mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

 

BÜLTEN - 64

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

4 Nisan 2003

Çalışma Grubumuzun 117. olağan toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 

  • 2000 yılı Ocak ayından bu yana Dünya Ticaret Örgütü’nde devam eden Tarım müzakerelerinde önceden belirlenen takvime uyulamayacağının netleşmesinin ardından, şimdi de GATS taahhütlerinin bildirileceği son gün olarak tespit edilen 31 Mart 2003 tarihinde Avrupa Birliği’nin kendi listesini hazır edemeyeceği anlaşılıyor. A.Komisyonuna yakın bir kaynak “DTÖ takvim ve tarihlerinin öyle çok fazla abartılmaması gerektiği”ni belirtirken; bir yandan da GATS müzakereleri sonrasında AB’de zaten sorun olan göç meselesinin üstesinden gelmenin iyice imkansızlaşacağını söylemek suretiyle AB Komisyonunun taahhütler listesini neden 31 Mart’a yetişemeyeceğini açıklıyor. Söz konu kaynağın Brüksel’de yaptığı açıklamalarda GATS’ın özellikle hizmet işçilerinin serbest dolaşımını ilgilendiren bölümlerde “daha net tanımlamaların yapılması ve muğlak bir noktanın bırakılmaması gereği” nin üzerini çizmesi oldukça ilginç. (Agence Europe, Brussels, 26.03.2003)

 

  • Tüm hizmet alanları liberalleştirilir de kumar ve casino sektörü geri kalır mı? Kıyı Bankacılığı, kara para ve kumar cenneti haline getirilmiş  67.000 nüfuslu küçük bir ada  olan Antigua ve Barbuda, 21 Mart günü DTÖ Tahkim Paneline yaptığı başvuru ile ABD’nin kumar ve casino sektörü yatırımcılarının ABD’de özellikle elektronik kumar sistemleri kurma ve işletme için yatırım ve ticaret yapmasını engelleyişi hakkında resmi şikayette bulunarak, ABD yönetiminin bu tavrının GATS taahhütleriyle çatışmakta olduğunu bildirdi. Tarafların 60 günlük sürede sorunu aralarında tatlıya bağlayamaması durumunda Karayipler Hükümeti DTÖ Tahkim Kurulunda bir panel kurulmasını talep edebilecek. (WTO Reporter, Monday March 24, 2003: US Threatened With WTO Dispute Case Over Online Gambling Restrictions, By Daniel Pruzin, Geneva)   

 

  • ABD Ticaret Sözcüsü Robert Zoellick Washington Post’a yaptığı bir değerlendirmede AB-ABD çatışmasının uluslar arası ekonomik sistemi ciddi biçimde tehdit ettiğini belirtti. Önce, savaş karşıtı görünen ülkelerden ABD’ne yapılan ihracata getirilen kısıtlamalarla başlayan ekonomik çatışma ardından Fransız ve Alman ürünlerinin boykot edilmesi ile devam etti. Irak üzerindeki fikir uyuşmazlığı , pek çok insana göre küresel huzurun köşe taşını teşkil eden AB-ABD ekonomik ilişkilerini daha da huzursuz bir noktaya getirdi. Geçtiğimiz hafta, ABD Senatosunda Avrupa meseleleri alt komisyonu üyesi Sen Geaorge Allen’ı ziyaret eden AB’nin ABD büyükelçisi Guenter Burghardt, iki bloğun Irak üzerindeki uyuşmazlığın köklerinin ekonomik çıkarlara dayanmış olduğunu ortaya koyar nitelikteydi. Veriler, yalnızca Virginia eyaletindeki üretimin bile %34’ünün AB’ne ihraç edilmekte olduğunu, Virginia’nın toplam yabancı yatırım portföyünün ise %74’ünün Avrupa sermayesinden geldiğini gösteriyordu. Verilerin açığa çıkardığı bir diğer gerçeklik ise ABD şirketlerinin yurt dışında olan 5 trilyon$ tutarındaki varlığın beşte üçünün Avrupa’da bulunduğu; ABD’deki yabancı yatırımların üçte ikisinin ise AB’li yatırımcıların elinde olduğu; Avrupa’lı şirketlerin yaklaşık 4.4 milyon Amerikalı işçiye iş olanağı yarattığı, buna karşılık ABD’li şirketlerin Avrupa işçileri için yarattığı istihdamın bu sayıdan biraz daha az olduğuydu. İki blok arası ilişkilerin gerilmesindeki en büyük etkenin Fransa ve ABD arasındaki karşılıklı düşmanlık duyguları olduğu, bu düşmanca duyguları besleyen en temel etkenin ise savaş sonrası Irak’ta planlanan yeniden yapılanmadan alınacak payla ilişkili olduğu görülüyor. Son dönemde, ABD’li şirketlerin Fransız bankalarıyla çalışmayacaklarına dair arka arkaya yaptıkları açıklamalar, ABD’deki Fransa karşıtı kampanyanın da hiç azımsanmayacak düzeyde olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda örneğin internet üzerinden Fransız peynirlerinin pazarlamasını yapan bir web sitesinin siparişlerindeki azalmanın son 1 ay içinde %20’ye fırladığı belirtiliyor. Bu eğilimlerin tersine yaşanan önemli bir gelişme ise Procter and Gamble şirketinin 5.75 milyar dolar karşılığında Alman Wella şirketini satın alma girişimi. R.Zoellick konuyla ilgili olarak “her ne kadar AB Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy oldukça naif bir tonla da olsa AB ve ABD’nin uluslar arası ticaretin yara almaması için üzerlerine düşeni yapacaklarına inandığını söylemiş olsa da, iki blok arası ticari ve ekonomik sorunların hali hazırda bile yeterince büyük olduğunu ve savaş olgusuyla birlikte daha da tamir edilmesi güç bir boyuta ulaştığını ve bu savaşın, ABD ile büyük AB devletleri arasındaki uçurumu köprü kurulamayacak kadar derinleştirip, genişlettiğini belirtiyor. (Paul Blustein Washington Post Staff Writer, March 23, 2003; Page A12)