mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN-31

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

6 Haziran 2001

Çalışma Grubumuzun 76’ıncı Olağan toplantısında tartıştığı konular ait notlar ile Küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler.

 

  • AB’nden Türkiye’ye kritik mesaj: Rekabet Kurulu 2001 yılı içinde devletin ekonomiye müdahalelerini (!!!) etkin biçimde denetlemeye başlamazsa, AB’ne tam üyelik süreci dondurulacak. Uluslararası Barolar Birliği (IBA)nin Türkiye Barolar Birliği ile birlikte düzenlediği Rekabet Politikası Konferansında konuşan A.Komisyonu Rekabet Genel Müdür Yardımcısı Jean François Pons, 12 aday ülkedenin rekabet hukuku uygulamalarındaki performansının değerlendirilmesi görevinin Konsey tarafından kendilerine verildiğini belirterek; bu alanda yeterliilik sağlayamayan ülkelerin tam üyelik süreçlerinin duraksayacağını bildirdi.Türkiye açısından sorun teşkil eden asıl mesele ise devlet yardımlarıyla devletin rekabet piyasasında şartları değiştirmesinin RK tarafından denetlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması olarak görülüyor. Bu günlerde AB Genel Sekreterliği Koordinatörlüğünde Devlet Yardımlarının İzlenmesi Hakkında Kanun Taslağı üzerinde çalışmalar yapılıyor ve rekabet hukuku uygulamaları bakımından Türkiye’nin 2001 yılı performansı kurtarılmaya (!!!) çalışılıyor. Bu süreçte siyasilerin konunun kritik önemini kavrayarak yasal düzenlemeyi bir an önce yapması; denetleme yetkisini Rekabet Kurumuna vermesi ve AB normlarına uygun olarak reel sektörün ihtiyaç duyduğu devlet yardımı sürecini tekrardan başlatması gerekiyor. (Finansal Forum/1 Haziran Cuma/Arif Esin)

YORUM: Gerek halen müzakereleri devam eden Hizmet Ticareti Genel Anlaşması GATS müzakereleri ve gerekse tüm diğer çok taraflı anlaşma ve kurumların son dönemde en fazla üzerinde durduğu konu REKABET. Tek başına ele alındığında emekçilerin kendileriyle pek de ilgili değilmiş gibi duran bu teknik terimin gerisinde süren tartışmalar ise, başta kamu hizmetleri olmak üzere tüm kamusal teşvikler, sübvansiyonlar, destekler v.b. nin piyasanın özgürce işleyişi önünde önemli birer engel teşkil ettiği savına dayandırılıyor. Ve yukarıdaki yazıda, Devletin kamusal yararı koruma amacıyla yapmakta olduğu denetim konusunda bütün yetkilerin Rekabet kurumuna devredilmesinin dayatıldığı görülüyor. Dayatmanın Avrupa Birliğinden gelmesine ise şaşırmadığımızı söylemeliyiz. Çünkü AB’ni yeni liberal sürece hazırlayan kurumların başında CAG-Rekabet Danışma Kurulu gelmektedir. Bu kurumu en iyi anlatan eser CAG’nin 1996 yılında hazırladığı ve resmi bir zirvede, AB_Floransa zirvesinde müzakere edilen rapordur. Bu raporda CAG, Avrupa’lı işverenler, Hükümetler ve İşçi Sendikalarını dayanışma ve işbirliğine çağırmakta ve işsizlik kaosunu aşabimek için tüm sosyal tarafları emek piyasalarında çalışma sürelerinin daha fazla esnekleştirilmesi ve ücret sisteminin modernizasyonu gibi enstrümanların yoğun olarak kullanılmasını talep ediyordu. Aynı raporda, AB üyesi ülkelerdeki sosyal hukukun da radikal biçimde değiştirilmesi gereğini vurgulayan CAG, maliyet-fayda analizinin daha fazla kullanılması ve - bedeli ne olursa olsun- şirket çıkarlarının en üst düzeyde korunup, geliştirilmesinin şart olduğu da belirtiliyordu. 1996 yılı Aralık ayında yayımladığı dördüncü raporunda ise CAG bu kez (kriz öncesi) Asya sermayesinin rekabet ve ticaret potansiyelini AB sermayesi ile mukayese ediyor, bu hedeflerin iyileştirilmesi için OECD’de kotarılan MAI_Çok Taraflı Yatırım Anlaşmasının gecikmeksizin imzalanması gerektiğini belirtiyordu. (CAG ile ilgili detaylı bilgiye Kapitalizmin Kaleleri -I- başlıklı kitaptan ulaşılabilir)Sanırız, yularıdaki yazıda sözü geçen rekabet hukukunda AB standartları da bunlar olsa gerek. 

 

·         Vakıfbank’ta ücretsiz izin: Vakırlar Bankası personel çıkarmama gerekçesiyle tüm personelini değişik tarihlerde olmak üzere toplam 1 ay süre ile ücretsiz izne çıkarıyor. 2000 yılında personel sayısını 592 kişi azaltan Bankanın 2000 yılı sonu itibarıyla açıkladığı çalışan sayısı 8590. Vakıfbank’ta örgütlü sendika ise çalışanlara ücretsiz izne ayrılma talebini içeren dilakçalari imzalamaları yönünde yoğun baskılar yapıldığını ve bunu kabul etmeyenlerin işten çıkarılacağının söylendiğini belirtti. Sendika ayrıca, 2600 üyenin ücretlerinin yarı yarıya düşürüldüğünü de belirtti. (Finansal Forum Gazetesi / 1 Haziran-Cuma)

 

·         İşsizlerin, 2000’in son çeyreğinde 1 milyon 366 bin olan sayısı, bu yılın ilk çeyreğinde 1 milyon 809 bine yükseldi.  Aynı dönemde işsizlik %32.4 oranında artarken; eğitimli gençlerdeki işsizlik oranı da %23.7’yi aştı. (DİE-Hane Halkı İşgücü Anketi verileri) . Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün Nisan 2000- Nisan 20001 verileri ise işsizliğin son bir yılda %51 arttığını gösteriyor. Verilere göre işsizlik ve ekonomik kriz artık beyaz yakalıları da vuruyor. Özellikle Bankacılık sistemindeki “yeniden yapılanma” çerçevesinde bu sektördeki işsiz sayısı artarken iş arayan beyaz yakalı sayısının da aralık ayından bu yana %40 arttığı belirtiliyor. Finans sektöründe önümüzdeki günlerde kamu ve fon bankalarında çalışan yaklaşık 35 bin beyaz yakalının işsiz kalacağı ifade edilirken bu rakamın özel sektörle birlikte 50 bini bulacağı ifade ediliyor. (Cumhuriyet Gazetesi / 6 Haziran 2001)

 

·         Devlet Üniversitelerinde GATS operasyonları başlatılıyor. Rektörlerin , Devlet Üniversitelerine ayrılan ödeneklerin kısıtlanmasından şikayeti ile başlayan Üniversite-Hükümet krizi de GATS’a uyum programlarıyla aşılacağa benziyor. Toplam öğrencilerin %10’unun piyasa koşullarında (özel üniversiteler düzeyinde) ücret ödeyerek eğitim hizmeti almaları, kalan %90’nın da harç ücretlerinin 3 katına kadar arttırılacağı ve dövize endeksleneceği önerisine bakılacak olursa, Türkiye GATS müzakerelerinde eğitimi özelleştirmek yerine “piyasa ekonomisine açmak” tercihini kullanacağa benziyor. Başka bir deyişle, bu önermeler üzerinden aslında alıştırma yapılmaya çalışıldığı görülüyor. (Cumhuriyet Gazetesi / 6 Haziran 2001)

 

·         ICFTU (Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu) Ekonomik ve Sosyal Konsey TILS Görev Gücü toplantısının 2. Gündem maddesi. DT֒nün Katar’da yapılacak 4. Bakanlar Konferansına destek verilmesi ya da karşı çıkılması yönündeki farklı görüşler ortaya atılmasına rağmen, toplantının sonunda ICFTU’nun yeni bir raundun toplanmasına karşı bir duruş almaması gerektiği üzerine fikir birliğine varıldı. ICFTU da konsensusun oluşmasındaki en önemli etken ise yeni roundun içiriğinin henüz belli olmayışı oldu. AB üyesi ülkelerin sendikaları ise AB kurumlarınca Katar için yapılan hazırlıklarda AB düzeyinde çalışma standartlarının düşürülmesi yönündeki hazırlıklardan endişe duyulduğu belirtildi. Diğer yandan, çalışma standartları konusunda Katar gündemine dahil edilmesi için her yerde yoğun çaba sarf edilmesi gereği vurgulandı. Hatta, Katar konferansından istenilen sonuç elde edilmese bile Sendikal Hareketin geleceğe dönük söyleminin, talebin değişmediği şeklinde belirlenmesi üzerinde anlaşma sağlandı. 28 Mart’ta yapılan TILS toplantısında PSI (Uluslararası Kamu Hizmetleri Konfederasyonu), DT֒ye şiddetle karşı çıktıkları bilinen bir grup STK’nın Cenevre’de yaptığı toplantıya katılımı ile ilgili izlenimlerini aktardı. Cenevre’deki Strateji toplantısına katılan grupların daha önceki Kuzey’in Güneyi sömürdüğü şeklindeki perspektiflerinin yerini artık “Şirketlerin Küreselleşmesine Hayır” ve “Sermaye-Emek Çelişkisi” perspektiflerine bıraktığını belirten PSI sözcüsünün, bu toplantıya katılmış olması ve bu alandaki çabaları takdirle karşılandı ve ICFTU’nun sivil toplum kuruluşları ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiği vurgulandı. Yapılan son TILS toplantısından bu yana PSI bu STK’larla ilişkilerini sürdürdüğü ve bu gruplar halihazırda Katar toplantısı için hazırlanan “Dünyamız Satılık Değil” ortak deklarasyonun imza kampanyasını yürütüyorlar.

 

·         Jubile Güney Örgütleri toplandı. Uganda da bir araya gelen Jubile South,IMF veDB nın yeni projesi “Yoksulluğu azaltma programları”aslında yapısal uyum programlarından hiçbir farkı olmadığını ve önceliğin her zaman olduğu gibi yine şirketlere ve kar oranlarına verildiğini deklare etti.Toplantını sonunda 39 örgüt yarafından imzalanan ortak bir deklarasyon yayınlandı ve en yoksul ülkelerin tüm borçlarının silinmesi ve adı ne olursa olsun yapısal uyum programlarına derhal son verilmesi talepleri yer aldı.

 

·         Dünya Bankası Politikalarına Karşı Pakistan’ın Karaçi Kentinde Protesto Gösterisi yapıldı. 17 Mayıs günü Karaçi de, DB politikalarına karşı düzenlenen protesto yürüyüşünde demokratik kitle örgütleri, üniversite öğrencileri ve akademisyenler katıldı. Gruplar, basına yaptıkları açıklamalarda DB’nın geçen yıl kitle örgütleriyle toplantı yapacağını açıklamasına rağmen bugüne kadar böyle bir toplantının düzenlenmediğini ve bu toplantıya hangi örgğtlerin davet edileceğinin belli olmadığını belirttiler. Gruplar, ayrıca Bankanın yardım programlarına başlamadan öce sivil toplumla “diyalog” toplantıları yapacağını deklare ettiği halde, programı bu toplantılar yapılmaksızın başlattıklarını belirttiler. (Kapitalizmle pazarlığın sonucu hayal kırıklığıdır)

 

·         Dünya Bankası Yıllık Kalkınma Toplantısı Protestolardan Korkularak İptal edildi. 25-27 Haziran tarihlerinde Barcelona’da düzenlenmesi kararlaştırılan DB Yıllık Kalkınma Konferansı, karşıt grupların çok iyi hazırlandığı şeklindeki haber üzerine iptal edildi. DB tarafından yapılan ve Reuters’de yer alan açıklamada “söz konusu grupların bazılarına konferansa katılım hakkı tanıdığımız halde, bu grupların niyetinin kötü olduğu ve konferansı kesintiye uğratmak istedikleri anlaşılmıştır.Yoksulluğu azaltmayı amaçlayan bir toplantı şiddetten,provokasyondan uzak,barışçı bir ortamda gerçekleştirilmelidir.” denildi. İspanya Ekonomi Bakanı ise, konferansın internet üzerinden gerçekleştirilmesine karar verildiğini açıkladı. Hackerlara kolay gelsin... Ayrıca Dünya Bankasının bu kararından sonra 20-22 Temmuz tarihlerinde İtalya’nın Cenova kentinde yapılacak G8’ler Zirvesinin de Protestolardan etkilenmemesi için güvenliği daha yüksek başka bir şehirde toplanması yönünde çalışmalar yapıldığı haberleri geliyor.

 

·         Katar Vizesi DT֒den (Dünya Ticaret Örgütü). Katar protestolarına katılmak isteyenler, en geç 2 Temmuz tarihine kadar vize için gerekli olan akreditasyonu sağlayabilmek için DT֒ne başvurmak zorundalar.Katar hükümeti  DTÖ delegeleri dahil-maksimum 4400 kişinin ülkeye giriş yapabileceğini duyurdu. Başka bir deyişle, DT֒ne başvuran kişi ya da örgütlerin toplam kişi sayısı belli limitlerin üstüne çıkması halinde, DT֒nün hangi örgütlere izin verip hangilerini engelleyeceği ve bu tespite esas olacak kriterlerin neler olacağı hiçbir şekilde açıklanmamaktadır.Diğer yandan, DTÖ tarafından deklare edilen kriterler şöyle sıralanmaktadır:

-          “Başvuruda bulunan STK’nın DTÖ ile ilişkili konularda çalışma yapıyor olduğunu belgelemesi gerekmektedir.”

-          Ayrıca her bir STK’nın daha detaylı bilgiler vermesi takdire şayandır(!)

*Ofiste çalışan kişi sayısı, 

*STK’nın bütçesi, mali tabloları,

*STK’yı oluşturan üyelik – ortaklık yapısı,

*Ve önceki DTÖ toplantılarında akreditasyon alıp almadığı.

 

·         A.B. Komisyonu Katar Delegasyonuna STK’ları dahil etmek istiyor. Sivil Toplum Kuruluşu kavramı dilimize İngilizce “Non Governmental Organisation-NGO’dan gelmiştir. Oysa bu tümcenin tam Türkçe karşılığı “Hükümet Dışı Organizasyon”dur. 30 Mayıs tarihinde Çalışma Grubumuz haberleşme listesine gelen bir haberde, Avrupa Birliği Komisyonunun Katar’a götüreceği delegasyon içine bazı NGO’ları da dahil etmek istediği ve bu konudaki görüş ve tepkilerin iletilmesi istenmiş. Bu e-mail’e ek olarak ta tepkilerden bir tanesi cross-forward edilerek bize ulaştırıldı. “Hükümet delegasyonu içerisinde yer alan bir yapı, nasıl hükümet dışı olarak tanımlanabilir?”

 

·         I. Yoksul Halklar Millenyum Konferansı. “IMF ve Dünya Bankası ile bazı STK’larca fonlanan “sosyal programlarda” söz konusu toplumların kültürel gerçekleri göz ardı ediliyor”. Bu sözler,1. Yoksul Halklar Milenyum Konferansının açılışında Nikaraguadan katılan Biadilla Lino tarafından söylendi. Panama’nın başkentinde buluşan yoksul halk örgütlenmelerinin liderleri yeni dünya düzeninin ,sömürgeciliğin yeni versiyonu olduğunu belirterek, konferans sonunda ortak bir deklerasyon yayınladılar. Etkinliğe katılan 200’ü aşkın delege IMF ve DB nın küreselleşmenin hegemonyasındaki etkinliklerini sürekli tutabilmek için bir çeşit “etnik neoliberalizm”in uygulayıcılığını üstlendiğini, başta çevreciler ve yerli gruplardan gelen şiddetli eleştiri ve tepkiler sonrasında neo liberal politikalarına “sürdürülebilir kalkınma”söylemini eklediğini belirttiler.

 

·         BBC’nin Dünya Servisi Başkanının GATS konusundaki şaşırtıcı cevabı. BBC(İngiliz Yayın Kuruluşu) Dünya Servisi Başkanı Mark Byford Mayıs ayının son haftasında yapılan Avrupa Gazeteciler Derneği toplantısında kendisine sorulan ”GATS’ın kendi sektörünü nasıl etkileyaceği” sorusuna; “bu konuyu bilmediğini ve geniş bilgi alabilirse çok memnun olacağını” belirterek cevap verdi.

 

·         Avrupa’da Emperyalizm Karşıtı Kamp. Ulusal bağımsızlık mücadelesi devam ediyor. Avrupa’lı sosyalist ve komünist bazı parti ve örgütler oluşturacakları anti-emperyalist kamp sırasında sömürgeciliğe karşı ve ulusal bağımsızlıktan yana bir Forum için çağrı yapıyorlar. Sardinya’dan, Katalunya’ya, Korsika’dan, Galicia’ya, İrlanda’dan, Avusturya’ya kadar çeşitli sosyalist ve komünist grubun önderliğinde başlatılan kamp girişiminin hedefleri ise aynen şöyle sıralanıyor.

-Halkların egemenliğinin yok edilmesine,

-Düşüncenin neo-liberal tekelleşmesine,

-Küreselleşme üzerinden sömürgeci uluslararasılaşmaya

                                KARŞI

-Özgür, egemen ve sosyalist uluslar,

-Halklara kimlik ve kültür özgürlüğünün,özerkliğin tanınması

-Ulusların kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğu,halkların eşitlik ve dayanışma ilkelerine dayalı ilişkilerini geliştirebileceği bir dünya

                                 İÇİN

“28 Temmuz-5 Ağustos tarihlerinde İtalya-Assisi de buluşalım” diyor anti-emperyalist kamp katılımcıları. 

 

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

 

Web....: www.antimai.org

e-mail..: antimai@antimai.org