- 2000 yılı Ocak
ayından bu yana Dünya Ticaret Örgütü’nde devam eden Tarım müzakerelerinde
önceden belirlenen takvime uyulamayacağının netleşmesinin ardından, şimdi de GATS
taahhütlerinin bildirileceği son gün olarak tespit edilen 31 Mart 2003 tarihinde Avrupa
Birliği’nin kendi listesini hazır edemeyeceği anlaşılıyor. A.Komisyonuna yakın
bir kaynak “DTÖ takvim ve tarihlerinin öyle çok fazla abartılmaması gerektiği”ni
belirtirken; bir yandan da GATS müzakereleri sonrasında AB’de zaten sorun olan göç
meselesinin üstesinden gelmenin iyice imkansızlaşacağını söylemek suretiyle AB
Komisyonunun taahhütler listesini neden 31 Mart’a yetişemeyeceğini açıklıyor. Söz
konu kaynağın Brüksel’de yaptığı açıklamalarda GATS’ın özellikle hizmet
işçilerinin serbest dolaşımını ilgilendiren bölümlerde “daha net
tanımlamaların yapılması ve muğlak bir noktanın bırakılmaması gereği” nin
üzerini çizmesi oldukça ilginç. (Agence Europe, Brussels, 26.03.2003)
- Tüm hizmet
alanları liberalleştirilir de kumar ve casino sektörü geri kalır mı? Kıyı
Bankacılığı, kara para ve kumar cenneti haline getirilmiş 67.000 nüfuslu küçük bir ada olan Antigua ve Barbuda, 21 Mart günü DTÖ
Tahkim Paneline yaptığı başvuru ile ABD’nin kumar ve casino sektörü
yatırımcılarının ABD’de özellikle elektronik kumar sistemleri kurma ve işletme
için yatırım ve ticaret yapmasını engelleyişi hakkında resmi şikayette bulunarak,
ABD yönetiminin bu tavrının GATS taahhütleriyle çatışmakta olduğunu bildirdi.
Tarafların 60 günlük sürede sorunu aralarında tatlıya bağlayamaması durumunda
Karayipler Hükümeti DTÖ Tahkim Kurulunda bir panel kurulmasını talep edebilecek. (WTO
Reporter, Monday March 24, 2003: US Threatened With WTO Dispute Case Over Online Gambling
Restrictions, By Daniel Pruzin, Geneva)
- ABD Ticaret
Sözcüsü Robert Zoellick Washington Post’a yaptığı bir değerlendirmede AB-ABD
çatışmasının uluslar arası ekonomik sistemi ciddi biçimde tehdit ettiğini
belirtti. Önce, savaş karşıtı görünen ülkelerden ABD’ne yapılan ihracata
getirilen kısıtlamalarla başlayan ekonomik çatışma ardından Fransız ve Alman
ürünlerinin boykot edilmesi ile devam etti. Irak üzerindeki fikir uyuşmazlığı , pek
çok insana göre küresel huzurun köşe taşını teşkil eden AB-ABD ekonomik
ilişkilerini daha da huzursuz bir noktaya getirdi. Geçtiğimiz hafta, ABD Senatosunda
Avrupa meseleleri alt komisyonu üyesi Sen Geaorge Allen’ı ziyaret eden AB’nin ABD
büyükelçisi Guenter Burghardt, iki bloğun Irak üzerindeki uyuşmazlığın
köklerinin ekonomik çıkarlara dayanmış olduğunu ortaya koyar nitelikteydi. Veriler,
yalnızca Virginia eyaletindeki üretimin bile %34’ünün AB’ne ihraç edilmekte
olduğunu, Virginia’nın toplam yabancı yatırım portföyünün ise %74’ünün
Avrupa sermayesinden geldiğini gösteriyordu. Verilerin açığa çıkardığı bir
diğer gerçeklik ise ABD şirketlerinin yurt dışında olan 5 trilyon$ tutarındaki
varlığın beşte üçünün Avrupa’da bulunduğu; ABD’deki yabancı yatırımların
üçte ikisinin ise AB’li yatırımcıların elinde olduğu; Avrupa’lı şirketlerin
yaklaşık 4.4 milyon Amerikalı işçiye iş olanağı yarattığı, buna karşılık
ABD’li şirketlerin Avrupa işçileri için yarattığı istihdamın bu sayıdan biraz
daha az olduğuydu. İki blok arası ilişkilerin gerilmesindeki en büyük etkenin Fransa
ve ABD arasındaki karşılıklı düşmanlık duyguları olduğu, bu düşmanca
duyguları besleyen en temel etkenin ise savaş sonrası Irak’ta planlanan yeniden
yapılanmadan alınacak payla ilişkili olduğu görülüyor. Son dönemde, ABD’li
şirketlerin Fransız bankalarıyla çalışmayacaklarına dair arka arkaya yaptıkları
açıklamalar, ABD’deki Fransa karşıtı kampanyanın da hiç azımsanmayacak düzeyde
olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda örneğin internet üzerinden Fransız peynirlerinin
pazarlamasını yapan bir web sitesinin siparişlerindeki azalmanın son 1 ay içinde
%20’ye fırladığı belirtiliyor. Bu eğilimlerin tersine yaşanan önemli bir gelişme
ise Procter and Gamble şirketinin 5.75 milyar dolar karşılığında Alman Wella
şirketini satın alma girişimi. R.Zoellick konuyla ilgili olarak “her ne kadar AB
Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy oldukça naif bir tonla da olsa AB ve ABD’nin uluslar
arası ticaretin yara almaması için üzerlerine düşeni yapacaklarına inandığını
söylemiş olsa da, iki blok arası ticari ve ekonomik sorunların hali hazırda bile
yeterince büyük olduğunu ve savaş olgusuyla birlikte daha da tamir edilmesi güç bir
boyuta ulaştığını ve bu savaşın, ABD ile büyük AB devletleri arasındaki uçurumu
köprü kurulamayacak kadar derinleştirip, genişlettiğini belirtiyor. (Paul Blustein
Washington Post Staff Writer, March 23, 2003; Page A12)
|