MAI NEDİR? |
||
MAI, 1995
yılından bu yana, ülkemizin de üye olduğu Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği
Teşkilatı (OECD) içerisinde geliştirilen ve Ekim 1998’de imzaya açılması
planlanan Çok Taraflı Yatırım Anlaşması’nın İngilizce adının baş harfleridir
(Multilateral Agreement on Investment). MAI’YE NASIL GELİNDİ?Ulusötesi sermaye kendi oyun alanını
genişletmek, önündeki engelleri bir bir ortadan kaldırmak ve karını daha büyük bir
hızla arttırmak için bu güne kadar çeşitli uluslararası birlik ve konsorsiyumlar
oluşturmuş ve girişimlerinin tümüne de "Küreselleşme" adını vermiştir.
MAI NELERİ KAPSIYOR?MAI’nin kapsamadığı bir alan hemen hemen
yok gibi. 200 sayfayı aşkın anlaşma metninde kullanılan terimler son derece genel.
Anlaşmanın en temel maddesi ise "Ülkelere yapılacak yabancı sermaye
yatırımlarına hiçbir şekilde yerli sermayeden daha az avantajlı olanakların
sağlanamayacağı"na ilişkin hükümdür. Ulus Devletlerin kendi düzen ve
varlığını korumaya yönelik önlemleri alması ve yasalar çıkarması halinde, eğer
bu girişimler ulusötesi şirketlerin rekabetini olumsuz etkileyecek olursa konu
uluslararası mahkemelere götürülebilecek ve Devletler ya geri adım atmak ya da
tazminat ödemek zorunda bırakılacaklardır. TÜRKİYE NE YAPIYOR?Hazine yetkilileri anlaşma metninde
Türkiye’nin 8 ayrı konuda 30 çekincesi olduğunu söylemekte. Ama bunların ne
olduğunu açıkça belirtmemekteler. Hazinenin açıklamaları incelendiğinde MAI’ye
yönelik çekincelerinin nedeni Yurtseverlik değil, "önce sermayenin önündeki
diğer engelleri de kaldırmalı, global dünyada yerimizi almalıyız" ana fikridir.
MAI TOPLUMLARI NASIL ETKİLEYECEK?Özelleştirme : Ulusötesi şirketlerin karlılıkları önündeki en büyük engelin rekabetlerini olumsuz etkileyen Devlet İşletmeleri olduğu göz önüne alınacak olursu, MAI ile birlikte özelleştirmelerin ne oranda hızlanacağı tahmin edilebilir. Toplumların önündeki en büyük problemler ise sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri ile, eğitimin özelleştirilmesi olacaktır. Ülkeye gelen herhangi bir çok uluslu özel Üniversite, Devlet Üniversitelerinin özelleştirilmesini talep edebilecek aynı olay sağlıkta da yaşanabilecektir. Enerji, Telekomünikasyon ve Madenler gibi temel sistemlerin özelleştirilmesi de bu anlaşma ile birlikte daha da hızlanacaktır.Emek : Özelleştirmenin doğal sonucu olan işsizlik ve yoksullaşmaya ek olarak, tüm ülkelerdeki sendika yasaları veya asgari ücret yasaları, kar önündeki engeller olarak gösterilebilecek ve bu yasalarda değişikliğe gidilmesi istenebilecektir. Ayrıca, halen Türk Hukuk mevzuatında bulunan yabancı sermaye girişi için gerekli olan koşullar MAI sonrasında aranamayacak ve şirketlerin ülkeye teknoloji getirip, getirmediği ya da istihdam yaratıp, yaratmadığına bakılmaksızın gelişine izin verilecektir. Bu kapsamda ve özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yoksul kesimleri ve emek cephesinin sorunları daha da ağırlaşacaktır. Çevre : Kuralsız ve kısıtsız özelleştirme uygulamaları sonucunda sermayeye geçecek olan kamusal değerler, en tehlikeli üretim yöntemlerine sahne olacak, gerek doğal çevre ve bitki örtüsü gerekse insan yaşamı büyük bir tehlike içerisine girecektir. Eurogold Şirketine karşı yıllardır Bergama’da sürdürülen mücadele benzeri çabalar bir suç olarak değerlendirilebilecektir. Eurogold ve benzeri şirketlerin üretimi Devlet tarafından durdurulursa, MIGA’dan dolayı şirketler Devletten tazminat talep edebileceklerdir. Kültür - Sanat : Anlaşmada tanımlanan "yatırım" kelimesi, telif ve patent haklarının da dahil olduğu, tüm sanatsal faaliyetleri kapsamı içine aldığından, bu alanda hizmet verenler de "MAI kurbanları" saflarına katılacaklardır. Bankacılık - Finans : Finans sermayesinin ülkeye girişi önündeki tüm sınırlamalar kaldırılacağı için tüm dünya yeni Asya Krizlerine açık hale getirilecek, bu yolla da spekülatörlerin istediği kazanç kapıları ardına kadar açılırken, toplumun emekçi ve yoksul kesimleri her zaman olduğu gibi bu krizlerin bedelini ödeyenler olacaklardır. Tüketiciler : Devletin asli görevleri arasında olan toplum sağlığını koruma ilkesi doğrultusunda yapılan ve yapılması gereken tüm denetimler de "KAR" amacı ile çeliştiğinden durdurulabilecek ve hatta tüketicileri koruma amaçlı fiyat istikrar kontrolleri bile terk edilebilecektir. |
||
|
||
| sayfanın başına dön |