yaziust2.gif (2594 bytes)


Çok Taraflı Yatırım Düzenlemesi Gelişim Süreci


OECD bünyesinde 1995 yılında başlayan “Çok Taraflı Yatırım anlaşması” (MAI) müzakereleri OECD içinden de gelen tepkilerle ilgi Dünya Ticaret Örgütü (WTO)’ne kaymıştır. 1996’dan beri DTÖ platformunda devam eden çalışmayla 2000 yılında başlayacak yeni müzakere turunda yatırımlara yönelik çok taraflı düzenlemelerin başlatılması hedeflenmektedir.

DTÖ bünyesindeki tartışmalarda taraflar şöyle sıralanabilir:

  1. Özellikle başını Hindistan, Pakistan, Mısır ve ASEAN grubunun çektiği az gelişmiş ülkeler bu düzenlemenin sermaye ihraç eden ülkeler lehine olacağından karşı çıkmaktadır.
  2. AB ülkeleri başta olmak üzere Japonya, İsviçre ve Kanada bu anlaşmanın DTÖ bünyesinde müzakere edilmesinden yana. Bu açıdan OECD bünyesinde gizli olarak yürütülen görüşmelerin sivil çabalarla (!)sızdırılması pek manidardır.
  3. ABD anlaşmanın DTÖ bünyesinde görüşülmesine karşı çıkıyor. Bunun yerine çok taraflı yatırım düzenlemelerine yardımcı bazı adımların mevcut DTÖ araçlarında yapılacak revizyonla yapılmasından yana.
  4. Buraya kadar sayılan ülkeler gerek karşı çıkanlar olsun gerekse anlaşmanın biçimine ilişkin kendi önceliklerini ortaya koyanlar olsun nesnel konumlarıyla uyumlu tavırlar almışken üçüncü bir grup ülke ise tersini yapmıştır. Brezilya, Güney Kore, Türkiye gibi ülkeler uluslararası yatırımlar konusunda gelişkin kapitalist ülkelerle aynı standartları kabul yarışına girmiş gözüküyorlar.

ÇTYA nedir?

Dünya Ticaret Örgütü başkanı Ruggiero Ekim 1996’da şöyle diyor: “Bugün DTÖ kuralları on yıl önce tasavvur bile edilemeyecek ölçüde standartlar, hizmetler, fikri mülkiyet, ticaretle bağlantılı yatırımlar ve bir dizi diğer ekonomik faaliyet alanını kapsamaktadır. Sığ bir entegrasyondan daha derin bir entegrasyona, daha dar bir katılımdan daha geniş bir katılıma yöneldik ve şuraya yeni bir kural, buraya yeni bir ülke eklemenin ötesine geçtik, sistemin doğasını değiştirdik. Bütünü parçaların toplamından fazla olan, iç içe geçmiş çıkarlar ve sorumluluklar ağından oluşan, bağımlılaşmış ve bölünemez bir ticaret mimarisi yarattık. Artık ayrık ulusal ekonomiler arasındaki etkileşmenin kurallarını koymuyoruz, tek bir küresel ekonominin anayasasını yapıyoruz.”

ÇTYA neler getiriyor?

  1. Ulusal devletlerle uluslararası sermaye eşitleniyor. Devletle sermaye arasında şimdiye kadar geçerli olan hiyerarşik ilişki yerini yatay ilişkiye bırakıyor.
  2. Devletin ekonomideki etkinliği önemli ölçüde azalacak, yerli sanayiyi korumak veya gelir dağılımını düzenlemek amacıyla üretim yapılamayacak ve sübvansiyon verilemeyecek.
  3. Yabancı yatırımlar karşısında haksız rekabete neden olacak adımlar atılamayacak. Mesela yerli malı haftaları düzenlenemeyecek.
  4. Yatırımcıların ve personelin yatırım yapılan ülkeye serbest girmesi ve çalışma izni alması öngörülüyor. Yöneticilerin o ülke vatandaşı olma şartı aranamayacak.
  5. Özelleştirmede altın hisse ve çalışanlara satış yasaklanıyor.
  6. Yabancı yatırımcı ev sahibi ülkenin mal ve hizmetlerini satın almak, ürettiği mal ve hizmetlerin bir bölümünü ihraç etmek ya da merkezini yatırım yaptığı ülkede tutmak zorunda olmayacak.
  7. İç savaş, toplumsal kargaşa, genel grev ve boykot gibi durumlarda devletler yabancı yatırımcıya tazminat ödemek durumunda kalacaklar.
  8. İhracat ve ithalat kotaları , çevre koruma önlemleri gibi ayrımcı uygulamalardan zarar gören şirketler Uluslararası Tahkim Kurulu’na gidip tazminat talep edebilecek. Bu durumda Türkiye Eurogold’a yüklü bir tazminat ödemeye hazır olmalı.



sayfanın başına dön