- OPEC’te
Sona Doğru: Enerji darboğazını aşmaya çalışan Batı sermayesinin gözü şimdi
de Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC!!!(White House Bulletin, July 8, 2004)
ABD senatörlerinden Frank Lautenberg 8 Temmuz günü yaptığı açıklamada, OPEC’in,
ABD’de petrol fiyatlarının hızla artmasının en önemli nedeni olan illegal petrol
kotaları WTO tarafından kaldırılmadan önce Bush yönetimini harekete geçmeye
zorlayacağını açıkladı. Bu açıklamayı bir konferansta yapan Lautenberg, Peter
DeFazio’nun Senatoya bir önerge getireceğini ve Senatör Richard Durbin’in de
Senato’dan çıkacağı belirtilen yasa tasarısının orijinal sponsoru olarak ilk
imzayı attığını belirtti. Yazılı bir bildirisinde Lautenberg “OPEC yasadışı
bir karteldir. Bu kartelin çalışmasına biz izin verdik ama bu kadar yeter. Artık
OPEC’e son vermenin zamanı geldi. OPEC ve onunla ittifak yapan petrol şirketleri
kazanırken bunun bedelini Amerikan aileleri ödüyor. George W. Bush başkan olduğunda
bir galon benzinin fiyatı 1.47 $ dı; bugün 1.90 $’a fırladı. Başkan Bush’un
Amerikan ailelerinin refahını arttırmak için bir şey yapmadığı apaçık ortada.”
dedi. Lautenberg ayrıca hazırlanan yasa tasarısı ile ilgili olarak ABD Ticaret Bakanı
R.Zoellick’in hem OPEC hem de WTO içinde olan üyeleriyle (Endonezya, Kuveyt, Nijerya,
Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela) görüşmeler yapması gerektiğini; bu
görüşmeler başarısızlıkla sonuçlanacak olursa ABD’nin konuyu WTO tahkim kuruluna
götüreceğini ve tahkim kurulu ABD lehine karar verecek olursa OPEC’in faaliyetlerini
durdurmak zorunda kalacağını ya da karşılığında ABD’nin bu ülkelere karşı
ticari ambargo uygulayabileceğini; OPEC’in halihazırda petrol ihracatını
kısıtlayan uygulamalarının ABD’li aileleri ekonomik açıdan zor duruma
düşürdüğünü, ABD ekonomisinin toparlanmasını geciktirdiğini ve ABD’nin ulusal
çıkarlarına aykırı olduğunu belirtti. (Lautenberg
Unveils Legislation To Take WTO Action Against OPEC "Illegal" Export Quotas
White House Bulletin July 8, 2004)
- ABD ve
Japonya, AB’nin kimyasallarla ilgili olarak uygulama kararı aldığı kuralları
protesto etti ve Tokyo’daki ticaret bürokratları, AB’nin kimyasalların ithali
sırasında gündeme getirilmesi planlanan bu uygulamalarının WTO-serbest ticaret rejimi
hukukunun ihlali anlamına geleceğini belirtti. AB Komisyonu tarafından konuyla ilgili
olarak hazırlanan direktif taslağını WTO’ya gayrı resmi bir şekilde şikayet eden
ABD ve Japonya, dünya ticaretinin bu tarz kurallarla engellenmesine WTO’nun göz
yummaması gerektiğini belirttiler. Japonya ayrıca AB Komisyonuna da bir doküman
göndererek planlanan bu uygulamanın WTO sistemiyle tutarlı olmadığının altını
çizdi. ABD ise, WTO’ya bir doküman göndererek bu yeni kararın kimyasal maddeler içeren malların AB’ye
satışında da sorun ve engellemeye yol açacağını belirtti. Bazı kaynaklar,
ABD’nin bu sorunu uluslar arası tahkime taşıyacağını belirtmekteler. Aslında
AB’nin söz edilen kararları, NAMA bilgi notunda adı geçen REACH-Kimyasalların
kayıt altına alınması, değerlendirilmesi ve belgelendirilmesi başlığıyla bilinen
AB Komisyonu politikasının bir parçası. İlginç olan ise, başta Almanya, Fransa ve
İngiltere olmak üzere AB’nin çekirdek üyeleri de bu planı gereğinden fazla ağır
ve kısıtlayıcı bulduklarını belirtiyorlar. (Japan Times: July 6, 2004 ©)
- Labour
Start’tan Eric Lee arkadaşımız diyor ki: Uluslar arası işçi dayanışması ile
sadaka yardımı arasında büyük fark vardır. Birkaç yıl önce, gelişmekte olan
ülkelerden birindeki işçileri destekleme amacıyla çeşitli ülkelerin sendikalarına
bir çağrı mesajı göndermiştim. Gelişmiş bir ülke ABD’den bir işçiden şöyle
bir yanıt aldım: Burada kendi ülkemizde bizim de yeterince sorunumuz var ve kendi
kampanyamız için bile bir şey yapmak gelmiyor içimizden...” Geçtiğimiz hafta
başka bir gelişmiş ülke, Kanada’dan yine bir işçi arkadaşımızdan bu kez şöyle
bir cevap geldi: “Uzak diyarlardaki işçilere yardım etme çabası gerçekten
övgüyü hak ediyor. Fakat, daha yakınımızdaki
hatta kendi ülkemizdeki işçilere
yardımdan ne haber...” Bu mesaj da geçen hafta yaptığım bir dayanışma
çağrısına yanıt olarak geldi. Bu mesajımda dünyadaki tüm işçilerden Tayland,
Kamboçya, Mısır, Sri-Lanka, Pakistan, Bahama adaları ve Haiti gibi ülkelerin
işçileriyle dayanışma talebinde bulunmuştum. Kuşkusuz kampanyalarımızın büyük
çoğunluğu esas olarak gelişmekte olan ülkelere yoğunlaşmış durumda. Ve
mesajlarımın alıcılarının çoğunluğu da Kuzey Amerika, Avrupa ve Yeni Zelenda gibi
gelişmiş, zengin ülkelerde çalışan işçiler. Bazen sizden istenen bir yardımı,
sadaka ya da bağış gibi algılayabilirsiniz. Fakat, bağış ya da sadaka ile
dayanışma arasında büyük bir fark vardır. Uluslar arası sendikal dayanışma,
dünyanın her yerindeki işçilerin dünyanın her yerindeki işçilere yardım etmesi
anlamına gelir ki bu da işçi sınıfının ortak çıkarının bir gereğidir. Ve
dayanışma, ikili bir yoldur. Bu hafta, Yeni Zelenda’da bir Casino işçisinin patronu
tarafından ve sadece sendika delegesi olması dolayısıyla işten çıkarılması
dolayısıyla tüm dünyaya dayanışma talep eden bir mesaj gönderdim. Yeni Zelenda
bilindiği gibi zengin ve gelişmiş bir ülke. Burası halen bir İşçi Partisinin
iktidarda olduğu modern kapitalist bir ülke. Ama böyle bir ülkede bile eğer
işçiyseniz uluslar arası işçi dayanışmasına ihtiyaç duyabilirsiniz. Söz konusu
Casino Y.Zelanda’da Dunedin kentinde faaliyet gösteriyor ve sahipleri daha iyi para
kazanabilmek için turizme bağımlı durumdalar ve bu da kötü bir şöhretin işlerine
büyük zarar vereceği anlamına geliyor. Y.Zelanda’daki işçiler arkalarında sadece
kendi sendikalarının değil, tüm dünya işçilerinin olduğunu bilmek hissetmek
zorundalar. Yüz yıl kadar önce uluslar arası dayanışma bir sendikacı olmanın esas
koşulunu teşkil ederdi. Daha sonraki on
yıllar boyunca bu gelenek yavaş yavaş unutuldu. Fakat bugün internet teknolojileri bu
olağanüstü geleneğimizi tekrar canlandırma olanağı tanıyor. Ve bu gelenek
özellikle de kapitalizmin küreselleştiği günümüzde eskisinden çok daha önemli...(www.labourstart.org/actnow.shtml)
- Cenevre’deki
ticaret bürokratları, tarım konusundaki uyuşmazlıklar çözülse bile pek çok
zengin ve yoksul ülkeye muazzam kazanç potansiyeli sunacak olan hizmetlerin serbest
piyasa döngüsüne dahil edilmesi konusundaki müzakerelerin en az iki yıl ya da daha sürebileceği
konusunda uyarıda bulundu. Şimdiye kadar o da son
derece ılımlı olmak kaydıyla sadece 44 teklifin WTO’ya ulaştığını
belirten yetkili , bu durumun hizmet müzakerelerinin de 2006 yılı veya sonrasına
kalacağını gösterdiğini söyledi. Öte yandan Brezilya ve bazı diğer WTO üyeleri,
tarım ticaretinin liberalizasyonu konusunda bu yıl yeterince yol kat edilebildiği
taktirde 2004 sonu olarak belirlenen orijinal takvimin yalnızca birkaç aylık bir
gecikmeye uğrayacağını savundu. Bürokratların, bir sonraki WTO Bakanlar
Konferansının Doha Raundunu sonlandıran toplantı olmasının son derece zor olduğu
görüşü üzerinde ortaklaştıkları bildiriliyor(By Frances Williams in Geneva,
Financial Times, Jul 06, 2004)
- Tüm
yurttaşlarının her türlü bilgiye erişebilmesinin sadece bir tuş uzaklığı kadar
zaman aldığı, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi konularda hiçbir şekilde taviz
vermeyen Avrupa Birliği’ne karşı açılan davaya verilen yanıt oldukça ilginç...
Friend Of the Earth isimli çevre örgütünün Avrupa Birimi (FOE-Europe), AB Konseyine
başvurarak, AB-Komisyonu Komite 133’ün nasıl kurulduğu, görev kapsamı, görev
süresi, hangi güç dengeleriyle ilişki içinde olduğu ya da sorumlulukların ne
şekilde dağıldığına dair çeşitli sorular sordu. FOE’nin yazılı talebine Konsey
tarafından verilen yanıt şöyleydi: “Ne yazık ki Komite 133’ün kurulmasıyla
ilgili kanun ya da kararı arşivimizde bulamadık...” Komitenin üyelerinin belirlendiği
dokümanların kopyalarını talep ettikten sonra da FOE’ye “Böyle bir doküman
elimizde yok, çünkü Komite 133’ün üyeleri hiçbir zaman belirlenmedi”
yanıtı verildi. FOE-Avrupa kampanya koordinatörlerinden Eve Mitchell, konuyla ilgili
olarak “Bize nasıl kurulduğunun bile bilgisi verilemeyen Komite 133’ün, Avrupa
Birliği ticaret müzakerelerinde bu denli büyük bir nüfuza sahip olması kesinlikle
kabul edilemez bir durumdur. Görünüşe bakılırsa Komite 133, bütün bu önemli
işleri yetkisiz bir şeklide yapmakta . Bu Komitenin usulüne uygun olarak, yasalar
çerçevesinde kurulup kurulmadığını bilmek istiyoruz. Bu talebimiz, demokratik bir
yapının parçası olmakla ilgilidir. Ama görünüyor ki karşımızda demokratik bir
yapıdan ziyade gizli ve sadece küçük çıkar gruplarına hizmet eden bir yapı var. ” (Press Release: EU Trade
Committee’s Legitimacy Questioned, foeeurope.org, 2 Jul, 2004)
|