- İngiltere’deki
CAFOD isimli örgütün Haziran başında başlattığı araştırmaya bugüne kadar 100
kadar gelişmekte olan ülkeden yanıt geldi. Araştırmanın sonuçlarına göre
Cancun’da yapılacak DTÖ 5. Bakanlar Konferansının ana gündemini oluşturması
planlanan “Yeni konular” ya da gerçek adıyla çok taraflı bir yatırımlar ve
rekabet anlaşmalarını imzalamak istemeyen ülke sayısı 100’e yaklaşıyor. Muhalif
ülke sayısı 77 ve bunlardan 53’ü DTÖ üyesi, 14’ü DTÖ’ye tam üye olma
yolundaki aday ülkeler. Aday ülkeler Cancun Konferansına “gözlemci” statüsüyle
katılacaklar. Söz konusu muhalif grupta başı, Afrika ve Uzak Asya’nın en yoksul
devletleri çekiyor. (IATP, Institute for Agriculture and Trade Policy, Geneva Office
July 11, 2003)(YORUM: Muhalif devletlerin yegane argümanının ekonomik olması, hiçbir
sosyal kaygının bulunmaması ve özellikle de deklarasyonda kullanılan “şimdilik
erken” ya da “önce geçmişi bir gözden geçirelim” benzeri sözcükler
Cancun’daki olası direnişin potansiyel gücüne de ışık tutar nitelikte. Ancak,
gelişmekte olan ülkelerin gösterdikleri muhalefet tek başına bile oldukça büyük
bir önem arz ediyor ve bu ülkelerin kaygılarının bir bölümünün bile –isterse
geçici olsun- giderilmesi halinde imparatorluk, tek kutuplu dünya vb savları iyice
zayıflatacağını öngörmek pek te yanlış olmayacak gibi görünüyor)
- Almanya’da
üniversite öğrencilerinin oluşturduğu eylem networkü, 18-20 Eylül tarihlerinde
Berlin’de bir eğitim forumu düzenliyor. Düzenlenecek Forumun, aynı tarihlerdeki
AB Eğitim Zirvesine alternatif olması planlanıyor. Halkın farklı kesimlerinin, her
düzeyde öğrencilerin, öğretmen ve öğretim üyelerinin, uzmanlar ve stajyerlerin
katılacağı toplantılar daha çok panel ve atölye çalışmaları biçiminde
planlanmış. Katılım formlarının en geç 18 Ağustos tarihine kadar iletilmesi
isteniyor ve Forum hazırlık çalışmalarının isteyen herkesin katkısına açık
olduğu belirtiliyor. (Schuijlenburg, EEF: Call for workshops 11 July, 2003)
- AB’nin
Palermo Zirvesinde Konsey’in “Devam eden DTÖ müzakerelerinde Avrupa Konseyinin bir
yetkisi yoktur, bu konu kurumsal olarak AB Komisyonunun ve bireysel olarak da Ticaret
Komisyoneri Pascal Lamy’nin yetki alanına girmektedir ve bu yetkilendirme Konsey
tarafından yapılmıştır.” Cümlesi demokratik kitle örgütleri arasında endişenin
yanı sıra yetki yorumlaması konusunda kafa karışıklığı yarattı. Yasal
açıdan Lamy’nin yetkileri mal ticareti, gümrük vergileri, anti-dumping yasaları,
koruyucu düzenlemeler, fikri mülkiyet haklarının ticari boyutları ve çeşitli
hizmetlerin ticareti bulunuyor. En azından bugün için sağlık, eğitim,
ulaşım, sosyal hizmetler, görsel ve işitsel hizmetler Komisyon yetkisinin dışında
tutulmuş durumda. Bu da, bugün için P.Lamy’nin yetki alanı dışında olup ta
DTÖ’de müzakere edilen bir dizi konu olduğu anlamına geliyor. Hatta, Lamy’nin
DTÖ’de bir yatırım anlaşması imzalanacak olursa müzakereleri yürütmeye yetkisi
olmadığını bile söylemek mümkün. Fakat ne yazık ki bu yetki sınırlamaları
Konvansiyon çerçevesinde hazırlanan anayasa taslağının özellikle III-211, III-212
ile I-4, I-11, I-12, I-13 vb. maddelerinin onaylanması halinde çok daha kötü bir
şekilde değişmiş olacak. Örneğin bugün, eğer AB üye devletlerinden bir tanesi
bile yeni Yatırımlar anlaşmasına “Hayır” dese, Lamy’nin müzakerelere devam
etme gibi bir hakkı kalmaz. Ancak, mevcut anayasa taslağı yürürlüğe girdiği andan
itibaren mevcut Konvansiyon tasarısı üzerinde Hükümetler Arası Konferansta mutabakat
sağlandığı taktirde Lamy ve Komisyon istediği her şeyi yapabilecek. Bu nedenle,
Bakanlar, hala yetkileri varken bunu kullansalar iyi ederler, aksi taktirde bu yetkileri
kaybetmiş olacaklar.(Ville-veikko hirvela Finland Maan Ystavat’ın Palermo
Deklarasyonu üzerine yorumu)
- AB Komisyonu,
şimdide ASEAN ile bir serbest ticaret anlaşması imzalamaya çalışıyor. Komisyon
yetkilileri mevcut DTÖ Kalkınma Raundu tamamlanır tamamlanmaz ASEAN ülkeleri ile bir
serbest ticaret anlaşması müzakerelerine başlamaya hazır olduklarını duyurdu. AB
Komisyonunun belirlediği bu strateji genişleyerek sayısı 25 ülkeye çıkacak Avrupa
Birliği ile ASEAN’ın 10 üye devletini kapsayacak . Bu fikrin orijinal sahibi,
AB’nin en güçlü devleti Almanya’nın başbakanı G.Schroeder. Gerhard Schroeder,
Mayıs ayında Singapur’a yaptığı ziyaret sırasında AB’nin ASEAN ülkeleriyle
oluşturacağı bir serbest ticaret paktının dünya nüfusunun yarısı anlamına
geleceğini ve düşündükleri ittifakın sadece karşılıklı olarak gümrük
vergilerini kaldırmanın çok ötesinde olduğunu, hizmetler ve mal ticareti ve
üretiminin liberalizasyonunu da kapsayacağını belirtti. (AFP Brussels, 07 July 2003
Dr. Burghard Ilge Policy Director Both ENDS)
- DTÖ
Sahnesinin arka planı : “Uluslar arası Ticaret Müzakerelerinin Gerçek Dünyası”
başlıklı , Fatoumata Jawara ve Aileen Kwa tarafından yazılan ve Zed Books yayın evi
tarafından yayınlanan yeni kitap, Örgütün işleyiş meknizmalarını, güç
dengelerini anlatıuor. Kitapta, pek çok DTÖ anlaşmasının yalnızca ABD ve AB
arasında varılan konsensus sonucunda imzalandığı, gelişmekte olan ve az gelişmiş
ülkelerin karşıt görüşlerinin hiç kaale alınmadığı, toplantıların az sayıda
ülke delegasyonu ile kapalı kapılar ardında gerçekleştirildiği, toplantılara girme
hakkına sahip delegelere toplantının ne zaman ve nerede yapılacağı bilgilerinin bile
iletilmediği, oturumların yalnızca İngilizce düzenlendiği ve pek çok delegenin
yazılı ve üzerinde karar alınacak dokümanlara ya toplantılardan yalnızca birkaç
saat önce ya da toplantı sırasında ulaşabildiği; ülke büyükelçilerinin bile
konuşma yapma haklarının ihlal edildiği hatta zaman zaman konuşmalarının
engellendiği; müzakerelerle ilgili olarak üyelerle yapılan görüşmelerin birebir,
özel odalarda, hiçbir kayıt tutulmaksızın ve o anda dışarıdan ayarlanan bir
çevirmenle gerçekleştirildiği; komitelerin oluşumu ile moderatörlerin
belirlenmesinin küçük bir kliğe terk edilmiş olduğu; büyük blokların işine
gelmeyen DTÖ kurallarının yok sayıldığı; kişi ve çıkar gruplarının sıkça
rüşvet ve şantaj gibi yöntemlere başvurduğu; gelişmekte olan ülke yönetimlerinin
de bu rejimden nemalanmaya çalıştığı ve bu nedenle büyük yanı sıra küçük
devletlerin de örgütün demokratik bir şekilde reform edilmesi fikrine şiddetle
muhalefet ettikleri DTÖ büyük elçileri, delegeler ve birebir DTÖ çalışan ve
uzmanlarıyla yapılmış olan ropörtajlar üzerinden aktarılıyor. (Focus On the
Global South, 16 July 2003, Latest from Zed Books and Focus on the Global South)
- İngiltere
Whitehall bürokratları, DTÖ Cancun müzakerelerinde İngiltere’nin yatırımlar ve
rekabet anlaşmalarının müzakerelerine başlanmasını istemediğini; fakat
Birleşik Krallığın, özellikle böyle bir süreçte AB politikalarına karşı
çıkamayacağını, bunun imkansız olduğunu söylüyor. İngiltere Parlamentosu
tarafından yayınlanan deklarasyonda yatırımlar anlaşmasına karşı çıkılırken;
rekabet ve ticaretin kolaylaştırılması ile ilgili anlaşmalara destek verildiği ve
özellikle de GATS anlaşmasına karşı çıkılmasının çok yersiz olduğu
belirtiliyor. (Financial Times, 14 July 2003 By Guy de Jonquireres in London)
|