- Hizmetler, dünya piyasalarında
açık arttırmaya çıkarıldı. Avrupa Birliği, Nisan ayı ortalarında
Arjantin’in Buenos Aeres kentinde yapılan AB-Mercosur ikili ticaret müzakereleri
sırasında sıkı ilişkiler içinde bulunduğu Latin Amerika-Mercosur ülkelerine,
hizmetleri serbest piyasa ekonomisine açmaları karşılığında AB’ye tarım
ürünleri ihraç etmeleri konusunda kolaylık göstereceğine söz verdi. Bu takas
önerisinin, Brezilya ve Arjantin başta olmak üzere G20’lerin hizmet sektörlerinin
bütününü GATS kapsamına almalarını hedefleyen DTÖ Hizmet Ticareti Müzakereleriyle
birebir ilişkili olduğu belirtiliyor. Gelen haberlere göre Arjantin ve Brezilya,
AB’nin yüksek kaliteli domuz eti ithalat kotalarını yükseltmesine karşılık başta
hizmetler, hükümet satın almaları, ticaretin kolaylaştırılması ve yatırımlarda
tam liberalizasyon teklifini kabul etmeyecek. Arjantin basını konuyu: AB, “ben sana
domuz eti piyasalarımı açarım ama sen de DTÖ de ben ne istesem onu vereceksin”
yorumuyla yansıttı. ( EU-Mercosur deal on agriculture?Sunday’s Press, Buenos Aeres
April 20, 2004)
- Pascal Lamy, her iki bloktaki
seçimler dolayısıyla AB-ABD arasında devasa bir serbest bölgenin oluşturulması
için dizayn edilmekte olan TAFTA ikili ticaret anlaşmasını 2004 yılında dondurmanın
yararlı olacağı görüşünde. AB Komisyonu, Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy’nin,
ABD ile ilişkiler komisyonu başkanı AP’nin İngiliz parlamenteri James Nicholson’a
gönderdiği mektupta “seçim yılında agresif davranışların tehlikeli
olabileceği” uyarısında bulundu. Mektupta, TAFTA gibi kapsamlı girişimler yerine
Atlantik okyanusunun iki tarafındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinin düzenleyici
doğasına ilişkin “küçük” adımların atılmasının daha doğru olacağını,
Atlantik ötesi bir pazarın zaten mevcut olduğunu ve gayet güzel işlediğini ve bu
işleyişin her iki bloğun sermayesine de yarayacak biçimde geliştirilmesi
gerektiğini, AB-ABD arasında olası ikili bir anlaşmanın muhalif konumlarını koruyan
gelişmekte olan ülkelerce de yanlış bir sinyal şeklinde algılanabileceğini zira bu
ülkelere şimdiye kadar sürekli olarak birinci önceliğin çok taraflı yatırım ve
ticaret anlaşmalarında olduğunun telkin edildiğini, özellikle seçim dolayısıyla
korumacı bir çizgi izlemeyi tercih eden Demokratların durumu göz önüne
alındığında bu yıl böylesi müzakerelerin yapılabileceği bir ortamın pek
bulunmadığını belirtti. ABD ve AB’deki sermaye ve devlet adamlarını bir araya
getiren TAFTA projesinin 2015 yılına kadar tamamlanması planlanıyor. (European
Voice, Vol.10 No.13: 15 April 2004)
- AB anayasası için referandum
yapılması konusunda Tony Blair’den tam bir U dönüşü. Blair, bugünlerde
İngiltere’de de anayasa referandumu yapılmasını destekliyor! Avrupa Parlamentosunun
AB yanlısı İşçi Partili İngiliz üyeleri bu U dönüşünü tehlikeli bir kumar
olarak tanımlıyor. Tony Blair, referandum tarihi konusunda bilgi vermedi ancak rakibi
Torry’nin erken referandum talebine karşı direneceği biliniyor. Referandumda halktan
sadece “evet” ya da “hayır” demelerinin istenecek olmasının Blair’in işini
kolaylaştıracağı ve İngiliz halkının AB içinde kalma yönünde karar alacağı
tahmin ediliyor. (Nicholas Watt, political correspondent The Guardian, Monday April 19,
2004)
- Tarihin tozlu raflarına
kaldırılan (???) MAI Anlaşmasının bir hükmü daha hayata geçiriliyor: IMF,
Ticarete Uyum Mekanizması TIM (Trade Integration Mechanism) adını verdiği bir yapı
oluşturdu. Ülkelerin ödemeler dengesi ya da tercihlerin erozyona uğraması gibi
sorunlarla karşı karşıya kalmaları halinde devreye girecek olan bu yapının amacı,
ticari liberalizasyonun “geçici” bir süre için askıya alınmasını sağlayarak,
söz konusu ülkelerin krizi aşmalarına yardımcı olmak. Ancak, bunun uygulanabilmesi
için söz konusu krizin kaynağının neo liberal uygulamalar olduğundan %100 emin
olunması gerekiyor. Yani, bir ülke yönetim beceriksizlikleri ya da kendi sermayesini
korumak amacıyla, daha ucuz olan ithalatı caydırıcı politikaların etkisiyle krize
girdiğinde bu ülkelerin liberalizasyon sürecini askıya almalarına izin verilmeyecek.
Bu süreçlerin tamamı IMF tarafından talip edilip,
karar altına alınacak. (MAI Anlaşmasının Taslak metni, Geçici Koruma
Hükümleri Md.1’in a ve b bentleri ile Md.2, Paragraf 1 a, b, c bentleri, Md.3, Md.4,
Md.5, Md.6 ve Md.7’nin tamamı)(Alexandra Strickner Institute for Agriculture and
Trade Policy IATP, Geneva Office, April 16, 2004)
- Mayıs ayında Paris’te yapılacak
olan OECD konferansına paralel olarak mini bir WTO Bakanlar Konferansı da düzenlenecek.
14 Mayısta
yapılması planlanan mini Bakanlar Konferansına aralarında Çin, Mısır ve
Brezilya’nın da bulunduğu yaklaşık 30 kadar WTO üyesinin katılması bekleniyor ve
Konferansa Meksika başkanlık edecek. (Maria Tikmanidi, ICDA, April 15, 2004,
Brussels)
- ETUC Genel Sekreteri John Monks, AB
Komisyonu Rekabetçilik Bölümüne bir başkan yardımcısı atanması girişimiyle
ilgili olarak: “Eğer sosyal Avrupa hedefinden vazgeçilirse bu, Avrupa’daki
yurttaşlık hakkına dayalı temelden de vazgeçildiği anlamına gelir.” Yorumunu
yapmaktadır. Ekonomik gelişmeyi
hızlandırmanın tek yolunun sosyal korumaları ortadan kaldırmak olduğuna inanan
Avrupa Hükümetlerinden gelen baskılara bakılacak olursa AB bahar Zirvesinde oylamaya
sunulacak olan “AB Komisyonu Rekabetçilik Bölümü’ne bir başkan yardımcısı
atama” önergesi bütün Hükümet başkanlarınca kabul edilecek gibi görünmektedir.
Bu atamayla, sosyal ve çevresel düzenlemelerin işletmelere zarar verip vermediğinin
denetlenmesinin ve zarar veriyorsa bu düzenlemelerin ortadan kaldırılmasının
amaçlandığı açıktır. Buna göre, işveren lobilerinin suçlamaları dikkate
alınacak ve sosyal ve çevresel konularda bundan sonra hiçbir iyileşme önerisi
Komisyondan vize alamayacaktır. Bu dar bakış açısı, sendikaların AB’ye bugüne
kadar verdikleri desteğin temel gerekçesini de ortadan kaldıracaktır. Eğer “tek bir
piyasa”, var olan bütün sosyal standartların yok edilmesi anlamına gelecekse bunun
kaçınılmaz sonucu da sendikaların AB ve küreselleşme sürecine verdikleri desteğin
bitmesi ve küreselleşme karşıtı hareketlere olan desteğin artması biçiminde
yaşanacaktır. (15 Nisan 2004, DİSK Uluslar arası İlişkiler Dairesi)
- Amerika’da yapılan bir anketin
sonuçlarına bakılacak olursa, halkın büyük bir çoğunluğu ABD Hükümetinin
ticaret konusundaki uygulamalarından rahatsız. Amerikan toplumunun sadece %20’si
uluslar arası ticaretin gelişimini ve ABD’nin uluslar arası ticareti geliştirme
yönündeki politikalarını beğeniyor. %53 ise uluslar arası ticaretin gelişmesini
prensipte desteklediği halde ABD hükümetinin ülke içinde istihdamı gerileten,
çevreyi yok sayan ve yoksul ülkelere dönük politikalarını şiddetle eleştiriyor.
Amerikan toplumunun %18’i ticaretin genişlemesine karşı...Amerikalılar, Başkan
Bush’un seçim kampanyasının bir parçası olarak görülen yeni mesleki eğitim
atağını olumlu buluyor. Nüfusun %63’ü, uluslar arası ticaretin yeterince
gelişmemesi yüzünden Amerika’da işsiz kalan insanlara yeni beceriler kazandırmayı
amaçlayan bu projeye destek veriyor. Bu oran, 1999 yılında küreselleşme konusunda
yapılan kamu oyu yoklamalarında %57 idi. Amerikan yönetiminde ticaret politikası karar
mekanizmalarında görev yapan bürokratların bu süreçte oldukça gözden düştüğü
görülüyor. Nüfusun %77’si, ABD Yönetiminin çalışan kesimi görmezden geldiğini,
%62’si ticaretin çevre üzerinde olumsuz etki yaptığını, %61’i ABD yönetiminin
ülke ekonomisinin büyümesi ve genel durumuna gerekli önemi vermediğini düşünüyor.
Amerikan toplumunun %90’ı ise çalışma ve çevre standartlarının uluslar arası
ticaret anlaşmalarına eklenmesi gerektiğine inanıyor. Yine nüfusun %80’i
küreselleşme karşıtı hareketin uluslar arası ticarette bir yavaşlamaya yol
açmasını kabul edebileceğini belirtiyor. Tarıma verilen desteklemeler konusuna da
Amerikan toplumu temkinli yaklaşıyor ve 500 dönümün altında toprağı olan
(küçük) çiftçilere destekleme yapılmasını nüfusun %77’si doğru bulurken; 500
dönümün üzerinde toprak sahibi olan büyük çiftçilere destek verilmesini doğru
bulanların oranı sadece %31. Bu arada, yaygın kanının aksine, ABD’nin sürekli
olarak tartışılan tarım desteklemelerinin %80’i büyük tarım tekellerine ve sadece
%20’si küçük çiftçilere gidiyor. (The PIPA/KNOWLEDGE NETWORKS POLL, American
Public on International Issues Media Release, Majority Disapproves of Government
Approach to Trade By Steven Kull, Release January 22, 2004)
|