mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN-34

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

23 Ağustos 2001

Çalışma Grubumuzun 82’inci Olağan toplantısında tartıştığı konulara ait notlar ile Küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler.

  • GENOVA’da Şüpheli Ölüm! Genova protestolarının aktif eylemcilerinden biri olan ve bir kaç ay önce Postanedeki işine son verilmiş olan (işsiz) 42 yaşındaki Maria Jose Olivastri, Padova-Genova’daki bir drenaj çukurunda boynu kırılmış ve çok ağır darplar almış olarak ölü bulundu. Şehir Postanesinde 19 yıl emekçi olarak çalıştıktan sonra görevine son verilen Maria Jose, sendika ve çeşitli kurullarda da başkanlık yaptı. Bölge mahkemesine başvuruda bulunarak görevine iade edilmesi talebinde bulunmasını müteakiben hakkında olumlu karar alınan Maria Jose, bu karara rağmen Posta Şirketinin hukuk tanımaması yüzünden işine iade edilmemişti. Aylardır aile içi dayanışmayla yaşamını sürdürmeye çalışan genç kadın, Genova’daki çatışmalarda her zamanki gibi en ön saflarda yerini almıştı. Diğer yandan, İngiltere Küreselleşme Karşıtı Hareket’in koordinatörü Chris Keene, İtalya Indymedia web sitesinde Genova olayları sonrasında kayıpların sayısının hala 100’ün üzerinde olduğunun duyurulduğunu, Polis tarafından alınan bu insanların akıbeti konusunda en küçük bir bilginin dahi bulunmadığını belirterek, Maria’nın şaibeli katline gönderme yapıyor. Polis kayıtlarına göre, Maria çok güçlü, muhtemelen bir erkek tarafından boyun ve omurga kemikleri kırılarak katledilmiş ve ardından da bir nehir yatağındaki drenaj çukuruna atılmış.

 

·        İsveç-Göteborg ve İtalya-Genova’da küreselleşme karşıtlarına uygulanan şiddeti yetersiz bulan Birleşmiş Milletler, Kasım ayında Roma’da yapılması gereken (BM-FAO) Dünya Gıda Zirvesinin yerini değiştirmeyi gündemine almış. BM’in Kasım ayı toplantısının bir Afrika ülkesinde düzenlenmesinin daha doğru olacağı, Batılı Hükümetlerin küreselleşme karşıtlarıyla yeterince başa çıkamadığı görüşünde olduğunu açıklamasıyla şoka giren İtalya’yi Başbakan Berlusconi yatıştırmaya çalışıyor. 185 ülkenin gıda ve tarım örgütlerinin temsilcilerini bir araya getirecek böylesi bir toplantıya ev sahipliği yapmanın İtalya için çok riskli olacağını belirten Berlusconi, Geova’yı savaş alanına çeviren anarşistlerin Roma kentine çok daha büyük zararlar verebileceğini belirtmiş. Berlusconi yaşadığı paranoyada yalnız sayılmaz. Önümüzdeki yıl Kanada’da yapılması kararlaştırılan G8 zirvesi için Alberta/Kananaskis’i öneren Kanada Başbakanı Jean Chretien de , neden böyle bir yerin seçildiği yönündeki soruya, “savunulması daha kolay bir bölge olduğu için” cevabını vermiş. Henüz resmi bir açıklama yapılmamış olmasına rağmen geçen hafta konuyla ilgili olarak yapılan gizli oturum sonrasında sızan bilgiye göre Berlusconi, zirvenin riskinin kaldırılamayacağını, bu nedenle bir üçüncü dünya ülkesine kaydırılacağını ve yer değişikliğinden kaynaklanan bedelin İtalya tarafından en kısa sürede karşılanacağını belirtmiş. BM-FAO Uluslararası Gıda Örgütü BM’in en büyük örgütlerinden biri ve yarım yüzyıldan beri Roma’yı merkez olarak kullanıyor. Bu nedenle şimdiye kadar tüm Gıda zirve toplatıları Roma’da yapılıyordu. Genova eylemleri sonrasında eylemcilerle yapılan ropörtajlarda ise eylemcilerin bir  sonraki buluşma yerinin Roma’daki zirve olacağı açıkça belirtilmişti (Jose Bowe ve diğer şiddet-karşıtı eylemciler tarafından bile) . Bazı kaynaklar ise yer değişikliğinin mali bedelinin çok yüksek olacağı ve toplantının bu nedenle iptaline bile gidilebileceğini belirtiyorlar. (The Observer, 5 August 2001, Rory Carroll)

 

  • DT֒nden Hükümetlere Siyaset Dersleri :

-         DTÖ bir karar alırken, katılan tüm delegasyonlar fikir birliği içersinde olmak zorunda. Ve her üye devlet, mutabık olmadığı kararlarda potansiyel bir veto hakkına sahip. (Dosya 14, sayfa 17)

-         Bilhassa kuru gürültü kopararak değişime direnenlerin bağırtıları, liberalizasyonu destekleyenlerden daha kuvvetli ve dokunaklı. Fakat değişim kaçınılmaz ve ekonomik büyümenin anahtarı. (Dosya 8, sayfa 11)

-         Tüm DTÖ Hükümetleri eşit haklara sahiptir. Ülkelerin ekonomik ölçeklerinin büyüklüğü ya da küçüklüğünün hiç önemi yoktur. (Dosya 11, sayfa 14)

-         DT֒ne üye olan Devletlerin üyeliğin ön koşulu olarak ülke yasalarını DTÖ düzenlemelerine uyumlu hale getirmesi, Hükümetlerin ülkeleri için yasa çıkarma yetkisinin azaltılması ya da ortadan kaldırılması anlamına gelmez. (Dosya 11, sayfa14)

-         “Egemenlik” kavramı ile, karşılıklı bağımlılık kavramı birbirinden ayırd edilmek zorundadır. Bazen bir kurallar rejimine ilişkin uluslararası işbirliği Hükümetlerin, kendi davranışlarına herkesin yararı için kısıtlar getirmesini gerektirir. (Dosya 12, sayfa 15)

-         “Ben küçük bir ülkeden geldim. Karşılıklı bağımlılığı, uluslararası anlaşmaları ve egemenlik ile güvenliğimizin garantörü konumunda olan büyük uluslararası kurumları gördüm. Daha küresel bir dünyanın gerçeklikleri Hükümetlerin birbirlerine karşı bağımsız hareket etmelerini zorlaştırıyor. (Mike Moore, DTÖ Genel Başkanı Nisan 2001)

-         Hükümetler, Yurttaşları ve DTÖ: Bazıları Hükümetlerin yalnızca liderlerin çıkarlarını temsil ettiğini, yurttaşların haklarını gerçek anlamda temsil etmediğini söylüyorlar. Fakat bu sav, Hükümetlerle yurttaşlar arasındaki ilişkiyle ilgilidir, DTÖ ile ülkelerin yurttaşları arasındaki ilişkilerle bir ilgisi yoktur. Eğer böyle bir sorun var ise, bu, yurttaşların kendi ülkeleri içinde çözmeleri gereken bir meseledir, DTÖ gibi hükümetlerarası bir yapının görevi bu tip meselelerle uğraşmak değildir. (Dosya 13, sayfa 16)

-         Küreselleşme karşıtı faaliyet gösteren STK’ların çoğunluğu, finansal kaynakları DT֒nünkinden daha fazla olan küresel oyunculardır. DT֒nün 2001 yılı bütçesi 134 milyon İsviçre Frankı – 91 milyon ABD Doları idi. Bu bütçeyle DTÖ, 2001 yılı bütçesi 305 milyon ABD Doları olan WWF’den, 123 milyon ABD Doları olan Greenpeace’den çok daha zayıf bir yapıdır. 

 

  • DTÖ Gayri Resmi Toplantıları Sürdürüyor. DTÖ, 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Meksika’da gayrı resmi bir toplantı düzenliyor. Yeni ticaret raundundaki farklılıkları en aza indirebilmek amacıyla düzenlenecek toplantıya DT֒nün 19 üye ülkesinin Ticaret Bakanlarının katılacağı ve anti-damping uygulamaları, tarıma verilen sübvansiyonlar gibi yeni raundun belli başlı konularında konsensus oluşturulmaya çalışılacağı bildiriliyor. (14 Ağustos JST)

 

  • Rusya DTÖ Yolunda. Bush Yönetimi, DT֒ne üye olabilmesi için Rusya’ya yardım hazırlıklarına başladı. Ticaret Sekreteri Donald Evans, Vladimir Putin Yönetiminin Rusya’nın bu hedefine ulaşabilmesi için DT֒nün –ticaret önündeki engellerin azaltılması da dahil olmak koşuluyla- tüm üyelik gereklerini yerine getirmek zorunda olduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor “mevcut çıta Rusya için yükseltilmeyeceği gibi düşürülmeyecektir de”. Bush yönetimi, Rusya’nın da diğer ülkeler gibi bir yabancı sermaye cenneti haline getirilmesi için son on yıldan beri sürdürülen milyarlarca Dolar’lık mali destek paketlerinin sürelerini miktarlarını genişletmeye hazırlanıyor. Evans, Rusya ile yeni bir güven ilişkisi tesis etmeye çalıştıklarını, Rusya’nın bu yıl sonuna kadar DT֒ne girmek istediğini fakat Çin’in bu amaç için 15 yıldır uğraştığının unutulmaması gerektiğini ve bu sürecin hızlandırılması için Rusya’da serbest bölgeler kurulmasının bir ön adım olabileceğinin ülke yetkililerine iletildiğini belirtiyor. Kurulacak serbest bölgelerin tüm ülkedeki değişim için model oluşturacağı bekleniyor. Evans, ayrıca Bush yönetiminin Rusya’daki verimsiz çelik fabrikalarını kapatarak dünyadaki çelik üretimini azaltma çabalarının da Putin yönetimiyle paylaşıldığını belirtiyor. (Agency Press, Tuesday July 31)

 

  • Ulusötesi Şirketlerin Ekonomik büyükleri. Daha önceki bültenlerimizde Institute for Policy Studies tarafından geçtiğimiz Aralık ayında dünyanın en büyük 200 şirketiyle ilgili araştırmanın özetini duyurmuştuk. Bu kez, verili ekonomik büyüklüklerin ne anlama geldiğini gösteren örneklemeleri de bu bilgilere eklemek istiyoruz. Hatırlanacağı gibi dünyanın en büyük 100 ekonomisinin 51’ini şirketler oluşturuyordu. Buna göre; General Motors Danimarka’dan, General Electric Protekiz’den, IBM Singapur’dan, Hitachi Şili’den, Sony Pakistan’dan, Nissan ise Yeni Zelanda’dan daha büyük. Kapitalist sistemde ekonomik büyüklük, hegemonik güç anlamına geldiği için, bu şirketlerin hem sayılan ülkelerin hem de bu ülkelerden daha güçsüz ülkelerin ekonomileri üzerinde Devlet yapılarından daha fazla yaptırım gücüne sahip oldukları söylenebilir. Ayrıca, sayılan ülkelerin yalnızca mukayeseye olanak sağlamak amacıyla örnek seçildikleri unutulmamalıdır.

 

·        Başkan Bush kendisine FAST-TRACK yetkisi verilmesini talep ediyor. Başkan Bush, Kasım ayında yapılacak DTÖ 4. Bakanlar Konferansından önce kendisine Ticaret müzakereleri konusunda tam yetki (Fast-track yetki) verilmesini talep etti. Bu  talebin destekçileri, söz konusu yetkinin verilmemesi halinde diğer üye ülkelerin, ABD ile ciddi bir partner gibi görüşme yapmayı reddedeceklerini, çünkü Başkan ne söz verirse versin Kongrenin bu sözü kabul etmeme yetkisinin olduğunu bildiklerini belirtiyor. (Reuters, Washington July 27)

 

·        IMF ve DB 2001 Güz Dönemi Toplantısı Eylül sonunda Washington’da yapılacak. Dünya Bankası ve IMF, 29/30 Eylül 2001 tarihinde Washington DC de yapacakları Güz toplantılarını kısa tutarak, küreselleşme-karşıtlarının tepkilerinden korunmaya çalışıyor. İki finans kurumunca alınmış olan bu karar, aynı zamanda DB ve IMF’nin kamu nezdindeki imajlarının kaybolmasından ne kadar rahatsız olduklarını da ortaya koyuyor. IMF-DB 2001 Güz toplantısı ilk kez geleneksel olarak her yıl yapıldığı Mariott Wardman Park ve çevresindeki otellerde değil, başkentin merkezinde yapılacak. Gerekçe olarak, küreselleşme karşıtlarının eylemlerine karşı daha iyi ve kolay bir koruma sağlanabilmesi. (50 Years Is Enough Network)

 

  • AFL-CIO, IMF-DB Güz Toplantılarını protesto çağrısı yapıyor. Seattle eylemleriyle tüm dünyaya adını yeniden duyuran Amerikan Sendikalar Konfederasyonu AFL-CIO, 26 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında tüm ABD sendikaları, öğrenci dernekleri, köylü hareketleri, çevreciler ve diğer halk hareketleri ile ortaklaşarak düzenlenecek IMF-DB karşıtı eylemler için dünya işçi hareketine çağrıda bulunuyor. Özellikle Katar/Doha öncesindeki son kapitalist bloklar arası toplantı olması dolayısıyla önem kazandığı belirtilen Güz toplantılarının kitlesel bir şekilde protesto edilmesinin önemine değinen çağrıda, ICFTU’nun Kasım ayında yapılacak Katar – DTÖ eylemleri kapsamında 9 Kasım gününü dünya işçileri eylem günü olarak ilan ettiğine de gönderme yapılıyor. (www.aflcio.org)

 

·        Ghana’ya IMF Cezası. Haziran ayı sonunda Ghana’ya 46 milyon Dolar kredi aktaran IMF, Temmuz başında ülkeyi mali konularda yanlış bilgilendirme yapması dolayısıyla 39 Milyon Dolar cezaya çarptırdı. Ağır ekonomik yaptırımlar karşılığında ve ülke halkının açlığa mahkum edilerek bedel ödeyeceği kredinin %85’i bir hafta içersinde IMF tarafından geri alınmış ve gasp edilmiş oldu.(Agence France-Presse 4-July-2001)

 

·        Sisteme Uyumlu Önermelere Örnek: Genova etkinlikleri sırasında düzenlenen halka açık Forum’a katılan Verona-Proutist Universal isimli Örgütün temsilcisi T.Bonotto, tartışılan konular ile getirilen önerileri özet halinde listelere göndermiş: Panellerin ana başlıkları a)Yoksulluk ve eşitsizliklerle nasıl savaşılmalı ve b) Küreselleşme karşısındaki alternatiflerimiz neler olmalı. Birinci panelde küreselleşme karşıtı hareketi genişletme amacıyla 3 öneri yaptıklarını belirtiyor Bonotto: 1-Varlığın temerküz etmesine karşı bir antitezin oluşturulması 2-Sosyal ve ekonomik hedeflerin yeniden belirlenmesi ya da başka bir deyişle eğer kapitalizmden hoşnut değilsek, alternatif olarak ne istiyoruz. 3-Küreselleşme karşıtı hareket dünya çapında nasıl geliştirilip, yaygınlaştırılabilir. İkinci Panelde de G8 politikalarına karşı 10 farklı önermede bulunan Proutist Universal grubu, RAI3’e verdiği ropörtajda da küreselleşme karşıtı hareketin varlığının artık kabul edilmesi gerektiğini, ancak yalnızca protesto etmenin yeterli olmadığını; komünizm ile kapitalizm dışında üçüncü bir yolun bulunması gerektiğini belitmiş. Grup; şiddetle ilgili soruya da “sömürü devam ettikçe şiddet var olacaktır” yanıtını vermiş. G8 ve diğer uluslararası kapitalist kurumların politikaları değişmeyecek olursa halkların devriminin önüne geçilmesinin imkansız olduğunu belirten Proutist Universal grubu 2002 yılı için Avrupa çapında bir uluslararası sempozyum düzenlenmesini ve bu konuların tartışılmaya başlanmasını önermiş. Forumun adının “Evrensel Sosyalist Forum” olabileceği belirtiliyor. (Kapitalizm ve komünizm dışında üçüncü bir yolun önerilmesi ve G8 v.b. lerinin politikalarının değişebileceğinin düşünülmesi ile şiddete verilen yanıt ve halk devrimine vurgu yapan bölümler bir arada düşünüldüğünde grubun kafasının hayli karışmış olduğu dikkat çekiyor.) (Proutist Universal- Verona)

 

·        Yeni Ekonomik Vakıf, Küresel Eylemciler için “Davranış İlkeleri Kodu” Hazırlıyor: Londra orijinli, G7 zirvelerine paralel etkinlikler düzenlemesiyle ün yapmış, Yeni Ekonomi Vakfı (NEF) 12 Temmuz günü yayınladığı bir bildiriyle Genova eylemleri için bir “Davranış İlkeleri Kodu” hazırladığını duyurdu. Hazırlanan Protesto Kodu internet üzerinden dünyadaki 1000 civarında STK’ya gönderilmiş ve böylece sosyal diyaloğa açık, barışçı eylemden yana olanlarla, şiddet yanlısı eylemcilerin kolaylıkla birbirlerinden ayırd edilmesi planlanmış. STK’ların ağzından hazırlanan Kod’a göre, hangi olay özelinde ve ne zaman olursa olsun tüm protesto eylemlerinde şiddet kullanılmayacağı , düzenlenen eğitim, kampanya ve benzeri etkinliklerde şiddet içermeyen eylemlerin nasıl yapılacağının kitlelere öğretileceği, şiddet içeren bir söylemin de kullanılmayacağı taahhüt ediliyor. (Yorum: Sermayenin bugüne kadar hep kendi için hazırladığı Kod’larla, eylemcilere yönelik olarak hazırlattığı bu son Kod arasında çok önemli bir farkın varlığı dikkat çekiyor. Şirketler için düzenlenen Kod’larda tüm maddeler meli-malı ekleriyle bittiği halde, eylemciler için öngörülen bu Kod’daki maddelerin ciddi taahütlerden oluştuğu görülüyor.) (Anti-Globalisation Network, Coordinator Chris Keene)

 

  •  Afrika Ülkeleri Anti-Damping Uygulamalarından Rahatsız. Afrika grubunun başını çektiği az gelişmiş ülkeler DT֒nün anti-damping uygulamasının gelişmiş ekonomilerin kendilerini özellikle tekstil ve giyim endüstrilerinde koruyabilmeleri için kötüye kullanıldığını ve değiştirilmesi gerektiğini düşünüyor. DTÖ, haksız damping uygulamasına maruz kaldığını düşünen üye ülkelerin gümrük vergisi uygulamasına izin veriyor. Az gelişmiş ülkeler ise böylesi bir toleransın zengin ülkeler tarafından kendi sanayilerini korumak amacıyla kötüye kullanıldığını ve bilhassa tekstil ve giyim sanayii gibi üçüncü dünya için hayati önem arz eden iş kollarında bu uygulamanın büyük zarar verdiğini belirtiyor. (BBC News, 30 July 2001)

 

  • Endonezya’da Şeker Sorunu. Endonezya’daki şeker pancarı üreticileri Hükümetten şeker ithalatını Kasım ayında şeker pancarı hasatı bitene kadar yasak getirmesini talep ediyor. Ülkenin ulusal parası Rupiah’ın Amerikan Doları karşısında son dönemde hızla değer kazanmasıyla birlikte yerli tarımsal ürün üreticilerinin rekabet şansının iyice daraldığı, ülke dışından ithalatın –hiç değilse geçici bir süre için- durdurulmaması halinde üreticinin perişan olacağı bildiriliyor. (Reuters, 15 Ağustos) (Yorum: İlk anda çok haklı ve yerinde bir talepmiş, sorunu da çözecekmiş gibi görünen bu yakarış aslında palyatif bir önlemden öte bir işleve sahip değildir. Endonezya makamlarının yerli tarım ürünlerine uygulanan ithalatı süresiz bir şekilde yasakladığını varsayalım –imkansız ama- . Bu durumda ülke içindeki tarım üretimi gelişecek ve ürün fazlasının diğer ülkelere ihracı gerekecektir. Oysa benzer bir durum tüm dünyadaki tarım üreticileri için geçerlidir ve Endonezya ihracat yapmak istediğinde bu kez diğer ülkeler kendi üreticilerini korumak isteyebileceklerdir. Kısaca, Endonezya’lı şeker pancarı üreticilerinin sorunu ithalat değil, bizzat sistemin kendisi, yani kapitalizmdir.)

 

  • ABD Yeni Tarım Yasa Tasarısı Hazırlıyor. Yeni ABD Tarım yasa tasarısı Brüksel’de Kasım ayında yapılacak yeni ticaret raunduna ilişkin endişelerin artmasına yol açtı. Tasarı, tarım ürünlerinin piyasa fiyatlarının düşük olduğu dönemlerde tarımsal yardımların arttırılması ve ilave üretimin yapılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Franz Fischler kabinesinin başkan vekili Doran-Schiratti bu tip bir desteğin en yıkıcı desteklerin başında geldiğini, bu yasanın, Kongreden geçmesi halinde ABD için muazzam bir geri adım niteliğinde olacağını ve ABD’nin Kasım ayındaki yeni raund müzakerelerindeki tavrının ne olacağının önceden bilinmesinin de böylece imkansızlaşacağını belirtiyor.(20th July, Farmers’ Guardian)

 

  • Avrupa Birliği, ABD’yi Tahkime götürüyor: AB’nin Boing, Microsoft, General Electric, Motorola v.b konumdaki ABD şirketlerine ödenen vergi iadelerinin küresel ekonomide haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle DTÖ Tahkim Kuruluna yaptığı şikayet başvurusu, Amerikan şirketleri aleyhine sonuçlanacak gibi görünüyor. Amerikan şirketleri ise yaptıkları savunmalarında, ülkelerindeki bu uygulamanın aslında Amerika’da uygulandığı halde pek çok DTÖ üyesi ülkede karşılığı bulunmayan ve şirketlerin kendi ülkeleri dışındaki gelirleri üzerinden tahakkuk ettirilen kurumlar vergisi yüzünden ortaya çıkan adaletsizliği gidermenin amaçlandığı belirtiliyor. AB ise, ABD’nden kaynaklanan bu “haksız” rekabete engel olabilmek için ABD ürünlerine 4 milyar Dolar tutarında ekonomik ambargo uygulayacağı yönünde tehditlere başvuruyor. (Seattle Post-Intelligencer, August 18 2001 , By, PAUL NYHAN)

 

  • AB’nin Arjantin’den Talepleri: Çalışma Grubumuzca düzenlenen toplantılar ve uluslararası etkinliklerde sıkça vurgulanan “Bölgeselleşmenin, kapitalist küreselleşme sürecine bir alternatif olmadığı, hatta bu süreci besleyen bir dinamik olduğu” vurgusu yapılmakta, bu konuyla ilgili olarak da en fazla Avrupa Birliği’nden örnek verilmektedir. AB’nin bu kez bambaşka bir bölgesel Pakt içinde, Türkiye ile büyük benzerlikler taşıyan bir uzak ülkeye yaptığı ekonomik dayatmalar bu savın ne derece doğru olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor: AB, yalnızca MERCOSUR üyelerinden biri olmak sıfatıyla Arjantin’den ve diğer MERCOSUR üyelerinden – Çok Taraflı Hükümet Satın Almaları Anlaşmasına taraf olmasalar bile- bu anlaşmanın Hükümlerini uygulamalarını istiyor. Hatırlanacağı gibi Hükümet Satın Almaları meselesi Kasım ayında Katar/Doha’da yapılacak DTÖ 4. Bakanlar Konferansının taslak gündemine de dahil edilmişti. Taslak metin, Avrupa Konseyini temsilen Arjantin’deki İsveç Büyükelçisi, AB Komisyonu Delegasyonu tarafından Arjantin Hükümetine sunulmak amacıyla hazırlanmış. Taslağa göre Arjantin’de Kamu satın almaları için ihalelere giren yerli şirketlere %10’a varan bir fiyat avantajı sağlanıyor ve bu da yerli yatırımcıların kayırılması, başka bir deyişle milliyetlerine bakılarak yabancı yatırımcılara ayrımcılık uygulanması anlamına geliyormuş.  Bu yasaların acilen değiştirilmesi gerektiğine vurgu yapılan taslakta, Arjantin’in AB ile olan ticari ve ekonomik diyaloğuna zarar verici uygulamaları yeniden düzenlemesinin her iki ekonomik gücün de yararına olacağı belirtiliyor. Bu yolla, Katar sürecini beklemeye gerek kalmaksızın MERCOSUR ülkeleriyle Katar gündemini realize etmek mümkün olabilecek ve aynı zamanda Mercosur ülkeleri, Katar’da Hükümet Satın Alamalarına ilişkin gündem maddesi görüşülürken, itiraz edemeyeceklerini aksi taktirde AB ile var olan ticari ilişkilerini de kaybedeceklerini hatırlayarak “konsensus” sürecini hızlandıracaklar.(Stephen Emmott tarafından AB Parlamentosu-Yeşiller Grubu üyelerinden Gaby Kuppers’e gönderilen mektuptan)