- DTÖ’nün 33 üye
devletini bir araya getiren mini-Bakanlar konferansı 2-4 Mart tarihlerinde Kenya’nın
Mombassa kentinde yapıldı. Toplantı sonunda yapılan resmi açıklamada her
ne kadar sonucun tatmin edici olduğu ifade edildiyse de Hong Kong’da yapılacak esas
Bakanlar Konferansına kadar sorunlu alanlarda (hizmetler, ticaretin
kolaylaştırılması, NAMA ve hala tarım) DTÖ’nün beklenen ilerlemeyi sağlayıp
sağlayamayacağı konusundaki endişelerin devam ettiği özel açıklamalardan
anlaşılıyor. Toplantıya katılan üye devletlerin arkalarında bıraktığı manzaraya
gelince, toplantıyı protesto etme amacıyla Kenya’lı örgütler tarafından
düzenlenen yürüyüşe Kenya polisinin müdahale etmesinin ardından göz altına
alınanların hala serbest bırakılmadığı bildiriliyor. Toplantı sırasında en
hararetli tartışma NAMA konusunda yaşandı. Bakanlar, Haziran ayına kadar NAMA’da
hangi formülün uygulanacağına karar verilmesi gerektiği konusunda
anlaştılar.Üyeler, doğrusal olmayan (non-linear formula), gerekli enseliklerin
eklenebileceği formülün benimsenmesini istediklerini açıkça ortaya koydular.
AB’nin ABD önerisine yanıt olarak getirdiği öneri ise NAMA’da her ülkeye göre
özelleştirilmiş, farklı kalkınma düzeylerini dikkate alan bir yaklaşımın
benimsenmesi. GATS konusunda en geç Mayıs ayına kadar geliştirilmiş tekliflerin
DTÖ’ne sunulması ve bu nihai teklif listesinin gerek sayıca gerekse sektörel kapsam
olarak öncekilere oranla tatmin edici düzeyde agresif olması gerektiği konularında
anlaşma sağlandı. Hizmetlerle ilgili müzakere devam ederken Brezilya müzakerecisinin
son derece sert sözlerle AB’yi hedef alması ve bir yandan gelişmekte olan ülkelere
NAMA ve GATS’ı dayatırken bir yandan tarım konusunda hiçbir şey vermeye niyeti
olmamakla suçladı. Salondaki tansiyon bir anda öylesine yükseldi ki toplantıyı
yöneten Kenya Ticaret Bakanı, ani bir kararla kahve molası vermek zorunda kaldı ve
molanın ardından da bir tekne kiralanarak, akşam yemeği organizasyonu da her bir Bakan
ve yanı sıra birer delegesinin katılımıyla yine bu teknede ayarlandı. Toplantıya
katılan ülkeler ise şunlardı: AB, ABD, Avustralya, Kanada, Japonya, Norveç,
İsviçre, Hong Kong, Güney Kore, Brezilya, Arjantin, Meksika, Kosta Rika, Hindistan,
Çin, Endonezya, Güney Afrika, Mısır, Fas, Tanzanya, Zambia, Ruanda, Senegal, Benin,
Malezya, Tayland, Singapur, Pakistan, Bangladeş, Guyana, Jamaica, Ürdün, Umman. (African Trade Agenda, Third World Network- Africa
Volume 2 Number 2 )
- Çin, oyunun kurallarını
çabuk öğrendi? Çin Ticaret Bakanı, ABD ve AB ile 1 Ocak’tan bu yana kotaların
kaldırılmasıyla birlikte tekstil alanında başlayan ihracat patlaması konusunda
görüşmelerde bulunacak. Çin Bakanlık
yetkilisi 15 Mart günü China Daily Gazetesine yaptığı açıklamada, Ticaret
Bakanlığının Washington ve Brüksel’e delegasyonlar göndererek bu iki bloğun Çin
ile ilişkileri geliştirmek yerine, ülkedeki ihracat patlamasını bloke edecek adımlar
atmasının önüne geçmeyi amaçladıklarını belirtti. ABD Ticaret Bakanlığı adına
açıklama yapan Neena Moorjani ise “Anladığımız kadarıyla Çin bizimle görüşmek
istiyor. Henüz belirlenmiş bir şey yok. Bu ülkeyle tekstil de dahil olmak üzere
eskiden beri ticari ilişkilerimiz var bugün de devam ediyor. Öte yandan gerek Avrupa
Birliği gerekse ABD’deki tekstil lobileri Ocak ayı başından beri kendi Hükümetleri
nezdinde, Çin’deki ihracat artışına karşı önlem alınması amacıyla başlattıkları baskıları halen arttırarak
sürdürmekteler. Çin’in ABD’ye yaptığı hazır giyim ihracatı bir yıl önceki
düzeyin %80 üzerine çıkarken, tüm tekstil sektöründeki ihracat artışı ise
%43’e ulaşmış durumda. Çin’in Avrupa Birliği’ne yaptığı tekstil ve hazır
giyim ihracatındaki artış ta %47’ye ulaşmış durumda. Çin Ticaret Bakanlığı,
kısa süredeki istatistikler baz alınarak atılacak adımların yanlış olacağı,
Çin’deki bu ihracat patlamasının şiddetinin süreç içinde azalacağı
uyarılarında bulunarak devleri, kendi Pazar payından fedakarlık etmeden
sakinleştirmenin yollarını arıyor. Çin yetkililer ayrıca bu ihracat patlamasını
yavaşlatmak için kendilerinin de belli önlemler almaya çalıştıklarını belirtiyor.
Bu anlamda örneğin Tekstil Sanayicileri Birliği, kendi aralarında bir Konsorsiyum
kurarak, hassas ürünlerin ihracatında asgari bir fiyatlandırma mekanizmasını devreye
sokmayı ve bu yolla Çin ihracatçılarının dünyada yol açtığı haksız rekabeti
belli oranda azaltmayı planlıyor. Diğer yandan AB Ticaret Komisyoneri Mandelson ise
daha önce kısıtlayıcı önlemler alınması gerektiği yönündeki söyleminden geri
adım atarak, ticaretin ancak ve ancak gerçekten serbest ticarete aykırı bir gelişme
gösterdiği açık seçik hale gelmesi halinde kısıtlayıcı önlemlerin alınması
gerektiğini ama Çin konusunda böyle bir manzaranın bulunmadığını belirtiyor. (China Seks Talks With United States, EU On Textiles,
Urges Patience With Surges, International Trade Daily March, 17, 2005)
- Dünyanın önde gelen
finans şirketleri, Şubat ayının üçüncü haftasında DTÖ’de ve GATS anlaşması
çerçevesinde düzenlenen finansal hizmetlerle ilgili resmi toplantıdan sadece 1 hafta
önce yine DTÖ’de bir araya geldiler, acaba neden? Aralarında Citigroup,
Morgan Stanley ve Goldman Sachs’ın da bulunduğu FLG –Finans Liderleri Grubu
(Financial Leaders Group) 10 Şubat günü DTÖ’de konuk edildiler. Toplantının
politik amacı konusundaki çeşitli yorumlara göre amaç, gelişmekte olan ülkelerin
finans piyasalarını GATS’a bağlı olarak liberalize etmeleri ve yerli finans
şirketlerine sağladıkları avantajların aynısını yabancı finans şirketlerine de
sağlamalarının garanti altına alınması için izlenmesi gereken yollar üzerinde
karşılıklı görüş alışverişinde bulunmaktı. DTÖ’nün Hizmet Ticareti
Konseyinin resmi toplantısı ise bu “özel” toplantıdan sadece 11 gün sonra yani 21
Şubat’ta yapılacaktı. Bu “özel” seminerin sponsorları, kendilerine “Finans
Hizmetlerinin Dostları” adını veren, aralarında ABD, Japonya, AB ve İsviçre’nin
de bulunduğu bir grup gelişmiş kapitalist ülke ve bloktu. Toplantıya, DTÖ eski
başkanlarından Renato Ruggerio başkanlık etti. Ancak, bu arada Ruggerio’nun yeni
sıfatının bilinmesinde yarar var: Citigroup Avrupa Yatırım Bankası Başkan Vekili…
Toplantı sonunda yapılan ve delegelere de dağıtılan yazılı açıklamada FLG, henüz
bu alanda bir taahhütte bulunmayan üye devletleri daha fazla zaman kaybetmeden finans
hizmetleri alanında taahhütte bulunmaya, taahhüt listelerini DTÖ’ye iletmiş
olanları ise en geç Mayıs 2005’e kadar listesini revize ederek kapsamını
genişletmeye zorladı. FLG’nin finansal hizmetler alanına dahil ettiği sektörler ise
şöyle: Bankacılık, sigortacılık, re-asürans hizmetleri, varlık yönetimi,
emeklilik ve özel emeklilik hizmetleri, kredi kartları da dahil olmak üzere tüm ödeme
sistemleri, brokerlik ve menkul kıymetler. (Financial
services firms lobby developing countries at WTO, by Goh Chien Yen, TWN, Genewa 14
February 05)
|