mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN - 70

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

17 Temmuz 2003

Çalışma Grubumuzun 124. olağan toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 
  • İngiltere’deki CAFOD isimli örgütün Haziran başında başlattığı araştırmaya bugüne kadar 100 kadar gelişmekte olan ülkeden yanıt geldi. Araştırmanın sonuçlarına göre Cancun’da yapılacak DTÖ 5. Bakanlar Konferansının ana gündemini oluşturması planlanan “Yeni konular” ya da gerçek adıyla çok taraflı bir yatırımlar ve rekabet anlaşmalarını imzalamak istemeyen ülke sayısı 100’e yaklaşıyor. Muhalif ülke sayısı 77 ve bunlardan 53’ü DTÖ üyesi, 14’ü DT֒ye tam üye olma yolundaki aday ülkeler. Aday ülkeler Cancun Konferansına “gözlemci” statüsüyle katılacaklar. Söz konusu muhalif grupta başı, Afrika ve Uzak Asya’nın en yoksul devletleri çekiyor. (IATP, Institute for Agriculture and Trade Policy, Geneva Office July 11, 2003)(YORUM: Muhalif devletlerin yegane argümanının ekonomik olması, hiçbir sosyal kaygının bulunmaması ve özellikle de deklarasyonda kullanılan “şimdilik erken” ya da “önce geçmişi bir gözden geçirelim” benzeri sözcükler Cancun’daki olası direnişin potansiyel gücüne de ışık tutar nitelikte. Ancak, gelişmekte olan ülkelerin gösterdikleri muhalefet tek başına bile oldukça büyük bir önem arz ediyor ve bu ülkelerin kaygılarının bir bölümünün bile –isterse geçici olsun- giderilmesi halinde imparatorluk, tek kutuplu dünya vb savları iyice zayıflatacağını öngörmek pek te yanlış olmayacak gibi görünüyor)

 

  • Almanya’da üniversite öğrencilerinin oluşturduğu eylem networkü, 18-20 Eylül tarihlerinde Berlin’de bir eğitim forumu düzenliyor. Düzenlenecek Forumun, aynı tarihlerdeki AB Eğitim Zirvesine alternatif olması planlanıyor. Halkın farklı kesimlerinin, her düzeyde öğrencilerin, öğretmen ve öğretim üyelerinin, uzmanlar ve stajyerlerin katılacağı toplantılar daha çok panel ve atölye çalışmaları biçiminde planlanmış. Katılım formlarının en geç 18 Ağustos tarihine kadar iletilmesi isteniyor ve Forum hazırlık çalışmalarının isteyen herkesin katkısına açık olduğu belirtiliyor. (Schuijlenburg, EEF: Call for workshops 11 July, 2003)

 

  • AB’nin Palermo Zirvesinde Konsey’in “Devam eden DTÖ müzakerelerinde Avrupa Konseyinin bir yetkisi yoktur, bu konu kurumsal olarak AB Komisyonunun ve bireysel olarak da Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy’nin yetki alanına girmektedir ve bu yetkilendirme Konsey tarafından yapılmıştır.” Cümlesi demokratik kitle örgütleri arasında endişenin yanı sıra yetki yorumlaması konusunda kafa karışıklığı yarattı. Yasal açıdan Lamy’nin yetkileri mal ticareti, gümrük vergileri, anti-dumping yasaları, koruyucu düzenlemeler, fikri mülkiyet haklarının ticari boyutları ve çeşitli hizmetlerin ticareti bulunuyor. En azından bugün için sağlık, eğitim, ulaşım, sosyal hizmetler, görsel ve işitsel hizmetler Komisyon yetkisinin dışında tutulmuş durumda. Bu da, bugün için P.Lamy’nin yetki alanı dışında olup ta DT֒de müzakere edilen bir dizi konu olduğu anlamına geliyor. Hatta, Lamy’nin DT֒de bir yatırım anlaşması imzalanacak olursa müzakereleri yürütmeye yetkisi olmadığını bile söylemek mümkün. Fakat ne yazık ki bu yetki sınırlamaları Konvansiyon çerçevesinde hazırlanan anayasa taslağının özellikle III-211, III-212 ile I-4, I-11, I-12, I-13 vb. maddelerinin onaylanması halinde çok daha kötü bir şekilde değişmiş olacak. Örneğin bugün, eğer AB üye devletlerinden bir tanesi bile yeni Yatırımlar anlaşmasına “Hayır” dese, Lamy’nin müzakerelere devam etme gibi bir hakkı kalmaz. Ancak, mevcut anayasa taslağı yürürlüğe girdiği andan itibaren mevcut Konvansiyon tasarısı üzerinde Hükümetler Arası Konferansta mutabakat sağlandığı taktirde Lamy ve Komisyon istediği her şeyi yapabilecek. Bu nedenle, Bakanlar, hala yetkileri varken bunu kullansalar iyi ederler, aksi taktirde bu yetkileri kaybetmiş olacaklar.(Ville-veikko hirvela Finland Maan Ystavat’ın Palermo Deklarasyonu üzerine yorumu)

 

  • AB Komisyonu, şimdide ASEAN ile bir serbest ticaret anlaşması imzalamaya çalışıyor. Komisyon yetkilileri mevcut DTÖ Kalkınma Raundu tamamlanır tamamlanmaz ASEAN ülkeleri ile bir serbest ticaret anlaşması müzakerelerine başlamaya hazır olduklarını duyurdu. AB Komisyonunun belirlediği bu strateji genişleyerek sayısı 25 ülkeye çıkacak Avrupa Birliği ile ASEAN’ın 10 üye devletini kapsayacak . Bu fikrin orijinal sahibi, AB’nin en güçlü devleti Almanya’nın başbakanı G.Schroeder. Gerhard Schroeder, Mayıs ayında Singapur’a yaptığı ziyaret sırasında AB’nin ASEAN ülkeleriyle oluşturacağı bir serbest ticaret paktının dünya nüfusunun yarısı anlamına geleceğini ve düşündükleri ittifakın sadece karşılıklı olarak gümrük vergilerini kaldırmanın çok ötesinde olduğunu, hizmetler ve mal ticareti ve üretiminin liberalizasyonunu da kapsayacağını belirtti. (AFP Brussels, 07 July 2003 Dr. Burghard Ilge Policy Director Both ENDS)   

 

  • DTÖ Sahnesinin arka planı : “Uluslar arası Ticaret Müzakerelerinin Gerçek Dünyası” başlıklı , Fatoumata Jawara ve Aileen Kwa tarafından yazılan ve Zed Books yayın evi tarafından yayınlanan yeni kitap, Örgütün işleyiş meknizmalarını, güç dengelerini anlatıuor. Kitapta, pek çok DTÖ anlaşmasının yalnızca ABD ve AB arasında varılan konsensus sonucunda imzalandığı, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin karşıt görüşlerinin hiç kaale alınmadığı, toplantıların az sayıda ülke delegasyonu ile kapalı kapılar ardında gerçekleştirildiği, toplantılara girme hakkına sahip delegelere toplantının ne zaman ve nerede yapılacağı bilgilerinin bile iletilmediği, oturumların yalnızca İngilizce düzenlendiği ve pek çok delegenin yazılı ve üzerinde karar alınacak dokümanlara ya toplantılardan yalnızca birkaç saat önce ya da toplantı sırasında ulaşabildiği; ülke büyükelçilerinin bile konuşma yapma haklarının ihlal edildiği hatta zaman zaman konuşmalarının engellendiği; müzakerelerle ilgili olarak üyelerle yapılan görüşmelerin birebir, özel odalarda, hiçbir kayıt tutulmaksızın ve o anda dışarıdan ayarlanan bir çevirmenle gerçekleştirildiği; komitelerin oluşumu ile moderatörlerin belirlenmesinin küçük bir kliğe terk edilmiş olduğu; büyük blokların işine gelmeyen DTÖ kurallarının yok sayıldığı; kişi ve çıkar gruplarının sıkça rüşvet ve şantaj gibi yöntemlere başvurduğu; gelişmekte olan ülke yönetimlerinin de bu rejimden nemalanmaya çalıştığı ve bu nedenle büyük yanı sıra küçük devletlerin de örgütün demokratik bir şekilde reform edilmesi fikrine şiddetle muhalefet ettikleri DTÖ büyük elçileri, delegeler ve birebir DTÖ çalışan ve uzmanlarıyla yapılmış olan ropörtajlar üzerinden aktarılıyor. (Focus On the Global South, 16 July 2003, Latest from Zed Books and Focus on the Global South)

 

  • İngiltere Whitehall bürokratları, DTÖ Cancun müzakerelerinde İngiltere’nin yatırımlar ve rekabet anlaşmalarının müzakerelerine başlanmasını istemediğini; fakat Birleşik Krallığın, özellikle böyle bir süreçte AB politikalarına karşı çıkamayacağını, bunun imkansız olduğunu söylüyor. İngiltere Parlamentosu tarafından yayınlanan deklarasyonda yatırımlar anlaşmasına karşı çıkılırken; rekabet ve ticaretin kolaylaştırılması ile ilgili anlaşmalara destek verildiği ve özellikle de GATS anlaşmasına karşı çıkılmasının çok yersiz olduğu belirtiliyor. (Financial Times, 14 July 2003 By Guy de Jonquireres in London)