mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN - 27

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

15 Nisan 2001

Çalışma Grubumuzun 71’inci Olağan toplantısında tartıştığı konular ait notlar ile Küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler.

 

  • “Serbest Piyasanın Düşmanları” İngilterede yayınlanan Muhafazakarların (Sermayenin) gazetesi İnternational Herald Tribune, Kapitalist-Küreselleşme sürecine karşı mücadele edenleri “Serbest Piyasanın Düşmanları” olarak tanımlıyor. Yayınlanan yazıda Serbest Piyasa Düşmanlarının şimdi de, gerek zengin ülkelerin gerekse yoksul ülkelerin refahını ve bu arada bir parça da Çok Uluslu Şirketlerin karlarını arttırmayı hedefleyen GATS-2000 Müzakerelerini durdurmaya çalıştıkları bildiriliyor. Haber “MAI’nin GATS ile hortlatıldığını iddia eden düşmanlar hem gerçek dışı bilgileri yaymaya, hem de Eğitim-Sağlık-Su gibi temel kamu hizmetlerinin kuralsızlaştırılacağını ve yoksul ülkelerin özgürce karar alma hakkından tümüyle mahrum edileceklerini iddia ediyorlar. Fakat bu kez düşmanların işi daha zor. Çünkü GATS konusunda durum, MAI’dekinden çok farklı. MAI sadece 29 zengin (OECD’de ve Türkiye’de üye) ülke arasında kotarılmıştı. Ama GATS’a taraf olan 140 WTO üyesi ülke var. Bu ülkelerin %80’i küreselleşmeden daha fazla pay alabilmek için birbirleriyle yarış ediyor ve küreselleşme karşıtlarından hiç hoşlanmıyor. Üstelik bu kez WTO’da (Dünya Ticaret Örgütü) boş durmuyor.” şeklinde devam ediyor. Ne diyelim dünyadaki yaşamın sömürüsüz ve eşit sürdürülebilmesi, doğal ve kültürel varlıkların korunması için verilen mücadelede sermayenin  kurumları ile sözcüleri tarafından düşman olarak ilan edilmekte var.Ayrıca bu karşıtlık, sermayeyi eski kavramlara yeni adlar bulmaya da zorluyor. Kısa süre içinde Sosyal Piyasa Ekonomisi diye bir kavram duyarsak şaşmamalıyız. Böylece, toplumun kapitalizme daha sıcak bakması mümkün hale getirilecek. Öyle ya “toplumsal piyasa”, yani toplum için çalışacak bir piyasa.

 

  • Güney Afrika Cumhuriyet’inde SU Protestoları. G.Afrika Cumhuriyetinin Johannesbourg şehrindeki Küreselleşme Karşıtları, Belediyenin Su Hizmetleri Kuruluşunun Fransız Suez Lyonnaise des Eaux’a satışından vaz geçmesi için eylemler düzenliyor. GATS’a ön hazırlık yapan G.Afrika Hükümeti protestolara kulak vermeyecek olursa, milyonlarca insan kısa bir süre içinde evde kullandıkları suya akıldışı fiyatlar ödemek zorunda kalacak. G.Afrika Belediye İşçileri Sendikası SAMWU ise ülke çapında eylemler organize ederek Ulusötesi Fransız Şirketinin kötü sicilini topluma tanıtmaya çalışıyor.  Suez Lyonnaise des Eaux şirketi ise şimdiye kadar dünyada pek çok büyük kentin su hizmet birimlerini ele geçirmiş. Bu şehirler arasında Buenos-Aires(Arjantin), Casablanca(Fas), Jakarta(Endonezya), Manila (Filipinler) ve Santiago(Şili) bulunuyor. Fransız Şirket, Casablanca su sistemini ilk satın aldığı yıl, su fiyatları 3 katına çıkmış, Santiago’da ise %33’lük kar marjı topluma dayatılmış. Diğer yandan, özelleştirme öncesinde, su arzını arttırıcı yatırımlar yapmayı taahhüt eden şirket, yoksulların yaşadığı bölgelere su hizmeti götürülmesine dönük en ufak bir çalışma dahi yapmamış. 

 

  • İspanya’da Küreselleşme Karşıtı Eylem. Bu yılki Dünya Bankası Kalkınma Ekonomileri Konferansı 25-27 Haziran 2001 tarihlerinde İspanya’nın Barcelona kentinde yapılacak. Barcelona’nın bulunduğu Katalonya Bölgesi ve İspanya’daki sol-siyasi örgütler ve kitle örgütleri ise “Dayanışma ve Direnişimizi Küreselleştirelim” başlıklı bir kampanya başlatmış bulunuyorlar. 17 Nisan’dan itibaren ülke çapında çok çeşitli etkinliklerle başlatılacak kampanyanın temel hedefi;  Kapitalist Sistem açısından Dünya Bankası ve IMF’in önemlerinin neler olduğu konusunda İspanya halklarını bilgilendirip, bilinçlendirmek. Kampanya Çerçevesinde düzenlenecek eylemler ise şunlar:

-         22-23 Haziran 2001 tarihlerinde Barcelona’da düzenlenecek Karşıt Zirve ve 25 ayrı başlıkta Atölye Çalışması,

-         24 Haziran 2001 tarihinde Barcelona’da Miting ve Yürüyüş,

-         25-27 Haziran 2001 tarihinde Dünya Bankası Konferans Merkezi önünde Sivil İtaatsizlik Eylemleri, İnsan Zinciri ve Etten    Duvar örülmesi.

  • Guatemala halkının yas günü. 13 Mart günü, 21 yıldır Guatemala halkı tarafından genel yas ilan edilmiş acı dolu bir gün olarak anılıyor. Yaşam alanlarının bir atık havuzu ile çöle çevrilmesi ve yerlerinden yurtlarından sürülme girişimine isyan eden RİO NEGRO yerlilerine karşı 13 Mart 1982 tarihinde düzenlenen büyük katliamda 177 kadın ve çocuk hunharca katledilmişti. Bu katliamın gerçekleştirilmesi için Guatemala askerlerine ve polis kuvvetlerine “vur emri”’ni verip, fitili ilk ateşleyenler ise; Atık Havuzunun yapılması konusunda hiçbir taviz vermeyen Dünya Bankası ile IDB-Uluslararası Kalkınma Bankası’ydı. Yaşam haklarını savunurken öldürülen 177 insanın bu acı hikayesi aslında ilk kez 1975-1985 yılları arasında bu atık havuzunun inşa edilmesi karşılığında, Guatemala’daki Amerikan destekli Askeri Yönetimin devamı için Dünya Bankası ve Uluslararası Kalkınma Bankası tarafından verilen 350 milyon ABD $ ile başlamıştı. 1982 yılının Şubat ve Eylül ayları arasında geçen 9 aylık sürede mücadele eden Rio Negro yerlilerinin 440’ı katledilmişti. Katliamların ardından bölge boşaltılmış ve Dünya Bankası ile Uluslararası Kalkınma Bankasının talimatları doğrultusunda atık havuzunun inşaatına başlanmıştı. Bugün ise, yurtlarından sürülen binlerce Rio Negro yerlisi derin bir yoksulluk içinde ve başka bir bölgede yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Dünya Bankası ve Uluslararası Kalkınma Bankası, hiçbir zaman katliamdaki sorumluluklarını kabul etmediler ve ölümleri RİO-NEGRO’daki gerilla eylemlerinin bir sonucuymuş gibi göstermeye çalıştılar.

 

  • Arjantin’in GATS Delegasyonunun Araştırması. Mart ayı sonunda WTO-GATS Müzakerelerinde bir sunuş yapan Arjantin GATS Delegasyonu;  GATS Anlaşmasının imzalandığı 1994 yılından bu yana gelişmekte olan ülkelerin Dünya Hizmet Ticaretinden aldıkları payın daha da gerilediği, bu payın 1994 yılında %17,75 iken 1999’da %17,37’ye gerilediği belirtildi. Arjantin ayrıca, bu ülkelerin çoğunda hizmet ticaretinin ticaret açığı verme koşuluyla sürdürüldüğünü, önde gelen 16 gelişmekte olan ülkeden sadece Mısır, Hong-Kong, Singapur, Türkiye(ağırlıklı olarak müteahhitlik hizmetleri) ve Tayland’ın 1999 yılı hizmet ticaretini “fazla” ile kapadığını, diğer 11 ülkenin ise bu alanda ticaret açığı verdiğini belirterek; Kuzey Amerika son 15 yıllık hizmet ihracatında dünya ortalamasının üzerinde bir artış izlenirken Batı Avrupa, Asya ve Latin Amerika’nın hizmet ihracatı açığının azalarak da olsa devam ettiğinin altını çizdi. Gelişmekte olan ülkelerin hizmet ticaretinin daha çok seyahat ve ulaşım sektörlerinde yoğunlaştığı; bu sektörlerin ise küresel hizmet ticaretinin yarıdan fazlasına tekabül ettiği ve bu nedenle söz konusu alanların bilgi teknolojilerinin serbest dolaşımından ziyade mal ve bireylerin serbest dolaşımı ile bağlantılı olduğu, halbuki özellikle bireylerin serbest dolaşımının WTO’da en fazla karşıtlığın olduğu konulardan olduklarının altı çizildi.                                                                                                                                 Yorum: WTO-GATS müzakereleri, hükümetler düzeyinde tek tek maddeler ve sektörler özelinde yapılan pazarlıklar üzerinden yürütülmekte. G7’lere tepki duyan ülkelerin delegasyonları bile GATS’ı ve WTO’yu meşrulaştıran bir anlayışla , anlaşma maddeleri üzerinde pazarlık yaparak hala küreselleşmeden pay alacaklarına inanıyor ya da kendi halklarını böylesine bir mücadele verdiklerine inandırmaya çalışıyor.Dünyadaki GATS karşıtları arasında da olaya sadece kendi ülkesi özelinde bakan ya da sadece eğitim ya da sağlık alanlarını GATS saldırısından kurtarmaya çalışan tehlikeli eğilimler zaman zaman görülebiliyor. Tam da bu noktada asıl olarak gözden kaçırılmaması gereken boyut ise GATS, MAI, FTAA ya da WTO’nun kapitalizmin kurumları ve yasaları olduğu ve bu kurum ve yasalar üzerinde yapılacak her pazarlığın , kapitalist sistemi onaylamak anlamına geleceğidir. Bu perspektif, kuşkusuz bizleri sistemi teşhir etmekten vaz geçirmemelidir.Hatta bu bağlamda GATS’dan etkilenecek birey ve gruplar, sektörel örneklemeler yapılarak uyarılmalı ve Türkiye’de bu doğrultuda atılan adımlar yakından izlenerek gerekli bağlantılar kurulmalıdır. Örneğin halihazırda TBMM’ye tasarı olarak sunulmuş olan ve Avukatlık Belgesi için merkezi bir sınav sistemini öngören yasa taslağı GATS’a uyum amacıyla hazırlanmıştır. Meslekte kalitenin arttırılması söylemleriyle bezenen ve benzeri 17 Ağustos depremi bahane edilerek mühendislik alanında da “sertifikasyon uygulaması” şeklinde hazırlanmış olan mesleki ihtisaslaşmanın zorlaştırılmasına dönük girişimlerle, aynı yüksek eğitimi almış kişi ve gruplar arasında rekabet yaratmak ve tek bir meslek grubu içersinde farklı sömürü düzeyleri yaratarak kollektivizmi tüketmek ve bireyselleşmeyi kolaylaştırmak amaçlanmaktadır.     

 

  • Kanada’nın GATS Müzakerelerindeki Pozisyonu. Kanada Hükümeti kamu sağlık hizmetlerini GATS kapsamına almayı düşünmediği halde, Kanada’lı sağlık şirketlerinin diğer ülkelerde ticaret yapabilmelerini sağlamak amacıyla bu konuyu pazarlığa açık bırakmayı planlıyor. Ayrıca Kanada öncelikli konuları arasına özellikle Kanada’lı şirketlerin ve bireylerin uzmanlaştığı mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin geçici olarak tüm dünya ülkelerinde yapılmasını kolaylaştırıcı hükümleri de dahil etmiş. Stratejistler ise Kanada’nın serbest piyasaya açmayacağını duyurduğu Eğitim, Sağlık ve Kültürel hizmet alanlarında diğer GATS üyelerinin –karşılıklılık esasından hareketle- Kanada’ya büyük baskı uygulayacağını ve Kanada’lı Eğitim ve Sağlık tacirlerinin de kendi çıkarlarını garanti altına alabilmek için ülke toplumunun anayasal haklarının ipotek altına alınması için ayrıca baskı uygulayacaklarını belirtiyorlar.

 

  • Avustralya’nın GATS Müzakerelerindeki tavrı. Avustralya Hükümetinin GATS Müzakereleri çerçevesinde Serbest Piyasaya açılmasını ve karşılığında açmayı önerdiği sektörler şunlar.  

-         Mühendislik Hizmetleri,

-         Mimarlık Hizmetleri,

-         İnşaat Hizmetleri,(Yol, köprü, baraj ve tüm inşaat işlerinde çalışan teknisyen kadrolar)

-         Hukuk Hizmetleri,

-         Telekominikasyon,

-         Muhasebe ve Müşavirlik Hizmetleri.

 

  • İngiltere’de Halk Özelleştirme konusunda fikir değiştirdi. İngiltere’de çıkan The Guardian gazetesi, kamu sektörü konusunda önemli görüş değişikliğini gösteren bir kamuoyu araştırması yayınladı. 20 Mart’ta yayınlanan sonuçlar, özelleştirmenin artık politik bir güç olarak öldüğünü gösteriyor. Çeşitli politik görüşlere sahip seçmenlerin %61’i kamu hizmetlerinin devlet tarafından yürütülmesi görüşünü destekliyorlar. Ancak, Muhafazakar seçmenlerin %13’lük bir kısmı kamu hizmetlerinin özel şirketler tarafından yürütülmesi gerektiğine inanıyorlar. Oldukça büyük bir çoğunluk, demiryollarının kamu eline geri verilmesini ve devletin hava trafik kontrolünün özelleştirme girişimini uygun bulmadığını belirtiyor. Yine kamuoyu yoklaması sonuçları, verimli işletilen-tüketici dostu kamu sektörünün en doğru yol olduğu görüşünün halk tarafından desteklendiğini gösteriyor. The Guardian gazetesi ayrıca, doğrudan halka açık klinikleri bulunan Ulusal Sağlık Servisi gibi kamu hizmetlerinin kamunun elinde bulunmasının önemli olduğuna işaret ediyor.

 

  • FTAA’ya (Amerikalar Arası Serbest Ticaret Anlaşması) Tepkiler Artıyor. Kanada’nın Quebec Eyaletinde yapılacak Zirve’ye 1 hafta kala Amerika ve Kanada’da bir dizi eylem düzenleniyor. Başkent Ottawa’da düzenlenen eylemde polis protestocuların 87’sini göz altına aldı. Kanada hükümeti sınır kapılarında da kontrolleri sıkılaştırıp baskı önlemlerini arttırdı. Toronta’da Serbest Piyasa karşıtları Federal Büroyu kapattı. Kanada Öğrenci Birliği, göz altına alınan protestocuları desteklediklerini açıkladı. FTAA Anlaşması Kuzey ve Güney Amerika kıtasında bulunan tüm ülkeleri (34 ülke Küba Hariç) kapsıyor. Küreselleşme Karşıtları bu anlaşma ile NAFTA’nın (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) tüm kıtaya yaygınlaştırılacağını ve tüm kıtanın ABD ve Kanada’lı Şirketlerce talan edileceğini belirtiyorlar.

 

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

 

e-mail: antimai@antimai.org