mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN - 77

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

15 Şubat 2004

Çalışma Grubumuzun 132. olağan toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 

·        Avrupa Sendikaları, yeni yayınlanan IMF raporunu şiddetle kınadılar. ICFTU, konuyla ilgili olarak hazırladığı kapsamlı raporda Uluslar arası Para Fonundan yanıt istiyor. ICFTU raporunda, IMF’nin bu kez doğrudan Avrupa Sosyal Modeline saldırdığını; Avrupa için önerdiği ekonomik ve sosyal alandaki “reform”ların tümüyle ideolojik bir saldırı olduğunu ve Avrupa emek piyasalarının özgün gerçekliğinin hiçbir şekilde kaale alınmadığını belirtiyor. IMF’ye göre Avrupa’daki işsizliği azaltmanın tek yolu ABD’nin yolunu izlemek ve işçilerin yasal ve sosyal kazanımlarını en alt düzeye çekmek. Gerçekten de IMF yaptığı bu çalışmada AB Hükümetlerine açıkça bir çağrı yapmak suretiyle izledikleri politikaların bu yönde değiştirilmesini talep ediyor. ETUC Genel Sekreteri John Monks konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada IMF raporunun son derece büyük bir hayal kırıklığı yarattığını ancak, Avrupa Sosyal Modelinin tümüyle çağdışı kaldığına ilişkin yorumlarının özellikle de örgütün yapısı göz önüne alındığında şaşırtıcı bulunmadığını, toplu pazarlık sistemi, kapsamlı kamu hizmetleri ve bazı ülkelerdeki yüksek istihdam oranlarıyla Avrupa’nın ABD’ye öğreteceği çok şey olduğunu belirtti. IMF raporunda en fazla tepki çeken bölümlerden biri de, Avrupa’daki yüksek sendikalaşma oranlarının ekonomik büyüme ve istihdam üzerinde son derece önemli yıkıcı etkilerinin olduğuna ilişkin tespit. Bütün tepki ve kınamalarına karşın AB’li sendikaların, AB hükümetlerinin IMF önerilerini izleme konusunda tereddüt etmeyeceklerinden ciddi kaygı duydukları belirtiliyor. (50 Years Is Enough Network, 3 Febr.2004)

 

·         16-21 Ocak 2004 tarihlerinde Hindistan’ın Mumbai kentinde toplanan Dünya 3. Sosyal Forumundaki en "“soft" pankartta şunlar yazıyordu: “ DB ve IMF, imparatorun en kirli işlerini yapan iki kurumdur.” Kentin kuzeyindeki muazzam sanayi komplexi yakınında kurulan Forumda yüzlerce panel, atölye çalışması, konferans ve kültürel etkinlik gerçekleştirildi. Caddelerde düzenlenen yürüyüşlere katılan on binlerce aktivist Hindistan’daki taban hareketinin de gücünü yansıtıyordu. Otoban yakınında Mumbai Direnişi adı verilen ve Hindistan Komünist Partisinin Maoist kanadınca düzenlenmiş olan konferansa 250 farklı örgüt katıldı. Komunist Parti yetkilileri Sosyal Forumların bir avuç, varlıklı ve fonlanan muazzam bütçeye sahip STK’nın hegemonyası altına girdiğini; Sosyal Forumların “Başka bir dünya mümkün” olarak bilinen anlamsız sloganı terk ederek sosyalizme dayanan , sosyo ekonomik yapısı somut bir şekilde tanımlanmış bir sistem alternatifini slogan olarak benimsemek zorunda olduklarını savundu. Forum toplantılarına katılan Stiglitz, IMF ve DB tarafından uygulanmakta olan sosyal güvenlik reform ve politikalarını şiddetle eleştirdi ve işçilerin hak ve kazanımlarının uluslar arası finans kuruluşlarının bürokratlarına terkedilemeyeceğini , bu konunun her bir ülkede yürütülecek demokratik (?) tartışmalarla netleştirilmesi gerektiğini belirtti . “Elli yıl yeter” isimli örgüt tarafından düzenlenen toplantıda, 22-25 Nisan 2004 tarihlerinde IMF ve DB’nin Bahar toplantılarının yapıldığı günlerde küresel eylemlerin düzenlenmesi önerildi. (50 Years Is Enough, February 2004)

 

·         Paris’te yapılan Avrupa Sosyal Forumunda ortaklaşılan karar gereği 2-3 Nisan 2004 tarihlerinde Avrupa’nın çeşitli kentlerinde eylemler düzenlenecek. 2003 yılının Sonbahar ve kış aylarında Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya ve Çek Cumhuriyetinde eğitim alanında başlatılan neo liberal politikalara karşı başını öğrenci hareketlerinin çektiği bir dizi eylem düzenlenmişti. Bu ülkelerde eğitim alanındaki son gelişmelerin yanısıra GATS anlaşması hakkında da pek çok yazı ve makalenin yer aldığı “Eğitim Satılık Değildir” isimli bir web sitesi kurulmuş bulunuyor. Bu siteye diğer ülkelerden eğitim çalışanları ve öğrenci hareketlerinin de katkı sunması bekleniyor. (www.education-is-not-for-sale.org 07 February 2004)

 

·         Avrupa Birliği, WTO’ya şimdi de arka kapısını araladı. Afrika ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki demokratik örgütler, AB’nin doğu ve güney yarım küredeki ülkelerle sayısını ve kapsamını genişletmeye çalıştığı ikili ve bölgesel anlaşmaların bu ülkelerin halklarına ciddi ölçüde zarar vereceğini belirtiyor. AB bürokratları 7 Şubat günü Mauritius’a giderek, doğu ve güney Afrika’daki ülkelerle (ESA) bölgesel serbest ticaret görüşmeleri başlattılar. Aslında ESA olarak tanımlanan ülkeler, Afrika, Karayip ve Pasifik’i kapsayan Cotonou Anlaşmasına dahil 79 ülke arasında. ESA’ya dahil 16 ülke ise şunlardan oluşuyor: Burundi, Comoros, Djibuti, Kongo, Eritre, Etyopya, Kenya, Madagaskar, Malawi, Mauritius, Ruanda, Seyşels, Sudan, Uganda, Zambia ve Zimbabwe. Sayılan bu ülkelerle ayrıca bir de EPA, yani ekonomik ortaklık müzakereleri başlatılmış durumda(2002). EPA anlaşmalarının 2007 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. AB’ye göre bu girişimler bölge ülkelerinin dünya ekonomisine entegrasyonunu hızlandıracak, kalkınmalarına yardımcı olacak. Ancak bölgedeki demokratik örgütler, söz konusu anlaşmaların etkisinin geniş ve yıkıcı olacağı konusunda hemfikir. Örgütler, bu anlaşmalar sonucunda güçlü AB ürün ve hizmetlerinin bölgeye akın edeceğini çünkü taraflar arasında ekonomik ve politik açıdan kapanması imkansız bir uçurumun bulunduğunu, ülke delegasyonlarının müzakere kapasitesinin son derece yetersiz olduğunu, bunun da AB gibi bir bloğa giderek çok daha fazla bağımlı hale gelmek anlamında gerçekleşeceğini belirtiyorlar. ESA grubu, son kertede müzakerelerin ACP ile ortaklaştırılmasını ve böylece müzakere pozisyonlarının çok daha geniş ülke katılımıyla güçlendirilmesini istiyorlar. Demokratik örgütler, AB’nin, WTO’da şiddetle muhalefet edilen bütün konuları ikili ve bölgesel paktlarda adeta dayattığını ve çaresiz kalan ülkelerin de WTO’da karşı çıktıkları konuları, bu kez kabul etmek zorunda kaldıklarını belirtiyorlar. (www.ipsnews.net/africa/interna.asp?idnews=22323 10 February 2004)

 

·         İsveçre’li bürokratların STK’ladra aktardıkları bilgilere göre, dünya ticaret görüşmeleri Cancun’dan bu yana adeta donmuş gibi, fakat GATS görüşmeleri gayet iyi gidiyor!!! (Berne Declaration, Zurich 09 February, 2004) Küresel ticaret görüşmeleri konusundaki bu “olumsuz” habere karşın, yine de boş durulmadığı görülüyor. Zira, Ocak ayında Davos’ta yapılan sözde “gayrı resmi” dünya ekonomik forumu (WEF) sırasında Botswana, Kanada, Mısır, AB, Hong Kong, Hindistan, Japonya, Kore, Malezya, Yeni Zelenda, Norveç, Umman, Pakistan, Senegal, Tayland, ABD, İsviçre’nin ticaret ve sanayi bakanları ile WTO Başkanı’nın da katıldığı gayrıresmi bir mini-bakanlar konferansı düzenlendi. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, “üzerinde anlaşma sağlanamayan değil, mutabakata varılması kolay olan konuların” görüşüldüğü, WTO’nun bugün için çözmek zorunda olduğu en temel konunun tarım olduğu, toplantıya katılan ülkelerin gelecek konusunda iyimser ve uyumlu oldukları ve Singapur anlaşmalarından en az biri: Ticaretin kolaylaştırılmasına ilişkin anlaşma konusunda mutabakata varıldığı  belirtildi. Yapılan açıklamaya göre bir sonraki WTO Bakanlar Konferansı 2004 yılının sonu veya 2005 yılının başında Hong Kong’ta toplanacak. (Friends of the Earth, 26 January 2004)

 

·         Irak geçici Ticaret Bakanı, ülkenin WTO toplantılarına gözlemci sıfatıyla katılmak istediğini duyurdu. 25 milyonluk ülkenin özellikle ihracatçı piyasalar açısından büyük önem taşıdığını , savaşa rağmen, petrol'ün zenginlik anlamına gelmesi dolayısıyla ülkeye duyulan ilginin büyük olduğunu, WTO’da gözlemci statüsünün kazanılması halinde Örgüt prosedürlerinin daha kısa sürede anlaşılabileceğini ve böylece Irak’ın tam üyelik koşullarına kendini daha iyi hazırlayabileceğini belirtti. Öte yandan, ülke yönetimini 30 Haziran’dan itibaren yeni Irak Hükümetine bırakma kararı alan ABD, 30 Mart’tan geçerli olmak üzere ülkeye giren ve çıkan bütün ürünlere uygulanan gümrük ve kotaların kaldırılacağını belirtti. AB ve ABD bürokratları, Irak’ın WTO’da gözlemci statüsü kazanmasına sıcak bakıyor ve 11-12 Şubat’ta yapılacak WTO Genel Konsey toplantısında bu talebe yeşil ışık yakılacağına inanıyorlar. WTO üyeliği için sıraya girmiş diğer Orta Doğu ülkeleri arasında ise İran, Suriye ve libya bulunuyor. (Story appeared on page 14, January 29, 2004 “Iraq Takes Step Toward WTO By John Zarocostas, Geneva)

 

·         Kore halkının kitlesel direnişi sonucunda, Hükümet, hem Irak’a asker gönderme ve hem de serbest ticaret anlaşmasına ilişkin kararlarını erteledi. 9 Şubat günü, Kore Millet Meclisi arka arkaya iki yasayı geçirmek üzere toplandı. Ancak, Yeoido’daki Meclis önünde toplanan 20.000 kişinin sabah başlayıp, gece yarısına kadar devam eden protestosu Kore Hükümetini kararından geçici olarak ta olsa döndürdü. Aslında iki protesto farklı örgütler tarafından ve günün farklı saatlerinde düzenlenmişti. Fakat öğleden sonra yürüyüş grupları birleşti ve Meclis’in bulunduğu caddeyi tamamen trafiğe kapattı. Eylemciler ile polis güçleri arasında sert çatışmalar yaşandı, Polis, eylemciler üzerine tazyikli su fışkırtarak, göz yaşartıcı bomba atarak gösterileri dağıtmak istedi ama başaramadı. Pek çok eylemci ciddi biçimde darbe aldı, yaralandı ve 40’tan fazla kişi göz altına alındı. Eylemler gece boyunca da devam edince, Parlamentodaki muhalif parlamenterlerin oylamaların açık oyla yapılmasını istemeleri üzerine açık oy kullanmaktan çekinenlerin salonu terk etmeye başlamasıyla toplantı 16 Şubat’a ertelendi. (Korean People’ Action against FTA&WTO 10 February 2004)