mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu


Emperyalistlerin CANCUN Planı!

H.Hüseyin Kırmızıtoprak-TABLO- Evrensel 4 Eylül 2003

Geçen hafta, “Dubai’de küresel saldırı toplantısı” başlıklı yazımda, emperyalistlerin saldırılarını gerçekleştirmek için içinde bulunduğu faaliyetleri kısaca yazmaya çalışmıştım. Aynı yazımda; kısaca atıfta bulunarak, 10-14 Eylül 2003 tarihlerinde Meksika’nın Cancun kentinde bir zirvenin daha yapılacağına değinmiştim. Önümüzdeki hafta yapılması hazırlıklarının sürdüğü “Cancun zirvesi”nde nelerin konuşulacağı, kimlerin “başına çorap örüleceğini” tahmin etmek zor olmasa gerek.
     DİSK, 23.08.2003 tarihinde İstanbul’da , “DT֒nün Cancun Planı ve Çalışanlar Üzerindeki Etkileri” konulu bir bilgilendirme toplantısı düzenledi. Konuşmacılar ise, Türkiye Mai ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu Sözcüsü ve DİSK Dış İlişkiler Uzmanı Gaye Yılmaz, İstanbul Eczacılar Odası Başkanı Zafer Kaplan, Almanya IG Metal Sendikası yöneticisi Klaus Priegnitz ve Hindistan Ekonomik ve Ekolojik Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Dr. Vandana Shiva idi. Konuşmacılardan en çok ilgimi çeken, “küreselleşmenin ehlileştirilmesi” gerektiği düşüncesini ortaya atan Almanya IG Metal Sendikası yöneticisi Klaus Priegnitz oldu. Bir işçi sendikası temsilcisinin, emek düşmanı olan emperyalizmi kabullenme anlamına gelen bir önermede bulunması, işçi sendikalarının geldiği noktayı ortaya koyar nitelikteydi. Uluslararası alanda tanınmış eylemci Dr. Vandana Shiva ise; DTÖ ve Dünya Bankası politikalarından örnekler vererek, Tarımda Liberalizasyon Anlaşması’nın (AoA) gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçilerin giderek yoksullaşmasına yol açacağını, bu gidişle bundan 20 yıl sonra dünyada büyük bir açlığın başlayacağını kaydetti. Bugün için, tahıl türlerinde genetik tohum devleri ve tekelleri, tohum girdilerini tam denetim altında tutarak ticaret alanında devlet desteklerinin dünya ürün fiyatlarını baskıladığına da değindi.

    Gaye Yılmaz ise, GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması)’na değinerek, bu anlaşmaya imza koyan ülkelerin, hizmet sektörlerini kuralsızlaştırma ve “piyasaya” açma taahhüdü vermiş olduğunu hatırlatarak, böylesi bir taahhüdün işçilere, emekçilere ve halka büyük zararları olacağını anlattı. Zafer Kaplan da, uluslararası ilaç tekellerinin patentleme politikalarına değindi.
    Bu toplantının yapılacağı Meksika’nın yaşadıkları, diğer gelişmekte(!) olan veya sömürülen yoksul ülkelerden farklı değil. Meksikanın başına gelenleri ve içinde bulunduğu durumu, Mary Jordan ve Kevin Sullivan isimli iki gazeteci, 22 Mart 2003 tarihli The Washington Post gazetesinde yazdıkları makalede dikkat çekici bir biçimde ortaya koymuşlar:(*) ‘’1994 yılında NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) imzalanırken milyonlarca Meksikalıya artık bir yoksul ülke yurttaşı olmaktan kurtulacakları söylenmiş. Fakat anlaşmanın 9. yılına gelindiğinde, bugün, ülkedeki yoksulluk daha da artmış ve şu anda ülkedeki yoksulların toplam nüfusa oranı yine aynı, yani yüzde 50 civarında olmasına rağmen, çok hızlı nüfus artışı dolayısıyla yoksul insan sayısı 100 milyona dayanmış. Hatta Meksika Devlet Bakanı Vincente Fox’un 2003 Mart ortasında yaptığı açıklamaya göre, ülkede 54 milyon insan en temel gereksinimlerini bile karşılayamadan, açlık sınırının da altında yaşamaya çalışıyor. Fakat, aradan geçen 9 yıllık sürede garip bir şey oluyor ve Meksika ekonomisi 600 milyar dolar ile dünyanın en büyük 9. ekonomisi haline geliyor; ülkenin ticaret kapasitesi 9 yıl içinde 3 katına çıkıyor ve bu büyüklükle Meksika bir anda kendisini İngiltere, Güney Kore, İspanya gibi daha gelişmiş büyük ülkelerin önünde buluveriyor. Meksika petrol şirketi Pernex, dünyanın en büyük petrol şirketleri arasına giriyor, Los Cabos’tan Cancun’a kadar ülkenin tüm sahilleri yılda 20 milyondan fazla turist çekiyor ve dünya şu sorunun yanıtını aramaya başlıyor: ‘Meksika paradoksu nedir? Meksika bu kadar avantajlı bir hale geldiği halde, ülkedeki yoksul sayısı neden daha da arttı?’

       Tayyip Erdoğan’ın, 3 Kasım sonrası ABD’yi ziyaretinde, abisi Bush’a; “Bizi AB’ye almazlar ise siz, bizi NAFTA’ya alın” dediği anlaşmanın Meksika’ya yaşattığı sonuçlar ortada!

      Bugüne kadar halktan gizli imzalanan uluslararası anlaşmalardan biri olan GATS’ın da ele alınacağı Cancun’da, yeni saldırıların planlanacağı açıktır. Bu saldırılara karşı dünyanın birçok ülkesinde emekçiler ve küreselleşme karşıtları çeşitli eylemlilikler haftası düzenlemektedir. Meksika, Avusturya, Almanya, Kore, Filipinler ve Endenozya bunlardan birkaçı. Ya Türkiye ?

 

(*) DİSK’in 23.08.2003 tarihli toplantı çağrı metnindeki alıntı.