- Johannesburg Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinden Notlar:
Zirvede alınan kararlar arasında Dünya Bankasının Hint halkına temizlik ve hijyen
dersleri vermesiyle ilgili devasa bir proje de yer alıyor. Hindistan’ın Kerala
bölgesinde başlatılan proje, bölge halkının şaşkın bakışları ve sorularına
karşın devam ediyor. Hint’li bir kalkınma ekonomisi profesörü olan Jayakumar
“Neden Hindistan’da okur yazar oranının en yüksek olduğu bölgelerin başında
gelen Kerala, neden hijyen konusunda son derece bilinçli olan Kerela halkı? Diye
sormaktan kendimi alamıyorum. Çünkü, DB’nın raporundaki iddialardan yola
çıktığım ve çocuklardaki ishal hastalığının yalnızca elleri sabunla yıkamak
suretiyle yarı yarıya azalacağını doğru ve bilimsel bir savmış gibi kabul etsek
bile, Kerala’da çocuk ishali hemen hemen yok denecek kadar azdır.” Evet,
araştırmayı biraz daha derinleştirdiğimizde gerçekten olayın arka planında
temizlik hedefinin değil, çok uluslu şirketlerin sabun ve temizlik malzemeleri
satışlarında patlama yaratmak olduğunu görüyoruz. “Gelin daha çok sabun
kullanalım, hayatları kurtaralım” sloganıyla uygulamaya konan bu projenin gerisinde
Unilever, Colgate, Palmolive ve Procter&Gamble isimli ulusötesi temizlik malzemesi
şirketleri bulunuyor. BM ve Hükümetlerin patronajı altında faaliyetlerini ve daha da
önemlisi pazarlarını genişletmeye çalışan bu şirketler adına açıklama yapan bir
şirket sözcüsü bu durumu “Herkesin kazanacağı bir durum”(win-win situation)
olarak tanımlıyor ve bu yeni pazarın yaklaşık her yıl 20 milyar Dolar ek kazanç
anlamına geleceğini ekliyor. Dünya Bankası, daha önce Endonezya’nın Java kentinde
de yerli halk üzerinde aynı projeyi uygulamış ve sapindus rarak adı verilen doğal
bir temizlik ürününü kullanan yöre halkını şirketlerin markalı kimyasal
bileşimli sabunlarını kullanmaya alıştırmaya çalışmıştı. Proje, bölgede bir
süreden beri devam eden UNICEF’in hijyen eğitimi programlarında toplumda
yaratılmış olan eksikliği doldurmayı amaçlıyor. (Dr. Sudhirendar Sharma,
Ecological Foundation, New Delhi 110063)
- MAI Anlaşması aynen DTÖ’ye taşındı: 1999 yılı
başından beri muhalif örgütlere DTÖ içinde tartışılan yatırımlar başlıklı
konunun MAI ile hiçbir alakası olmadığını söyleyen A.Komisyonunun gerçekleri
gizlediği artık tamamen netlik kazandı. DTÖ-Ticaret ve Yatırımlar arasındaki
ilişkilerden sorumlu çalışma grubu 16-18 Eylül tarihlerinde 2002 yılının ikinci
toplantısını yaptı. Yapılan bu son toplantıda, 2003 Eylül ayında Cancun’da DTÖ
üye devletlerinin onayı ile müzakerelerine başlanacak konu başlıkları
netleştirildi ve meselenin hiç te A.Komisyonunun 3 yıldır her yerde tekrarladığı
gibi çık dar konulardan oluşmadığı, aksine MAI anlaşmasının bütün içeriğinin
aynen tartışıldığı ortaya çıktı. Çalışma Grubu bu konudaki son toplantısını
2-3 Aralık tarihlerinde yapacak ve hazırlanan nihai raporda 2003 yılı için bir yol
haritası da yer alacak. Raporda konular dört ana başlıkta ele alınıyor:
Yatırımlar, Rekabet, Hükümet Satın Almaları ve Ticaretin Kolaylaştırılması.
Bilindiği gibi Avrupa Birliği kurumları uzun zamandan beri Singapur konuları adı
verilen ve yukarıda sayılan dört konu başlığının kesinlikle MAI anlaşmasına
benzemeyeceğini tekrarlayıp duruyordu. Fakat geçen hafta ABD ve Çin Taipei
Pandora’nın kutusunu açmaya karar verdi ve bu iki ülkenin DTÖ’ye sunduğu
önergede, kısa vadeli portföy yatırımlarının, yabancı yatırımlardan ayrı
tutulamayacağını çünkü kısa vadeli finans yatırımlarının dünya finans
piyasalarının geliştirilmesinde kilit bir öneme sahip olduğunu belirtti. ABD’nin
geçmişten beri savunduğu bu argümana karşılık ileri sürülen Asya Krizi savları
eskimiş olacak ki, ABD bu sefer de çarenin portföy yatırımlarını kısıtlamak
olamayacağı tam tersine bu sektörün geliştirilmesiyle krizin aşılabileceği tezini
savundu. Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerin çoğunun, daha “yatırım öncesi”
kavramının anlamından bile haberdar olmadığı biliniyor. Çin Taipei ise, sunduğu
önergede yabancı yatırımcılara özel bir koruma sağlanması gereğinden yani
yapılacak çok taraflı bir anlaşmada mutlaka uluslar arası tahkim hükmünün de yer
almasını istiyordu. ABD’nin önergesine karşı çıkan birkaç tane ülke arasında
Brezilya, Hindistan ve Malezya bulunuyor. ABD’nin portföy yatırımlarının da dahil
edilmesine ilişkin önerisi, TRIPS anlaşması kapsamındaki sözleşme ve telif
haklarını da kapsıyor. Shefali Sharma, Institute for Agriculture and Trade Policy
Geneva)
- DTÖ Dünya sermayesinin Body Guardı mı? Ortaya çıkan
resmi dokümanlar, DTÖ’nün body guardlığını üstlendiği dünya sermayesinin
İngiltere’nin kamu hizmetlerine göz diktiğini belgeliyor. Geçtiğimiz hafta kamu
oyuna yansıyan resmi belgelerde, İngiltere hükümetinin başta eğitim ve sağlık
olmak üzere tüm sosyal hizmetler ve hatta yaşlı bakım evlerinde bile yatırım ve
ticaret engellerini kaldırması isteniyor. Talepler arasında, posta ve kurye hizmetleri
de bulunuyor ve hükümetten radyo ve yayın sektörüne yapmakta olduğu desteklemelere
son vermesi de isteniyor. Bu taleplerin resmi makamlarca değerlendirmeye alınması
halinde geleneksel BBC’nin bile geleceğinin riskte olduğu bildiriliyor. Bu detaylar,
hükümetin geçen hafta yayınladığı “DTÖ’deki yeni GATS anlaşmasında son
gelişmeler” başlıklı raporda yer alıyor. İngiltere’deki hizmet sektörünün
Yurt İçi hasılaya katkısı %70 civarında ve bu sektörde çalışanların sayısı 23
milyon. (Nick Mathiason Sunday October 13, 2002 The Observer)
- Avrupa Birliği ile Şili arasında imzalanacak olan ikili ticaret
anlaşmasına son şekli verildi. Taslak metnin özellikle hizmet
liberalizasyonu ile ilgili bölümleri tamamen GATS Anlaşmasının yeni şeklinden
alınmış hatta cümleler bile değiştirilmemiş : “Ulusal yasal düzenlemeler,
politik hedeflerin gerektirdiğinden daha fazla kısıtlayıcı olmayacak...”. (go to
http://europa.eu.int/comm/trade/bilateral/euchlagr)
- TABD-Atlantik Ötesi Sermaye Diyaloğu 7-8 Kasım tarihlerinde
Şikago’da toplanıyor. İş aleminin en üst düzey yetkililerinin yanı
sıra ABD ve AB’nin liderlerinin de katılacağı toplantının gündeminde gerek AB ve
gerekse ABD’de ticaret önündeki engellerin kaldırılmasına hız kazandırılması;
DTÖ’deki MAI müzakerelerinin aksatılmadan sürdürülmesinin sağlanması;
gelişmekte olan ülkelerde kapasite inşaası faaliyetlerine devam edilmesi ve özel
sektörün güçlendirilmesi; bilgilerin mahremiyeti konusuna birincil öncelik verilerek
elektronik ticaret sektörünün işler hale getirilmesi; tüm dünyada sermaye
piyasalarının geliştirilmesi gibi konular bulunuyor. TABD toplantısına AB tarafından
getirilecek önerinin ise AB-ABD sermaye piyasalarının daha faal hale getirilmesi için
iki blok arasındaki finansal işbirliğinin geliştirilmesi olduğu bildiriliyor. (International
Trade Reporter Volume 19 Number 39, October 3, 2002)
|