mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

 

BÜLTEN - 67

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

15 Mayıs 2003

Çalışma Grubumuzun 120. olağan toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 

  • Cancun’da yapılacak DTÖ 5. Bakanlar Konferansını protesto etmek amacıyla Meksika’ya gitmeyi planlayan “Sivil Toplum Kuruluşları”na  parasal destek sağlamaları için teklif gönderilen Vakıf ve Fonların isimleri netleşmeye başladı. Bildirilen listede yer alan isimler şöyle :

-          Rockefeller Kardeşler Fonu                          - Avrupa Sendikaları

-          Ford Vakfı                                                   - Heinrich Boll Vakfı

-          Solidago Vakfı                                              - Action Aid

-          CS-Fonu                                                      - Fransa Vakfı-Danielle Mitterand

-          Wallace Global Fonu                                     - Avrupa ve Kanada Hükümet Fonları

-          CS Mott                                                       - FES

-          NOVIB-Oxfam                                            - Haklar ve Demokrasi Vakfı

(WTO-INTL, 8 May, 2002)

YORUM : Porto Allegre’de yapılan Dünya Sosyal Forumlarının ardından sermaye şimdi de küresel protesto gösterilerini fonlayacak. İlk bakışta anlaşılmaz bir çelişki gibi görünen bu ve benzeri girişimler aslında kendi içinde oldukça tutarlı ve belli bir hedefe doğru yol almakta. Sermaye, “karşıt” hareketlere finansman sağlamak suretiyle bir yandan kendi dışında, denetimsiz, sınıfsal bir muhalefetin örgütlenmesini önlemeye çalışırken; bir yandan da kapitalizmin sürdürülebilirliği için teorik ve bilimsel çalışmaların da yapıldığı Vakıf’ları aracılığı ile mevcut muhalefeti, reformizme dönüştürmeye çalışıyor. Tıpkı Financial Times’da Porto Allegre-2002 ile ilgili olarak yayınlanan yazıda da belirtildiği gibi: “Bu çocuklara kızmayın, onları destekleyin. Bunlar kapitalizmi yıkmaya değil, insanileştirmeye çalışıyor...” Diğer bir deyişle, sermayenin teori üreten vakıf ve fonları bu gidişatın, sistemin sonunu getireceğinin farkında ve bu kaçınılmaz sonu önlemenin tek yolunun sivil toplum muhalefeti olacağına ikna olmuş durumda. Bu nedenle, mevcut muhalefetin bütününün sistemden bağımsız olduğunu düşünmek son derece yanıltıcı olmaktadır.

 

·         AB Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy, 9-10 Mayıs tarihlerinde 13 aday ülkenin Ticaret Bakanlarıyla Bükreş’te bir toplantı yaptı. Toplantının gündemi, yaklaşan Cancun toplantısında AB aday ülkelerinin kendi aralarında ve AB üyeleri ile işbirliği ve diyalog içinde olmalarını sağlamak. Bu toplantı, 10 aday ülke ile, tam üye olmadan önce yapılacak son ticaret toplantısı. Bakanlar, Doha Kalkınma Raunduna bağlı olarak şimdiye kadar kaydedilen gelişmeleri ve yapılan hazırlıkları gözden geçirdiler. Konuyla ilgili olarak toplantı öncesi açıklama yapan P.Lamy, “Ticaret müzakerelerinde tek bir ses, tek bir vücut gibi davranmanın dünya ekonomi ve ticaret sahnesinde bizim durumumuzu daha da güçlendireceğini biliyoruz. Yapacağımız bu toplantı, Doha Raundu konusunda ne kadar kararlı olduğumuza dair tüm dünyaya güçlü bir sinyal göndermek açısından harika bir fırsat olacak” dedi. Toplantıda taraflar özellikle aşağıdaki konularda taahhütlerini yinelediler:

-         Tarım ve tarım dışı ürünlerin pazara girişlerinin kolaylaştırılması;

-         Karar konusu alanlarda müzakere yöntemleri;

-         Müzakere turunun kalkınma boyutu;

-         Varolan anlaşmaların uygulanması;

-         Coğrafi işaretler;

-         Ticaret ve çevre;

-         Anlaşmazlıkların çözümü mekanizmasının (Tahkim) gözden geçirilmesi. (DG Trade Release; EU Trade Commissioner Pascal Lamy meets Candidate Countries Ministers to enhance dialogue on trade, Brussels, 8 May, 2003)

 

·         Pascal Lamy, ABD’ye uygulanacak bir ekonomik ambargonun  kendi kendini yok edecek bir silaha benzediği gerekçesiyle, ABD’deki haksız vergi uygulamalarının AB şirketlerine açtığı zararı tazmin etmenin başka yollarını bulmaya çalışıyor. 7 Mayıs günü, DTÖ kurulduğundan bu yana en büyük ticari ambargoyu (4 milyar $)uygulama konusunda olumlu sinyal verdi. Washington, Brüksel’i uyararak AB’nin Amerikan şirketlerine gümrük vergisi uygulamaya başlamasının nükleer bir tercih olacağını ve bunun Pascal Lamy’nin hiçbir zaman atmayı düşünemeyeceği bir bomba olacağını belirtti. Böylesi bir ambargonun, özellikle ABD’den yapılacak ithalata bağımlı AB şirketlerinin durumunu zorlaştıracağı ve küresel ticaret görüşmelerinde Atlantik ötesi ilişkilerin gerilmesi yüzünden bir duraksamaya yol açabileceği belirtiliyor. AB ve ABD arasındaki askeri ve politik diplomasinin giderek gerildiği bugünkü ortamda Lamy’nin yeni bir ticaret savaşı başlatmak istemeyeceği görüşlerinin egemen olduğu da gelen haberler arasında. Kısa süre önce Paris’te yapılan OECD toplantıda gerek Lamy gerekse ABD’li partneri Zoellick, ekonomik ve ticari görüşmelerin Irak konusu işin içine karıştırılmadan yürütülmesini tercih ettiklerini belirterek yeni bir gerginlikten kaçınacaklarını açık bir dille ortaya koymuşlardı. Ancak bunun yalnızca kısmen doğru olduğunu, ABD’nin ticari ortaklarından bazılarının yaklaşan sıcaklığı oldukça güçlü hissettikleri, örneğin ABD’nin geçen yıl Singapur ve Şili ile ikili serbest ticaret anlaşması görüşmelerini başlattığı, bunlardan Singapur’la olanın geçtiğimiz hafta imzalandığı fakat Şili ile anlaşmanın imzalanmasının hiç te kolay olmadığı belirtiliyor. Brüksel, Washington’a sonbahara kadar süre tanıdı ve önümüzdeki birkaç ay içinde vergi yasalarını değiştirmesini talep etti. Hiçbir çok taraflı kurumu tanımayan ABD kongresi bu uyarıyı da dikkate almayacak olursa sonbaharda son derece ciddi bir ticaret savaşı başlayacağa benziyor. Fakat P.Lamy, ABD’li partneri Zoellick’in Kongreyi ikna edeceğinden emin görünüyor. Aksi taktirde ise ya AB’yi de vuracak bir ekonomik ambargonun başlatılması kaçınılmaz hale gelecek ya da DTÖ Tahkim sisteminin, en büyük üye ABD’nin bile kurallarını kaale almadığı dişsiz bir kaplan olduğu kabul edilmek zorunda kalınacak. (The Guardian, 8 May, 2003)

 

·         ABD Başkanı G.W Bush, bugün ABD-Orta Doğu arasında bir serbest ticaret bölgesi oluşturma fikrini kamuoyuna açıkladı. Bush tarafından yapılan bu açıklamaya dayalı olarak hazırlanacak projenin ABD yönetiminin ticaret politikalarını kökünden değiştirebileceği belirtiliyor. ABD Ticaret sözcüsü R.Zoellick son iki yıldan beri ABD ile ikili serbest ticaret anlaşması imzalamak isteyen ülkelerin sayısının bir hayli arttığını bu ülkelerin kendi iç piyasalarını liberalize etmek için en acı reform reçetelerini uygulamaya hazır olduklarını anlatıyordu. Bu konuda hazır olan ve ABD tarafından aday olarak tanımlanan ülkeler Orta Amerika, Güney Afrika, Fas ve Avustralya. Ancak Bush tarafından ortaya atılan ABD-Orta Doğu Serbest Ticaret Bölgesi önerisinin asıl hedefi bölgede hayati bir stratejik öneme sahip olduğu halde liberalizasyon reformlarına ya hiç başlamamış ya da bu konudaki ilerleme hızı son derece yavaş olan ülkeler. Bölge ülkelerinin önemli bir çoğunluğu petrol ihracatına bağımlı durumda ve bu ülkeler dünyadaki en kapalı ve en korumacı ekonomik sistemlerle yönetilmekteler. Arap Ligi’nin 22 üyesinden S.Arabistan, Suriye, Lübnan ve Cezayir de dahil olmak üzere yarısı DT֒nün üyesi değil. Petrol fiyatlarındaki hafif bir gerilemeyle birlikte Orta Doğu’nun dünya ticaretindeki payı 1980-2001 döneminde %13.5 dan %4’e düştü. Bölgedeki gümrük vergileri ortalaması %20 ile dünyadaki en yüksek vergi oranı. Yabancı yatırımlara uygulanan ticari kısıtlamalar ise her alanda mevcut ve oldukça yüksek. Ayrıca bölge ülkelerinin çoğu uzun yıllardan beri İsrail’e ekonomik boykot uyguluyor. Iran, Libya ve Suriye ise ABD’den kaynaklanan ekonomik ambargolarla yaşam savaşı veriyor. Bush’un projesinin nihai tarihi 2013. Bu proje kapsamında söz konusu ülkelerin DTÖ üyeliğine de hazırlanacağı ve ABD’nin bu üyelikleri hızlandırmaya yardım edeceği belirtiliyor. Önerinin, bölgede memnuniyet ile karşılandığı bildiriliyor. (Financial Times, May 9, 2003 Friday London Edition 3 By Edward Allen)

 

·         Avusturya’da 1 milyonu aşkın işçi, Hükümetin emeklilik yaşını arttırma girişimine karşı greve gitti. Ülkenin en büyük konfederasyonu ÖGB’nin önderliğindeki grev 6 Mayıs günü ve ülke çapında yapıldı, ayrıca 13 Mayıs günü için de kitlesel bir protesto gösterisi planlandı. ÖGB üyesi sendikalarda örgütlü ulaşım, metal sektörleri, eğitim, sağlık, basın-medya işçileri başta olmak üzere 1.4 milyon kamu ve özel sektör emekçisinin katıldığı bu eylemin ülkenin son 50 yıllık tarihindeki en kitlesel endüstriyel eylem olduğu bildiriliyor. Sendikaların bugüne kadar yasayı değiştirme amaçlı tüm önerilerini reddeden Avusturya hükümeti yasayı 29 Nisan günü parlamentoya indirdi. Yasa geçecek olursa emeklilik için gerekli hizmet yılı 40 yıldan 45 yıla uzatılmış olacak. Avusturya Metal İşçileri Sendikası başkanı Rudolf Nürnberger, hükümetin bu yasa ile emeklilik ücretlerini gelecekte %41 oranında geriletmiş olacağını belirtti. IMF Haber Bülteni 12 Mayıs 2003

 

·         Doğu Almanya’daki metal işçileri çalışma haftasının kısaltılması için mücadele ediyor. IG Metal, ülkenin doğusundaki üyeleri için de 35 saatlik iş haftası hedefine ulaşabilmek ve batıdaki işçilerle aynı koşullarda çalışabilmelerini sağlayabilmek için aradan geçen 13 yıllık sürenin yeterince uzun olduğunu ve şartların eşitlenmesinin zamanının geldiğini belirtiyor. Doğu’daki metal işçilerinin haftalık çıplak ücretleri batıdakilerle aynı olduğu halde hala haftada 38 saat çalışmak zorundalar. IG Metal tarafından 5 Mayıs günü Doğu Almanya’da gerçekleştirilen yürüyüşün hedef işyerleri 3 VW fabrikası ile 1 Opel fabrikası. Sendika ile işverenler arasındaki sözleşme görüşmelerinin Mayıs ayı ortalarında başlayacağı belirtiliyor fakat sendikanın Haziran başında olası bir grev için hazırlık anlamında bir oylama yapacağı da gelen haberler arasında. IMF Haber Bülteni 12 Mayıs 2003

 

·         Alman sendikal hareketi, Şansölye Gerhard Schroeder’e karşı savaş açtı. Başbakan tarafından ilan edilen reform programına tepki gösteren ve alternatif bir program öneren sendikalar Schroeder’in “Gündem 2010” başlıklı reform planına karşı 12-17 Mayıs haftasını eylem haftası olarak ilan ettiler. Başbakanın reform planında en fazla muhalefet edilen hususlar arasında işsizlik parasının hem miktar olarak hem de süre olarak azaltılması; işten çıkarmalara karşı var olan korumaların azaltılması ve kamu sağlık hizmetlerine ödenen katkı paylarının arttırılması bulunuyor. Sendikalar, bu reform programını yüz yılı aşkın mücadelelerle elde edilen kazanılmış haklara ve sosyal devlete yönelen en büyük saldırı olarak tanımlıyor. IG Metal’den bir temsilci büyümeyi sağlayacak ve istihdamı arttıracak reformlara ihtiyaç olduğunu bildiklerini fakat sunulan “gündem 2010” projesinin bu hedeflerle hiçbir alakasının olmadığını belirtti. IG Metal Başkanı Zwickel, Parlamentodaki sosyal demokrat ve yeşiller gruplarına gönderdiği bir mektupta Schroeder’i suçlayarak, Başbakanın 2002 yılı IG Metal Kongresinde sosyal kazanımlara dokunmayacağı yönünde verdiği sözleri tutmadığını belirtti. DGB, 24 Mayıs günü ülke çapında bir protesto eylemi düzenleme kararı aldı. IMF Haber Bülteni 12 Mayıs 2003

 

·         İngiltere’deki Anglo-German çelik şirketi Corus, 1150 işçinin işten çıkarılacağı açıklamasını, yöneticilere ödenecek ücret ve ikramiyelere yapılan zam açıklamasıyla aynı gün yaptı. Şirket hissedarları arasında yöneticilerin ücret ve ikramiyelerine artışla ilgili olarak yapılan oylamada toplam oyların %54’ünün karşı çıkmasına rağmen, büyük hissedarların “altın oyu” ile sonuç %90 oranında artış lehinde çıktı. IMF Haber Bülteni 12 Mayıs 2003