- Tarım müzakerelerinde Doha incesi
AB-ABD yakınlaşması. Cenevre’de devam eden AoA-Tarım’da liberalizasyon
müzakerelerinde uzun süreden beri devam eden AB-ABD çatışması yerini uzlaşmaya
bırakmış gibi görünüyor. 28 Nisan günü yapılan toplantıda ABD tarım ataşesi,
tarım ürünlerine uygulanmakta olan gümrük vergilerinin kaldırılmasının piyasalara
serbest giriş açısından tarımda devlet desteklemelerinin kaldırılmasından daha
önemli olduğunu belirterek Avrupa Birliği’ne bir zeytin dalı uzattı. Kuşkusuz
uzatılan bu zeytin dalı karşılığında ABD’nin de kendi adına bir çıkarı
olacak. Fakat gelinen noktada iki ekonomik blok arasında tarım konusunda geriye kalan
tek sorun, gümrük vergi indirimlerinin hangi düzeyde olacağı konusu. Bu konunun ve
diğer yani AB-ABD uzlaşmasına ilişkin tartışmanın Cancun’a ertelenebileceği
belirtiliyor fakat tarım ülkelerinden Cancun’da da ciddi bir tepki gelmesi
beklenmiyor, zira onların tek beklentisi piyasalara girişin önündeki engellerin
kaldırılması ki bu da ABD’nin uzlaşma paketinin ana eksenini oluşturuyor. Öte
yandan tarım üreticisi ülkeler (Cairns Group) normalde her üç ayda bir toplanması
gerektiği halde geçtiğimiz eylül ayından beri bir araya gelmiyor. Bunun nedeni ise
konuların giderek daha teknik hale gelmiş olması ve devletler arası çıkar
çatışmalarının daha belirgin hale gelmiş olması. Bu ülkeler arasındaki en ciddi
tartışma stratejik ürünlerle ilgili ve henüz piyasalara serbest giriş konusunda bir
mutabakat sağlanabilmiş değil. Buna karşın, ihracat desteklemeleri ve ulusal
ölçekteki desteklemeler konusunda belli bir anlaşma sağlanabilmiş durumda. Bu ülkelerin Cancun’dan önce Cenevre’de bir
bakanlar kurulu toplantısı yapmaları bekleniyor. (Quick Update on AoA negotiations
28 April, Aileen Kwa, Focus)
- Hindistan’ın GATS talep ve
taahhütlerine ilişkin nihai listesini Mayıs ayı ortalarında teslim etmesi bekleniyor.
Hindistan Ticaret Bakanlığı Sekreteri SN Mennon, ülkesinin halihazırda mimarlık,
sağlık, bilgisayar, turizm, denizcilik, ticaret ve finans alanlarındaki taleplerini
ilettiğini; geri kalan muhasebe ve mali müşavirlik, inşaat ve müteahhitlik hizmetleri
ve mühendislik ve bağlantılı hizmetlerle ilgili taleplerini de en kısa sürede
ileteceğini bildirdi. Mennon, sayılan bu sektörlerde Hindistan’ın dünya
piyasalarına açılmasının ülke açısından son derece önemli olduğunu vurgularken;
GATS anlaşmasıyla birlikte ülkenin ciddi bir rekabet baskısıyla karşı karşıya
kalacağını da bildiklerini belirtti. Hint’li bigi teknolojisi şirketlerinin son
döenmde özellikle Hollanda ve Malezya’da karşı karşıya kaldıkları taciz ve
yıldırma girişimleriyle ilgili olarak, Hindistan’ın bu alandaki gücünün, şiddet
yoluyla zayıflatılmaya çalışıldığını ileri sürdü ve GATS müzakerelerinin
ülkesi için büyük bir öneme sahip olduğunu, 1995’te 6.7 milyar$ olan hizmet
ticareti cirosunun 2001 yılı itibarıyla 20.4 milyar $’a yükselmiş olmasının bu
önemin en büyük göstergesi olduğunu belirtti. Hindistan’ın GATS çerçevesindeki
en büyük avantajının gerçek kişilerin dolaşımı’nda olduğunu belirten Mennon,
bilgi teknolojileri ile uzak mesafeden verilen eğitim hizmetleri gibi alanların
Hindistan’ın diğer ülkelere oranla daha avantajlı olacağı sektörler olduğunu
belirtti. (Stand at WTO on Services by May Business Standard, New Delhi, Published:
April 18, 2003)
- ABD’nin en güçlü şirketlerinden
oluşan bir sermaye grubu, DTÖ’nün 2001 yılı Kasım ayında Katar/Doha’da
başlattığı yeni raundun 2004 yılı sonunda tamamlanmasına güçlü kamu oyu desteği
sağlamak amacıyla milyonlarca dolar değerindeki bir bütçeyle devasa bir kampanya
başlatıyor. Bu muazzam kampanyanın ilk bilgileri, ABD-Sermaye Yuvarlak Masası
Başkanı John Castellani tarafından, Cogress Daily gazetesine verilen bir ropörtajda
ortaya çıktı. Castellani, kampanyanın Haziran ayı başında BRT medya grubunun
Meksika, Kanada, Avrupa ve Japonya’daki şirketleri üzerinden başlatılacağını;
reklam, TV ropörtajları gibi bir dizi iletişim aracı kullanılarak kamu oyunun yeni
raundun tamamlanmasının kendilerinin menfaatine olacağına ikna edilmesinin
amaçlandığını; gümrük vergilerinin ve diğer tarife dışı engellerin 2015
yılına kadar sıfırlanması halinde 3 trilyon dolarlık yeni bir varlığın
yaratılmış olacağını ve kampanyanın raundun sonuna kadar devam ettirileceğini; bu
kampanyaya Avrupa Sanayicileri Yuvarlak Masası, Kanada Yönetim Kurulu Başkanları
Konseyi ile ICC-Uluslar arası Ticaret Odasının da katılacaklarını ; sayılan bu
sermaye yapılarıyla bir arada koordine edilmiş etkinlikler düzenleneceğini, ortak
bildiriler yayınlanacağını ve her bir grubun kendi ülke/bölgesinde konuyu popularize
etme çabası göstereceğini belirtti. Castellani ayrıca, ABD Kongresine baskı
uygulayarak Şili ve Singapur ile ABD arasında bu yıl imzalanması beklenen serbest
ticaret anlaşmalarının kongreden geçmesini sağlayacaklarını, Şili’nin Irak
savaşı konusunda BM Güvenlik Konseyinde ABD’ye destek vermemiş olmasının ciddi bir
sorun yaratmayacağını sandığını, dünya çapında diğer pek çok sermaye grubunun
serbest ticerat anlaşmalarının kapsamının genişletilmesi ve sayılarının daha da
arttırılması yönündeki çabaları bildiğini fakat kendi örgütünün ABD Ticaret
Bakanı Zoellick’e güvendiğini ve Zoellick’in başta Avustralya, G.Afrika, Fas ve
Orta Amerika ülkeleri olmak üzere dünya ölçeğinde gösterdiği çabayı takdirle
izlediklerini belirtti. (National Journal’s Congress Daily Trade – BRT Readies PR
Campaign to back Global Trade Talks- By,Keith Koffler)
- OECD üyeleri 28-29 Nisan tarihlerinde
sarsıntı geçiren küresel ekonomiye güvenin yeniden tesis edilmesi ve savaş nedeniyle
durağan bir sürece giren liberalizasyon müzakerelerinin kalındığı yerden ve hızla
başlatılması için bir araya geldi. İki günlük toplantıda OECD’ye üye 30
devletin Maliye, Dış Ticaret ve Ticaret bakanları rüşvet ve yolsuzlukların
önlenmesi, terörle mücadelenin finansmanı, şirketlerde yönetişimin geliştirilmesi
ve başta Afrika olmak üzere gelişmekte olan ülkelerle daha iyi bir işbirliğinin
sağlanması konularında görüşmeler yaptılar. Ayrıca, iletişim sanayiinin ekonomik
büyümeye nasıl katkıda bulunabileceği ve OECD üyelik yapısının genişletilmesi ve
özellikle de AB’nin yeni 10-12 üyesinin önümüzdeki 5 yıl içinde OECD’ye dahil
edilmesi için gerekli koşulların hazırlanması gibi konular da görüşüldü. (International
Trade Daily, April 28, 2003 )
- Sermaye bakış açısından,
Cancun’da başarıya ulaşmanın yolları ... Evet, bu 27-30 Mayıs tarihlerinde
düzenlenecek bir konferansın program başlığı. Programın detaylarında ise az
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin çıkar ve kaygılarının dikkate alınması;
sorunlu konulara en iyi yanıtların geliştirilmesi; Singapur konuları olarak bilinen
Yatırımlar ve Rekabet anlaşmaları (kısaca MAI) konusuna farklı yaklaşımların
önceden bilinmesi ve anlaşmaların müzakere biçimlerinin belirlenmesi, Çin’in
DTÖ’ne üyeliğinin Çin ve DTÖ üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi;
Bölgesel ve ikili anlaşmalar çok taraflılığa zarar veriyor mu?; ABD Ticaret
politikası ve Doha Raundu; netleşmeye
başlayan Cancun gündeminde neler var? ; Tarımda liberalizasyonun önündeki sorunlar? ;
DTÖ Uluslar arası Tahkim sisteminin geleceği; TRIPS’de yeni ilerlemeler kaydetmek
mümkün olabilecek mi? GATS müzakerelerinde gelinen nokta? ; Küresel ölçekteki
ekonomik yavaşlamanın Doha süreci üzerindeki etkileri ? oldukça geniş bir konular
bütünü bulunuyor. (WTO-INTL, From Erik Wesselius)
- Cancun’da başarıya gidecek en
kestirme yol: tarımda verilecek tavizlere karşın, Singapur konuları Yatırımlar ve
Rekabet anlaşmaları. Gelişmekte olan ülkeler, Cancun toplantılarında kendi tarım
ürünlerinin zengin ülkelere ihracatını sağlayacak düzenlemeler karşılığında,
yeni MAI anlaşmasını imzalamaya zorlanacaklarından endişe ediyorlar. Cenevre’de
kısa süre önce Singapur konuları üzerine yapılan bir toplantıda bu korkunun
oldukça haklı gerekçelerinin olduğu anlaşıldı. Başta AB olmak üzere Yatırımlar
ve Rekabet anlaşmalarının önde gelen taraftarlarının niyeti, tarım üreticisi
yoksul ülkelerin önüne ya tarım reformu gibi bir havuç uzatmak ya da tarımda reform
beklentilerini boşa çıkaracak bir sopa göstermek ve böylece Singapur konularına
gösterilen direnci kırmak. Aslında bu şantajın ilk sinyalleri geçen yıl Pascal Lamy
tarafından yapılan açıklamadan anlaşılıyordu :“Biz AB olarak tüm
piyasalarımızı gelişmekte olan ülkelerin ürünlerine açmaya hazırız, fakat
elbette bunun bir karşılığı olmalı ve bu ülkeler de bizim bazı taleplerimizi
yerine getirmeli...(Lamy, P. (2002). The EU Trade and Development Agenda – From Doha via
Johannesburg to Cancun. Speech by P.Lamy to All Party Groups on 27th June 2002)” (Peter Hardstaff Head of Campaigns
Policy WDM, London)
|