mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

 

BÜLTEN - 63

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

15 Mart 2003

Çalışma Grubumuzun 116. olağan toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 

·      Danimarka’da demokrasi adına var olan bütün yasalar deliniyor. Danimarka, yıllardan beri Avrupa Birliği’nin en demokratik üyelerinden biri olarak biliniyordu. Ancak, özellikle son birkaç aydır genişleyen GATS karşıtı muhalefet bunun yalnızca bir illuzyon olduğunu ortaya koydu ve Hükümetin GATS taahhütleriyle ilgili olarak alınan kararların hiç biri parlamentoya bile ulaştırılmadı. Danimarka Hükümetinin bu tutumunun gerisinde ise Avrupa Komisyonuna yapılacak görevlendirmeden önce hiçbir bilgilendirme yapılmaması yönündeki talimatlar bulunuyor. Danimarka’da GATS konusunu mercek altına yatıran yegane siyasi parti Red Green Alliance adındaki görece küçük bir sosyalist parti. RGA, parlemontadaki azınlık konumuna karşın Danimarka’nın GATS taahhütlerinin açıklanması için aylardır politik her yolu deniyor. RGA’nın ilk girişimine Hükümet tarafından verilen yanıt “Böyle bir açıklamanın gerekli olmadığı, parlamentodaki konuyla ilgili komitenin bu taahhütleri nasıl olsa 31 Mart tarihinde öğreneceği” şeklinde oldu. RGA’nın ısrarlı talebine verilen ikinci yanıt ise “gerekli bilgilerin Ekim 2001 tarihinde zaten verildiği” biçiminde oldu ki söz konusu bu toplantının GATS’la hiçbir ilgisi yoktu, tamamen DTÖ-Doha Bakanlar Konferansına ilişkin olarak düzenlenmişti. RGA’nın girişimi ile bu kez Danimarka’daki başta kamu ve işçi sendikaları olmak üzere GATS karşıtı unsurlar ilgili Komiteyi ziyaret etti ve bu anti demokratik süreci komite üyelerine aktardı. RGA önümüzdeki hafta Parlamentoya resmi bir şikayette bulunma kararı aldı. Parlamentoda açılacak olası bir tartışma Danimarka’nın, AB Komisyonunun alacağı pozisyona itirazını ve 31 Mart tarihli liste teslim sürecinin gecikmesini bile gündeme getirebilir. (Kenneth Haar, After Postponing and Quelling Debate on GATS the Danish Government Could be in a Hot Spot, 4th March 2003)

 

·         AB-Konvansiyon tartışmaları, GATS müzakerelerindeki kapitalist eğilimlerle paralellik arz ediyor. Anayasa görüşmelerinde, yetkilerin daha önemli bir bölümünün AB’ye devredilmesi yönündeki eğilim giderek güçleniyor. Konvansiyon üyelerinin önemli bir kısmı pek çok kamu hizmeti da dahil olmak üzere tüm konularda AB yetkilerinin hem de münhasıran, yani, AB karar aldıktan sonra ulusal parlamentolarda oylanmasına gerek kalmaksızın AB kurumlarına devr edilmesini talep ediyor. Bu talepler güçlenecek ve kabul görecek olursa A.Komisyonunun uluslar arası ticaret müzakerelerindeki yetkileri daha da güçlendirilmiş olacak. (Dr. Franz-Jozef Stummann 24 Feb. 2003)

 

·         Cezayir’de işçi ve kamu çalışanları sendikalarının düzenlediği iki günlük grev yaşamı felce uğrattı. UGTA sendikasının çağrısıyla ve kamu işletmeleri ile kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine ve ülke halkını daha da yoksulluğa iten hızlı fiyat artışlarına karşı düzenlenen genel greve katılım oranı %95 oldu (örgütlü işçilerin %95’i). Buna karşın sanayi bölgelerinde çalışan işçiler sessiz kalmayı tercih ettiler. Özelleştirme kapsamında sayılan kamusal alanlar arasında bankalar, hava trafiği denetim ofisleri, telekomünikasyon ve eğitim. Sağlık ve kamu hastanelerinde ise yalnızca en acil hizmetlerin bırakılması planlanıyor. Diğer yandan Cezayir halkının yarıdan fazlası (yaklaşık 16 milyon insan) yoksulluk sınırının altında yaşıyor. İşsizlik, nüfusun %30’zunu etkiliyor ve 30 yaşın altındakilerde bu oran daha da yükseliyor. (BBC News, Strike Shuts Down Algeria By Mohamed Arezki Himeur February 25, 2003)

 

·         AB, 6 Mart günü yaptığı açıklamayla, küresel ticaret müzakerelerini yoksul ve gelişmekte olan ülkelerin kamu hizmetlerini piyasalaştırma amacıyla kullandığı yönündeki iddiaları şiddetle reddetti. Oysa geçen ay The Guardian’da yayınlanan çeşitli dokümanlar, Birliğin tam da bunu yaptığını ve karşılığında da AB’deki tarım desteklemelerini azaltma taahhüdünde bulunduğunu ortaya koyuyordu. Ancak, Pascal Lamy’nin dün yaptığı açıklamada Brüksel’in böyle bir gündemi olmadığı belirtildi. Lamy “Böyle bir tartışma gerçekler ışığında yapılmalı, uyduruk haberlerle değil” dedi. Lamy’nin bu açıklamasına karşın WDM’den Clare Joy ise, Avrupa Birliğinin gelişmekte olan ülkelerden talep ettiği yasa değişikliklerinin tamamen Avrupa sermayesinin çıkarları doğrultusunda olduğunu belirtti. (The Guardian – United Kingdom; March 07, 2003 By Andrew Osborn)(YORUM: Pascal Lamy, Şubat ayında ETUC’e yazdığı mektubu ve konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı unutmuş görünüyor: “Temel kamu yararı bulunan eğitim ve sağlık gibi hizmet sektörlerini GATS’ın dışına almamız mümkün değil. Ancak Avrupa Birliği olarak bu alanların kamu yararı bulunan hizmetler olduğunu göz önüne alarak davranacağız. Ayrıca, WTO içinde böyle bir konuyu gündeme getirecek olursak, üye ülkeler arasında kamu yararı nedir, ne değildir gibi anlamsız bir tartışmayı başlatmış oluruz bu da liberalizasyonu geciktirebilir.”)

 

·         AB’nin gelişmekte olan ülkelerden GATS müzakereleri kapsamında liberalize etmelerini talep ettiği finansal hizmetler pek çok konuda ciddi riskler taşıyor. AB, toplam 84 ülkeden mali hizmetlerini piyasalaştırmasını istiyor. Bunlar arasında en yoksul olarak tanımlanan 29 ülkenin 20 si ile düşük gelir grubu olarak bilinen 41 ülkenin 30’u da var. Bu anlamda AB örneğin Şili’den yabancı portföy yatırımları için uygulanan iki yıllık ülkede kalma zorunluluğunun kaldırılmasını talep ediyor. Ayrıca, kar paylarının ülke dışına transferinde zorunlu olan Merkez Bankası onayının da Şili hükümetince kaldırılması isteniyor. Bu durumda Şili Hükümetinin

-          AB, ülkelerin finansal krizlerden korunmasına yardımcı olacak düzenlemelerin kaldırılmasında neden bu kadar ısrarcı?

-          AB, GATS’ın “ülkeler, kendi mali sistemlerinin istikrarını sağlamak için gerekli düzenlemeleri yapacaklardır” diyen Madde (2)a. yı neden tanımıyor?

-          AB, Asya krizinden korunmak için bir dizi tedbiri uygulamaya koyan Malezya’dan da bu düzenlemeleri kaldırmasını talep ediyor. AB’nin, özellikle ciddi mali kriz atlatmış Malezya gibi ülkelere böyle bir dayatma yapma hakkı var mı?

-          AB, pek çok gelişmekte olan ülkedeki emeklilik fonlarına ulaşımda tam serbestiyet istiyor. Ancak borsalarda işlem gören bu fonların mali krizlere yol açtığı da biliniyor. Bu gerçek yaşandığı halde AB neden hala emeklilik fonlarına erişim serbestiyeti konusunda ısrar ediyor?

-          Yabancı bankaların, spekülatif kazançları adına yatırım yaptıkları ülkelerde finansal krizleri başlattığı ya da şiddetlendirdiği biliniyor. Üstelik Arjantin’de yaşanan krizin birincil sorumluları da AB bankalarıyken, üstelik Arjantin gibi bir ülkeden AB neden daha fazla mali deregulasyon yapılmasını talep ediyor?

Sorularının sorulması gerekmektedir. (SOMO By Myriam Vander Stichele 6th Marck 2003)

 

·         AB’nin GATS talepleri ile ilgili olarak sızan haberler Komisyonu zor duruma soktu. Hindistan Ticaret Bakanına kadar ulaşan talepler listesi yatay taahhütler, En Çok Kayrılan Ülke istisnaları ve profesyonel hizmetlerin dışında kalan iş hizmetleri, posta ve kurye hizmetleri, telekomünikasyon, inşaat ve bağlantılı mühendislik hizmetleri, dağıtım hizmetleri, çevre ve bağlantılı diğer hizmetler, finansal hizmetler, turizm ve bağlantılı hizmetler, haber ajans hizmetleri, ulaşım hizmetleri ve enerji hizmetlerinden oluşuyor. Bu bilgiler AB ya da Hindistan Ticaret Bakanı tarafından yayınlanmadı ve Kanada Polaris Institute’te (PI) ulaşan haberlerden edinildi. PI’e ulaşan bilgi setinin içinde AB’nin geçtiğimiz Temmuz ayında ele geçirilen ve 109 ülkeden taleplerinden oluşan listeyi de kapsıyor. Pascal Lamy, bu yaşananları bir “şaka” olarak değerlendirmekle yetindi ve “tüm bunlar zaten daha önce de biliniyordu” dedi. Fakat ele geçirilen bu son bilgiler her şeyin daha da netleştiğini ve iyiden iyiye detaylandırıldığını gösteriyor. Bu bağlamda AB Hindistan’dan çevre ve bağlantılı hizmetler adı altında tüm su hizmetlerini piyasalaştırmasını talep ediyor. AB, Hindistan’ın bankacılık, sigortacılık ve diğer sektörlerde tam taahhütte bulunmasını istiyor ve bununla ilgili olarak ta “kamu sektörü işletmelerinin fazla fonlarını sadece Hindistan orijinli ticaret bankalarına yatırabilir” diyen düzenlemenin kaldırılması isteniyor. Hisse senedi brokerlığına uygulanan %49 oranındaki ortaklık sınırlamasının iptali de AB’nin Hindistan’dan talep ettiği liberalizasyon düzenlemeleri arasında. (Financial Express, Bangalore 6th February 2003 By K.P Sethunath)

 

·         Avrupa Birliği, Amerika’dan da posta hizmetleri, su hizmetleri, Belediye hizmetleri, sigorta hizmetlerini piyasaya açmasını talep ediyor ve alkol dağıtımı, arazi kullanımı ile ilgili tüm kısıtlayıcı düzenlemelerin yanısıra kamuya ait sigorta kurumlarının da kapatılmasını istiyor. AB’nin ABD’den talepleri bu kadarla da sınırlı kalmıyor ve kamu enerji sistemlerinin kuralsızlaştırılması ve özelleştirilmesi, yüksek öğrenimin tümüyle ticarileştirilmesi, küçük ölçekli işletmelere devlet tarafından sağlanan uygun koşullu kredi imkanının ölçeğine bakılmaksızın yabancı şirketlere de sağlanması, sigortacılık, bankacılık, emeklilik fon portföyleri ile menkul kıymetlerde en üst düzeyde deregulasyon talep ediliyor. (The Wall Street Journal: EU Asks U.S To Revise Rules For Service Sector, February 25, 2003 By Neil King Jr.)

 

·         AB düzeyinde müzakerelerine hız kazandırılan Konvansiyon tartışmaları, AB halklarının aleyhine sinyaller veriyor. Eğitimden sağlığa, görsel işitsel hizmetlerden pek çok kamu yararına kadar mevcut gücün AB kurumları lehine kaydırılması eğilimleri giderek güçleniyor. Mevcut AB antlaşmasında kararlar için oy birliği gerekiyor ve bu durum üye devletlerin uhdesindeki yetkileri bir düzeyde de olsa güvence altına alıyor. Oysa şu andaki Konvansiyon görüşmelerinde bu durum, paylaşılmış yetkiler sistemine dönüştürülerek hemen hemen tüm gücün Komisyona aktarılması şeklinde değiştirilmek isteniyor. Pek çok Konvansiyon üyesi oldukça naif bir şekilde bu değişimin kendi içinde iyi bir şey olduğunu düşünürken, hiç kimse Komisyona tanınacak bu denli geniş yetkileri GATS çerçevesinde yaratacağı sonuçları hesaba katmıyor. (Dr. Franz-Josef Stummann 24 February 2003)