- Birleşmiş Milletler Ticaret ve
Kalkınma Konferansı UNCTAD’a göre, dünyadaki yabancı doğrudan yatırımların
önemli bir çoğunluğu hizmet sektörlerinde yoğunlaşıyor. Toplam 5 trilyon 163
milyar $ değerindeki dünya yabancı doğrudan yatırımlar portföyünün %60’ını
hizmet yatırımları oluşturuyor. UNCTAD raporu, özellikle telekom, güç santralleri,
iş hizmetleri ve dağıtım gibi sanayi dallarının küreselleşmesinin hizmetlerdeki
büyümeye katkıda bulunduğunu belirtiyor. Sayılan bu 4 sanayi kolunun dünya yabancı
yatırımlar portföyü içindeki payı 1990’da %14 iken 2001’de %44’e yükseldi.
UNCTAD ayrıca bu gelişmenin, gelişmiş ülkelerdeki geleneksel sanayilerin yerini
hızla hizmet sektörlerine terketmesine yol açtığını da belirtiyor ve gelişmiş
ülkelerin milli gelirlerinin üçte ikisinin hizmet iş kollarından sağladığını
belirtiyor. (Financial Times, October 29, p.8)
- Avrupa Komisyonunun, Cancun yenilgisi
ardından yaptığı “DTÖ’nün reform edilmesi” önerisinin iç yüzü
anlaşıldı:
DTÖ Genel Başkanının yetkilerinin genişletilmesi, Başkana tek başına müzakerelere
teklif sunma erginin tanınması, DTÖ’ne aktarılan fonların arttırılması ve
Örgütün kararlarının daha fazla yaptırıma bağlanarak güçlendirilmesi ve bakanlar
konferansı hazırlıklarının daha iyi yapılması için olanakların arttırılması.
Komisyon, bu önerilerini 7 Kasım Cuma günü AB üye devletlerine sunacak. Oysa,
Cancun’daki hüsranın hemen arkasından özellikle Tarım Bakanı Franz Fischler
tarafından yapılan açıklamada DTÖ’nün yapı ve prosedürlerinde ciddi değişiklik
yapılmadığı taktirde müzakerelere yeniden başlamanın imkansızlığı
vurgulanmıştı. (Tobias Buck, Brussels October 30 2003)
- DTÖ Hizmetler Komisyonunun son
raporunda GATS ve ülke içi düzenlemeler konusu ele alınıyor. Sekreteryadan bu
başlıkla ilgili bir rapor hazırlanması istenmişti ve raporda, ülke içi
düzenlemelere GATS kapsamında getirilecek sınırlamaların tüm hizmet sektörlerine
uygulanması öngörülüyor.(GATSCrit By Ellen Gould November 01, 2003)
- Evian Grubundan Pierre Lehmann, geçen
hafta Financial Times’a gönderdiği mektupta, AB Komisyoneri Pascal Lamy’nin Cancun sonrasındaki
taktiklerini sorgulamanın yanı sıra Avrupa Birliği’nin daha hızlandırılmış bir
liberalizasyona duyduğu ihtiyacın gerekçelerini de açıklıyor. Lamy’nin kendi
görev yetkilerinin sınırlı olmasıyla gerekçelendirdiği bazı başarısızlıklar
konusunda Lehmann “Bir Ticaret Komisyoneri, Konsey ya da Parlamentodan talimat bekleyen
pasif bir ajan mıdır yoksa işin liderliğini üstlenmiş kişi midir? Sonucunun
başarısızlık olduğunu bildiği bir talimatı kabul etmek bir Komisyonere yakışır
mı? Parlamento ve Konsey, oy verenlere karşı sorumlu olduklarını söylüyorlar, peki
onlara oy verdiği halde yatırımlar ve rekabet anlaşmalarını sürüncemede
bırakmalarını isteyenler kimlerdir ? İlk anda akıllara UNICE geliyor ama
araştırdığım kadarıyla UNICE daha başlangıcından beri Singapur konularının
birer anlaşma haline getirilmesini desteklemektedir” sorularını soruyor ve şöyle
devam ediyor “AB’nin Cancun stratejisi başından beri yanlıştı. Gelişmekte olan
ülkelerin dünya ticaretine entegre olmasıyla birlikte ticaret müzakereleri
paradigması muhalif STK’ların da eylemleriyle çok daha karmaşık bir hal aldı.
Ticaret müzakereleri ve politikaları küresel ekonomi üzerinde bu denli etkili olurken
gelecekteki olası senaryolar ve dış dinamikler ciddi biçimde göz ardı edilmektedir.
Bir diğer çok önemli husus ise AB’nin giderek güç kaybeden bir ekonomik Blok
olduğu gerçekliğidir. Bir Ticaret Komisyoneri ve Fransız Araştırma Enstitüsü IFRI
tarafından son dönemde yapılan bir araştırma, dünya toplam geliri içinde halen %22
olan AB payının, mevcut trendler baz alındığında 2020’de %18’e, 2050’de
%12’ye ; ihracatın dünya toplam ihracatı içindeki payının ise bugünkü %23
düzeyinden 2050 yılında %17’ye gerileyeceğini göstermektedir. Dünya ekonomisinin
geleceği dinamik gelişmekte olan ülkelerde olacak, AB ise bu ülkelere
bağımlılığı giderek artan bir coğrafya konumuna gerileyecektir. Bu bağımlılık
sürecinde AB toplumunun açık, yakın ve karşılıklı ilişkilere mi yoksa AB’nin
sık sık yaptığı ve Cancun’da da sergilediği gibi kibirli tavırlara mı ihtiyacı
var?”(Professor of International Political Economy Founding Director, The Evian Group
IMD, Box 915, 1001- Lousanne, Switzerland Evian Group, 01 November, 2003)
- ABD Ticaret Sekreteri Don Evans,
Pekin’i ziyareti sırasında yaptığı konuşmada “Çin, ABD’nin tamamen liberal ve
açık
piyasalarından sonuna kadar yararlanırken karşılığında kendi pazarını açmama
konusunda hala direniyor. Çin’in halihazırdaki ticari pratiği bizim
piyasalarımızın sömürülmesine ve Amerikan işçilerinin yoksullaşmasına neden
oluyor. Çin’in derhal daha saydam ve sermaye giriş çıkışlarına özgürlük
tanıyan ekonomik bir rejime geçmesi gerek. Şimdiye kadar sabırla bekledik ama artık
sabrımız tükeniyor. Çin, kendi para birimi Yuan’ı ABD Doları’na karşı
bilinçli olarak düşük tutuyor, bu da ülkenin ihracatta öne geçmesine yol açıyor.
Bu durum, ABD’nin Çin’le olan dış ticaretindeki açığı (geçen yıl 103 milyar $
dı) giderek daha da büyütüyor ve ABD imalat sanayiinde binlerce işçinin işsiz
kalmasına neden oluyor.”dedi. Öte yandan Çin Hükümeti, Yuan’ın değerinde bir
değişiklik yapmaya hiç te niyetli olmadığının sinyallerini vermekte. Çin Merkez
Bankası Guvernörü Zhou Xiaouchuan Çin’in ABD’nin tüm baskılarına karşın
Yuan’ı revalüe etmemekte kararlı olduğunu açıkladı. ABD Ticaret Sözcüsü
Zoellick, Çin’in piyasalarını açmaması ve Yuan’ı dalgalanmaya bırakmaması
halinde ABD pazarını Çin’li ihracatçılara kapatacaklarını belirtti. (Tahir
Hasnain Project Coordinator-International Trade Islamabad/Pakistan 28 October, 2003)
- DTÖ, bütün üye devletlerle
görüşerek Cancun’da başarısızlığa yol açan
nedenleri saptamaya ve birer birer ortadan kaldırmaya kararlı görünüyor. Pamuk
Girişimi, Doha Kalkınma Gündeminden geçici olarak çıkarıldı. Başta Benin olmak
üzere üç küçük Afrika ülkesinin talebi üzerine geçici olarak Doha Raundu
dışına alınan Pamuk Girişimi, pamuk üreticisi içinci dünya ülkelerinin ekonomik
koşullarını daha da ağırlaştıracaktı. “Size göre Cancun’un başarısızlıkla
sonuçlanmasının nedeni nedir ?” diye sorulunca da bu ülkeler Pamuk Girişiminden vaz
geçilmesini talep ettiler. Bu ülkelerin en büyük şikayeti ise ABD’nin kendi
üreticilerine çok büyük miktarlarda destekleme sağlaması (National Journal’s Congerss Daily
PM-October21, 2003)
|