açık hale getirilmemiştir” Toplantının üzerinden 8-9 ay geçmiş olduğu dikkate alınırsa –bir kaç dakikalık bir işlemle web’e aktarılabilecek olan- bu bilgiler üzerinde ne tür değişiklikler yapılmak istendiği gibi bir soru geliyor akıllara. Kapitalizmin kurumlarının açıklık, demokrasi, şeffaflık dedikleri de bunlar olsa gerek.

 

·         WTO’nun 4. Bakanlar konferansının tarihi ve yeri kesinleşti. Katar-DOHA’da yapılacak WTO 4.Bakanlar Konferansının tarihi 9-13 Kasım 2001 olarak kesinleşti. Kasım ayının bir Cuma günü başlayacak olan toplantının Salı günü bitirilmesi planlansa da, -Çeşitli nedenlerden ötürü(???)- bir kaç gün uzayabileceği söyleniyor. WTO-Genel Konseyinin yeni dönem başkanı Hong-Kong. WTO’nun Bakanlar Konferansından sonra gelen en üst karar mekanizması WTO-Genel Konseyinin yeni dönem başkanlığını Hong-Kong’un yapmasına karar verilmiş. Diplomatların yaptığı açıklamalara göre, Çin’in WTO’ya tam üyeliğinin kolaylaştırılması girişimlerinin bu öneriyle hiçbir ilgisi yokmuş, Hong-Kong, Konsey başkanlığını yapacağı halde bu konudaki objektivitesini de korumaya devam edecekmiş. Halihazırda Norveç’in büyükelçisi Kare BYRN tarafından yürütülen Konsey Başkanlığı pozisyonu için tüzükte belirlenen görev süresi 1 yıl. Norveç’in görev süresi Mart ayının başında son buluyor. Konseyin toplanma periyodu ise en az 2 yılda 1 kez. Konsey toplantılarında büyükelçi ya da delegasyon başkanları tarafından temsil edilen ülkeler, Hong-Kong’un yeni başkan adayı olması konusunda konsensusa varmışlar. Hong-Kong adına başkanlığı üstlenecek kişi Bay Harbinson, daha önce WTO-Uyuşmazlık Çözüm Mekanızmasına (TAHKİM) da başkanlık etmiş. Bu arada, Çin ve Tayvan’ın WTO’ya tam üyelik prosedürlerini tamamlamak üzere oldukları ve eğer Genel Konsey’de hiçbir itiraz gelmezse, bu iki ülkenin bu yıl (2001’de) tam üye sıfatıyla kabul edileceği bildiriliyor. Tüzüğe göre G.Konsey kararları “konsensus” yöntemiyle alınıyor. Herhangi bir itiraz söz konusu olduğunda ise 2/3 oy çokluğu gerektiren bir oylama yapılıyor.

 

·         Avrupa Birliği, WTO 4. Bakanlar Konferansının lobi faaliyetlerine başladı. A.B. temsilcileri ile WTO üyesi Afrika ülkelerinin temsilcileri Şubat ayı başında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cape-Town şehrinde bir araya gelerek, başlatılmak istenen yeni ticaret roundunun detaylarını görüştüler. Üç gün süren toplantıda öne çıkan ve üzerinde mutabakat sağlanan konu başlıkları arasında, - Ticaret önündeki engellerin kaldırılması; - Yatırımların Serbestleştirilmesi;  Rekabet ve Çevre de yer aldı. Bu Toplantı, Avrupa Komisyonunun Şili’de tüm Latin Amerika ülkelerinin katılımı ile geçtiğimiz Kasım ayı sonunda yapılan toplantıdan sonraki ikinci benzer içerikli toplantı oluyor. Çeşitli diplomatik kaynaklara göre; Avrupa Komisyonu ikinci bir Seattle yaşanmaması için gerekli tüm önlemleri almak ve çeşitli yöntemler kullanarak gelişmekte olan ve az gelişmişleri   “ikna etmek” istiyor.

 

·         Avrupa Komisyonunun MAI (Çok Taraflı Yatırım Anlaşması) ısrarı. Avrupa Komisyonu Ticaret Genel Direktörü Peter CARL, 15 A.B. ülkesinin, 29 Ekim – 2 Kasım 2001 tarihleri arasında yapılacak olan yeni raund görüşmelerinde yoğunlaşılması gereken 2 konunun 1)Yatırımlar 2) Rekabet olduğunu söyledi. Peter CARL, daha önce bir grup delegeye bu iki konunun zengin-yoksul ayırt etmeksizin sınırları belli fakat “Çok Taraflı” bir arena da tartışılmasını önermişti. A.B. ülkeleri bir taraftan da anlamlı mesajlar iletmeyi ihmal etmiyorlar ve “Az gelişmiş ülkeler MAI’ye uzak durmaya devam ederlerse, yabancı yatırımcıyı çekemeyecekler” diye açıklamalar yapıyorlar.

 

·         AB-Komisyonu eski Komisyoneri Lobi Şirketine Başkan atandı. AB-Komisyonu eski Ticaret Komisyoneri Lord BRİTTAN, İngiltere’deki IFSL-Uluslararası Finans Hizmetlerinin lobi makinası LOTIS’e başkan olarak atandı. Brittan’ın yeni görevlerinin başında AB-Komisyonu ile lobi faaliyetlerinde bulunarak GATS içinde müzakere edilen finans hizmetlerinin serbest piyasaya açılmasına ilişkin kararların hızla alınmasını sağlamak geliyor. Brittan; UBS-Warburg Yatırım Bankasının Genel Müdür yardımcılığını, Uluslararası Hukuk Danışmanlığı Şirketi Hebert Smith’teki danışmanlık görevini ve Ünilever’deki danışmanlık görevini birarada yürütüyor. Bir diğer konu ise Lord Brittan’ın 1999 yılında AB Komisyonunda açığa çıkarılan yolsuzluk skandalının baş aktörlerinden biri olması. Avrupa Parlementosu o dönemde Brittan aleyhine büyük bir kampanya yürütmüştü, ancak görünüşe bakılacak olursa bu skandal unutulmuşa benziyor. “Şeffaflık, açıklık, yolsuzlukların bitirilmesi” gibi göstermelik sloganların anlamı da bu olsa gerek. -Yolsuzluk yapanı önce görevden al ardındanda bir süre sonra daha üst makamlara terfi ettir.-

 

·         Kanada Hükümeti, GATS Gürüşmeleri konusunda kamuoyuna bilgilendirdi. Kanada Ticaret Bakanı Petitgrew, GATS müzekerelerinde gelinen aşama ve geçen tartışmaların yer aldığı bir rapor hazırlayarak kamuoyuna bilgi verdiklerini açıkladı. Kanada yurttaşlarının ulusötesi anlaşmalarda söz sahibi olabilmesi için daha önce verilen sözü tuttuklarını bildiren Bakan, böylece ülkenin çıkarlarını en üst düzeyde korumalarınında mümkün olabileceğini söyledi. GATS konusunda yayınlanan bu -ilk- rapor  Haziran-Ekim 2000 ayları arasındaki GATS müzekerelerin pek çok detayını içeriyor. Yorum: Her ne kadar, nihai karar için -toplum tam olarak bilgilendirildikten sonra- bir referandum yapılacağından bahsedilmiyorsa da, yine de toplumun belli düzeyde de olsa bilgilendirilmesi açısından olumlu bir adım olarak görülebilir.

 

·         Davos toplantılarında Kapitalizm Karşıtı Hacker eylemi. Davos’taki WEF(Dünya Ekonomik Formu) toplantısında, WEF’in bilgisayar ağına giren kapitalizm karşıtı Hacker’lar, Forum katılımcılarının çoğunun elindeki bilgileri ele geçirdi. Hacker’lara ait 161MB’lık bir CD’nin WEF’in kendi web servırından kopya edildiği bildiriliyor. WEF’in webinden kopya edilen CD’de 27000 özel ismin yer aldığı bir liste, 1400 Kredi Kartı No’su ve isimleri, seyahat bilgileri, hangi hotellerde konakladıkları, hangi toplantılara katılacakları, 3200 tane web site passwordları gibi çok önemli bilgiler içeriyor.

 

·         Mozambik Halkı IMF’yi pes ettirdi. Mozambik’te yıllardır süren halk protestoları IMF’yi pes ettirdi ve ülkenin hindistan cevizi ve şeker ihracatını sürdürebilmesi amacıyla tarım sektörüne destek vermesi için IMF’den ön izin çıktı. 5 yıl önce IMF ve Dünya Bankasının, Mozambik’e tahsis edilen yapısal fonlar karşılığında bu iki temel ürünün ihracatını yasaklaması sonrasında, ülkedeki işçi sendikalarının da dahil olduğu kitlesel protestolar başlamıştı.

 

·         ECVATOR’DA Olağanüstü Hal Uygulaması. Ekvator halkı, 3 Şubat sabahı “Olağanüstü Hal” ilanıyla uyandı ve gün içindeki resmi açıklamalardan bunun ne anlama geldiğini anladı. –Örgütlenme hakkı yasaklandı, -İzinsiz Konutlara girme ve arama meşrulaştı, -Yurttaşların sorgusuz sualsiz gözaltına alınması için yeni bir hukuk sistemi getirildi. Bu olay, Latin Amerika’nın tarihinde, çeşitli Diktatörler tarafından yaşatılmış çeşitli trajik dönemleri hatırlatıyor. Ekvator Hükümetince atılan bu son adım, doğrudan ülkenin yoksul halkını sindirmeyi ve cezalandırmayı amaçlıyor. Çünkü bu halk da tıpkı diğer benzerleri gibi yıllardır şiddetin son bulması ve egemen azınlığın ekonomik çıkarlarını korumayı hedef alan politikalardan vaz geçilmesi için mücadele ediyordu. Halkın yoğun tepkisine yol açan ekonomi politikaları arasında; Madenlerin yabancı ve yerli şirketlere açılması, Suyun Özelleştirilmesi, Vergilerin yükseltilmesi, Kerosen’in tekrar evlerde yakıt olarak kullanılmaya başlanması ve halk otobüslerinin zamlanmasıda bulunuyordu. 10 binin üzerindeki sürekli protestocu gruptan 50 kadar sol görüşlü kişi açlık grevine gitmeye karar verdi. Yine alınan karar gereği her gün yeni bir 50 kişilik grup, açlık grevine katılacak. Bu arada IMF’de bu süreçte ekonomik politikalardan yaviz verilip, verilmediği kontrol etmek için periyodik ziyaretlerindenbirini yaptı. Hiç bir şey olmamış gibi.

 

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

e-mail adresimiz.........: antimai@antimai.org

web sitemizin adresi...: www.antimai.org