mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu


BÜLTEN-48

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

29 Mayıs 2002

Çalışma Grubumuzun 98'inci olağan toplantısında tartıştığı konuların notları ile küreselleşmedeki son gelişmelere ait haberler.

 

  • Dünya Ticaret Örgütünün 5. Bakanlar Konferansı 10-14 Eylül 2003 tarihlerinde Meksika’nın Cancun kentinde yapılacak. DTÖ Genel Konseyince 13 Mayıs günü alınan karara göre bu sefer ev sahipliğini Meksika Hükümeti yapacak. Karar sürecinde bazı DTÖ üyeleri konferansın her zaman olduğu gibi yıl sonunda toplanmasını, çok geç kalınmaması için de bu yıl sonunda yapılmasını istediler fakat çoğunluğun isteği doğrultusunda Eylül 2003 üzerinde anlaşma sağlandı. AB ve ABD ise 2001 Kasımda başlatılan, 3 yıl sürmesi planlanan yeni raund döneminin tam ortasında yapılacak (Haziran/Temmuz 2003) bir konferansın daha mantıklı olacağını, böylece yapılan anlaşmalar ve geri kalan işlerin zamanlamasını ölçmek için de bir fırsat yaratılacağını savunuyorlardı. Diğer yandan Meksika Hükümetinin tatil nedeniyle otellerin doluluk oranının yüksek olabileceği ve yüksek sezonda gerek otel gerekse seyahat fiyatlarının en üst düzeyde olmasının DT֒nün yoksul üyeleri açısından sorun yaratabileceği yönündeki kaygılarını dile getirmesi sonrasında 10-14 Eylül tarihleri üzerinde mutabakata varıldı. Bundan önceki DTÖ Bakanlar Kurulu Konferansları sırasıyla Singapur (1996), Cenevre (1998), Seattle (1999) ve Doha (2001) da düzenlenmişti. Örgüt tüzüğü gereğince Bakanlar Kurulu Konferanslarının her iki yılda en az bir kez toplanması gerekiyor. (By Daniel Pruzin, The Bureau of National Affairs Inc. Washington)

  • İlk kez dünya devi General Electric’in CEO’su Jack Welch tarafından 1999 yılında, şirket ortakları genel kurulunda dile getirilen mobil fabrikalar hayata geçiyor. Jack Welch, ortaklarına daha fazla kar vaadinde bulunurken, GE fabrikalarını gemilere inşa edeceğini ve böylece işçi ücretlerinin en düşük, sendikal hakların en geri olduğu ülkelerin limanlarına giderek üretim yapabileceğini söylüyordu ve görülüyor ki bu kurgunun adımları çoktan atılmış. Science Network isimli bir Yatırım araştırmaları şirketi ülkelere ve bölgelere mobil konteynerler üzerinde kablo ve boru sistemleri ile tam donanımlı mini fabrikalar kurmak için gerekli teknoloji ve desteği sunmaya başlamış. Bu fabrikalarda yapılabilecek üretim çeşitleri şöyle sıralanıyor: Fırınlar, çelik tırnak imalatı, ergitme elektrotları, inşaatlarda çerçeveleri güçlendirme amacıyla kullanılabilecek çelik barlar, alüminyum malzemeler, preslenmiş melamin ürünleri, plastik paketleme malzemeleri, sağlık ve temizlik malzemeleri. Bu üretim konteynerleri nerede ve ne zaman ihtiyaç duyulursa oraya taşınabiliyor. (Financial News By Steven P. Leibacher May-2002)

  • OECD ve Dünya Bankasının  eğitim konulu ortak toplantısı sırasında Avrupa’daki üniversite öğrencileri her ilde eylemler yapmayı planlıyor. “Eğitim Satılık Değildir” isimli network, 23-24 Mayıs tarihlerinde Washington’da yapılacak OECD-WB Forumunu aynı günlerde Avrupa kentlerinde düzenlenecek çeşitli protesto eylemleriyle dünyaya duyurmaya çalışmanın yanı sıra, 20-22 Haziranda İspanya’nın Sevilla kentinde yapılacak AB Zirvesini de eylemlerle protesto etmeyi planlıyor. Öğrenciler, akademisyenler ve öğretmenlerin yer aldığı network ilk kez Aralık 2001’de yeni GATS müzakerelerindeki gelişmelere tepki olarak Almanya’nın Dortmund kentinde kurulmuş. Aralık ayında başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın pek çok metropolünde gerçekleştirilen okul işgalleri ve diğer protesto eylemleriyle birlikte ve 14 Aralıktaki Brüksel-AB Zirvesi eylemlerinin de katkısıyla hareket genişlemiş ve gelinen noktada Avrupa çapında bir öğrenci networkü oluşmuş. 23-24 Mayıs eylemleri çerçevesinde yapılması planlananlar arasında şunlar var: Hessen’de düzenlenen ve tüm Eğitim Bakanlarının katılacağı bir konferans merkezinin etrafı sarılacak; Düsseldorf’da yürüyüş düzenlenecek ve eğitim konulu bir sosyal forum tertiplenecek, protestolar yaz boyunca da devam edecek. Bazı üniversiteler özellikle Nordrhein Westfalen eyaletindeki son gelişmeler (yasa tasarısına göre öğrenciler yeniden ve daha yüksek düzeylerde belirlenen harçlarını doğrudan Hazine Bakanlığına ödemek zorunda bırakılmak isteniyor, ayrıca diğer bazı üniversitelerde de hükümet öğrencilerin gıda, yurt ve kantin gibi ihtiyaçlarını karşılayan okul içindeki kurumlara ayrılan ödeneği önemli oranda kısıtlamaya çalışıyor) nedeniyle yaz  ayları boyunca boykot yapmayı planlıyor. Almanya’nın çeşitli eyaletlerinde atılan resmi düzeydeki adımların ortak hedefi, eğitimi kar amaçlı ticari bir kurum haline getirmek. (EUStudents, Newsletter 9: 4 May, 2002)
  • AB-ABD arasında yaşanmakta olan “Çelik Savaşları”nın Türkiye’deki metal işçileri üzerindeki etkileri! ABD’nin  Mart başında aldığı belli çelik ürünlerine gümrük ve kota uygulama kararına cevap olarak; A.Konseyi Bakanlar Konferansı, 7 Mayıs tarihinde yaptığı toplantıda,  A.Komisyonu tarafından hazırlanan ve 15 farklı çelik ürününün AB ülkelerine ithalatı sırasında uygulanması öngörülen korumacı önlemler paketi tasarısını destekleme kararı aldı. Konsey kararında, 18 Haziran tarihine kadar WTO’ya, geçici olarak yasaklanacak ayrıcalıkların bir liste halinde bildirilmesi ve bu tarihe kadar ABD’nin herhangi bir geri adım atmaması halinde kararlaştırılan korumacı önlemlerin uygulanması konusunda geniş bir görüş birliğinin sağlandığı belirtiliyor. Türkiye’de ise, , 2 yıl önce özelleştirilen Asil Çelik şirketi ABD’nin kararının hemen ardından, imzalanmış ve devam etmekte olan toplu sözleşmenin ücret maddesini uygulamama yetkisi alabilmek için mahkemeye başvurdu. Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin etkilerinin yanısıra, uluslar arası boyut kazanan çelik savaşlarının şirket üzerindeki etkilerinin de yer aldığı dava gerekçelerinde, Asil Çelik’in en büyük müşterilerinin AB ülkelerinde olduğu, AB’nin gümrük ve kota kararları sonrasında Asil Çelik’in bu pazardaki payının daralacağı ve karlılığının azalacağının kesin olduğu belirtiliyor ve bu zararlar, çalışanların ücretlerindeki gerilemeler üzerinden minimize edilmeye çalışılıyor. Aslında AB henüz korumacı uygulamalarını başlatmış değil. Üstelik, Asil Çelik şirketi, AB’nin gümrük ve kota uygulaması kapsamında sayılan 15 üründen hiç birini üretmiyor, başka bir deyişle, AB, uygulamayı başlatsa bile, şirketin bu durumdan zarar görmesi söz konusu bile değil(şirketin ürün yelpazesi ve A.Komisyonunca ilan edilen 15 ürünün neler olduğu şirket web sitesi ile A.Komisyonu web sayfalarından izlenebilir). İlginç olan bir diğer boyut da, Komisyon tarafından alınan “korumacı karar”ın niteliği: Karara göre, söz konusu 15 ürün dalında AB ülkelerine son 3 yılda (1999,2000 ve 2001) yapılan ithalatlar toplamının ortalaması alınacak ve bulunan ortalamaya %10 eklenerek bulunan mal miktarına kadar olan ithalat için geçmiştekinden farklı hiçbir uygulama yapılmayacak. Ancak bu mal miktarının aşılması durumunda ve yalnızca aşan kısım için extra gümrük vergisi ödenmesi söz konusu olacak. Yani, Asil Çelik’in üretimi, sayılan 15 ürünle sınırlı olsaydı ve AB Komisyonu bu uygulamayı başlatmış olsaydı bile, şirketin önceki yıllara oranla bir zararı söz konusu olmayacaktı. Bu bağlamda, gerek küresel ölçekteki çelik savaşları ve gerekse bu olayın ülkemiz emekçileri üzerine yansımaları, küresel, bölgesel ya da korumacı kapitalist sistemlerin hepsinde amacın sermaye karlılığını arttırmak, hedefin ise işçi sınıfının toplam kazanımlarını geriletmek olduğunu çok daha açık bir şekilde ortaya koyuyor.(Bu haberde yer alan bilgiler, grup tarafından, AB kurumlarının web sayfalarından alınmıştır)       
  • IG-Metal grevi devam ediyor !!! Avrupa Metal İşçileri Federasyonunun da destekleriyle bir Avrupa uyuşmazlığına dönüştürülmeye çalışılan IG-Metal grevi, bilinen endüstriyel eylemlerden oldukça farklı ve sendika tarafından da “esnek grev taktiği” olarak tanımlanıyor. Grev kapsamında belirlenen işyerlerinde sırayla, her gün bir işyerinde ve 1 gün ile sınırlı iş-durdurmaları yaşanıyor. Sendika, böylesi bir taktikle Alman işverenlerin lokavta gitme tehdidinin de azalacağını, hedefin, işyerlerini zor duruma düşürmek olmadığını, yalnızca kısa sürede uyuşmazlığın işçiler lehine son bulmasının amaçlandığını belirtiyor.  YORUM: Diğer yandan, Avrupa’nın halihazırda ciddi bir ekonomik durgunluk yaşadığı gerçeği göz önüne alındığında, haftada yalnızca 1 günlük bir işi durdurmanın işverenler üzerinde yeterince bir baskı oluşturmaya yetip; yetmeyeceği, ayrıca bu tip “esnek” grevlerin yaygınlaşarak klasik grevlerin yerini alması halinde -ki, IG Metal sendikasının Avrupa’nın ve dünyanın en büyüklerinden biri olması dolayısıyla bu ihtimal söz konusudur- işçi sınıfının kazanımlarının işverenler tarafından daha kolay ve daha süratle geriletilmesinin mümkün olabileceği ve son olarak da, bu yıl sonunda (Eylül 2002) Almanya’da yapılacak genel seçimler ile başlatılan grev arasında bir ilişkinin olup; olmadığı gibi kafalardaki bazı soruların yanıtları henüz verilebilmiş değildir.