Dünya Ticaret Örgütünün 5. Bakanlar Konferansı 10-14 Eylül
2003 tarihlerinde Meksika’nın Cancun kentinde yapılacak. DTÖ Genel Konseyince 13
Mayıs günü alınan karara göre bu sefer ev sahipliğini Meksika Hükümeti yapacak.
Karar sürecinde bazı DTÖ üyeleri konferansın her zaman olduğu gibi yıl sonunda
toplanmasını, çok geç kalınmaması için de bu yıl sonunda yapılmasını istediler
fakat çoğunluğun isteği doğrultusunda Eylül 2003 üzerinde anlaşma sağlandı. AB
ve ABD ise 2001 Kasımda başlatılan, 3 yıl sürmesi planlanan yeni raund döneminin tam
ortasında yapılacak (Haziran/Temmuz 2003) bir konferansın daha mantıklı olacağını,
böylece yapılan anlaşmalar ve geri kalan işlerin zamanlamasını ölçmek için de bir
fırsat yaratılacağını savunuyorlardı. Diğer yandan Meksika Hükümetinin tatil
nedeniyle otellerin doluluk oranının yüksek olabileceği ve yüksek sezonda gerek otel
gerekse seyahat fiyatlarının en üst düzeyde olmasının DTÖ’nün yoksul üyeleri
açısından sorun yaratabileceği yönündeki kaygılarını dile getirmesi sonrasında
10-14 Eylül tarihleri üzerinde mutabakata varıldı. Bundan önceki DTÖ Bakanlar Kurulu
Konferansları sırasıyla Singapur (1996), Cenevre (1998), Seattle (1999) ve Doha (2001)
da düzenlenmişti. Örgüt tüzüğü gereğince Bakanlar Kurulu Konferanslarının her
iki yılda en az bir kez toplanması gerekiyor. (By Daniel Pruzin, The Bureau of National
Affairs Inc. Washington)
İlk kez dünya devi General Electric’in CEO’su Jack Welch
tarafından 1999 yılında, şirket ortakları genel kurulunda dile getirilen mobil
fabrikalar hayata geçiyor. Jack Welch, ortaklarına daha fazla kar vaadinde
bulunurken, GE fabrikalarını gemilere inşa edeceğini ve böylece işçi ücretlerinin
en düşük, sendikal hakların en geri olduğu ülkelerin limanlarına giderek üretim
yapabileceğini söylüyordu ve görülüyor ki bu kurgunun adımları çoktan atılmış.
Science Network isimli bir Yatırım araştırmaları şirketi ülkelere ve bölgelere
mobil konteynerler üzerinde kablo ve boru sistemleri ile tam donanımlı mini fabrikalar
kurmak için gerekli teknoloji ve desteği sunmaya başlamış. Bu fabrikalarda
yapılabilecek üretim çeşitleri şöyle sıralanıyor: Fırınlar, çelik tırnak
imalatı, ergitme elektrotları, inşaatlarda çerçeveleri güçlendirme amacıyla
kullanılabilecek çelik barlar, alüminyum malzemeler, preslenmiş melamin ürünleri,
plastik paketleme malzemeleri, sağlık ve temizlik malzemeleri. Bu üretim konteynerleri
nerede ve ne zaman ihtiyaç duyulursa oraya taşınabiliyor. (Financial News By Steven P.
Leibacher May-2002)
- OECD ve Dünya Bankasının eğitim
konulu ortak toplantısı sırasında Avrupa’daki üniversite öğrencileri her ilde
eylemler yapmayı planlıyor. “Eğitim Satılık Değildir” isimli network, 23-24
Mayıs tarihlerinde Washington’da yapılacak OECD-WB Forumunu aynı günlerde Avrupa
kentlerinde düzenlenecek çeşitli protesto eylemleriyle dünyaya duyurmaya
çalışmanın yanı sıra, 20-22 Haziranda İspanya’nın Sevilla kentinde yapılacak AB
Zirvesini de eylemlerle protesto etmeyi planlıyor. Öğrenciler, akademisyenler ve
öğretmenlerin yer aldığı network ilk kez Aralık 2001’de yeni GATS
müzakerelerindeki gelişmelere tepki olarak Almanya’nın Dortmund kentinde kurulmuş.
Aralık ayında başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın pek çok metropolünde
gerçekleştirilen okul işgalleri ve diğer protesto eylemleriyle birlikte ve 14
Aralıktaki Brüksel-AB Zirvesi eylemlerinin de katkısıyla hareket genişlemiş ve
gelinen noktada Avrupa çapında bir öğrenci networkü oluşmuş. 23-24 Mayıs eylemleri
çerçevesinde yapılması planlananlar arasında şunlar var: Hessen’de düzenlenen ve
tüm Eğitim Bakanlarının katılacağı bir konferans merkezinin etrafı sarılacak;
Düsseldorf’da yürüyüş düzenlenecek ve eğitim konulu bir sosyal forum
tertiplenecek, protestolar yaz boyunca da devam edecek. Bazı üniversiteler özellikle
Nordrhein Westfalen eyaletindeki son gelişmeler (yasa tasarısına göre öğrenciler
yeniden ve daha yüksek düzeylerde belirlenen harçlarını doğrudan Hazine
Bakanlığına ödemek zorunda bırakılmak isteniyor, ayrıca diğer bazı
üniversitelerde de hükümet öğrencilerin gıda, yurt ve kantin gibi ihtiyaçlarını
karşılayan okul içindeki kurumlara ayrılan ödeneği önemli oranda kısıtlamaya
çalışıyor) nedeniyle yaz ayları
boyunca boykot yapmayı planlıyor. Almanya’nın çeşitli eyaletlerinde atılan resmi
düzeydeki adımların ortak hedefi, eğitimi kar amaçlı ticari bir kurum haline
getirmek. (EUStudents, Newsletter 9: 4 May, 2002)
- AB-ABD arasında yaşanmakta olan “Çelik Savaşları”nın Türkiye’deki metal
işçileri üzerindeki etkileri! ABD’nin Mart
başında aldığı belli çelik ürünlerine gümrük ve kota uygulama kararına cevap
olarak; A.Konseyi Bakanlar Konferansı, 7 Mayıs tarihinde yaptığı toplantıda, A.Komisyonu tarafından hazırlanan ve 15 farklı
çelik ürününün AB ülkelerine ithalatı sırasında uygulanması öngörülen
korumacı önlemler paketi tasarısını destekleme kararı aldı. Konsey kararında, 18
Haziran tarihine kadar WTO’ya, geçici olarak yasaklanacak ayrıcalıkların bir liste
halinde bildirilmesi ve bu tarihe kadar ABD’nin herhangi bir geri adım atmaması
halinde kararlaştırılan korumacı önlemlerin uygulanması konusunda geniş bir
görüş birliğinin sağlandığı belirtiliyor. Türkiye’de ise, , 2 yıl önce
özelleştirilen Asil Çelik şirketi ABD’nin kararının hemen ardından, imzalanmış
ve devam etmekte olan toplu sözleşmenin ücret maddesini uygulamama yetkisi alabilmek
için mahkemeye başvurdu. Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin etkilerinin yanısıra,
uluslar arası boyut kazanan çelik savaşlarının şirket üzerindeki etkilerinin de yer
aldığı dava gerekçelerinde, Asil Çelik’in en büyük müşterilerinin AB
ülkelerinde olduğu, AB’nin gümrük ve kota kararları sonrasında Asil Çelik’in bu
pazardaki payının daralacağı ve karlılığının azalacağının kesin olduğu
belirtiliyor ve bu zararlar, çalışanların ücretlerindeki gerilemeler üzerinden
minimize edilmeye çalışılıyor. Aslında AB henüz korumacı uygulamalarını
başlatmış değil. Üstelik, Asil Çelik şirketi, AB’nin gümrük ve kota uygulaması
kapsamında sayılan 15 üründen hiç birini üretmiyor, başka bir deyişle, AB,
uygulamayı başlatsa bile, şirketin bu durumdan zarar görmesi söz konusu bile
değil(şirketin ürün yelpazesi ve A.Komisyonunca ilan edilen 15 ürünün neler olduğu
şirket web sitesi ile A.Komisyonu web sayfalarından izlenebilir). İlginç olan bir
diğer boyut da, Komisyon tarafından alınan “korumacı karar”ın niteliği: Karara
göre, söz konusu 15 ürün dalında AB ülkelerine son 3 yılda (1999,2000 ve 2001)
yapılan ithalatlar toplamının ortalaması alınacak ve bulunan ortalamaya %10 eklenerek
bulunan mal miktarına kadar olan ithalat için geçmiştekinden farklı hiçbir uygulama
yapılmayacak. Ancak bu mal miktarının aşılması durumunda ve yalnızca aşan kısım
için extra gümrük vergisi ödenmesi söz konusu olacak. Yani, Asil Çelik’in
üretimi, sayılan 15 ürünle sınırlı olsaydı ve AB Komisyonu bu uygulamayı
başlatmış olsaydı bile, şirketin önceki yıllara oranla bir zararı söz konusu
olmayacaktı. Bu bağlamda, gerek küresel ölçekteki çelik savaşları ve gerekse bu
olayın ülkemiz emekçileri üzerine yansımaları, küresel, bölgesel ya da korumacı
kapitalist sistemlerin hepsinde amacın sermaye karlılığını arttırmak, hedefin ise
işçi sınıfının toplam kazanımlarını geriletmek olduğunu çok daha açık bir
şekilde ortaya koyuyor.(Bu haberde yer alan bilgiler, grup tarafından, AB kurumlarının
web sayfalarından alınmıştır)
- IG-Metal grevi devam ediyor !!! Avrupa Metal İşçileri Federasyonunun da
destekleriyle bir Avrupa uyuşmazlığına dönüştürülmeye çalışılan IG-Metal
grevi, bilinen endüstriyel eylemlerden oldukça farklı ve sendika tarafından da
“esnek grev taktiği” olarak tanımlanıyor. Grev kapsamında belirlenen işyerlerinde
sırayla, her gün bir işyerinde ve 1 gün ile sınırlı iş-durdurmaları yaşanıyor.
Sendika, böylesi bir taktikle Alman işverenlerin lokavta gitme tehdidinin de
azalacağını, hedefin, işyerlerini zor duruma düşürmek olmadığını, yalnızca
kısa sürede uyuşmazlığın işçiler lehine son bulmasının amaçlandığını
belirtiyor. YORUM: Diğer yandan,
Avrupa’nın halihazırda ciddi bir ekonomik durgunluk yaşadığı gerçeği göz
önüne alındığında, haftada yalnızca 1 günlük bir işi durdurmanın işverenler
üzerinde yeterince bir baskı oluşturmaya yetip; yetmeyeceği, ayrıca bu tip
“esnek” grevlerin yaygınlaşarak klasik grevlerin yerini alması halinde -ki, IG
Metal sendikasının Avrupa’nın ve dünyanın en büyüklerinden biri olması
dolayısıyla bu ihtimal söz konusudur- işçi sınıfının kazanımlarının
işverenler tarafından daha kolay ve daha süratle geriletilmesinin mümkün olabileceği
ve son olarak da, bu yıl sonunda (Eylül 2002) Almanya’da yapılacak genel seçimler
ile başlatılan grev arasında bir ilişkinin olup; olmadığı gibi kafalardaki bazı
soruların yanıtları henüz verilebilmiş değildir.
|