mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN-46

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

17 Nisan 2002

Çalışma Grubumuzun 96’ıncı Olağan toplantısında tartıştığı konulara ait notlar ile Küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler.

 
  • İngiltere’deki Finans Şirketleri Komitesinin (LOTIS) başkanı, Avrupa  Hizmetler Froumu Başkanlığına getirildi. Sermaye, kendi açısından yaşamsal olan konuları artık delege etmiyor ve bizzat işin başına geçiyor. AB-Hizmetler Forumu, 1998 yılında tüm AB ülkelerindeki hizmet sektörü sermayesinin çıkarlarını korumak ve geliştirmek gerekçeleriyle kuruldu. Komisyon başkanının en önemli görevi, DTÖ Hizmet müzakerelerine ilişkin gelişmeleri sermaye sınıfı perspektifinden değerlendirerek ESF üyelerine aktarmak ve aleyhte gelişmeler olursa A.Komisyonu içinde lobi faaliyeti yürüterek, bu gelişmelerin önüne geçilmesini sağlamak. İşte bu ve benzer gerekçelerden ötürü, DT֒nün Doha’da yapılan 4. Bakanlar Konferansında ESF de resmi delegasyon içinde yer aldı. ESF içersinde çıkarları temsil edilen 37 AB-İşveren Federasyonu ile, 45 tane federasyonlara üyeliği bulunmayan AB’li ulusötesi Hizmet Şirketi bulunuyor. ESF, bugüne kadar A.Komisyonuna bir dizi durum raporu sundu. Bu raporlar şu başlıklardan oluşmaktaydı : Hükümet Satın Almaları ve Şeffaflık, Ulusal Düzenlemeler, Liberalize edilecek Hizmet alanlarına ilişkin taahhüt listeleri, Elektronik Ticareti, Ticaret ve Yatırımlar, Devlet Desteklemeleri, İşletme personelinin serbest dolaşımı. ESF’nin hizmet ticareti alanında 40 yılı aşkın muazzam bir deneyime sahip olan yeni başkanı Christopher Robert, uzun süre İngiliz Hükümetleri içinde görev yaptı. Halihazırda LOTIS adı verilen ve dünyadaki finansal gelişmeler ile finans kapital önündeki engeller hakkında İngiliz Hükümeti ile AB Komisyonunu an be an bilgilendiren komitenin başkanlığını yürütüyor. C.Robert, Hükümet adına görev yaptığı yıllarda resmi olarak Uruguay Raunduna katılan ve DT֒nün kuruluş anlaşması Marakeş Antlaşmasının dizaynında bizzat çalışmış olan ve 1998 yılında Japonya Başbakanlığından uluslararası ticaretin gelişmesine yaptığı katkılarından ötürü ödüllendirilmiş bir zat. (International Financial Services and LOTIS press release, London)

 

  • Avrupa Adalet Mahkemesince alınan bir karara göre, bir piyasada alınıp, satılabilecek her türlü mal ve HİZMET, birer ekonomik metadır ve bu metaların satışa sunulması da bir ekonomik faaliyeti meydana getirir... Başta ATTAC olmak üzere, Avrupa’daki demokratik kitle örgütleri Mahkeme tarafından alınan bu kararı son derece tehlikeli bir gelişme olarak nitelendiriyorlar ve gönüllülük esasına dayalı hizmetlerin bile bu hüküm uyarınca ticarileştirilebilmesinin mümkün olacağını düşünüyorlar. (GATSCrit)

 

  • Kendileriyle ya da nüfuz etme güçleriyle övündüklerini duymaz, yolda görseniz tanımazsınız onları... Ama onlar, yaptıkları haftalık toplantılarla AB yasalarının büyük bir çoğunluğunu değiştirmekte ve siz fark etmeden gelecek yaşamınızı alt üst edecek kararlar almaktadır. Bu görünmeyen eller, 30 AB diplomatının mahir elleridir. Tüm gözler AB Komisyonu üyelerinde ve tüm kulaklar A.Parlamentosu bildirilerindeyken Avrupa Konseyinin bu 30 diplomatı her hafta biraraya gelerek ve saatler süren uzun toplantılarında AB yasalarını AB sermayesinin direktifleri doğrultusunda değiştirerek AB halkları ve sermayesini aksi yönlerde etkileyecek hayati öneme sahip işler yapmaktadır. A.Komisyonu önerilerde bulunabilir, A.Parlamentosu yardımcı yasa yapıcı göreviyle gururlanabilir fakat her iki yapının öneri ve tavsiyeleri ancak A.Konseyi tarafından onaylanacak olursa yasaya dönüşebilir. (Corporate Europe Observatory March 31, 2002)

 

  • IMF, Ghana ile yaptığı yeni kredi anlaşmasına su fiyatlarının yükseltilmesi koşulunu da ekledi. Ghana, geçtiğimiz günlerde IMF ve Dünya Bankasına olan borçlarının bir bölümü affedilmek suretiyle ödüllendirildi. Peki hemen bu kararın ardından neler oldu? IMF, yeni kredi anlaşması doğrultusunda ve IMF’nin Yoksulluğu Azaltıcı Programı çerçevesinde ülke yönetimine tahsis edeceği kredinin serbest bırakılması için IMF tarafından ön koşul olarak dayatılan talepler sıralandı : 1- Kamu İşletmelerindeki fiyat sistemlerinde tam bir yeniden yapılandırma 2- Gümrük vergilerinin otomatik bir şekilde indirilmesini hedefleyen bir tarife listesinin geliştirilmesi 3- Elektrik ve Su fiyatlarında 2001 yılında yine IMF StandBy anlaşması doğrultusunda gerçekleştirilen %95 oranındaki fiyat artışına ilave yeni fiyat artışlarının yapılması. IMF ve Dünya Bankası’nın bu taleplerini dayandırdıkları argüman ise ülkedeki elektrik ve su fiyatlarının hala dünya piyasaşarının gerisinde olması. (Water For All, March 15, 2002)

 

  • Yer küredeki tüm öğrencilere ! OECD, 23-24 Mayıs tarihlerinde Ticaret ve Eğitim konularını görüşmek üzere Washington D.C. de toplanıyor. Bu iki günü dünya öğrencileri eylem günü yapalım ve Washington olması şart değil dünyanın değişik bölgelerinde bir araya gelerek sesimizi güçlendirelim.... Almanya’nın çeşitli bölgelerindeki öğrenci hareketlerinin önderliğinde İngiltere, Belçika, İspanya ve Almanya’da eş-anlı olarak düzenlenmesi planlanan protesto eylemlerinin yanı sıra karşıt öğrenci hareketlerinin ileriye dönük eylem stratejilerinin de belirleneceği toplantılar yapılacak. Haziran ayında İspanya’nın Sevilla kentinde yapılacak AB-Konseyi Zirvesi protestoları için de hazırlıkların tartışılacağı bu platformlar, özellikle Avrupa çaplı eylemlerin de-centralize yani ademi-merkeziyetçi bir anlayışla düzenlenmesinden yana. Böylece her okul kampüsü ve her kentin eylem yeri olabileceğini düşünüyorlar. (Schuijlenburg, 13 Mart 2002)

 

  • Bunu biliyor muydunuz ? Dört EFTA ülkesinden üç tanesi Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn, Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) anlaşması sayesinde AB uygulamalarının  bu ülkelere kadar uzanmasını sağlıyor. EFTA’nın dördüncü ülkesi konumunda olan İsviçre ise 1992 yılında EEA anlaşmasıyla ilgili yapılan referandumda alınan karar sonrasında anlaşma dışında kalmayı tercih eden tek ülke. Ancak bu cümleden İsviçre’nin AB politikalarından mahrum kaldığı (???) gibi bir sonuca varılmaması gerekiyor. Zira, İsviçre de AB’ye son derece yakın duruyor ve imzalanmış çeşitli ikili anlaşmaları uygulama konusunda hiç nazlanmıyor. Özetlemek gerekirse, örneğin Norveç bir AB üyesi olmadığı halde, “ilgili ve kabul edilebilir topluluk yasalarını ülke yasalarına geçirme” konusunda taahhütlerde bulunduğu içindir ki bugün AB’nde yaşanmakta olan kapitalist liberalizasyon süreci aynen Norveç’te de uygulanmakta. Yine bu bağlamda verilebilecek bir başka örnek ise Norveç’te hidro-elektrik santralları bulunan ve elektrik üretimi yapan şirketlerle ilgili yasanın bu ayrıcalığı 60 yılla sınırladığı ve bu sürenin dolması halinde bu üretim alanlarının Norveç devletine devr edilmek zorunda olduğunu göz önüne alan EFTA, Norveç devletinden bu yasayı kaldırmasını istemiş bulunuyor. Gerekçe yine aynı : bu tip yasalar, serbest ticaretin işleyişi önündeki kamusal sınırlamalardır, EEA hükümleri ile çatışır ve bu nedenle kaldırılmaları gerekir.  Norveç halkının son dönemde karşısında mücadele verdiği bir başka gelişme ise yeni GATS müzakereleri sonucunda Norveç temiz su kaynaklarının özel şirketlere devredilmesi yönünde atılan adımlar. (EU Observer, Edited By Lisbeth Kirk , 05.03.2002)

 

  • Amerikan emek hareketinin örnek alınabilecek girişimi : Hayatın her alanının özel sektör elinde olduğu, sermayenin en özgür biçimde sömürebildiği bir ülke ABD. Ve , AFL-CIO bu ülkedeki en büyük işçi sendikaları konfederasyonu. Konfederasyon  Yönetim Kurulu, Şubat ayında GATS müzakerelerinin derhal durdurulmasını talep eden bir önergeyi oy birliği ile kabul etti. Ülkedeki kitle örgütlerinin yorumu ise, AFL-CIO’nun bu desteğinin ABD özelindeki GATS karşıtlığının yükseltilmesine çok büyük bir ivme kazandıracak nitelikte. (News Flash, AFL-CIO passes GATS resolution 28 Feb 2002)

 

  • Doha raundu, OECD’ye MAI anlaşmasını daha önce kaldırdığı tozlu raftan indirme fırsatını verdi ve MAI tekrar sahnede. DTÖ üyeleri, Yatırımlar ve Rekabet adı altında Doha gündemine dahil edilen anlaşmaların nasıl dizayn edileceğini kara kara düşünürken, OECD imdada yetişti ve MAI müzakere tekstlerini ellerine tutuşturuverdi. Ancak OECD yetkilileri (Sözcü Nicholas Bray) bu konuya bakın nasıl cevap veriyorlar “Bunun Doha raundu ile hiç bir ilgisi yok. MAI anlaşması 90’ların başından beri geliştirildi, 98 sonunda kesintiye uğradı ve 2000 yılı başından beri zaten yeniden gündemimize almış durumdaydık. MAI, ”  (International Trade Daily February 26, 2002)

 

  • Avrupa Komisyonu, AB üyesi 15 devlet adına Birliğin, aralarında ABD, Japonya, Kanada, Meksika, Brezilya, G.Kore ve Hindistan’ın da bulunduğu 29 ülkeden yeni GATS görüşmeleri çerçevesinde hangi sektörlerini serbest piyasaya açmalarını istediğini listeler halinde bildirdi. Dünyanın en güçlü 2 ekonomik bloğundan birinin talep listesi hazırlayarak diğer DTÖ üyesi ülkelere bildirmesi uluslararası karşıtlar tarafından “ciddi bir baskı unsuru” olarak değerlendiriliyor. Doha deklarasyonuna göre, DTÖ üyeleri en geç 30 Haziran 2002 tarihine kadar diğer ülkelerden talep edecekleri hizmet sektörlerinin listelerini tamamlayıp, bildirmeleri gerekiyor. Diğer DTÖ ülkelerinin de AB’den başta eğitim ve sağlık olmak üzere hemen hemen tüm hizmet alanlarını liberalize etmesini isteyeceği tahmin ediliyor. (GATSWATCH website, 16, April 2002)

 

  • Hala, Bölgeselleşmenin küreselleşme karşısında bir alternatif olduğunu düşünenlere duyurulur : Japonya, 14 ülkenin katılımıyla sürdürülen Doğu Asya Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşmasının 2010 yılına kadar imzalanmasını istiyor. Tokyo, anlaşma taslağının bu yıl Kasım ayında toplanacak Kamboçya Zirvesinden önce tamamlanacağını umuyor. Yeni bölgesel serbest ticaret anlaşmasının tarafları arasında Japonya’nın yanı sıra Çin, Tayvan, Güney Kore, Hong-Kong gibi Asya’nın sanayide öncü diğer ülkeleri de bulunuyor ve söz konusu pazarın hacmi de 2 milyarı aşıyor. Haberi ulaştıran ajansın yorumlarına göre, müzakerelerin ileri aşamalarında anlaşmanın Avustralya, Yeni Zelenda ve ABD’yi de kapsamına alacak biçimde genişletilmesi de söz konusu. Çin Başbakanı ise Baoa’daki Asya Forumu sırasında, bölgenin ABD-NAFTA ve FTAA anlaşmaları ile AB’ye karşı rekabet edebilmesi için bu girişimin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Bu öyle bir rekabet ki, rakibinize karşı oluşturduğunuz pakta, bizzat rakibinizi de dahil ediyorsunuz. (BBC Worldwide Monitoring April 13, 2002)

 

  • DT֒nün “sivil toplumla diyalog” toplantılarının baş müdavimlerinden Brüksel orijinli OXFAM’ın kampanyaları ABD ve AB’nin serbest ticaretin liberalizasyonu konusundaki pozisyonlarıyla birebir örtüşüyor!!! OXFAM tarafından yeni basılan bir raporda ticaretin daha hızlı ve daha yüksek düzeyde serbestleşmesinin gelişmekte olan ülkelerin en fazla ihtiyaç duyduğu şey olduğu belirtiliyor. Küreselleşme Karşıtları Koalisyonunun üyeleri ise (Via Campesina, MST, Third World Network, Focus on the Global South ve Africa Trade Network) OXFAM’ın talepleriyle ABD Ticaret Sözcüsü Zoellick ve AB Komisyonerlerinden Pascal Lamy’nin söylemlerinden hiç bir farkı olmadığını, OXFAM’ın bu çıkışının büyük bir hayal kırıklığı yarattığını belirtiyorlar. Karşıtların eleştiri oklarına neden olan bir diğer olay ise OXFAM’ın raporunda veri olarak kullandığı ve savlarını dayandırdığı kalkınma istatistiklerinin tamamının IMF ve Dünya Bankası raporlarından alınmış olması. (Anuradha Mittal, Institute for Food and Development Policy- Food First, 11 Nisan 2002)

 

  • 19-22 Nisan tarihlerine denk düşen haftasonunda Washington DC, ilerici toplumsal hareketler için tarihsel bir fırsat olacak. Küreselleşme karşısında giderek genişleyen anti-kapitalist hareketler, savaş karşıtlığını da kucaklayarak yollarına devam ediyor. Sivil Özgürlük yanlısı hareketler, Kolombiya’lı savaş karşıtları, Filistin Dayanışma Hareketi, Amerika aktivistler okulu öğrencileri, bu hafta sonu Filistin halkı ile dayanışma için ABD’nin başkentinde bir dizi eylem ve etkinlik düzenleyecekler. Küreselleşme karşıtlarının muhalefet ettikleri konuların çeşitlenmesi, ideolojik küreselleşme tanımının netleşmesine ve bu sürecin kapitalizmin son aşaması olduğu konusunda geniş bir fikir birliğine varılmasına katkıda bulunacak ve dayanışma çemberini genişleterek karşıt hareketi güçlendirecek önemli bir gelişme.  (Cynthia Peters, zmag Peace and Justice Work in Boston, 10 April, 2002)