- GLOBALİZASYONDAN
SONRA ŞİMDİ DE GLOKALİZASYON. Dünya Bankası, neo-liberal politikaların
hayata geçirilmesi sürecini hızlandırmak ve süreci yerel belediyeler düzeyine
yaygınlaştırmak amacıyla “glokalizasyon” çağrısı yapıyor. Dünya Bankasının
ABD’nin Madison ve Milwaukee kentleri belediyeleriyle birlikte (14-18 Haziran) bir
konferans düzenleyen DB’na, Bush Yönetimine ve yeni çıkarılan yurttaşlık
yasasına karşı oluşturulan “Halkın kentleri” isimli demokratik kitle örgütü
alternatif bir konferans düzenleme kararı alırken, “Yaratıcı Halk Direnişi”
isimli radikal örgüt de karşıt protesto yürüyüşleri düzenleme kararı aldı.
Madison kenti egemen medyası da boş durmuyor kuşkusuz. Medya, yapılacak eylem ve
gösteri yürüyüşlerine şiddet yanlısı anarşistlerin de geleceği yönünde
haberler yayınlayarak, halkın eylemlere destek vermesinin önüne geçmeyi planlıyor.
(Indymedia – Madison IMC Mayors Features 7 June, 2002)
- AB
Komisyonunun “Sivil Toplumla Sosyal Diyalog turları” devam ediyor. 14 Mayıs
günü, aralarında ICFTU ve Oxfam’ın da bulunduğu Sendika ve STK temsilcileri ile AB
Komisyonu Sanayi, Ticaret, Yatırımlar ve Rekabet Kurullarının sözcülerinin
yanısıra, Avrupa sermayesinin örgütleri (ESF ve Ticaret Odaları) arasında yapılan
diyalog toplantısının konusu, Doha Raundunda Singapur meseleleri olarak geçen fakat
aslında ucu MAI Anlaşmasına kadar uzanan
Yatırımlar ve Rekabet başlıklı anlaşmaların hazırlıkları üzerinde
görüşüldü. A.Komisyonu DG-Yatırımlar sözcüsü Mayer, Doha’da yatırımlarla
ilgili olarak kararın 2003 yılında Meksika Cancun’da yapılacak DTÖ 5. Bakanlar
konferansında netlik kazanacağını ve bu konudaki müzakerelerin Konferanstan sonra
başlatılacağını; DTÖ-Yatırımlar ve Ticaret Çalışma Grubunun Doha sonrasındaki
çalışmalarının her zamankinden çok daha verimli (?) olduğunu; grubun amacının,
2003 Eylülünden sonra başlayacak müzakereler için hazırlıklar yapmakta olduğunu;
bu süreçte pek çok ülke delegasyonunun yanı sıra, AB Komisyonunun da gruba
yardımcı olmayı amaçlayan sözlü katkılarda bulunduğunu; Hindistan’ın fikir
değiştirerek oyunu öğrenmeye ve içinde yer almaya karar vermesinin ne kadar
sevindirici olduğunu; bunun Malezya için de geçerli olduğunu; henüz bir anlaşma ya
da mutabakatın hedeflenmediği ancak yatırımlar ve kalkınma arasındaki birebir
ilişkiyi anlatmaya ve anlamaya çalıştıklarını belirtti. Ülke pozisyonları
konusunda ise, Avrupa Birliğinin yapılacak anlaşma kapsamlarının yalnızca uzun
vadeli yabancı doğrudan yatırımlarla sınırlı tutulması ve böylece gelişmekte
olan ülkelerin isteklerine de yanıt verilmiş olacağını savunduğu, ancak ABD’nin
yatırımların kapsamının olabildiğince geniş tutulması ve aksi taktirde çok
taraflı bir anlaşma imzalamaya gerek olmayacağı, çünkü ikili yatırım
anlaşmalarının da ihtiyaca yanıt verebileceğini savunduğu belirtildi. ESF
sözcüsü, hizmet tacirlerinin de yapılacak anlaşmalar kapsamında hizmet alanında
faaliyet gösteren şirketlerin de yatırımcıların korunmasına ilişkin hükümlerden
yararlanması gerektiğini ileri sürerken, Mayer, GATS anlaşmasında hizmet
yatırımcıların zaten koruma altına alındığını, buna gerek olmayabileceğini
belirtti. Toplantıda dikkat çeken bir diğer husus, AB sermayesinin sözcülerinin
GATS’ın en yıkıcı hükümlerini hiç değiştirmeden Yatırımlar Anlaşmasına da
dahil etme ve Yatırımlar anlaşması için önerilen aşağıdan yukarıya
(bottom-up) dizaynı, MAI’deki gibi yukarıdan aşağıya (top-down) bir
dizayna dönüştürme yönünde bir telaş içinde olduklarıydı. (Geçtiğimiz
aylarda, Çalışma Grubumuz DOHA çerçevesinde hazırlıkları başlatılan Yatırımlar
ve Rekabet anlaşmaları için, MAI metninin raftan indirildiğini ve OECD yetkililerinin
konuyla ilgili olarak yaptıkları açıklamalarda “elde zaten hazır bir metin varken
yeni bir çalışma yapmanın gerekmediği” gibi bir gerekçelendirme yapıldığını
duyurmuştu. Yukarıdaki sosyal diyalog toplantı notlarının değerlendirilmesinde bu
hatırlatmanın dikkate alınması yararlı olacaktır) ( SOMO, Sabina Voogd-Amsterdam
14th May)
- Rusya
Komünist İşçi Partisinin (Devrimci Komünist Parti) kayıtlı bir siyasi parti olması
reddedildi. “Faşizm, komünizm karşıtlığı ile başlar” bu sözler
Duma’nın Nobel ödüllü üyesi Jores Alfeorov’un Duma kürsüsünden yaptığı
konuşmadan alınmıştır. Rus akademisyenler ve komünist parlamenterler halkı
uyararak, Rus Parlamentosunda “kahverengi (faşist)politikalar”ın ortaya çıkmaya
başladığını ve bunun son örneğinin de Rusya Komünist İşçi Partisi’nin
kuruluş başvurusunun 16 Mayıs tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından reddedilmesi
olduğunu belirttiler. Partinin
resmi kuruluşunun reddedilmesinin geri planında ise, parti tüzüğünde belirtilen ana
hedefin olduğu bildiriliyor : “Partinin temel amacı, üretim araçlarının
mülkiyetinin toplumun tümüne ait olduğu devrimci bir toplumsal dönüşümün birincil
koşulu doğrultusunda Rus halkının bilimsel komünizm teorisi konusunda
bilgilendirilmesi” (Newsletter of the anti-imperialist Camp, June 2, 2002)
- Yeni Zelenda
Ticaret ve Dış İşleri Bakanlığı ile Sendikalar Genel Konseyi arasında 27 Mayıs
günü yapılan toplantıda GATS müzakereleri ele alındı. Bakanlık, YZ’nın yeni
GATS müzakerelerinde taahhütlerde bulunmadan önce, diğer GATS üyesi devletlerin
YZ’nın 1994 anlaşmasında yaptığı kadar geniş kapsamlı taahhütler düzeyine
gelmelerinin talep edileceğini belirtti ve YZ’nın yeni GATS görüşmelerindeki
stratejisini 3 temel başlıkta topladı: 1- YZ halihazırda diğer ülkelere oranla çok
daha kapsamlı taahhütlerde bulunmuş vaziyettedir. Diğer ülkeler bu düzeye gelene
kadar YZ yeni taahhütlerde bulunmayacaktır. 2- Bu bağlamda YZ, diğer bazı ülkelerden
çok sayıda sektörü içine alan geniş kapsamlı taahhütlerde bulunmalarını
isteyecektir. 3- YZ müzakerecileri, nihai tarih olarak belirlenen Mart-2003’ü
gerçekçi bir zamanlama olarak görmemektedir. Diğer
yandan YZ’nın diğer GATS üyelerinden piyasa ekonomisine açmalarının isteneceği
sektörler konusunda oldukça agresif olduğu dikkat çekiyor : Hukuk, Mimarlık,
muhasebe, danışmanlık(YZ belgelerine göre danışmanlık hiçbir sektörü dışında
bırakmadan bütün hizmet alanlarını kapsayan bir hizmet alanı olarak tanımlanıyor),
iletişim, posta ve kurye hizmetleri, mühendislik hizmetleri, eğitim, çevre hizmetleri,
kültür-sanat-spor hizmetleri, turizm, ulaşım. (Ministry of Foreign Affairs and
Trade Consultation with New Zealand- Council of Trade Unions on GATS negotiations, 27 May
2002)
- ABD GATS’la
ilgili olarak 30 Hazirana kadar bildirmesi gereken taahhütlerini netleştirdi. 23
Mayıs günü Ticaret Bakanlığı Sözcüsü Joseph Papovich tarafından yapılan
açıklamaya göre, ABD’nin bulunacağı taahhütler, Avrupa Birliğininkinden farklı
değil. Ancak Papovich iki ekonomik blok arasında henüz anlaşma sağlanamamış olan
bir konuyu da dile getirdi: Hizmet çalışanlarının serbest dolaşımı. Özellikle
Hukuk ve Muhasebe sektörü çalışanları için serbest dolaşım hükmünün anlaşmaya
dahil edilmesi için ülkeleri ikna etmeye çalıştıklarını belirten Papovich, bu
konudaki tek endişelerinin 11 Eylülle birlikte başlayan terörle mücadele
çabalarıyla bu meselenin çatışabileceği olduğunu belirtti. (International Trade
Reporter Volume 19, Number 22, Page 952, May 30, 2002)
- Filipinler
Menkul Kıymetler ve Döviz İşlemleri Komisyonu -SEC-, AB’nin ülkeden GATS
müzakereleri çerçevesinde talep ettiği liberalizasyon önerilerini değerlendirdi ve
görüşlerini 14 Mayıs itibarıyla Ulusal Ekonomi ve Kalkınma Bakanlığına iletti. AB’nin
Filipinler Hükümetinden kaldırılmasını istediği sektörel kısıtlamalar oldukça
geniş bir yelpazeye yayılıyor: toprak sahipliği, sanayi yatırımları ve yereldeki
yatırım fonlarına yabancı yatırımcıların iştiraki konularında uygulanmakta olan
kısıtlamaların kaldırılması; Medya, Telekom ve Kamu KİT’lerinde yabancı
ortaklığı yasaklayan yasal düzenlemelerin kaldırılması; toprak alımlarında
uygulanan en az %60 yerli sahiplik koşulu ile yabancı yatırımcılara yalnızca özel
toprakları kiralama hakkını tanıyan düzenlemenin kısıtlayıcı unsurlarının
kaldırılması; Yerli yatırım fonlarındaki yabancı ortaklığına ilişkin miktarsal
sınırlamaların kaldırılması; Menkul Kıymet aracılık işlemlerini yapma hakkını,
yalnızca tam lisanslı yatırım şirketleriyle yatırım bankacılığı lisansına
sahip bankalara tanıyan yasal düzenlemenin değiştirilmesi. (Business World-
Philipinnes, 21 May, 2002)
- İngiltere,
1999 yılında uluslar arası öğrenci piyasasının %25’ini hedeflerken, 2002
yılında yeni GATS müzakerelerine güvenerek hedefini %40’a ilerletti. Fransa, 1998 yılında EduFrance
isimli girişimini başlattığında 4 yıllık bir süre için hedeflenen uluslar arası
öğrenci sayısı 500 bin, parasal tutar ise 100 milyon Frank’tı. Hedef müşterinin
esas olarak Asya ve Latin Amerika’dan geleceği öngörülmüştü. Geçtiğimiz yıl
Avustralya’da en fazla kazandıran ihracat sektörlerinden 11. si, 4.03 milyar
Avustralya Doları ile eğitim oldu.
G.Afrika, geçen yıl açıkladığı ulusal plan çerçevesinde SADEC ülkelerinden
(G.Afrika Ekonomik Kalkınma Topluluğu ülkeleri) G.Afrika’ya öğretim için gelecek
öğrencilere yerli öğrencilerle aynı fiyatın uygulanacağını duyurdu. Alman
Akademik Değişim Hizmetleri DAAD, yabancı ülkelerdeki üniversitelerini
fonlayacağını açıkladı. Aynı kurum, DAAD, 1999 yılında da Dünya Ticaret
Fuarlarında özel Alman üniversitelerinin tanıtımının yapılması görevini
üstlenmişti. (New Straits Times – Malaysia, June 02, 2002)
- Beyin
drenajının önemli araçlarından biri: Futbol. Futbolun,
kapitalizmi açıklamada bir örnek olmayabileceği doğrudur. Fakat, bu kazançlı sporun
geri planındaki sermaye çıkarlarının bu yalana memnuniyetle izin verdiğini
düşünüyorsanız ciddi biçimde
yanılıyorsunuz. Hatırlanacağı gibi DTÖ’nde devam eden “yeni” GATS
görüşmelerine göre sportif hizmetler de anlaşma kapsamına alınmış durumda ve
“gerçek kişilerin dolaşımı” başlıklı bölüm futbol transfer piyasalarını da
içeriyor. Yeni Zelanda geçtiğimiz günlerde AB’ni, DTÖ-Tahkim kuruluna şikayet
ederek, AB dahilindeki uygulamalarda yabancı uyruklu futbolculara ayrımcılık
yapıldığını ve Birliğin uluslar arası futbolcu transferlerindeki kısıtlayıcı
düzenlemelerden -serbest ticarete engel oldukları gerekçesiyle- vazgeçmesini istedi. Profesyonel Futbolcular
Birliği Başkanı Brendan Batson, bu gelişmeyi “Hem Avrupa’lı ve hem de Afrikalı
futbolcuların lehine bir gelişme” olarak değerlendiriyor ama bir şeyi göz ardı
ediyor: Ayrımcılık yapılmamasının bir yolu, düşük standardı, daha yüksek olan
düzeyine çıkarmaktır. Fakat, böylesi bir çözüm, sermayenin küreselleşme
gerekçesine de tümüyle karşı olduğu için, her zaman tercih edilen ikinci yoldur:
Yüksek standardı, düşük olan düzeye indirmek. Bu durumda, doktorlar, öğretmenler,
mühendislerin ardından şimdi de futbolcuların dibe doğru yarışa dahil olduklarını
düşünmek pek yanlış olmayacak gibi görünüyor. (The Guardian, 29 May 2002)
- GATS-2000
müzakereleri çerçevesinde kendi taleplerini 30 Hazirana kadar diğer üye ülkelere
bildiren ülke sayısı Temmuzun ilk günlerinde oldukça düşük. Bu arada, “hassas
sektörler” olarak tanımlanan sağlık, eğitim gibi hizmet alanlarının talep
listelerinde bildirilmek yerine talep eden ve bu hizmetleri satın almak isteyen
ülkelerin kendi aralarında yapılacak ikili müzakerelerde (bi-lateral negotiation)
netleştirilmesi konusunda mutabakat sağlandı. 30 Haziran tarihine kadar taleplerini
ilgili ülkelere (DTÖ’ne değil) ileten ülkeler arasında ABD, Japonya, G.Kore, Kanada
ve Avustralya da bulunuyor. AB, Brezilya ve Hong Kong’un müzakere yetkilileri ise
birkaç gün içinde listelerini ileteceklerini bildirdiler. Yeni Zelenda, Polonya,
Norveç, İsviçre ve Tayvan ile Çin de taleplerini bildiren ülkeler arasında. GATS üye devletleri, piyasa ekonomisine
açabilecekleri sektörlerin listesini de 31 Mart 2003 tarihine kadar bildirecekler. ABD
Ticaret Müsterşalığı 1 Temmuz günü yaptığı açıklamada aralarında 15 AB üye
devletinin de bulunduğu tam 127 ülkeye kendi taleplerini bildirdiğini belirtti.
ABD’nin sektörel talepleri 12 başlık altında toplanıyor: Finans hizmetleri,
telekom, expres kurye, enerji dağıtım, çevre hizmetleri, eğitim, hukuk ve muhasebe de
dahil olmak üzere bütün profesyonel hizmetler, reklamcılık, turizm ve bilgisayar ve
bağlantılı hizmetler. ABD Ticaret Müsteşarlığı hangi ülkeden hangi sektörlerin
talep edildiği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadı. AB yetkilileri ise 109
ayrı ülkeye farklı talepler listesi ileteceklerini, bunu da birkaç gün içinde
yapacaklarını belirttiler. Avustralya, 33 ülkeye kendi listelerini iletti ve bu
listelerde toplam 17 ayrı hizmet sektörü bulunuyor. G.Kore’nin 16 sektörden oluşan
talepler listesi OECD içindeki büyük ticari partnerlerin yanısıra Uzak Asya’daki
komşu devletler da dahil olmak üzere toplam 36 devlete gönderildi. (International
Trade Daily- Friday, July 5, 2002)
- Avrupa
Birliği, hizmet alanında piyasalara serbestçe girişin sağlanması gerektiğini,
böylece dünya ticaret hacminde 1 trilyon Dolar civarında bir artış sağlanacağını,
fakat AB’nin, yoksul ülkelerin temiz su kaynaklarına ulaşmasını engellemek gibi bir
niyetinin bulunmadığını bildirdi. AB’nin dünya toplam hizmet ticaretinin
%26’sını gerçekleştiren dünyanın en büyük hizmet üreticisi konumunda olduğu
belirtilen açıklamada STK’ların GATS-2000 sürecinin şeffaf olmadığı yönündeki
iddialarının gerçek dışı olduğu da belirtildi. Şeffaflık konusunun aslında
gelişmekte olan ülkeler açısından hassas bir konu olduğunu ve bu ülkelerin açık
bir politika izlemeleri halinde çok daha büyük bir baskı altına gireceklerini dile
getiren Pascal Lamy, sürecin gerektiği kadar açık ve şeffaf olduğunu da sözlerine
ekledi. (By Michael Mann in Brussels, FT.com site; Jul 05, 2002)
- Avrupa
Birliği Ombudsman’ı, A.Komisyonuna bir mektup göndererek TABD’ye (Atlantik
Ötesi Sermaye Diyaloğu) toplantılarının gizlilik içinde yürütülmesini, ve
Hollanda orijinli demokratik kitle örgütü CEO’nun iki yıldan beri belli TABD
dokümanlarına ulaşma talebini iletmesine rağmen bu konuda hala hiçbir çabanın
gösterilmemesini eleştirdi. A.Komisyonu ise Ombudsmana gönderdiği yanıtta CEO’nun
suçlamalarını reddetti ve CEO’ya verilmeyen dokümanlarda toplumsal bir yarar
olmadığını bu nedenle kamuya açılmasının hem anlamsız fakat hem de uluslar arası
ilişkileri zedeleyebilecek boyutları olduğunu bildirdi. TABD, Atlantik denizinin iki
yakasındaki (AB ve ABD-Kanada) 100 kadar ulusötesi şirketin bir araya gelerek sermaye
karlılığı önünde engel oluşturabilecek ulusal politikaları belirledikleri ve
ardından da bu engellerin ortadan kaldırılması için çok taraflı yapılar içinde
lobi faaliyetinde bulundukları bir sermaye örgütü. (AB Ombudsman’ı Jacob
Söderman’ın 4 Temmuz da Amsterdam’da yaptığı basın açıklaması)
- Pakistan
Komünist İşçi Köylü Partisinin (CMKP) Genel Sekreteri Afzal Khamosh hakkında
tutuklama emri çıkarıldı. Ağustos 2002’de Anti-Emperyalist Kamp’ın Assisi’deki
merkezinde yapılacak toplantıya katılıp, konuşma yapması planlanan G.Sekreter,
Pakistan Polisi ve toprak ağaları ile topraksız köylüler arasındaki şiddetli
çatışmaları kışkırtmakla suçlanıyor. Parti üyeleri tutuklama emrinin geri
alınması için uluslar arası dayanışma çağrısı yapıyor.(camp
antiimperialista.org – 29 June)
- G-7’lerin
Maliye Bakanları Zirvesi öncesinde yapılan olağan toplantı 7 yıl sonra yine
Kanada’nın Halifax kentinde yapılıyor. 14-15 Haziran 2002 tarihlerinde toplanacak
olan ön zirve ile ilgili olarak Halifax girişimi tarafından başlatılan kampanya
çerçevesinde, bütün G-7 ülkelerindeki (İngiltere, ABD, Japonya, Almanya, İtalya,
Fransa ve Kanada) demokratik kitle örgütlerinden imzalamaları istenen “G-7’lere
Uyarı!” mektubunda, girişimin 1995 yılı toplantısında yükselttiği taleplerin
hiç birinin yerine getirilmediği vurgulanıyor ve temel talep olarak ta en yoksul
ülkelerin dış borçlarının koşulsuz olarak silinmesi isteniyor. 1995 yılındaki
zirve sırasında “Elli Yıl Yeter” (50 Years Enough) isimli uluslar arası örgüt
tarafından başlatılan Halifax girişiminin bu yılki toplantı çerçevesinde
geliştirdiği tepkilerden bir diğeri de uluslar arası finans kuruluşlarının (IMF,
Dünya Bankası, ECB ve diğer belirleyici konumdaki bölgesel kalkınma bankaları ve
merkez bankaları) küresel ekonominin idaresinde muazzam bir demokrasi açığı
yarattığı, bu kuruluşların karar mekanizmaları ile anlayışlarının (?) derhal
değişmesi gerektiği. (Halifax Initiative- 5th June)
|