mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

BÜLTEN - 92

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

12 Temmuz 2006

Çalışma Grubumuzun 149. toplantısında tartıştığı konular ile küreselleşmedeki son gelişmelere ilişkin haberler.

 

ICFTU DTÖ Raporu yayınladı: DT֒nün 30 Haziranda Cenevre’de düzenlendiği mini bakanlar konferansı için lobi faaliyetleri bütün hızıyla sürerken ICFTU, DT֒nün devam eden sürecinin işçiler ve işsizler üzerindeki etkileriyle ilgili bir rapor yayınladı. Yaklaşık 100 farklı STK ile birlikte toplantıların seyrini izlemek amacıyla Cenevre’ye gelen ICFTU heyeti uluslar arası ticaret politikalarında milyarlarca yoksulun görmezden gelindiğini belirtti. Raporda, bir dizi örnekleme çalışması yapılarak NAMA’da AB ve ABD tarafından önerilen katsayıların kabul edilmesi halinde özellikle emek yoğun sektörlerde yaşanacak hızlı işsizleşmeye dikkat çekiliyor. Hatırlanacağı gibi Aralık ayında Hong Kong’da yapılan DTÖ Zirvesinde, belirlenecek NAMA katsayılarıyla yüksek gümrük vergilerinin düşük olanlara oranla çok daha fazla düşürüleceği karar altına alınmıştı. Bu da, yüksek gümrük vergileriyle bile korunamayan gelişmekte olan ülkelerin imalat sanayilerinde muazzam ölçekte bir işsizleşmenin yaşanacağı anlamına geliyordu. Mini Bakanlar Konferansının dünkü hazırlık toplantısında Pascal Lamy’nin 20 katsayısının bütün ülkeler tarafından kabul edilebilecek bir oran olduğunu belirtmesi dünya sendikaları tarafından çok önemli bir alarm olarak algılandı. Buna karşın AB ve ABD’nin orijinal teklifi olan, katsayının 15 ya da daha az bir sayı olarak belirlenmesi, emek yoğun sektörlerde vergi indirimlerinin %75’leri bile aşacağı anlamına geliyor. ICFTU Genel Sekreteri Guy Ryder, yoksullaşmanın zaten son derece hızla arttığı bir dünyada bir de böylesi bir teklif getirmenin ne kalkınma raunduna verilen isme ne de raundun başlangıcında verilen sözlere yakışmadığını belirtti. “DTÖ,önce işsizliği ne kadar arttıracağını umursamadan tekstil ve giyim sektörlerinde uygulanan vergileri radikal oranda geriletti, şimdide aynısını tüm imalat sektörlerinde yapmayı amaçlıyor” diyen Ryder, “tekstil, hazır giyim anlaşması ATC’nin sonuna gelindiğinde bir de görüldü ki sektördeki tüm kotalar 2005 Ocak ayında sıfır’a indirildi”dedi. Ryder, ATC uygulanmaya başlamadan DT֒nün olacaklar konusunda uyarıldığını ve sonunda haklı olduklarının da kanıtlandığını; bugün de kalkınma raundunun sonuna gelinmeden bir kez daha DT֒yü uyardıklarını, bir kez durup yüzmilyonlarca işsiz ve yoksulu düşünmelerini istediklerini belirtti. NAMA’nın uygulamaya başlanmasıyla birlikte tekstil sektörünün bir kez daha büyük bir darbe alacağını, ama bu kez lastik, kauçuk, petro kimya, otomobil, mobilya ve daha pek çok sektörün de tekstile eşlik edeceğini sözlerine ekleyen Ryder, sayılan tüm bu sektörlerin gelişmekte olan ülkelerdeki kayıt içi ekonomiye önemli girdi sağladığının ve istihdamın en önemli bölümünün bu sektörler tarafından emildiğini de belirtti. Raporda katsayının 15 olarak kabul edilmesi halinde Arjantin için yapılan bir örnekleme çalışmasında bu ülkeden tekstil ve oto yedek parça ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini sırasıyla %50 ve %62 oranında düşürmesinin, Endonezya’dan da motorlu araç ithalinde uyguladığı gümrük vergisini %61 düşürmesinin istenmiş olacağı tablolar ve hesaplamalarla aktarılıyor (Focus on Trade N.121, June 2006, ICFTU Press Department http://www.icftu.org/www/PDF/ICFTUNAMAtariffsimulations.pdf).

Mandelson'un GATS ısrarı: AB Ticaret Komisyoneri Mandelson, 1 Temmuz’da hizmetler konulu bir bakanlar toplantısının yapılması için bazı DTÖ üyelerine çağrıda bulundu. Toplantıya çağrılan ülkeler ise şunlar: Brezilya, Arjantin, Çin, Endonezya, Malezya, Filipinler, Güney Afrika, Tayland, Uruguay, Avustralya, Kanada, Tayvan, Mısır, Hong Kong, Hindistan, Japonya, Kore, Yeni Zelanda, Pakistan, Singapur, İsviçre ve ABD. Bu toplantının gündemi sınırlı tutulmaya çalışılmış: yalnızca hizmetler alanında piyasalara giriş yani üye devletlerin GATS tekliflerini 31 Temmuz’a kadar DT֒ne sunması konusunun görüşülmesi öngörülmüş. Temmuz’un ikinci haftası yani 10 Temmuz ve sonrasında ise hizmetler alanının bir başka salkımı görüşülecek: belli GATS sektörleri : enerji, finans, telekom, deniz taşımacılığı, posta hizmetleri, çevre ve diğerleri. Yine 10 Temmuz’da GATS’a bağlı ulusal düzeydeki düzenlemelerle (domestic regulations) ilgili ilk taslak metnin hizmetler konseyine sunulması planlanıyor. Bu taslak metin üzerinden başlayacak görüşmelerin de Temmuz ayı sonuna kadar tamamlanması ihtimali söz konusu. Eğer bu başarılamazsa, taslak görüşmeleri Eylül’e sarkacak (Five Danger Signs: The GATS assault on sovereignity and democracy, Trade Observatory IATP, 29 June 2006)

Afrika Metal İşçileri Sendikası'nın NAMA uyarısı: Afrika Metal İşçileri Sendikası, Doha Kalkınma Raundu’nda karar altına alınan NAMA anlaşmasının başta gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere işçi ücretleri ve istihdamını muazzam bir baskı altına alacağını, bu durumun ise gelişmiş kapitalist ülkeler de dahil bütün dünya işçileri üzerinde genel bir baskıya dönüşeceğini duyurdu. Angola, Malawi, Mauritius, Mozambik, Namibia, Güney Afrika, Swaziland, Zambia ve Zimbabwe metal sendikalarının imzası ile yayınlanan bildiride sendikalar özellikle gelişmiş ülkelerin emek örgütlerini devam eden DTÖ/NAMA müzakerelerine müdahale etmeye, direniş göstermeye çağırdı. Bildiride, Kuzey, güney ayırımı yapılmaksızın tüm dünya işçilerinin ve örgütlerinin ortak bir mücadele örgütlemesinin kaçınılmaz olduğunun altı çizildi. Afrika bildirisi, IMF’nin 27 Haziranda düzenlediği Ticaret, İstihdam ve Kalkınma seminerinde oy birliği ile kabul edildi (IMF NewsBriefs No.10, June 29, 2006, pp.3-4).

Avustralya'da yeni İş Kanunu Tasarısı Protestoları:  300.000 Avustralya’lı işçi, 26 Haziran günü Melbourne, Sydney, Perth, Brisbane, Launceston, Adelaide ve Darwin kentlerinde eş anlı olarak düzenledikleri protesto eylemleriyle yeni çalışma yasasını protesto etti. Ücretlerden, çalışma koşulları ve kıdem tazminatı hakkına kadar pek çok kazanılmış hakkı yok eden ya da en alt düzeye indiren yeni yasaya göre, ücretli izin sırasında ödenen ücretler %64 oranında, fazla mesai ücreti %63 oranında, vardiya ücretleri %52 oranında, resmi tatillerde izin yapma hakkı %40 oranında ve işçileri koruma amacıyla getirilen tüm çalışma koşullarında ortalama olarak %16 oranında geriletiliyor. Avustralya işçi sınıfının karşı karşıya bulunduğu saldırı bunlarla da sınırlı değil. Mecliste bekleyen ikinci taslakla, sözleşmeli işçilerin ücret düzeylerinin düşürülmesi, emeklilik ve kıdem tazminatı hakları da dahil olmak üzere pek çok kazanılmış hakkın tümüyle ortadan kaldırılmasının hedeflendiği belirtiliyor (IMF NewsBriefs No.10, June 29, 2006, pp.3).