mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN-45

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

4 Nisan 2002

Çalışma Grubumuzun 95’inci Olağan toplantısında tartıştığı konulara ait notlar ile Küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler.

 

·           ABD’nin çelik ithalatını engelleme yönünde aldığı karara karşılık AB Komisyonu geçen hafta oy birliği ile kabul edilen bir dizi önlemi almakta gecikmedi. AB-Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada “Biz, ABD’nin yaptığı gibi Dünya Ticaret Örgütü hukukunu ihlal edecek düzenlemelere gitmedik ve bu nedenle AB pazarını gelişmekte olan ülkelerden yapılacak çelik ürünleri satışına açık tutmaya devam edeceğiz. Fakat kendi çelik sanayimizi ve işçilerimizin çıkarlarını da gözetmek zorundayız. Bunun için, gelişmiş ülkelerden yapılacak çelik ürünü ithalatına şimdilik en fazla 6 ay süre ile % 14.9 ile %26 arasında ürün bazında değişecek gümrük vergisi uygulamasını başlatma kararı aldık. İlk 6 aylık sürede ABD çelik yasasıyla ilgili gelişmeleri takip edecek, daha sonraki kararımızı da bu doğrultuda alacağız.” dedi. (European Commission DG-Trade, 27th March 2002)

 

·              Uruguay Raundu sırasında “Hassas ürünler” sınıfına dahil edilmiş olan alkol ve tütün ticareti, yeni GATS müzakerelerinde, AB Komisyonunun baskılarıyla, serbest ticaret kapsamına alınmaya çalışılıyor. Bu ürünlerle ilgili olarak ileri sürülen sağlık gerekçelerinin kaldırılmasını isteyen AB, kısıtlamaların bunun yerine yalnızca güvenlik gerekçeleri ile sınırlandırılmasını istiyor. Aslında GATS, adından da anlaşılacağı gibi Hizmet Ticareti ile ilgili bir anlaşma. Fakat tüm metaların dolaşımı, ulaşımı ve dağıtımı gibi kısaca lojistik sektörler olarak kabul edilen bu alanlar hizmet sektörüne dahil olduğu için, GATS dolaylı bir şekilde de olsa meta ticaretini de kapsamış oluyor. AB-Komisyonundan son dönemde sızan bir rapora göre, GATS müzakerelerinde gelinen bu aşamada, pek çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin gıda ve beslenmeyle ilgili sektörlerini daha önce GATS’a açık hale getirmeyi planladıkları halde şimdilerde bu alanları taahhütlerinin dışına aldıkları; AB’nin çıkarlarının ise yalnızca “en tehlikeli gıda ürünleri”ni GATS dışında bırakarak geri kalan tüm beslenme alanlarını piyasa ekonomisine açmakta olduğu belirtiliyor. Bu raporda, Komisyonun ilk olarak AB içi devletleri ikna etmeye çalışacağı, ardından da diğer ülkelere ikna turları düzenleyeceği belirtiliyor. (SAIS Journal, Winter-Spring 2002, John Hopkins University-Trade Liberalization and It’s Impacts on Alcohol Policy – Ellen Gould and Noel Schacter)

 

·              Bir AB Zirvesi daha genişleyen protestolar eşliğinde son buldu. 300 bini aşkın Avrupa’lı ve Avrupa’da yaşamaya çalışan göçmen işçi ve işsizin katıldığı protestolar, gerek Avrupa ve gerekse dünya basınında çok az yer buldu. “Kapitalizme ve AB’ye HAYIR” çığlıkları duymazdan gelindi. Protestoların, basına göre 300 bin, eylem düzenleyicilerine göre 500 bin civarında olduğu ve “Kızıl Barselona” adı verilerek İspanya İç Savaşı sırasında anarşitler ve sosyalistler tarafından kollektivize edilen kente tarihsel bir gönderme yapılan en büyüğü, bugüne kadar düzenlenen küreselleşme karşıtı eylemlerin –tartışmasız- en görkemlisi oldu. Yaklaşık 60 kadar anarşist ve radikal öğrencinin tutuklanması, polis dayağı sonunda hafif yaralanmalar kapitalist medya patronlarının iştahını yeterince açmamış olacak ki protesto eylemleri medyada yer bulamadı.  Barselona eylemlerinin ortaya koyduğu bir diğer önemli gerçek ise 11 Eylül’le birlikte kapitalizm karşıtlığının sönümleneceği yönündeki iddiaların ne kadar gerçek dışı olduğuydu. Ve son derece kapsamlı bir “ekonomik reform paketi” daha AB devletlerince görüşülüp takvime bağlandı. Göteborg ve Cenova’da can’a kast düzeyinde yaşanan şiddetle mukayese edildiğinde, Barselona’da bir kaç banka camının kırılması bahane edilerek gerçekleştirilen yoğun coplama ve hırpalama, bezdirme, yıldırma taktiklerini kullanmayı tercih etti İspanya Polisi. Ğniversite öğrencisi Joana Maria’nın  “AB halkları artık yurttaş filan değil, yalnızca müşteri” sözlerini bir kez daha doğrulayan Zirve gündemi bu yoğun tepkiler arasında onaylandı. Protestolar için Manchester’dan Barselona’ya gelmiş olan bir kütüphane emekçisi, John Barrier de Joana ile benzer duygular içinde: “Kapitalizm, AB’deki standartları da emekçilerin sırtından yerle bir etmeyi hedefliyor, amaçları ise ABD ile rekabet edebilmekmiş.” AB bürokratları ise zirve sonundaki deklarasyona birbiriyle taban tabana zıt cümleler koyarak AB halklarını uyutabileceklerini sanıyorlar “AB’deki yüksek sosyal standartlardan oluşan Avrupa Sosyal Modelini koruyarak..... ekonomik büyümeyi saülamak ve işgücü piyasalarındaki esnekliği en üst düzeye çıkarmak.....” (Barselona’dan notlar, Erik Wesselius ve Olivier Hoedemann Corporate Europe Observatory 14 Mart 2002)

 

·              Demokratik Kitle Örgütleri, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ticaret Odası(ICC) arasındaki aşırı samimiyet ve yakınlaşmadan huzursuz. Özellikle BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Ocak ayındaki Dünya Ekonomik Forumu sırasında yaptığı konuşmada ICC ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Sermaye Eylemi –BASD isimli örgütlere, Ağustos ayında Johannesburg’da yapılacak Dünya Kalkınma Zirvesinin hazırlıkları ve yürütülmesi konusunda çok büyük misyonlar yüklemesi, BM’i öteden beri kapitalizmin bir makyaj malzemesi olarak tanımlayan ve son dönemde BM’in kendi logosunu hem de en kirli şirketlere büyük paralar karşılığı satması da dahil olmak üzere dünya halklarına teşhir etmeyi sürdüren demokratik kitle örgütlerinin işini daha da kolaylaştırdı. Düşüncelerini, Kofi Annan’a hitaben yazdıkları bir mektupta derleyen bu gruplar, yazdıkları mektubu BM’nin yanı sıra tüm dünya listelerine de göndermek suretiyle teşhir faaliyetlerini sürdürdüler. (CEO-Netherland)

 

·              ESF-Avrupa Sosyal Forumu kuruluş aşamasında. İlk toplantısını 9 Mart 2002’de Brüksel’de yapacağını duyuran “ilgili” STK’lar, bu ilk toplantıda İtalyan Grubunun ESF ile ilgili önerilerinin yanısıra, Forumun hangi örgütlerden oluşabileceğini ve kimlere çağrıda bulunabileceklerini ve ileride bu network’ü nasıl genişletebileceklerini bildiriyorlar. İlgilenenlerin Brüksel orijinli, Oxfam isimli STK’ya başvurmaları öneriliyor. Bu arada, Oxfam adının, DTÖ Genel Başkanı Mike Moore’un Sivil Toplumla Sosyal Diyalog çerçevesinde örgüt içindeki görüşmelere davet edileceği bildirilen gruplar arasında geçtiğini hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyoruz. (Oxfam Solidaritee, 8 Mart 2002)

 

·              Nijerya Hükümeti, 2 Mart Salı günü IMF Programından çekildiğini resmen açıkladı. Bu kararın alınmasında, istikrar, demokrasinin güçlendirilmesi, saygınlık ve kredibilitenin arttırılması gibi değerlerin Nijerya Hükümetince önem verilen değerler olduğu bildirilen yazılı açıklamada, ülkenin bundan sonrasında da yalnızca daraltılmış makro ekonomik hedeflere endekslenmiş programların parçası olmayı istemediği, Nijerya’nın Temmuz 2000’de IMF ile bir stand-by anlaşması imzaladığı ve bu anlaşmanın Haziran 2001’e kadar devam ettiği ve bu tarihten sonra da IMF ile daha önce yapılan anlaşma gereği IMF’nin ilkeyi izlemeye aldığını belirten Başkanlık Resmi Sözcüsü, izleme kapsamında IMF tarafından mali sektöre yapılan müdahalelerin Hükümetin kamusal yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve ülkesel bazı makro ekonomik hedeflere ulaşılmasına engel olduğunu ve mevcut IMF programına Nijerya Hükümetinin uymasının mümkün olmadığını bildirdi. (Nigerians to Withdraw From Accord With IMF – Reuters)

 

·              Kapitalist sistem içinde hiç bir çıkış yolu olmadığını en net biçimde ortaya koyan ABD-AB arasındaki Çelik Savaşı kızışıyor. Japonya, G.Kore, Rusya ve Brezilya’nın da AB yanında savaşa dahil oldukları olayda, AB Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy , ABD Yönetimini WTO tahkim sisteminde dava edeceklerini açıkladı. Bu olayda ABD’nin, korumacılığına hiç bir haklı gerekçe gösteremeyeceğine inandıklarını belirten Japonya kesinlikle AB’nin yanında yer alacaklarını yazılı bir açıklamayla bildirdi. Çin’den sonra, dünyanın en büyük ikinci çelik üreticisi ülkesi olan Japonya ABD Kongresince alınan son kararla ciddi bir biçimde sarsıldı. Amerikan Kongresini bu kararı alma yönünde etkileyen iki olaydan birinin Bush’un Çin ve G.Doğu Asya ziyareti, bir diğerinin ise ABD çelik şirketleriyle çelik sendikalarının kapanan 31 çelik şirketinden ucuz ithal ürünleri sorumlu tutmaları olduğu bildiriliyor. AB ve ABD bugün dünyadaki en büyük iki ekonomik bloğu temsil ediyorlar. Sadece 2000 yılında iki blok arasındaki toplam ticaret hacmi (tüm sektörlerde) 373 milyar ABD Doları tutarındaydı. Salı günü yayılan haber, Avrupa’daki çelik şirketlerinin borsa hisselerinde çok büyük düşüşlere yol açtı. Bunlardan Arcelor %5 civarında değer kaybederken, Anglo-Dutch Group hisselerindeki kayıp %6’yı aştı. AB çelik şirketlerinin stokları endişe verecek boyutlara ulaşmış durumda. En garanti ve en büyük hacimli alıcı ise şimdiye kadar ABD idi.

 

·              İngiltere’de 40 bin işçi atılacak: İngiltere’de, “zarar ettiği” gerekçesiyle 40 bin posta işçisinin işten atılacağı açıklandı. Posta işlerini devlet adına sürdüren Consignia adlı şirket, günde 1.5 milyon sterlin kayıbı olduğunu ve bu kaybın durdurulması için 40 bin işçinin işten atılması gerektiği ilan etti. Yapılan açıklamada, yılda 1.2 milyar sterlin gelir sağlamak için başka yol bulunmadığı da iddia edildi. İşçilerin, 3 yıl içinde işten atılacağı belirtildi. 300 yıllık tarihi ile dünyanın en eski posta servisi olan şirket, böylece, tarihinde bir seferde en çok işçi atma kararını da almış oldu. İngiltere çapında 220 bin işçinin çalıştığı posta hizmetlerinde, bilgisayar sisteminin de gelişmesiyle, Kraliyet Postası’nın zarar ettiği belirtiliyor. Bu zararı durdurmak için, geçtiğimiz yıl 30 bin işçinin işten atılacağı duyurulmuştu. Bu rakamı 40 bine çıkartan Consignia, ismini de değiştireceğini ve Royal Mail (Kraliyet Postası) adı ile tekrar hizmet vereceğini duyurdu. Posta hizmetinin özelleştirilmesini de dayatan hükümet, sendikacıların ve işçilerin yoğun tepkileri ile karşılaşmıştı. Geçtiğimiz hafta binlerce posta çalışanı özelleştirme kararına karşı Londra’da bir yürüyüş düzenlediler. Evrensel Gazetesi 27.03.2002