| mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu |
BÜLTEN-31Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu6 Haziran 2001 Çalışma Grubumuzun 76’ıncı Olağan toplantısında tartıştığı konular ait notlar ile Küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler.
|
YORUM: Gerek
halen müzakereleri devam eden Hizmet Ticareti Genel Anlaşması GATS müzakereleri ve
gerekse tüm diğer çok taraflı anlaşma ve kurumların son dönemde en fazla üzerinde
durduğu konu REKABET. Tek başına ele alındığında emekçilerin kendileriyle pek de
ilgili değilmiş gibi duran bu teknik terimin gerisinde süren tartışmalar ise, başta
kamu hizmetleri olmak üzere tüm kamusal teşvikler, sübvansiyonlar, destekler v.b. nin
piyasanın özgürce işleyişi önünde önemli birer engel teşkil ettiği savına
dayandırılıyor. Ve yukarıdaki yazıda, Devletin kamusal yararı koruma amacıyla
yapmakta olduğu denetim konusunda bütün yetkilerin Rekabet kurumuna devredilmesinin
dayatıldığı görülüyor. Dayatmanın Avrupa Birliğinden gelmesine ise
şaşırmadığımızı söylemeliyiz. Çünkü AB’ni yeni liberal sürece hazırlayan
kurumların başında CAG-Rekabet Danışma Kurulu gelmektedir. Bu kurumu en iyi anlatan
eser CAG’nin 1996 yılında hazırladığı ve resmi bir zirvede, AB_Floransa zirvesinde
müzakere edilen rapordur. Bu raporda CAG, Avrupa’lı işverenler, Hükümetler ve
İşçi Sendikalarını dayanışma ve işbirliğine çağırmakta ve işsizlik kaosunu
aşabimek için tüm sosyal tarafları emek piyasalarında çalışma sürelerinin daha
fazla esnekleştirilmesi ve ücret sisteminin modernizasyonu gibi enstrümanların yoğun
olarak kullanılmasını talep ediyordu. Aynı raporda, AB üyesi ülkelerdeki sosyal
hukukun da radikal biçimde değiştirilmesi gereğini vurgulayan CAG, maliyet-fayda
analizinin daha fazla kullanılması ve - bedeli ne olursa olsun- şirket çıkarlarının
en üst düzeyde korunup, geliştirilmesinin şart olduğu da belirtiliyordu. 1996 yılı
Aralık ayında yayımladığı dördüncü raporunda ise CAG bu kez (kriz öncesi) Asya
sermayesinin rekabet ve ticaret potansiyelini AB sermayesi ile mukayese ediyor, bu
hedeflerin iyileştirilmesi için OECD’de kotarılan MAI_Çok Taraflı Yatırım
Anlaşmasının gecikmeksizin imzalanması gerektiğini belirtiyordu. (CAG ile ilgili
detaylı bilgiye Kapitalizmin Kaleleri -I- başlıklı kitaptan ulaşılabilir)Sanırız,
yularıdaki yazıda sözü geçen rekabet hukukunda AB standartları da bunlar olsa gerek. ·
Vakıfbank’ta ücretsiz
izin:
Vakırlar
Bankası personel çıkarmama gerekçesiyle tüm personelini değişik tarihlerde olmak
üzere toplam 1 ay süre ile ücretsiz izne çıkarıyor. 2000 yılında personel
sayısını 592 kişi azaltan Bankanın 2000 yılı sonu itibarıyla açıkladığı
çalışan sayısı 8590. Vakıfbank’ta örgütlü sendika ise çalışanlara ücretsiz
izne ayrılma talebini içeren dilakçalari imzalamaları yönünde yoğun baskılar
yapıldığını ve bunu kabul etmeyenlerin işten çıkarılacağının söylendiğini
belirtti. Sendika ayrıca, 2600 üyenin ücretlerinin yarı yarıya düşürüldüğünü
de belirtti. (Finansal Forum
Gazetesi / 1 Haziran-Cuma) ·
İşsizlerin, 2000’in son
çeyreğinde 1 milyon 366 bin olan sayısı, bu yılın ilk çeyreğinde 1 milyon 809 bine
yükseldi. Aynı dönemde işsizlik %32.4 oranında artarken;
eğitimli gençlerdeki işsizlik oranı da %23.7’yi aştı. (DİE-Hane Halkı İşgücü
Anketi verileri) . Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün Nisan 2000- Nisan 20001
verileri ise işsizliğin son bir yılda %51 arttığını gösteriyor. Verilere göre
işsizlik ve ekonomik kriz artık beyaz yakalıları da vuruyor. Özellikle Bankacılık
sistemindeki “yeniden yapılanma” çerçevesinde bu sektördeki işsiz sayısı
artarken iş arayan beyaz yakalı sayısının da aralık ayından bu yana %40 arttığı
belirtiliyor. Finans sektöründe önümüzdeki günlerde kamu ve fon bankalarında
çalışan yaklaşık 35 bin beyaz yakalının işsiz kalacağı ifade edilirken bu
rakamın özel sektörle birlikte 50 bini bulacağı ifade ediliyor. (Cumhuriyet
Gazetesi / 6 Haziran 2001) ·
Devlet Üniversitelerinde
GATS operasyonları başlatılıyor. Rektörlerin
, Devlet Üniversitelerine ayrılan ödeneklerin kısıtlanmasından şikayeti ile
başlayan Üniversite-Hükümet krizi de GATS’a uyum programlarıyla aşılacağa
benziyor. Toplam öğrencilerin %10’unun piyasa koşullarında (özel üniversiteler
düzeyinde) ücret ödeyerek eğitim hizmeti almaları, kalan %90’nın da harç
ücretlerinin 3 katına kadar arttırılacağı ve dövize endeksleneceği önerisine
bakılacak olursa, Türkiye GATS müzakerelerinde eğitimi özelleştirmek yerine
“piyasa ekonomisine açmak” tercihini kullanacağa benziyor. Başka bir deyişle, bu
önermeler üzerinden aslında alıştırma yapılmaya çalışıldığı görülüyor. (Cumhuriyet
Gazetesi / 6 Haziran 2001) ·
ICFTU (Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu) Ekonomik ve Sosyal
Konsey TILS Görev Gücü toplantısının 2. Gündem maddesi.
DTÖ’nün
Katar’da yapılacak 4. Bakanlar Konferansına destek verilmesi ya da karşı
çıkılması yönündeki farklı görüşler ortaya atılmasına rağmen, toplantının
sonunda ICFTU’nun yeni bir raundun toplanmasına karşı bir duruş almaması gerektiği
üzerine fikir birliğine varıldı. ICFTU da konsensusun oluşmasındaki en önemli etken
ise yeni roundun içiriğinin henüz belli olmayışı oldu. AB üyesi ülkelerin
sendikaları ise AB kurumlarınca Katar için yapılan hazırlıklarda AB düzeyinde
çalışma standartlarının düşürülmesi yönündeki hazırlıklardan endişe
duyulduğu belirtildi. Diğer yandan, çalışma standartları konusunda Katar gündemine
dahil edilmesi için her yerde yoğun çaba sarf edilmesi gereği vurgulandı. Hatta,
Katar konferansından istenilen sonuç elde edilmese bile Sendikal Hareketin geleceğe
dönük söyleminin, talebin değişmediği şeklinde belirlenmesi üzerinde anlaşma
sağlandı. 28 Mart’ta yapılan TILS toplantısında PSI (Uluslararası Kamu Hizmetleri
Konfederasyonu), DTÖ’ye şiddetle karşı çıktıkları bilinen bir grup STK’nın
Cenevre’de yaptığı toplantıya katılımı ile ilgili izlenimlerini aktardı.
Cenevre’deki Strateji toplantısına katılan grupların daha önceki Kuzey’in Güneyi
sömürdüğü şeklindeki perspektiflerinin yerini artık “Şirketlerin
Küreselleşmesine Hayır” ve “Sermaye-Emek Çelişkisi” perspektiflerine
bıraktığını belirten PSI sözcüsünün, bu toplantıya katılmış olması ve bu
alandaki çabaları takdirle karşılandı ve ICFTU’nun sivil toplum kuruluşları ile
ilişkilerini geliştirmesi gerektiği vurgulandı. Yapılan son TILS toplantısından bu
yana PSI bu STK’larla ilişkilerini sürdürdüğü ve bu gruplar halihazırda Katar
toplantısı için hazırlanan “Dünyamız Satılık Değil” ortak deklarasyonun imza
kampanyasını yürütüyorlar. ·
Jubile Güney Örgütleri
toplandı.
Uganda da bir araya gelen Jubile South,IMF veDB nın yeni projesi “Yoksulluğu azaltma
programları”aslında yapısal uyum programlarından hiçbir farkı olmadığını ve
önceliğin her zaman olduğu gibi yine şirketlere ve kar oranlarına verildiğini
deklare etti.Toplantını sonunda 39 örgüt yarafından imzalanan ortak bir deklarasyon
yayınlandı ve en yoksul ülkelerin tüm borçlarının silinmesi ve adı ne olursa olsun
yapısal uyum programlarına derhal son verilmesi talepleri yer aldı. ·
Dünya Bankası
Politikalarına Karşı Pakistan’ın Karaçi Kentinde Protesto Gösterisi yapıldı.
17 Mayıs günü Karaçi de, DB politikalarına karşı düzenlenen protesto
yürüyüşünde demokratik kitle örgütleri, üniversite öğrencileri ve akademisyenler
katıldı. Gruplar, basına yaptıkları açıklamalarda DB’nın geçen yıl kitle
örgütleriyle toplantı yapacağını açıklamasına rağmen bugüne kadar böyle bir
toplantının düzenlenmediğini ve bu toplantıya hangi örgğtlerin davet edileceğinin
belli olmadığını belirttiler. Gruplar, ayrıca Bankanın yardım programlarına
başlamadan öce sivil toplumla “diyalog” toplantıları yapacağını deklare ettiği
halde, programı bu toplantılar yapılmaksızın başlattıklarını belirttiler. (Kapitalizmle
pazarlığın sonucu hayal kırıklığıdır) ·
Dünya Bankası Yıllık
Kalkınma Toplantısı Protestolardan Korkularak İptal edildi. 25-27
Haziran tarihlerinde Barcelona’da düzenlenmesi kararlaştırılan DB Yıllık Kalkınma
Konferansı, karşıt grupların çok iyi hazırlandığı şeklindeki haber üzerine
iptal edildi. DB tarafından yapılan ve Reuters’de yer alan açıklamada “söz
konusu grupların bazılarına konferansa katılım hakkı tanıdığımız halde, bu
grupların niyetinin kötü olduğu ve konferansı kesintiye uğratmak istedikleri
anlaşılmıştır.Yoksulluğu azaltmayı amaçlayan bir toplantı
şiddetten,provokasyondan uzak,barışçı bir ortamda gerçekleştirilmelidir.” denildi.
İspanya Ekonomi Bakanı ise, konferansın internet üzerinden gerçekleştirilmesine
karar verildiğini açıkladı. Hackerlara kolay gelsin... Ayrıca Dünya Bankasının bu
kararından sonra 20-22 Temmuz tarihlerinde İtalya’nın Cenova kentinde yapılacak
G8’ler Zirvesinin de Protestolardan etkilenmemesi için güvenliği daha yüksek başka
bir şehirde toplanması yönünde çalışmalar yapıldığı haberleri geliyor. ·
Katar Vizesi DTÖ’den (Dünya
Ticaret Örgütü).
Katar
protestolarına katılmak isteyenler, en geç 2 Temmuz tarihine kadar vize için gerekli
olan akreditasyonu sağlayabilmek için DTÖ’ne başvurmak zorundalar.Katar hükümeti DTÖ delegeleri dahil-maksimum 4400 kişinin
ülkeye giriş yapabileceğini duyurdu. Başka bir deyişle, DTÖ’ne başvuran kişi ya
da örgütlerin toplam kişi sayısı belli limitlerin üstüne çıkması halinde,
DTÖ’nün hangi örgütlere izin verip hangilerini engelleyeceği ve bu tespite esas
olacak kriterlerin neler olacağı hiçbir şekilde açıklanmamaktadır.Diğer yandan,
DTÖ tarafından deklare edilen kriterler şöyle sıralanmaktadır: -
“Başvuruda
bulunan STK’nın DTÖ ile ilişkili konularda çalışma yapıyor olduğunu belgelemesi
gerekmektedir.” -
Ayrıca
her bir STK’nın daha detaylı bilgiler vermesi takdire şayandır(!) *Ofiste
çalışan kişi sayısı, *STK’nın
bütçesi, mali tabloları, *STK’yı
oluşturan üyelik – ortaklık yapısı, *Ve
önceki DTÖ toplantılarında akreditasyon alıp almadığı. ·
A.B. Komisyonu Katar
Delegasyonuna STK’ları dahil etmek istiyor. Sivil
Toplum Kuruluşu kavramı dilimize İngilizce “Non Governmental Organisation-NGO’dan
gelmiştir. Oysa bu tümcenin tam Türkçe karşılığı “Hükümet Dışı
Organizasyon”dur. 30 Mayıs tarihinde Çalışma Grubumuz haberleşme listesine gelen
bir haberde, Avrupa Birliği Komisyonunun Katar’a götüreceği delegasyon içine bazı
NGO’ları da dahil etmek istediği ve bu konudaki görüş ve tepkilerin iletilmesi
istenmiş. Bu e-mail’e ek olarak ta tepkilerden bir tanesi cross-forward edilerek bize
ulaştırıldı. “Hükümet delegasyonu içerisinde yer alan bir yapı, nasıl hükümet
dışı olarak tanımlanabilir?” ·
I. Yoksul Halklar Millenyum
Konferansı. “IMF
ve Dünya Bankası ile bazı STK’larca fonlanan “sosyal
programlarda”
söz konusu toplumların kültürel gerçekleri göz ardı ediliyor”. Bu sözler,1.
Yoksul Halklar Milenyum Konferansının açılışında Nikaraguadan katılan Biadilla
Lino tarafından söylendi. Panama’nın başkentinde buluşan yoksul halk
örgütlenmelerinin liderleri yeni dünya düzeninin ,sömürgeciliğin yeni versiyonu
olduğunu belirterek, konferans sonunda ortak bir deklerasyon yayınladılar. Etkinliğe
katılan 200’ü aşkın delege IMF ve DB nın küreselleşmenin hegemonyasındaki
etkinliklerini sürekli tutabilmek için bir çeşit “etnik neoliberalizm”in
uygulayıcılığını üstlendiğini, başta çevreciler ve yerli gruplardan gelen
şiddetli eleştiri ve tepkiler sonrasında neo liberal politikalarına
“sürdürülebilir kalkınma”söylemini eklediğini belirttiler. ·
BBC’nin Dünya Servisi
Başkanının GATS konusundaki şaşırtıcı cevabı. BBC(İngiliz
Yayın Kuruluşu)
Dünya Servisi Başkanı Mark Byford Mayıs ayının son haftasında yapılan Avrupa
Gazeteciler Derneği toplantısında kendisine sorulan ”GATS’ın kendi sektörünü
nasıl etkileyaceği” sorusuna; “bu konuyu
bilmediğini ve geniş bilgi alabilirse çok memnun olacağını”
belirterek cevap verdi. ·
Avrupa’da Emperyalizm
Karşıtı Kamp.
Ulusal bağımsızlık mücadelesi devam ediyor. Avrupa’lı sosyalist ve komünist bazı
parti ve örgütler oluşturacakları anti-emperyalist kamp sırasında sömürgeciliğe
karşı ve ulusal bağımsızlıktan yana bir Forum için çağrı yapıyorlar.
Sardinya’dan, Katalunya’ya, Korsika’dan, Galicia’ya, İrlanda’dan,
Avusturya’ya kadar çeşitli sosyalist ve komünist grubun önderliğinde başlatılan
kamp girişiminin hedefleri ise aynen şöyle sıralanıyor. -Halkların
egemenliğinin yok edilmesine, -Düşüncenin
neo-liberal tekelleşmesine, -Küreselleşme
üzerinden sömürgeci uluslararasılaşmaya
KARŞI -Özgür,
egemen ve sosyalist uluslar, -Halklara
kimlik ve kültür özgürlüğünün,özerkliğin tanınması -Ulusların
kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğu,halkların eşitlik ve dayanışma ilkelerine
dayalı ilişkilerini geliştirebileceği bir dünya
İÇİN “28
Temmuz-5 Ağustos tarihlerinde İtalya-Assisi de buluşalım” diyor anti-emperyalist
kamp katılımcıları. Türkiye
MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu Web....:
www.antimai.org e-mail..:
antimai@antimai.org |