- İş
çevrelerinin toplantısında ABD uluslararası ticaret politikasının 2005 yılında
dinamik bir düzeye çekilmesi gerekliliğini ortaya koydu. Amerikan sermayesi,
ABD'nin rekabet yeteneğinin önemli miktarda artması gerektiğini söylemekteler. Bugün
yeni bir sayfa açıldı, 2005 yılında ABD için uluslararası ticaret politikası, bir
dönüm noktasında. 2005 yılı gündeminde iş çevrelerinin yaptıkları
görüşmelerde, uluslararası ticarette, ısrarla ticaret ve yatırım politikalarının
serbestleştirilmesi ekonomik gelişmenin devam etmesi için Kongre ve Bush yönetimine
çağrıda bulundular. The McGraw-Hill Şirketleri Başkanı ve CEO'su ve uluslararası
ticaret ve yatırım işbirliği grubu başkanı, Harold McGraw III "ABD bir yol
ayrımındadır. Bizim sürekli ekonomik liderliğimiz, küresel ekonomideki rekabetin
artmasından dolayı, daha fazla devam edemeyecektir. Serbest ticaret ve yatırım
politikalarının, Amerikan işveren ve işçilerinin büyüme ve refahının devamının
en emin yolu olduğu ve bizim ticaret ortaklarımıza büyük yararlar sağladığı
ispatlanmıştır." diye ifade etti. McGraw, ABD ticaret gündeminin, ticaretin
serbestleşmesinin devamına vurgu yaparak bunun önümüzdeki(2005) yılda kamu
politikasının önceliği olması gerektiğini toplantılardan birinde ifade etimiştir.
"Ekonomik ve jeopolitik çıkarlarımızın beraberce korunabilmesi için uluslar
arasında ticaret ve açık pazarın gelişmesinin tarihsel bir yükümlülük olduğu
Kongreye karar alması konusunda ısrar edilmelidir." diye ekledi. McGraw, 2005
yılında mutlaka yapması gereken, ticaret politikasında dört kritik sorunun ısrarla
üzerine gidilmesini toplantıda ifade etti:
- ABD hükümeti WTO'da ABD
katılımının devamını kesinlikle onaylamalıdır. Başkan ve Kongre beraberce, WTO'da
etkin yaptırımın devamını garantilemeye çalışmalıdırlar. Uluslararası ticaret
ve yatırımla, Amerikan işvereni, işçisi ve tüketicisinin ekonomik çıkarları
büyük oranda sağlanmaktadır. Açıkça tanımlanmış kurallar temel alınarak
uluslararası ticaret sisteminde ABD'nin çıkarı yaşamsaldır ve uluslararası ekonomik
gelişme ve yatırım teşvik edilmelidir.
- ABD TPA (Trade Promotion Authority -
Ticareti Geliştirme Yetkisi yenilenmelidir. TPA, ulusal iktidarımızın güçlenmesi
için yaşamsal bir araçtır. Amerikan işçi ve işverenleri, mal ve hizmetlerin
denizaşırı piyasalara TPA kanalıyla açılmasında Başkanın yeterliliğine
güvenmektedir.(Başkana verilen yetki ile kast edilen “Fast Track” yetkisidir ki bu
da dış ticaret konusunda Başkan’a tam yetki verilerek Kongre ve komiteler sisteminin
by-pass edilmesi anlamına gelmektedir) 2005 yılında TPA'nın yanlış uygulamalara
gitmesine izin verirsek, ticari anlaşmalar yoluyla ortaya çıkan rekabetin artması
nedeniyle ticari ortaklarımız yeni kazançlar elde etmenin fırsatını kollayacak ve
bizi yeniden zorlayacaktır.
- ABD, DR-CAFTA ve Bahreyn Serbest
Ticaret Anlaşmasını mutlaka onaylamalıdır. 2005 yılında DR-CAFTA ve Bahreyn Serbest
Ticaret Anlaşmasını Kongrenin onayına sunmalıdır. DR-CAFTA, ABD için ciddi bir
ekonomik yarar sağlayacak, Orta Amerika'da ekonomik ve politik gelişmeyi artıracak ve
özendirecektir. ABD ve Bahreyn Ticaret Anlaşması Ortadoğu'daki müttefiklerimizle
ticari ilişkilerimizi önemli oranda güçlendirecektir.
- ABD 2005 yılı içinde WTO'nun Doha
Roundu görüşmelerinin mutlaka yol göstericisi olmalıdır. Başarılı Doha Round
görüşmeleri dünyanın her yerindeki uluslararası pazarlara ABD'nin erişiminin
artması ve yabancı ticarete uygulanan engelleri azaltılması konusunda eşsiz
fırsatlar sunacaktır. Eğer ABD yapmazsa diğerleri bunu istenmeyen sonuçlarla
gerçekleştirecektir.
Bunlara ek olarak dört öncelikli
alan daha bulunmaktadır. Güney Afrika gümrük birliği, Latin Amerika(Anden Nations),
Tayland ve Panama ile ABD'nin ticaret görüşmelerinin daha ileri gidebilmesi için iş
çevreleri Amerika'nın serbest ticaret anlaşması önerisini desteklemektedirler. (WASHINGTON,
Jan. 12 2005 /PRNewswire/)
- AB,
Hindistan’ı ilişkileri geliştirmek adına hizmet sektörü pazarını açmaya
zorluyor. AB Ticaret Komisyoneri Peter Mandelson, “Yaklaşmakta olan WTO
toplantısının gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler için yaşamsal öneme sahip
olduğunu; Hindistan’a iyi bir teklif sunmayı düşündüklerini; katı
uygulamalarını bir kenara bırakırsa ciddi ortaklık imkanları olduğunu ve son derece
katı sınırlamalarla korunmakta olan sınırlandırılmış profesyonel hizmetler,
muhasebe ve perakende ticaret hizmetlerini de kapsayacak bir açılım yapılabilir”
şeklinde konuştu. Mandelson “Hindistan’ın DTÖ görüşmeleri için gelişmiş
kapitalist devletlerin tarımsal desteklerini azaltmaları yönündeki talebine dikkati
çekerek: “eğer bu konuyu sadece tarım piyasalarına giriş konusuna bağlayacak
olursak DTÖ müzakere sürecinin başarılı olacağını sanmıyorum.” dedi. “Hindistan’ın artan ekonomik
ağırlığını, bu çok önemli çok taraflı müzakerelerde sorumluluk almak ve
öncülük etmekle birleştirmesi gerek” AB nin resmi açıklamalarına göre, Hindistan
hükümeti önümüzdeki on yılda kişi başına düşen geliri iki katına çıkarmayı
planlıyor, ancak hizmet piyasasının yabancı sermayeye açılmaması durumunda bunu
gerçekleştirmesi imkansız. Mandelson, Asya’da büyük bir ekonomi olarak ortaya
çıkabilmek için Hindistan’ın taşımacılık, enerji ve telekom alanında
altyapısını kanıtlaması gerekliliği üzerinde durdu. Yabancı sermaye için
belirsizliğin birincil caydırıcı nitelik olduğunu söyleyen Mandelson,
öngörülebilen bir ortam ve yasal belirlilik olumlu bir yatırım ortamı yaratmanın
anahtar koşulları. Yeni ve kararlı bir ikili anlaşma, benim görüşüme
göre,mükemmel bir düşünce. İlk olarak buradan başlamalıyız bana kalırsa” dedi.
. (İndo-Asya haber servisi)
Yorum: Dünya Ticaret görüşmeleri, her
zaman olduğu gibi sadece pazarlayacak bir şeyleri olan ülkeler arasında cereyan
ediyor. Bu haberi ilginç kılan ise, son birkaç yıldan beri “satacak bir şeyi
olmayanlar” arasında olan Hindistan’ın da artık bir üst kategoriye sıçramış
olması ve bu sıçramayı takiben de elindeki kartları oyunun kurallarına göre
oynamaya başlaması. Öte yandan, Mandelson’un, Hindistan’ın önünüzdeki 10 yıl
içinde ulaşmayı planladığı ekonomik hedefi (hizmet ticaretini daha da
geliştirmek) kullanarak şantaj yapması da aynı oyunun vaz geçilmez kurallarının
başında geliyor. Bu oyunda öne sürülen “koz” ise, her zaman olduğu gibi yine
işçi sınıfı, bu kez de Hindistan’daki ucuz hizmet emeği.
- Airbus-Boing
Görüşmeleri: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, kapitalistler arası rekabet bütün
şiddetiyle devam ediyor. AB ve ABD nin dünyanın en
büyük uçak üreticileri pazarında, yaşanan para yardımları üzerine yapılan
tartışmalarla ilgili olarak görüş birliğine varması sonucunda yeni bir ticari
savaşının başlaması önlenmiş oldu. AB ve ABD dün geri adım atarak, dünyanın en
büyük sivil uçak üreticileri olan Airbus ve Boing arasındaki soruna dair
görüşmelere başlanmasında karar kıldı. Bu sayede büyük bir ticari savaşın
eşiğinden dönüldü. Dünya Ticaret Örgütünde 3 ay süren açık uçlu müzakereler
sonucunda doğmuş olan “karşılıklılık ilkesinin”nin geçici olarak durdurulması
sayesinde, Doha raundunda daha büyük kavgaların doğması riski de önlenmiş oldu.Bu
durum başkan Bush un gelecek ay yapacağı Avrupa yolculuğunun da daha rahat bir ortamda
yapılmasının önünü açı.Bu aynı zamanda, Boing yönetimi başkanı Harry Stonecipher ile yapılması düşünülen sert
tartışmadan da geri dönüldüğünün bir işaretiydi.Öte yandan Airbus bugün, bu
yılın ABD’deki ölümcül rakibi Boeing’e kıyasla daha fazla uçak siparişi
aldığı ikinci yıl olduğu ve önümüzdeki 5 yıl boyunca da siparişlerinde patlama
olmasını hedeflediğini kamu oyuna açıklamak suretiyle Boeing’in yaralarına tuz
basmış olacak. Airbus, daha dün ABD kargo şirketi UPS’ten 10 adet A380 kargo
uçağı siparişi aldı. Ancak dün AB ticaret komisyoneri Peter Mandelson ve ABD
dış ticaret temsilcisi tarafından yapılan açıklamalarda, Airbus’ın 4
destekleyici ülkesinden İngiltere,Fransa,Almanya ve İspanya’dan , A350 modeli uçak
için yardım talebinde bulunmasına izin verilmeyeceği açıklandı. AB nin ve ABD nin
bu iyi niyetli tutumunu iyi karşılayan Mr.Stonecipher Airbus ın A350 yi,firması Boing’in can alıcı ve
ekolojik yeni tasarımı olan 787 Dreamliner a rakip olarak tasarlamayı planladığı
üzerinde durdu. Buna karşın Mandelson, Strasburg da yaptığı konuşmada AB nin faizle
geri ödenebilen desteklemelerden vazgeçmeyeceğinin sinyallerini verdi.Tahsis edilen bu
meblağlar yasal ve şeffaftır!Buna karşılık Boing e sağlananlar dolaylı ve şeffaf
değillerdir.Pentagon ve Nasa nın ve daha birçok federal ve yarı federal organın
vergilerinin para yardım programları örnek olarak verilebilir. Fakat bu açıklama, ABD Ticaret Sözcüsü Mr.
Zoellick in açıklaması ile taban tabana çelişiyordu: ”Bu uzun soluklu görüşmeler
boyunca ilk defa AB ve ABD, amacın para yardımlarının bitirilmesi olması gerektiği
konusunda görüş birliğine vardılar.” Tartışma ekim ayında ABD nin, Airbus ın AB
ve üye devletlerden aldığı büyük miktardaki yasal olmayan mali desteklemelerden
yakınarak tek taraflı olarak 1992 tarihli ikili ticari antlaşmasını feshetmesi ve
AB’yi DTÖ Tahkim sistemine şikayet etmekle tehdit etmesiyle başlamıştı. Bu resti
sırasında ABD, Boeing’e yapılan 2 milyar$ lık ABD yardımı sırasında kendilerinin
de aynı tehditle karşı karşıya bırakıldıklarını hatırlatmayı ihmal etmedi. Bu görüşmeler başlangıçta üç aylık bir süreyle DTÖ
kurallarına konu olmayacak ve DTÖ’deki gidişata da engel teşkil etmeyecek, ayrıca
bu süre uzatılabilecek ve Mandelson AB’nin elinin güçlü olduğunu bildirdi. (David
Gow –The Guardian , 12 Ocak 2005)
- Guatemala
Hükümeti, Dünya Bankası tarafından altın madeni faaliyetini önlemek
amacıyla yerel halk tarafından sürdürülen eylemlere son vermek için orduyu iş
başına çağıracağı tehdidinde bulundu. 10 Ocak günü 40. gününü
dolduran ve San Marcos’un batı bölümündeki Marlin madenindeki cevherin Panamerican
otobanı üzerinden nakliyesini bloke etmeyi amaçlayan eylemler 3 Aralık günü
başladı. Şirket, çıkarılan cevheri, bu tarihten beri Guatemala City’nin 130km
kuzey batısındaki metal bir köprüden nakletmeyi başaramadı (sadece yaya geçişine
müsait bir köprü). Altın madenciliğinin yapıldığı yer, oldukça yoğun bir yerli
nüfusun yaşam alanı aynı zamanda. 3 Aralık günü altın cevheri yüklü taşıyıcı
araç köprüye ulaştığında aracın sürücüsü, treylerin geçişi için köprünün
bir bölümünü kapatmak isteyince, bu üretimin madene sadece 100km uzaklıkta olan
kendi köyleri için ne anlama geldiğini bilen yerliler aracın geçişini engellediler.
Protestoların ilk gününe 2000 kadar yerli katıldı. Talepleri, bu madenin
kapatılmasıydı fakat istekleri yerine getirilmediği için ilerleyen günlerde bu kez
madene ekipman ve yakıt taşıyan 2 aracı ateşe verdiler. Her ne kadar yereldeki
belediye başkanı, halkının taleplerini dinleyeceğine dair söz verdiyse de Guatemala
İç İşleri Bakanı, 8 Ocak’ta yaptığı açıklamada eyleme son verilmediği
taktirde şirketin faaliyetine devam edebilmesi için orduyu alarma geçireceğini
duyurdu. Yerliler ise, ordu müdahalesi başlayacak olursa, şirket tarafından park
yerine park edilmiş olan araçları uçurumdan iteceklerini bildirdiler. 2003 yılında
yerli halkın görüşü alınmadan maden arama ve çıkarma lisansı verilen Dünya
Bankası destekli Şirketin, üretiminde siyanür kullanılacağını haber alan yerli
halk projeye karşı kapsamlı bir şekilde muhalefet etmeye başladı. Yaşanan
gerginliğe rağmen DB’nin IFC isimli finans kuruluşu Şirkete 45 milyon$ daha tahsis
ederek sürece destek verdi. (Asociacion Estorena
Para el Desarallo Integral, AEPDI- El Estor, Izabal, Guatemala 10 Jan, 2005)
- Dünya
Yatırım İyileştirme Ajansları Birliği WAIPA’nın 2005 yılının birinci yarısı
için planladığı etkinliklerden bazıları şöyle :
-
WAIPA, Dünya
Yatırım Konferansı 2005: “Hizmet sektörüne yatırım”, Cenevre, 9-10 Mart, 2005
-
Avrupa-Akdeniz
yatırım Zirvesi (Euro-Med kapsamında), Marsilya, 13-14 Ocak, 2005
-
“Yabancı
Doğrudan Yatırımların Kalkınmaya Etkisi” konulu UNCTAD Uzmanlar Toplantısı,
Cenevre, 24-26 Ocak, 2005
-
Nijerya yatırım
Forumu, Abuja, 2-4 Şubat 2005
-
UNCTAD-ICC
Yatırım İlkeleri web sitesi adresi: www.unctad.org/investmentguides (www.iatp.org, 07,
Jan, 2005) |