mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

 

BÜLTEN - 60

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

8 Ocak 2003

Çalışma Grubumuzun 112. olağan toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 

 

  • 13-16 Mart 2003 tarihleri, Avrupa kıtasında GATS karşıtı eylem günleri olarak belirlendi. Seattle’dan Brüksel’e isimli network tarafından organize edilen GATS karşıtı gösterilerin başkenti Brüksel olarak belirlendi. Fakat, eylemlerin eş anlı olarak ve olabildiğince geniş kapsamla, pek çok Avrupa ülkesinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Eyleme katılacağı bildirilen ülkeler: Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, İsveç, İşviçre, İngiltere. Ayrıca, 9 Şubat 2003 tarihinde de yine Brüksel merkezli bir Avrupa GATS Eylem Günü düzenlenecek. (FOEe groups, 23 December)

 

  • GATS Anlaşmasının VI.4 maddesinde “üye devletlerin , hizmet ticareti açısından gereksiz engel oluşturmayan lisans prosedürleri, teknik standartlar ve niteliksel ihtiyaçlarla ilgili önlemleri almak için gerekli disiplinleri geliştirebileceği” belirtilmekte. Bu hükmün (b) alt paragrafında ise söz konusu hizmet kalitesini sağlamaya dönük önlemlerin gerektiğinden daha fazla yük getirmemesi şartı koşuluyor.

 

  • Yeni GATS müzakerelerinde şimdi de “gereklilik testi” tartışılıyor. GATS Anlaşmasının VI.4 maddesinde “prosedürler, teknik standartlar, nitelikle ilgili gereksinimlerin karşılanması amacıyla üye devletler, hizmet ticareti önünde lüzumsuz engeller oluşturmayan  gerekli disiplinleri geliştireceklerdir.” deniyor. Burada kast edilen “disiplinler”, yalnızca ayrımcılık yaratmayanlardan oluşmak zorunda, zira GATS Madde VI, yalnızca ayrımcılık karşıtı, yani yerli, yabancı ve kamusal hizmet sağlayıcılarına eşit muamele edilmesine yönelik düzenlemelerle ilgili bir hüküm. GATS anlaşmasında ayrımcılığa engel olmak adına getirilen hükümler Madde XVI altında detaylandırılmış ve nicelikle ilgili olanlar, nitelikle ilgili olanlar şeklinde iki ayrı başlık olarak ele alınmış. Yeni müzakerelerde getirilen bu yeni kısıtlamalar, yukarıda da belirtildiği gibi prosedürler, teknik standartlar, nitelikle ilgili gereksinimlerin karşılanması amacıyla, yani çok geniş kapsamlı bir alan için söz konusu olacak. Oysa, burada sayılan bu dört başlık Anlaşma içinde hiçbir şekilde tanımlanmıyor ve bu nedenle hükümetler tarafından getirilecek düzenlemelerin büyük bir çoğunluğu yeni GATS hükümlerine göre engellenebilecek. Hizmetlerin niteliği ile ilgili gerekler profesyonel akreditasyon, eğitim gerekleri, yeterlik sertifikaları ve lisanslarla ilgili ve tabii ki lisanslar işin içine girince profesyonel lisansların yanı sıra yayıncılık, üniversite akreditasyonları, klinikler, hastaneler ve laboratuarlarla ilgili lisanslar, atık yönetimi ve diğer pek çok sektör de kapsama dahil oluyor. Yukarıda sözü edilen Madde VI.4 yalnızca bu dört esas başlık kategorisi ile sınırlı değil ve bu ana kategorilerle bağlantılı tüm yan düzenlemeleri de kapsıyor. Örneğin, yüksek teknik standartları karşılama amacıyla ifa edilen hizmetler için koşullu olarak sağlanan devlet desteklemeleri ya da akreditasyonun belli düzeyleri için hizmet sağlayıcılara verilen desteklemelerin tümü bu sınırlamalara dahil edilmiş durumda. Bir diğer önemli husus ise, önerilen kısıtlamalarla, ayrımcılık getirmeyen hükümet düzenlemelerinin çok büyük bir bölümüne bir çeşit “gereklilik testi” uygulanmasının amaçlanıyor olması. DTÖ Sekreteryası bu “gereklilik testi”ni şöyle tanımlıyor : “Birinci boyut, hükümet düzenlemelerinin hizmet ticaretini gerekli olandan daha fazla kısıtlayıcı olmamasının sağlanması; ikinci boyut ise hükümetler tarafından getirilen düzenlemenin gerekçelerinin meşru olup, olmadığının anlaşılması”. Başka bir deyişle, hükümetlerin gerekli olduğunu ileri sürerek getireceği düzenlemelerin DTÖ işleyişine göre gerekli olup, olmadığı testi yapılmak isteniyor. Gereklilik Testinin akibeti şimdilik DTÖ-Cancun toplantısına bırakılmış durumda. (excerpt from chapter 3, Facing the Facts, by Scott Sinclair and Jim Greishaber-Otto, CCPA 2002)

 

  • “Japonya, eğer gerçekten Doğu Asya Serbest Ticaret Alanının lideri olmak istiyorsa, başta komşu ülkeler olmak üzere, ithalata uyguladığı tüm kısıtlayıcı engelleri kaldırmak zorundadır”... Bu sözler, Japonya’nın en büyük sermaye gruplarından Nippon’a ait. Öte yandan aynı ülkenin bir başka burjuvazi grubunun temsilcisi Toyota, ikinci dünya savaşından beri Japonya’nın Asya’da liderliği üstlenmesi konusunun tabulaştırıldığını,  bölgenin en büyük ülkesi olan Çin’de emek maliyetlerinin çok daha ucuz olmasından ötürü, bu ülkenin Japon şirketleri açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu nedenlerden ötürü Japonya’nın derhal korumacı düzenlemelerden vaz geçmesi gerektiğini, aksi taktirde dünyada ticaret yapabilecekleri kimsenin kalmayacağını belirtiyor. (Financial Times Dec 19, 2002 By David Pilling in Tokyo)

 

  • Bechtel Şirketi ile Bolivya’nın karşı karşıya olduğu tahkim davasında sendikalar ve kitle örgütleri müdahil oluyorlar… Geçen yaz Ağustos ayı sonlarında 41 ülkeden 300 örgüt tahkimde görülecek bir dava ile ilgili ortak bir dilekçeye imza koydular. İmzacılar arasında uluslar arası sendikal örgütlerin temsilcileri de bulunuyor. 1990’ların sonunda Dünya Bankası, borç ertelemeler ve mali araçları kullanarak Bolivya devletini üçüncü büyük şehri olan Cochabamba’da suyun özelleştirilmesine zorladı.  İhaleye tek başına giren Bechtel şirketinin konsorsuyumu 40 yıllık bir anlaşma yaptı. Su hizmetini devraldıktan sonra fahiş fiyat artırımına giden şirkete karşı tepkiler oluştu. Asgari ücretin 60 dolar olduğu ülkede gelirlerinin dörtte birini su faturalarına vermek zorunda kalan aileler vardı ve bu özelleştirmeye karşı kitlesel protestolar yaşandı. Olağanüstü hal ilan edilerek bastırılmaya çalışılan protestolarda yüzlerce kişi yaralanıp 17 yaşında bir genç de öldürülünce protestolar daha da kuvvetlendi ve sonunda şirket yöneticileri projeyi durdurdu. Şimdi ise Bechtel Güney Amerika’nın bu en yoksul ülkesini kazanamadığı karlar için uluslar arası tahkime vermiş durumda ve 25 milyon dolar tazminat talep ediyor. Dava Hollanda ile Bolivya arasındaki ikili bir ticaret anlaşmasına dayanarak açılmış. Aslında Bechtel bir Amerikan şirketi ama bu anlaşmadan faydalanmak için Hollanda’da bir “posta kutusu” ile varlık oluşturmuş. Tahkim ise Dünya Bankası bünyesinde yer alan bir kurum. 29 Ağustos 2002 tarihli dilekçe tahkimde görülecek dava sürecinin kamuya açık yapılmasını talep ediyor. Dilekçeyi dünya çapında imzalamış olan örgütler arasında sendikal örgütlerden Kanada Emek Kongresi ve Kamu Hizmetleri Enternasyonali PSI, tüketici grupları, araştırma grupları, dini kimi kurumlar ve kimi tanınmış yazarlar yer alıyor. Tahkimin Bechtel’in Bolivya’ya karşı davayı ve belgelerini kamuya açmasını, Bolivya’ya giderek insanlardan ifadelerini almasını ve Bolivya hareketinin liderlerinin davada eşit taraf olarak yer almasını talep ediyorlar. Tahkim birisi Bolivya hükümeti, birisi Bechtel şirketi birisi de (başkan) doğrudan Dünya Bankası başkanı tarafından atanmış üç kişiden oluşuyor. Tahkime sunulan dilekçe Dünya Bankası ve onun tahkiminin bu davayı göremeyeceğini çünkü daha en baştan Cochabamba’da suyun özelleştirilmesini borç ertelemesi için bir şart olarak koşanın da Dünya Bankası olduğunu savunuyor. Dünya Bankası başkanının üç kişilik tahkimin başkanını atıyor olmasının bağımsızlığı imkansız kıldığını dile getiriyor. Yine dilekçeyi verenler olay sırasında Hollanda’da kayıtlı bulunmayan şirketin daha sonra burada varlık oluşturmuş olarak ikili ticari anlaşmasına dayanmaya çalışmasının bir hile olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getiriyorlar. Böylesi bir davanın kapalı kapılar ardında görülemeyeceğini ve belgelerin açıklanması gerektiğini savunuyorlar.