| mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu |
BÜLTEN-41Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu29 Aralık 2001 Çalışma Grubumuzun 89’inci Olağan toplantısında tartıştığı konulara ait notlar ile Küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler. |
·
Su
Savaşları olanca hızıyla devam ediyor. Hollanda
orijinli Bechtel isimli su şirketi, Bolivya’nın Cochabamba bölgesinde 2000 yılında
özelleştirilmesine karar verilen bölge içme suyu iletim ve dağıtım hizmetleriyle
ilgili kararın yoğun ve kitlesel halk protestoları sonrasında geri çekilmesi
dolayısıyla Bolivya Hükümetine, Dünya Bankasının Tahkim Paneli ICSID’da 25-50
milyon USD tutarında dava açtı. Özelleştirme ihalesi sonrasında su ihalesini kazanan
Bechtel Şirketi, kararın geri alındığına ilişkin olarak yapılan açıklamanın
hemen ertesinde Mayıs-2000’de Bolivya yönetimini tehdit etmiş ve tahkimde dava
açacağını bildirmişti, fakat şimdiye kadar Hükümeti kararından caydırma
yönündeki çabalarından vaz geçmemişti. Ve gelinen son aşamada da Şirket tahkime
başvurmaya karar verdiğini açıkladı. Açılan dava, Bolivya ve Hollanda arasında
imzalanmış olan bir İkili Yatırım Anlaşması (BIT)na dayandırılıyor. (Jim
Galdwin, International Liaison for The Water Pressure Group, 16th December, 2001) ·
Avrupa
Parlamentosu-Yeşiller Grubunun İngiliz
Parlamenteri Caroline Lucas soruyor “AB-Leaken Zirvesindeki yönelimler :Radikal bir
sosyal reforma doğru mu yoksa her zamanki gibi sermayenin taleplerine doğru mu?”
C.Lucas, Avrupa Birliğinin ciddi bir kriz içinde olduğunun ve bu krizi aşmanın tek
yolunun radikal sosyal reformlardan geçtiğinin artık kabul edilmek zorunda olduğunu
fakat bu tespitin doğruluğuna rağmen en son Leaken Zirvesinde de bu yönde hiç bir
niyetin oluşmadığının görüldüğünü bildiriyor. “Göteborg ve Nice zirveleri
sırasında yaşanan protestolar, AB yurttaşlarıyla AB kurumları arasındaki bağın
tamamen koptuğunu ortaya koymuştu. Bu sorun, Komisyon Başkanı Sayın Prodi’nin bizi
inandırmaya çalıştığı gibi basit bir iletişim sorunu olmanın çok ötesine
geçmiş ve artık AB’nin kendisine biçilen rol, üstlendiği misyon ve benimsediği
yönelimlerden oluşan bir sorunlar yumağına dönüşmüştür. AB’nin geçmişteki
saygınlık ve popularitesini kaybetmeye başlaması şaşkınlık yaratmamalıdır.
Çünkü hızlanan küreselleşme sürecinde önceliğini şirketlerin rekabet gücü
olarak belirleyen AB, artık çözümün değil, problemin bir parçası haline
gelmiştir.”diyerek devam eden C.Lucas’ın çıkış yolu önerisi ise küreselleşme
karşısında Yerelleşme. (News Release from the office of Green Euro-MPs 11 December,
2001) ·
Son 4
yıldanberi kriz ve ekonomik durgunluğun
pençesinde kıvranan Arjantin’de son iki yılda sekizinci kez genel grev ilan edildi.
Muhalif Peronist Partinin Başkanı Carlos Menem ile bir görüşme yapan Casa Rosada, bu
görüşmede kamu harcamalarının daha da kısılması, ülkenin ulusal para Peso’dan
vaz geçerek ABD Dolarını milli para olarak kabul edilip, edilmemesi gibi konuları
gündeme getirince, Arjantin’li işçilerin sabrı bir kez daha taştı ve ulaşımdan,
eğitime, fabrikalara ve küçük imalathanelere kadar tüm üretim durma noktasına
geldi. ·
GATS
eylemleri Avrupa’yı sarsıyor. Almanya-Berlin
Üniversitesi öğrencileri GATS müzakerelerini ve bu çerçevede eğitimin
özelleştirilmesi yönündeki girişimleri protesto etmek amacıyla 11 Aralık günü
boykot yaptılar ve üniversite binasını işgal ettiler. Üniversite Rektörü, gece
saat 10’da Güvenlik güçlerini arayarak, işgalci öğrencilerin zor kullanarak ta
olsa binayı boşaltmalarının sağlanmasını istedi. Benzer bir başka eylem de
Almanya-Halle kenti Üniversitesinde yaşandı. Boykot ilan eden öğrenciler, üniversite
binalarını da işgal ettiler. Halle’deki işgalin, e-mailin gönderildiği tarih olan
12 Aralık günü devam ettiği bildiriliyor. Bochum kentinde de 300-400 kişilik bir
öğrenci grubu özelleştirmenin durdurulması talebiyle bir yürüyüi düzenledi ve
ardından da okul binaları işgal edildi. Avrupa’nın başkenti Brüksel’de de
üniversite öürencileri boykotta. Öğrenciler boykot sırasında küreselleşme, Avrupa
Birliği ve kapitalizm ile ilgili bir dizi eğitim çalışmasını da yürütüyorlar.
Fransa, Montpellier’de üniversite öğrencileri okullarının adını değiştirdiler
ve “Bill Gates Üniversitesi”, “Nike Üniversitesi” gibi isimler verdiler.
Hollanda-Utrecht Üniversitesinde, öğrenciler GATS ve eğitimin özelleştirilmesi,
küreselleşme konularında broşürler hazırlayıp bilgi panoları aracılığı ile
tüm öğrencileri bilgilendirmeye çalışıyorlar. Aralık ayının ilerleyen
günlerinde de Almanya’nın 18 ayrı kentindeki üniversitelerde bir dizi eylem için
hazırlıklar sürüyor. Ayrıca İspanya, Belçika, İsveç, İtalya, Danimarka, İşviçre, Avusturya, Fransa ve Hollanda’da
eylemlerin devam edeceği bildiriliyor. Yunanistan da Atina, Selanik ve Patras
universiteleriyle protestolar kervanına katıldı. Patras Universitesinde 12-17 Aralık
tarihleri arasında boykot ilan edilirken, en az 4 universite binası öğrenciler
tarafından işgal edildi. Selanik’te de universite işgalleri yaşandı ve Tiyatro ve
sinama Fakültesi de işgallerden nasibini aldı. Yunanistan öğrenci networklerinden
aktarılan bilgilere göre ülkede 15 universite halen
boykotta. İspanya’da 12 Aralık günü 140.000 universite öğrencisi
boykottaydı. Ayrıca pek çok kentte binlerce öğrencinin katıldığı büyük protesto
yürüyüşleri düzenlendiği bildiriliyor. Universite öğrencileri Mart-2002’de
AB-İspanya dönem başkanlığı sırasında Salamaca’da yapılacak AB Zirevsini
protesto etmek için şimdiden hazırlıklara başladılar. İtalya’da Milano,
Trieste ve Brescia kentlerinde eylemler düzenlendi. 20 Aralık günü, 100.000 öğrenci
ve muhalif halk katmanları Roma’da eğitimin özelleştirilmesine karşı gösteriler
yaptılar. Belçika’da 13-14 Aralık günleri pek çok üniversitenin yanı sıra
lise dengi okullar da boykottaydı. Aynı günlerde GATS, Bologna Süreci ve
küreselleşme konularında çeşitli eğitim toplantıları ve alternatif ders
programları düzenlendi. 13 Aralık günü binlerce öğrenci, işçi sendikalarınca
düzenlenmiş olan yürüyüşe katıldı ve bir öğrenci blokajı oluşturdu. Danimarka’da
Aarhus, Kopenhag ve Odenske’de gösteriler yapıldı. Danimarka’lı öğrenciler
2002 Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak AB-zirvesi için de hazırlıklara
başladılar. Fransa’da Montpellier
Üniversitesi öğrencilerinin okullarının adını Nike, Bill Gates şeklinde
değiştirmelerinin yanısıra Caen gibi pek çok kentte de protestolar sürüyor.
Avusturya Incsburg Universitesinde bir eylem yapıldı. Hollanda’da Utrecht
Üniversitesi öğrencileri okul binalarındaki tüm reklam panolarını indirerek yerine
kendilerinin hazırladığı ve eğitimin metalaştırılmasıyla ilgili bilgi
panolarını astılar. İsviçre Zürih Üniversitesi öğrencileri okul
binasının girişini bloke ederek oturma eylemi yaptılar. (eu-students network,
Dortmund) ·
14
Aralık günü Leaken’deki AB-Zirvesini
protesto amacıyla düzenlenen gösterilerden bazı notlar. 14 Aralık günü
Brüksel’de yaklaşık 25 bin kişinin katıldığı bir yürüyüş düzenlendi.
Eylemde komünistler, araşistler, ATTAC ve çeşitli öğrenci grupları bulunuyordu. Bir
blokta Alman, diğerinde Danimarka’lı, bir diğerinde Yunan ve Fransız öğrencileri
görmek mümkündü. Özetle ses getiren bir eylem yaptığımızı söyleyebiliriz.
Sloganımız “Eğitim ve toplum satılamaz ve birer kar aracı değildir” . Polisin
Brüksel’de yaşayan halkı önceden uyararak, sokağa çıkmamalarını istemesi ve
onlara “çok tehlikeli bir gösteri” olacağını bildirmesi gerçekten utanç
vericiydi. Bu yüzden ve orijinal yürüyüş güzargahının son anda engellenmesi
dolayısıyla sokaklar bomboştu. Yürüyüşün sonuna doğru Tout Le Taxi denen bölgede
yürüyüşçüler polis çemberine alındı ve bir kaç dakika içinde bu bölge bir
hapishaneye dönüştürüldü. Bir kaç taş atıldı fakat orada olan herkes polis
çemberinin de hapishane görüntüsünün de nedensiz yere ve bilinçli olarak
yaratıldığını görebilirdi çünkü kitle zaten dağılmak üzereydi ve olan hiç bir
şey yoktu. Belçika polisi bir anda göstericileri robocopların içine doğru sürdü ve
bu olay Tout Le Taxi bölgesinin bir kaç yüz metre uzağında yaşandı. Şahsen ben,
polisin medya için birkaç fotoğraf çekmek istemesi ve medyada bu yürüyüşün
başarısı ve kitlelerin haykırışları, talepleri yerine şiddetin egemen kılınması
amacıyla bu planın bilinçli bir şekilde uygulandığını düşündüm ve daha sonra
konuştuğum pek çok insanın da aynı duygular içinde olduğunu gördüm. Yürüyüş öncesi planladığımız basın
konferansını gerçekleştirmedik, çünkü polis ablukası içinde sıkışanlar
arasında basın mensupları da vardı. Biz de bunun yerine Avusturya, Belçika,
İngiltere, Hollanda, Almanya, Yunanistan ve Fransa’dan öğrenci gruplarının
katılımıyla bir öğrenciler toplantısı yaptık, tüm öürenci hareketlerini
kapsayacak bir platform metni yazımı için bir çalışma grubu oluşturduk. Sonuç
olarak hem öğrencilerin hem farklı toplum kesitlerinin enerjilerini harekete geçirmeyi
başardık. Bu işin henüz çok başında olduğumuzu ve AB, Hükümetler, DTÖ, GATS ve
eğitim de dahil olmak üzere pek çok alanı ticarileştirmeye çalışan ulusötesi
şirketlere karşı mücedelede önümüzde uzun bir yol olduğunun farkındayız. Bu
eylem, tepkilerin enternasyonalize ve politize edilmesi açısından önemli bir adım
oldu. Bu arada bu adımın yeni bir adım olduğunu söylemeyeceğiz çünkü bu
mücadeleye bizden önce başlamış pek çok grubun varlığını biliyor ve
enerjilerimizi onlarınkıyle birleştirmek istiyoruz. (Schuijlenburg, Newsletter No.7,
28 December) ·
Doha
Deklarasyonu kararlarına göre, 2003 yılında yapılması planlanan DTÖ-5. Bakanlar
Konferansının yeri belli oldu: Meksika. DTÖ’nün
19-20 Aralık günü yapılan Genel Konsey toplantısı sonrasında G.Başkan Mike Moore,
2003 yılındaki konferansa Meksika’nın ev sahipliği yapacağını açıkladı.
Konferansın Meksika’da tam olarak nerede (Pasifik kıyısında bir kentte mi yoksa
Karayip denizi kıyısında bir yerde mi) yapılacağının henüz kesinleşmediğini
belirten Moore, muhtemel tarihin yıl ortası gibi olacağını belirtti. (2003 yılı
DTÖ-Bakanlar Konferansında Rekabet, Yatırım (MAI) , Hükümet Satın Almaları gibi
oldukça önemli anlaşmalar için müzakerelerin başlatılacağı ve Meksika’nın,
toplumsal tepkilerin son derece yüksek bir ülke olduğu, ABD ve Kanada gibi NAFTA
ülkelerinden gelecek eylemciler için vize uygulayamayacağı, özellikle son resesyon
dolayısıyla ABD sendikalarının DTÖ’ne duydukları tepkilerin bir hayli arttığı
düşünüldüğünde Meksika’da ikinci bir Seattle’ın yaşanabileceğini öngörmek
pek te yanlış olmayacak gibi.)(Bridges Weekly Trade News Digest V) ·
Avusturya
Enerji Dağıtım ve Düzenleme Kurulu Elektrizitats-Control, doğrudan
ya da dolaylı bir tehlike yaratabilecek teknolojilerle elektrik üreten AB dışı
ülkelerden yapılan elektrik ithalatını yasaklayan yasanın geçerlilik tarihini uzatma
kararı aldı. Kararda açık bir şekilde belirtilmese de esas sebebin, eski Doğu Bloku
ülkelerinde Sovyet teknolojisiyle üretim yapan Nükleer İstasyonlardan satın alınacak
elektriğe engel olmak amacıyla alındığı; karar haberinin elektrik enerjisi ihraç
eden Doğu Bloku ülkelerine ulaşmasıyla birlikte, özellikle enerji Bakanlıkları ve
hukuk uzmanları arasında ciddi tartışmaların başladığı bildiriliyor. Hukukçulara
göre alınan karar, Avrupa’yı da bağlayan uluslararası enerji ticareti
anlaşmalarının ruhuna ters düşüyor ve ticaret önünde ciddi bir engel teşkil
ediyor. Eleştiriler, bir boyutuyla ayrımcılığa da işaret ediyor ve “eğer bu karar
gerçekten toplumsal güvenlik amacıyla alınmış olsaydı, içersinde coğrafi bir
ayrım yapılmaz ve tehlike arz eden bütün şirketler yasak kapsamına girerdi.”
deniyor. Hukukçular, AB üyesi devletlerle 15 AB dışı ülkeyi aynı koşullarla
değerlendiren ve kapsayan Enerji Şartı Anlaşmasına gönderme yapıyor ve bu 30
ülkenin DTÖ nezdinde eşit konumda olduğunun, birbirlerine ticareti engelleyici
kısıtlama getiremeyeceklerinin altını çiziyor. Enerji Şartına göre, üye devletler
sağlık ve güvenlik gerekçeleriyle serbest ticarete muafiyetler koyabiliyor, fakat
bunun yapılabilmesi için söz konusu ülkenin vatandaşlarının ürünün kullanımı
sırasında zarar görmesi bir ön şart olarak getiriliyor. Dolayısıyla Enerji Şartı,
ürünün başka bir ülkedeki üretilme koşullarının zararlı olması yüzünden
ticaretin engellenmesine icazet vermiyor. Diğer yandan elektrik ithalatı konusunda
Avusturya’nın kara listesine giren ülkelerden biri de, Avusturya’nın elektrik
ithalatını durduracağı haberini alır almaz karşı tedbir hakkını işleme koyan
Slovenya. Slovenya Enerji Bakanı Avusturya’nın aldığı ithalat yasaklama kararı ile
ilgili olarak Slovenya yasalarının karşılıklılık esasına dayalı olduğunu
belirtiyor. Yeni GATS müzakerelerinde sıra henüz Enerji’ye gelmedi. Fakat
görünüşe bakılacak olursa, GATS anlaşması enerji alanında Avusturya’nın toplum
sağlığını gerekçe göstererek aldığı bu tip önlemleri yasaklayacak ve birer
uluslararası tahkim gerekçesi haline getirecek.(Power Europe News Analysis 13
December 2001) ·
“Demokratik”
AB devletlerinin AB-Konseyi tarafından yapılan “terörizm” tanımlaması, AB
egemenlerinin işçi protestoları ve demokratik tepkileri de terör eylemi olarak
tanımlama eğilimini ortaya koyuyor. 16 Kasım
tarihli Konsey görüşmelerine konu olan terörizm ve terör tanımlamasında kazanan
yine baskı oldu. “Terör amaçlı” ibaresinin kararda yer almasını isteyen
çoğunluk başardı ve karar şöyle çıktı : “Tüm üye devletler, aşağıda
listelenen eylem niyetleri de dahil olmak üzere bir ülkenin ya da ulusal yasalarla
tanınan uluslararası örgütlerin (IMF, DB, DTÖ, OECD v.b.) ciddi bir şekilde zarar
görmesine yol açabilecek eylem ve eylem niyetlerine karşı gerek gördükleri
önlemleri alacaklardır : -
Bir halkı
önemli ölçüde korkutan, veya -
Hükümetleri
veya uluslararası örgütleri bir faaliyeti yapmaya ya da yapmamaya mecbur eden
girişimlerde bulunan veya -
Bir ülkenin ya
da bir uluslararası örgütün ekonomik yapısı veya politik, tüzüksel yapısını
bozmaya, değiştirmeye, yıkmaya dönük amaçlarla eylem yapan bütün gruplar
“terörist” kapsamındadır... Bu tanımlamada müphem bırakılan “ciddi zarar
vermek”, “kamu oyunu korkutmak”, “Hükümeti veya ulsulararası bir örgütü bir
faaliyete zorlamak ya da belli bir faaliyetten alıkoymak” cümleleri yalnızca emek
hareketinin eylemleri ve küreselleşme karşıtlarının eylemleri düşünülerek
konmuş olan cümleciklerdir. (Red-Green Alliance in Denmark , 28 November) ·
“Eğer
Uruguay Raundu zamanında bitmiş olsaydı, bugün GATS gibi bir anlaşmaya sahip
olamayacaktık” Bu
sözler, American Express’in eski Başkan vekili Harry Freeman’a ait. Freeman şöyle
devam ediyor : “Başladığımızda başarı ihtimalizmiz (0)’a yakındı fakat adeta
imkansızı başararak GATS’ı Uruguay Raunduna dahil ettik. 1980,1982,1984 ve 1986
yıllarında tam 4 tane GATT-Bakanlar Konferansı yaptık. Ve sonunda 1986 yılında
Uruguay Raundunu başlatabildik. Eğer Uruguay Raundu planlandığı tarihte bitirilmiş
olsaydı, hizmet ticareti anlaşması yapılmamış olacaktı. 1993 yılına kadar Raundu
uzatmayı ve Hizmetleri raunda dahil etmeyi başardık.” 1970’lerin sonlarında başta
AIG- Uluslararası Amerikan Grubu, American Express ve Citicorp olmak üzere ABD Hizmet
şirketlerinden oluşan küçük bir grup özellikle Asya’daki Pazar paylarını
genişletme isteği ile yola çıktılar. Amaçları hizmetler anlaşmasını GATT
kapsamına aldırarak Uzak Doğu piyasalarında uzun süreli piyasa girişi avantajı elde
etmekti. 1981 yılında amacına ulaşabilmek için daha geniş bir yapı kurmaları
gerektiğini anlayan bu küçük grup Harry Freeman’dan tüm Amerika’daki hizmet
şirketlerini bünyesine alacak geniş bir Hizmet Şirketleri Koalisyonu kurmasını
istediler. Böylece 1982 yılında kısa adı USCSI olan koalisyon resmi düzeyde
kurulmuş oldu. Koalisyonun ilk işi, “hizmet sanayii” konseptini yavaş yavaş kamu
oyunun beynine işlemek olarak belirlendi ve bu amaçla bir halkla ilişkiler kampanyası
başlatıldı. Kampanyanın mesajları son derece basit ve anlaşılırdı : 1- Hizmetler
ekonomi için çok önemlidir 2- Hizmet şirketleri “kaliteli istihdam yaratır” 3-
Hizmet sanayii ekonominin bütün alanlarında buluşçuluğu ve verimliliği arttırır
ve 4- Hizmet alınıp, satılabilen bir metadır ve bu nedenle uluslararası ticaretin
kurallarına tabi kılınmalıdır. USCSI kampanyanın geliştirilmesi ve bu mesajlara
akademik anlamda sahip çıkılması amacıyla bir grup ekonomist ve istatistik uzmanı
istihdam etmeyi de ihmal etmedi. Bu grup, örneğin hizmet ticaretinin ABD ihracatının
%21’ine denk düştüğü; ABD Yurt içi gelirinin %70’inin hizmet sanayiinden
geldiği; ABD toplam istihdamının %80’ini hizmet sanayicilerinin yarattığı v.b
bilgileri kamu oyuna yaymakla görevlendirildi. USCSI ABD Hükümetleriyle ilişkilerini
kısa sürede ilerletti ve 1982-1985 yılları arasında ABD Hazine Bakanlığı ile adeta
birlikte çalıştı. Entellektüel birikimini USCSI’dan alan Amerikan Hazine
Bakanlığı OECD içinde de bir Hizmet Ticareti çalışması başlatmayı başardı. Bu
bağlamda 1985 yılında OECD tarafından hazırlanan bir raporda, 1985-Uruguay Punta Del
Este’de başlayacak yeni raunda hizmet ticaretinin eklenmesinin ne kadar hayati bir
öneme sahip olduğu belirtiliyordu. (The GATS Godfathers, The U.S National Defense
University- a course paper-) |