mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN - 90

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

8 Mart 2006

Çalışma Grubumuzun 146 toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 

Hindistan, Zenginler Kulübüne kabul edilişinin meyvelerini mi toplamaya çalışıyor. ABD, Hindistan’ın DT֒ne taşıdığı işçi talebini çözebilmek için uygun yol arıyor.ABD Ticaret Bakanı Rob Portman tarafından basına yapılan açıklamada, Bush Yönetimi ve ABD Kongresinin Hindistan’ın DT֒ne taşıdığı, politik olarak gerçekleştirilmesi son derece zor olan Hint’li işçilerin geçici statüyle ABD’ye işçi olarak alınması yönündeki talebi karşılayabilmek için uygun çözüm yolları aradığı belirtildi. Bu konunun Hindistan açısından çok önemli olduğuna yer verilen açıklamada hizmetlerin piyasalaşması konusunda başarıya ulaşmak için, Hindistan’ın müzakerelerde belli ilerlemeler kaydedildiğine ikna edilmesi gerektiği belirtildi. Hindistan bu konuda yalnızca ABD’yi değil, AB’yi de sıkıştırıyor ve kendi bilgisayar programcıları ve diğer hizmet elemanlarına, bu iki ülkenin kapılarını geçici süreyle de olsa aralamaya çalışıyor. Öte yandan ABD’li hukukçular, bazı Cumhuriyetçi Kongre üyeleri ABD’nin uluslar arası ticaret anlaşmalarında geçici işçi alacağına dair bir taahhütte bulunmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Muhalifler bu konunun göçle alakalı olduğunu bu nedenle de kararın kongreye bırakılması gerektiğini belirtiyorlar. Kaynaklar, ABD yasalarını değiştirmeden Hindistan’ın talebinin karşılanabileceğini ya da Kongrenin düzenli ve kendisi tarafından onaylanacak kısa süreli geliş gidişlere ilişkin yeni bir yaklaşım benimseyerek bu konuyu çözebileceğini belirtiyor. Ticaret Bakanı Portman ise, bu yeni yaklaşımla kabul edilecek hizmet emekçilerinin göçmen dışı bir statüde olacağı, ama ABD’deki standart göçmen-dışı kişilere oranla çok daha kısıtlı, örneğin H-1B vizesi benzeri bir statüye sahip olacaklarını belirtiyor (US Seks Ways to Meet India Worker Demands at WTO, By Doug Palmer, Reuters 3rd March 2006).

NAMA Dostları, Doha Kalkınma Raundunun Sanayi Ürünlerinde Liberalizasyonun destekçileri olarak özetleyebileceğimiz “NAMA Dostları”nın başını ABD ve AB çekiyor. Bu iki blok Şubat ayının 20’sinde DT֒ye ilettikleri bir raporda, Nisan sonuna kadar NAMA ile ilgili sayısal ve detaylı taahhütlerin nasıl hazırlanabileceği, NAMA konusunda ne tür bir yol haritasının izlenmesi gerektiği vb sorulara yanıtlar verdiler. Bu arada, 13 DTÖ üyesi devlet bir araya gelerek son derece kapsamlı NAMA müzakerelerini başlatabilecek ortak unsurları belirlediler. Bu grup, NAMA müzakerelerinde de Tarım müzakerelerine benzer bir yol haritası belirlenmesini öngörüyor. Öte yandan başını Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika’nın çektiği bir grup gelişmekte olan ülke arasında yapılan toplantıda da tarım anlaşmasının sonuçlarının NAMA müzakerelerinde baz olarak alınması gerektiği hususunda ısrar edildi. Bu grup örneğin tarife dışı engeller konusundaki sayısal taahhütlerin bir an önce tamamlanmasını istiyor ve bu sayede tarım anlaşmasının çok daha kısa sürede sonuçlanacağına inanıyor. Müzakereler 20 Şubatta başladığı için İsviçre Formülü üzerinde belli bir anlaşma sağlanmış durumda olmasına karşın, bu formülde biri gelişmiş diğeri gelişmekte olan ülkeler için olmak üzere 2 katsayı kullanılıp kullanılmayacağı konusuna henüz karar verilmedi. İndirimlere konu olmayan gümrük vergileri ile ilgili olarak ise NAMA Dostları Hong Kong’da anlaşmaya varılan “mark up” yaklaşımını benimsiyor ve bu yaklaşımın, halihazırdaki indirim dışı gümrük tarifeleri açısından bir baz oran belirlemeye yardım edeceğini düşünüyor. Gelişmekte olan ülkelere paragraf-8 kapsamında tanınan esneklikler konusunda NAMA Dostları, belirlenecek parametrelerde Temmuz 2004 anlaşmasının baz alınması gerektiğini belirtiyor. NAMA Dostlarını kaygılandıran konu ise detaylı ve sayısal müzakereler başlamadan önce ürün kapsamı ile ilgili neler yapılması gerektiği konusu. Sektörel olarak gümrük vergilerinin kaldırılması konusunda ise, toplam NAMA müzakereleri ile esneklik ve geçişli sektörler arasında uyumun gözetilmesi talep ediliyor. Bu arada sektörel görüşmelere konu edilmiş olan sektörlerden bazıları şunlar: kimyasallar, elektrik-elektronik, mücevher, orman ürünleri, bisiklet ve diğer spor malzemeleri, balık ve balık ürünleri, tekstil ve ayakkabı. Halihazırda, ABD, AB, Breizlya, Hindistan, Avustralya, Japonya, Kanada, Malezya, Mısır ve Norveç’ten oluşan 10 ülkeden oluşan bir grup, 2005 yılı baz alınarak gelişmiş ülkeler için “2, 5, 10 ve 15” gelişmekte olan ülkeler için ise “ 15, 20, 25, 30, 35 ve 40” sayılarından oluşan katsayıları kullanarak bir simulasyon yapmaktalar. ABD, bu simulasyonun Mart ayı başında tamamlanacağını umuyor. (Washington Trade Daily,   Volume 15, Numbers 37 and 38, February 21 and 22, 2006  Trade Reports International Group)

NAMA, daha imzalanmadan yürürlüğe konmaya çalışıyor: ABD, imzalayacağı ikili serbest ticaret anlaşmalarına “sıfır gümrük” hükmü konması konusunda direniyor. Kolombiya devlet başkanı Alvaro Uribe, ABD ile yapılacak serbest ticaret anlaşmaları konusunda yeni bir kural daha öğrendi. Uribe, 14 Şubat günü ABD’nin son derece katı ilaç patent korumaları konusundaki taleplerinin bir bölümünü karşılamak üzere dizayn edilmiş ticaret anlaşmasını sonlandırmak için Washington’a uçtu. 27 Şubat günü yaptığı anlaşmada Urible, yalnızca mühürlenmiş ilaç test bilgilerini 5 yıl saklama konusunda anlaştı. Bu, Pfizer vb. ABD’li ilaç tekellerinin, alternatif ilaç ürünlerinin ülkeye girişini zorlaştırmak amacıyla talep ettikleri özel özel bir hükümdü. Yaklaşık 60 yıldır ABD’li şirketler gerek gümrük vergilerin düşürerek, gerekse iç desteklemeleri gerilettirerek piyasalara giriş önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalıştı. Fakat, artık gümrük vergileri küresel ölçekte düşmeye başlayınca şirketler hedeflerini gümrükleri tümden sıfırlama yönünde ilerlettiler. Bu anlamda, gelişmiş ülkelerin mamul mallara uyguladıkları gümrük vergileri 1947’deki %40 düzeyinden bugün %5’lere kadar geriledi(IMF, 2005). Sıfır gümrük hükmü ABD’nin son dönemde Peru, Tayland ve Birleşik Arap Emirlikleri ile imzalamaya çalıştığı serbest ticaret Anlaşmalarında ısrarla dayattığı bir konu. Ford, American Insurance Association gibi şirketler Bush yönetimine giderek devlet düzenlemeleri, çevresel normlar ve teknolojik standartların fiili ticaret engeli olarak karşılarına çıkarılıyor olmasından şikayet ettiler. ABD’nin son olarak Kolombiya ile imzaladığı sıfır gümrüklü ticaret anlaşmasının Kolombiya milli gelirini %1 kadar arttıracağı tahmin ediliyor. Öte yandan Kolombiya’daki dini grupların, ülkeye ucuz ilaç girişine engel olacak bu anlaşmaya lobi yoluyla muhalefet etmesi bekleniyor. Anlaşmanın her iki ülkenin parlamentosunda da oylanması gerekiyor (Gurn, Bilaterals update February / March 2nd March, 2006).

Güney Afrika sermayesi geç uyandı: ABD’nin ülke ile yapmaya çalıştığı serbest ticaret anlaşmasında özellikle hizmetler alanında gümrük vergilerinin sıfırlanmasının da çok ötesine geçildiği ve hükümet düzenlemelerinin kaldırılmasının talep edildiği belirtiliyor. Güney Afrika Şirketi Cape Union Mart’ın CEO’su Krawitz, ABD gibi ücret düzeylerinin çok yüksek olduğu bir ülke ile bizim gibi ücretlerin çok düşük olduğu ülkeler arasında yapılan serbest ticaret anlaşmalarının bizim ülkelerimize bedeli çok yüksek oluyor dedi. ABD, Güney Afrika’dan telekom, sağlık ve diğer hizmetler alanlarında müşteriye maliyetleri aşağıya çekecek düzenlemeler yapmasını talep ediyor. Bu da, ücretlerin aşağıya çekilmesi, çalışmanın güvencesiz hale getirilmesi anlamını taşıyor. Güney Afrika’nın en büyük kaygısı, özellikle tekstil ve otomobil imalatı alanlarında(Gurn, Bilaterals update February/March 2nd March, 2006).

ABD ve Hindistan 3 yıl içinde ABD’nin Hindistan’a 50 milyar $ alt yapı yatırımı yapmayı taahhüt ettiği bir yatırım anlaşması imzaladı. Hindistan önümüzdeki 3 yıl boyunca 150 milyar $ tutarında alt yapı yatırımı çekmeyi başarırsa büyümesini %8 civarında tutabilecek. Anlaşma çerçevesinde iki ülke arasında yılda bir kez yatırım zirvesi toplanacak. Anlaşmaya dahi edilen konular arasında ortak bir yatırım fonu kurulması, teknoloji geliştirme ve tarım araştırmaları konusunda işbirliği de bulunuyor(Gurn, Bilaterals update February/March 2nd March, 2006)

Sermaye Birikimi ve Vergi; Sermaye birikiminin olduğu yerde vergilendirmenin de düzenli ve şaşmaz bir biçimde olacağı, kayıtdışılığın yalnızca kapitalistleşememiş ülkelere mahsus olduğu, gerçek kapitalistin vergi ödeme bilincine sahip olduğu vs. bir dizi iddiaya karşın gerçekler bambaşka bir tabloyu, daha doğrusu kapitalizmin gerçek eğilimlerini ortaya koyuyor. Zenginler kulübü olarak bilinen, aslında zengin olmadığı halde Türkiye gibi birkaç ülkeyi de bünyesinde barındıran OECD-Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı’nın bütün üyelerinin uygulamakta olduğu şirket vergileri 1980’lerdeki ortalama %45 düzeyinden 2003 yılı itibarıyla ortalama %30’a gerilemiş durumda. AB’deki duruma gelince, 1980’deki ortalama %46 düzeyi, önce 1991’de ortalama %41’e, daha sonra 2003’de ise %32’ye indi AB şirket vergilerindeki düşüş 2004 yılında yeni 10 üyenin bünyeye katılmasıyla birlikte çok daha hızlanmış durumda. ABD’de her ne kadar yasa gereği şirketler için belirlenmiş gelir vergisi oranı %35 olsa da ABD’nin en büyük 250 şirketinin 1998 yılında ortalama olarak sadece %20.1 oranında gelir vergisi ödediği biliniyor. Şu anda ise, sıradan ABD vatandaşları  toplam federal gelir vergisinin %87'sini öderken, ABD’li şirketler yalnızca %13'ünü ödemekteler. 1940 yılında örneğin, bireyler ve şirketler toplam federal vergi tutarını eşit olarak paylaşıyorlardı. Gelişmekte olan ülkelerde durum daha da vahim zira bu ülkelerde vergi kayıpları yüzünden yaşanan yıllık düzeydeki gelir kaybı 50 milyar $ civarında. Uluslar arası Hür Sendikalar Konfederasyonu ICFTU’nun böyle bir çalışma başlatmasının nedeni ise, sermayenin kamusal harcamaların finansmanına katkısı günden güne azalırken, ücretlilerin giderek artan bir oranda kamusal harcamaları üstlenmiş olması gerçeğini kamu oyuna anlatabilmek. (Weise, K. ICFTU-[Gurn] Report on Corporate Taxation, 7 March 2006).