mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN-41

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

29  Aralık 2001

Çalışma Grubumuzun 89’inci Olağan toplantısında tartıştığı konulara ait notlar ile Küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler.


·         AB-Komisyonu Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy Rusya’ya yaptığı diplomatik ziyaret sırasında basın mensuplarına Rusya’nın 2003’ün ikinci yarısında yapılacak DTÖ 5. Bakanlar Konferansında Örgüte üye olabileceğini belirtti. Rusya’nın DT֒ne üyelik sürecinin hızlandırılması, eski komünist bloktan olabildiğince fazla sayıda ülkeyi kapsamına alarak doğuya doğru genişlemeyi planlayan AB’nin öncelikli hedefleri arasında. (russiajournal.com 6th December 2001)

 

·         Su Savaşları olanca hızıyla devam ediyor. Hollanda orijinli Bechtel isimli su şirketi, Bolivya’nın Cochabamba bölgesinde 2000 yılında özelleştirilmesine karar verilen bölge içme suyu iletim ve dağıtım hizmetleriyle ilgili kararın yoğun ve kitlesel halk protestoları sonrasında geri çekilmesi dolayısıyla Bolivya Hükümetine, Dünya Bankasının Tahkim Paneli ICSID’da 25-50 milyon USD tutarında dava açtı. Özelleştirme ihalesi sonrasında su ihalesini kazanan Bechtel Şirketi, kararın geri alındığına ilişkin olarak yapılan açıklamanın hemen ertesinde Mayıs-2000’de Bolivya yönetimini tehdit etmiş ve tahkimde dava açacağını bildirmişti, fakat şimdiye kadar Hükümeti kararından caydırma yönündeki çabalarından vaz geçmemişti. Ve gelinen son aşamada da Şirket tahkime başvurmaya karar verdiğini açıkladı. Açılan dava, Bolivya ve Hollanda arasında imzalanmış olan bir İkili Yatırım Anlaşması (BIT)na dayandırılıyor. (Jim Galdwin, International Liaison for The Water Pressure Group, 16th December, 2001)

 

·         Avrupa Parlamentosu-Yeşiller Grubunun İngiliz Parlamenteri Caroline Lucas soruyor “AB-Leaken Zirvesindeki yönelimler :Radikal bir sosyal reforma doğru mu yoksa her zamanki gibi sermayenin taleplerine doğru mu?” C.Lucas, Avrupa Birliğinin ciddi bir kriz içinde olduğunun ve bu krizi aşmanın tek yolunun radikal sosyal reformlardan geçtiğinin artık kabul edilmek zorunda olduğunu fakat bu tespitin doğruluğuna rağmen en son Leaken Zirvesinde de bu yönde hiç bir niyetin oluşmadığının görüldüğünü bildiriyor. “Göteborg ve Nice zirveleri sırasında yaşanan protestolar, AB yurttaşlarıyla AB kurumları arasındaki bağın tamamen koptuğunu ortaya koymuştu. Bu sorun, Komisyon Başkanı Sayın Prodi’nin bizi inandırmaya çalıştığı gibi basit bir iletişim sorunu olmanın çok ötesine geçmiş ve artık AB’nin kendisine biçilen rol, üstlendiği misyon ve benimsediği yönelimlerden oluşan bir sorunlar yumağına dönüşmüştür. AB’nin geçmişteki saygınlık ve popularitesini kaybetmeye başlaması şaşkınlık yaratmamalıdır. Çünkü hızlanan küreselleşme sürecinde önceliğini şirketlerin rekabet gücü olarak belirleyen AB, artık çözümün değil, problemin bir parçası haline gelmiştir.”diyerek devam eden C.Lucas’ın çıkış yolu önerisi ise küreselleşme karşısında Yerelleşme. (News Release from the office of Green Euro-MPs 11 December, 2001)

 

·         Son 4 yıldanberi kriz ve ekonomik durgunluğun pençesinde kıvranan Arjantin’de son iki yılda sekizinci kez genel grev ilan edildi. Muhalif Peronist Partinin Başkanı Carlos Menem ile bir görüşme yapan Casa Rosada, bu görüşmede kamu harcamalarının daha da kısılması, ülkenin ulusal para Peso’dan vaz geçerek ABD Dolarını milli para olarak kabul edilip, edilmemesi gibi konuları gündeme getirince, Arjantin’li işçilerin sabrı bir kez daha taştı ve ulaşımdan, eğitime, fabrikalara ve küçük imalathanelere kadar tüm üretim durma noktasına geldi.

 

·         GATS eylemleri Avrupa’yı sarsıyor. Almanya-Berlin Üniversitesi öğrencileri GATS müzakerelerini ve bu çerçevede eğitimin özelleştirilmesi yönündeki girişimleri protesto etmek amacıyla 11 Aralık günü boykot yaptılar ve üniversite binasını işgal ettiler. Üniversite Rektörü, gece saat 10’da Güvenlik güçlerini arayarak, işgalci öğrencilerin zor kullanarak ta olsa binayı boşaltmalarının sağlanmasını istedi. Benzer bir başka eylem de Almanya-Halle kenti Üniversitesinde yaşandı. Boykot ilan eden öğrenciler, üniversite binalarını da işgal ettiler. Halle’deki işgalin, e-mailin gönderildiği tarih olan 12 Aralık günü devam ettiği bildiriliyor. Bochum kentinde de 300-400 kişilik bir öğrenci grubu özelleştirmenin durdurulması talebiyle bir yürüyüi düzenledi ve ardından da okul binaları işgal edildi. Avrupa’nın başkenti Brüksel’de de üniversite öürencileri boykotta. Öğrenciler boykot sırasında küreselleşme, Avrupa Birliği ve kapitalizm ile ilgili bir dizi eğitim çalışmasını da yürütüyorlar. Fransa, Montpellier’de üniversite öğrencileri okullarının adını değiştirdiler ve “Bill Gates Üniversitesi”, “Nike Üniversitesi” gibi isimler verdiler. Hollanda-Utrecht Üniversitesinde, öğrenciler GATS ve eğitimin özelleştirilmesi, küreselleşme konularında broşürler hazırlayıp bilgi panoları aracılığı ile tüm öğrencileri bilgilendirmeye çalışıyorlar. Aralık ayının ilerleyen günlerinde de Almanya’nın 18 ayrı kentindeki üniversitelerde bir dizi eylem için hazırlıklar sürüyor. Ayrıca İspanya, Belçika, İsveç, İtalya, Danimarka,  İşviçre, Avusturya, Fransa ve Hollanda’da eylemlerin devam edeceği bildiriliyor. Yunanistan da Atina, Selanik ve Patras universiteleriyle protestolar kervanına katıldı. Patras Universitesinde 12-17 Aralık tarihleri arasında boykot ilan edilirken, en az 4 universite binası öğrenciler tarafından işgal edildi. Selanik’te de universite işgalleri yaşandı ve Tiyatro ve sinama Fakültesi de işgallerden nasibini aldı. Yunanistan öğrenci networklerinden aktarılan bilgilere göre ülkede 15 universite halen  boykotta. İspanya’da 12 Aralık günü 140.000 universite öğrencisi boykottaydı. Ayrıca pek çok kentte binlerce öğrencinin katıldığı büyük protesto yürüyüşleri düzenlendiği bildiriliyor. Universite öğrencileri Mart-2002’de AB-İspanya dönem başkanlığı sırasında Salamaca’da yapılacak AB Zirevsini protesto etmek için şimdiden hazırlıklara başladılar. İtalya’da Milano, Trieste ve Brescia kentlerinde eylemler düzenlendi. 20 Aralık günü, 100.000 öğrenci ve muhalif halk katmanları Roma’da eğitimin özelleştirilmesine karşı gösteriler yaptılar. Belçika’da 13-14 Aralık günleri pek çok üniversitenin yanı sıra lise dengi okullar da boykottaydı. Aynı günlerde GATS, Bologna Süreci ve küreselleşme konularında çeşitli eğitim toplantıları ve alternatif ders programları düzenlendi. 13 Aralık günü binlerce öğrenci, işçi sendikalarınca düzenlenmiş olan yürüyüşe katıldı ve bir öğrenci blokajı oluşturdu. Danimarka’da Aarhus, Kopenhag ve Odenske’de gösteriler yapıldı. Danimarka’lı öğrenciler 2002 Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak AB-zirvesi için de hazırlıklara başladılar. Fransa’da  Montpellier Üniversitesi öğrencilerinin okullarının adını Nike, Bill Gates şeklinde değiştirmelerinin yanısıra Caen gibi pek çok kentte de protestolar sürüyor. Avusturya Incsburg Universitesinde bir eylem yapıldı. Hollanda’da Utrecht Üniversitesi öğrencileri okul binalarındaki tüm reklam panolarını indirerek yerine kendilerinin hazırladığı ve eğitimin metalaştırılmasıyla ilgili bilgi panolarını astılar. İsviçre Zürih Üniversitesi öğrencileri okul binasının girişini bloke ederek oturma eylemi yaptılar. (eu-students network, Dortmund)

 

·         14 Aralık günü Leaken’deki AB-Zirvesini protesto amacıyla düzenlenen gösterilerden bazı notlar. 14 Aralık günü Brüksel’de yaklaşık 25 bin kişinin katıldığı bir yürüyüş düzenlendi. Eylemde komünistler, araşistler, ATTAC ve çeşitli öğrenci grupları bulunuyordu. Bir blokta Alman, diğerinde Danimarka’lı, bir diğerinde Yunan ve Fransız öğrencileri görmek mümkündü. Özetle ses getiren bir eylem yaptığımızı söyleyebiliriz. Sloganımız “Eğitim ve toplum satılamaz ve birer kar aracı değildir” . Polisin Brüksel’de yaşayan halkı önceden uyararak, sokağa çıkmamalarını istemesi ve onlara “çok tehlikeli bir gösteri” olacağını bildirmesi gerçekten utanç vericiydi. Bu yüzden ve orijinal yürüyüş güzargahının son anda engellenmesi dolayısıyla sokaklar bomboştu. Yürüyüşün sonuna doğru Tout Le Taxi denen bölgede yürüyüşçüler polis çemberine alındı ve bir kaç dakika içinde bu bölge bir hapishaneye dönüştürüldü. Bir kaç taş atıldı fakat orada olan herkes polis çemberinin de hapishane görüntüsünün de nedensiz yere ve bilinçli olarak yaratıldığını görebilirdi çünkü kitle zaten dağılmak üzereydi ve olan hiç bir şey yoktu. Belçika polisi bir anda göstericileri robocopların içine doğru sürdü ve bu olay Tout Le Taxi bölgesinin bir kaç yüz metre uzağında yaşandı. Şahsen ben, polisin medya için birkaç fotoğraf çekmek istemesi ve medyada bu yürüyüşün başarısı ve kitlelerin haykırışları, talepleri yerine şiddetin egemen kılınması amacıyla bu planın bilinçli bir şekilde uygulandığını düşündüm ve daha sonra konuştuğum pek çok insanın da aynı duygular içinde olduğunu gördüm.  Yürüyüş öncesi planladığımız basın konferansını gerçekleştirmedik, çünkü polis ablukası içinde sıkışanlar arasında basın mensupları da vardı. Biz de bunun yerine Avusturya, Belçika, İngiltere, Hollanda, Almanya, Yunanistan ve Fransa’dan öğrenci gruplarının katılımıyla bir öğrenciler toplantısı yaptık, tüm öürenci hareketlerini kapsayacak bir platform metni yazımı için bir çalışma grubu oluşturduk. Sonuç olarak hem öğrencilerin hem farklı toplum kesitlerinin enerjilerini harekete geçirmeyi başardık. Bu işin henüz çok başında olduğumuzu ve AB, Hükümetler, DTÖ, GATS ve eğitim de dahil olmak üzere pek çok alanı ticarileştirmeye çalışan ulusötesi şirketlere karşı mücedelede önümüzde uzun bir yol olduğunun farkındayız. Bu eylem, tepkilerin enternasyonalize ve politize edilmesi açısından önemli bir adım oldu. Bu arada bu adımın yeni bir adım olduğunu söylemeyeceğiz çünkü bu mücadeleye bizden önce başlamış pek çok grubun varlığını biliyor ve enerjilerimizi onlarınkıyle birleştirmek istiyoruz. (Schuijlenburg, Newsletter No.7, 28 December)

 

·         Doha Deklarasyonu kararlarına göre, 2003 yılında yapılması planlanan DTÖ-5. Bakanlar Konferansının yeri belli oldu: Meksika. DT֒nün 19-20 Aralık günü yapılan Genel Konsey toplantısı sonrasında G.Başkan Mike Moore, 2003 yılındaki konferansa Meksika’nın ev sahipliği yapacağını açıkladı. Konferansın Meksika’da tam olarak nerede (Pasifik kıyısında bir kentte mi yoksa Karayip denizi kıyısında bir yerde mi) yapılacağının henüz kesinleşmediğini belirten Moore, muhtemel tarihin yıl ortası gibi olacağını belirtti. (2003 yılı DTÖ-Bakanlar Konferansında Rekabet, Yatırım (MAI) , Hükümet Satın Almaları gibi oldukça önemli anlaşmalar için müzakerelerin başlatılacağı ve Meksika’nın, toplumsal tepkilerin son derece yüksek bir ülke olduğu, ABD ve Kanada gibi NAFTA ülkelerinden gelecek eylemciler için vize uygulayamayacağı, özellikle son resesyon dolayısıyla ABD sendikalarının DT֒ne duydukları tepkilerin bir hayli arttığı düşünüldüğünde Meksika’da ikinci bir Seattle’ın yaşanabileceğini öngörmek pek te yanlış olmayacak gibi.)(Bridges Weekly Trade News Digest V)

 

·         Avusturya Enerji Dağıtım ve Düzenleme Kurulu Elektrizitats-Control, doğrudan ya da dolaylı bir tehlike yaratabilecek teknolojilerle elektrik üreten AB dışı ülkelerden yapılan elektrik ithalatını yasaklayan yasanın geçerlilik tarihini uzatma kararı aldı. Kararda açık bir şekilde belirtilmese de esas sebebin, eski Doğu Bloku ülkelerinde Sovyet teknolojisiyle üretim yapan Nükleer İstasyonlardan satın alınacak elektriğe engel olmak amacıyla alındığı; karar haberinin elektrik enerjisi ihraç eden Doğu Bloku ülkelerine ulaşmasıyla birlikte, özellikle enerji Bakanlıkları ve hukuk uzmanları arasında ciddi tartışmaların başladığı bildiriliyor. Hukukçulara göre alınan karar, Avrupa’yı da bağlayan uluslararası enerji ticareti anlaşmalarının ruhuna ters düşüyor ve ticaret önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. Eleştiriler, bir boyutuyla ayrımcılığa da işaret ediyor ve “eğer bu karar gerçekten toplumsal güvenlik amacıyla alınmış olsaydı, içersinde coğrafi bir ayrım yapılmaz ve tehlike arz eden bütün şirketler yasak kapsamına girerdi.” deniyor. Hukukçular, AB üyesi devletlerle 15 AB dışı ülkeyi aynı koşullarla değerlendiren ve kapsayan Enerji Şartı Anlaşmasına gönderme yapıyor ve bu 30 ülkenin DTÖ nezdinde eşit konumda olduğunun, birbirlerine ticareti engelleyici kısıtlama getiremeyeceklerinin altını çiziyor. Enerji Şartına göre, üye devletler sağlık ve güvenlik gerekçeleriyle serbest ticarete muafiyetler koyabiliyor, fakat bunun yapılabilmesi için söz konusu ülkenin vatandaşlarının ürünün kullanımı sırasında zarar görmesi bir ön şart olarak getiriliyor. Dolayısıyla Enerji Şartı, ürünün başka bir ülkedeki üretilme koşullarının zararlı olması yüzünden ticaretin engellenmesine icazet vermiyor. Diğer yandan elektrik ithalatı konusunda Avusturya’nın kara listesine giren ülkelerden biri de, Avusturya’nın elektrik ithalatını durduracağı haberini alır almaz karşı tedbir hakkını işleme koyan Slovenya. Slovenya Enerji Bakanı Avusturya’nın aldığı ithalat yasaklama kararı ile ilgili olarak Slovenya yasalarının karşılıklılık esasına dayalı olduğunu belirtiyor. Yeni GATS müzakerelerinde sıra henüz Enerji’ye gelmedi. Fakat görünüşe bakılacak olursa, GATS anlaşması enerji alanında Avusturya’nın toplum sağlığını gerekçe göstererek aldığı bu tip önlemleri yasaklayacak ve birer uluslararası tahkim gerekçesi haline getirecek.(Power Europe News Analysis 13 December 2001)

 

·         “Demokratik” AB devletlerinin AB-Konseyi tarafından yapılan “terörizm” tanımlaması, AB egemenlerinin işçi protestoları ve demokratik tepkileri de terör eylemi olarak tanımlama eğilimini ortaya koyuyor. 16 Kasım tarihli Konsey görüşmelerine konu olan terörizm ve terör tanımlamasında kazanan yine baskı oldu. “Terör amaçlı” ibaresinin kararda yer almasını isteyen çoğunluk başardı ve karar şöyle çıktı : “Tüm üye devletler, aşağıda listelenen eylem niyetleri de dahil olmak üzere bir ülkenin ya da ulusal yasalarla tanınan uluslararası örgütlerin (IMF, DB, DTÖ, OECD v.b.) ciddi bir şekilde zarar görmesine yol açabilecek eylem ve eylem niyetlerine karşı gerek gördükleri önlemleri alacaklardır :

-          Bir halkı önemli ölçüde korkutan, veya

-          Hükümetleri veya uluslararası örgütleri bir faaliyeti yapmaya ya da yapmamaya mecbur eden girişimlerde bulunan veya

-          Bir ülkenin ya da bir uluslararası örgütün ekonomik yapısı veya politik, tüzüksel yapısını bozmaya, değiştirmeye, yıkmaya dönük amaçlarla eylem yapan bütün gruplar “terörist” kapsamındadır... Bu tanımlamada müphem bırakılan “ciddi zarar vermek”, “kamu oyunu korkutmak”, “Hükümeti veya ulsulararası bir örgütü bir faaliyete zorlamak ya da belli bir faaliyetten alıkoymak” cümleleri yalnızca emek hareketinin eylemleri ve küreselleşme karşıtlarının eylemleri düşünülerek konmuş olan cümleciklerdir. (Red-Green Alliance in Denmark , 28 November)

 

·         “Eğer Uruguay Raundu zamanında bitmiş olsaydı, bugün GATS gibi bir anlaşmaya sahip olamayacaktık” Bu sözler, American Express’in eski Başkan vekili Harry Freeman’a ait. Freeman şöyle devam ediyor : “Başladığımızda başarı ihtimalizmiz (0)’a yakındı fakat adeta imkansızı başararak GATS’ı Uruguay Raunduna dahil ettik. 1980,1982,1984 ve 1986 yıllarında tam 4 tane GATT-Bakanlar Konferansı yaptık. Ve sonunda 1986 yılında Uruguay Raundunu başlatabildik. Eğer Uruguay Raundu planlandığı tarihte bitirilmiş olsaydı, hizmet ticareti anlaşması yapılmamış olacaktı. 1993 yılına kadar Raundu uzatmayı ve Hizmetleri raunda dahil etmeyi başardık.” 1970’lerin sonlarında başta AIG- Uluslararası Amerikan Grubu, American Express ve Citicorp olmak üzere ABD Hizmet şirketlerinden oluşan küçük bir grup özellikle Asya’daki Pazar paylarını genişletme isteği ile yola çıktılar. Amaçları hizmetler anlaşmasını GATT kapsamına aldırarak Uzak Doğu piyasalarında uzun süreli piyasa girişi avantajı elde etmekti. 1981 yılında amacına ulaşabilmek için daha geniş bir yapı kurmaları gerektiğini anlayan bu küçük grup Harry Freeman’dan tüm Amerika’daki hizmet şirketlerini bünyesine alacak geniş bir Hizmet Şirketleri Koalisyonu kurmasını istediler. Böylece 1982 yılında kısa adı USCSI olan koalisyon resmi düzeyde kurulmuş oldu. Koalisyonun ilk işi, “hizmet sanayii” konseptini yavaş yavaş kamu oyunun beynine işlemek olarak belirlendi ve bu amaçla bir halkla ilişkiler kampanyası başlatıldı. Kampanyanın mesajları son derece basit ve anlaşılırdı : 1- Hizmetler ekonomi için çok önemlidir 2- Hizmet şirketleri “kaliteli istihdam yaratır” 3- Hizmet sanayii ekonominin bütün alanlarında buluşçuluğu ve verimliliği arttırır ve 4- Hizmet alınıp, satılabilen bir metadır ve bu nedenle uluslararası ticaretin kurallarına tabi kılınmalıdır. USCSI kampanyanın geliştirilmesi ve bu mesajlara akademik anlamda sahip çıkılması amacıyla bir grup ekonomist ve istatistik uzmanı istihdam etmeyi de ihmal etmedi. Bu grup, örneğin hizmet ticaretinin ABD ihracatının %21’ine denk düştüğü; ABD Yurt içi gelirinin %70’inin hizmet sanayiinden geldiği; ABD toplam istihdamının %80’ini hizmet sanayicilerinin yarattığı v.b bilgileri kamu oyuna yaymakla görevlendirildi. USCSI ABD Hükümetleriyle ilişkilerini kısa sürede ilerletti ve 1982-1985 yılları arasında ABD Hazine Bakanlığı ile adeta birlikte çalıştı. Entellektüel birikimini USCSI’dan alan Amerikan Hazine Bakanlığı OECD içinde de bir Hizmet Ticareti çalışması başlatmayı başardı. Bu bağlamda 1985 yılında OECD tarafından hazırlanan bir raporda, 1985-Uruguay Punta Del Este’de başlayacak yeni raunda hizmet ticaretinin eklenmesinin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu belirtiliyordu. (The GATS Godfathers, The U.S National Defense University- a course paper-)