mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

Sermayenin yeni hedefi: Birleşik Metal-İş

Y.Doç.Dr.Özgür Müftüoğlu - Evrensel Gazetesi - 19 Mart 2004

omuftuoglu@msn.com

 

Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın 2003 yılının son günlerinde yapılan genel kurulunda yirmi yılı aşkın süredir Türkiye’de geçerli olan, “uzlaşmacı” sendikacılık anlayışını reddeden ve sınıf perspektifi içinde “mücadeleci” sendikacılığı benimseyen bir yönetim göreve geldi. Birleşik Metal’deki bu yönetim değişimi, sendikalardan beklentileri neredeyse tamamen yok olan Türkiye işçi sınıfı hareketi için “umut” oldu.

Ancak, yıllardır “sosyal diyalog” masalı ile oyalanan “uzlaşmacı” sendikalara alışmış olan sermayenin ve siyasi iktidarın bu değişimi öyle kolay kolay kabullenmesi, elbette ki beklenemezdi. Gerçi bu değişimi başarmış olan Birleşik Metal, Türkiye’deki tüm sendikal yapıyı değiştirecek kadar büyük bir sendika değildi. Ama yine de bu sendikadaki uyanışın, tüm emekçilere sirayet etmesi kuvvetli bir olasılıktı. O halde “yılanın başı” büyümeden ezilmeliydi.

Birleşik Metal’deki bu değişim, sadece sermaye ve onun temsilcileri için değil, emekçinin temsilcisi olmaktan çok, emekçilerin sömürü düzenine karşı tepkilerini yatıştırma (tampon) görevi üstlenen sendika ağaları için de kabul edilemezdi. Zira onlar, yıllardır başka türlü bir sendika olamayacağını söyledikleri işçilerin sırtından koca bir saltanat kurmuşlardı. “Sınıf”, “mücadele” söylemini dillendiren bu sendika başarılı olursa, tüm gerçekler ortaya çıkacak ve saltanat yıkılacaktı.

Birleşik Metal’deki bu değişimin üzerinden henüz iki buçuk ay geçmiştir ki, yıllardır kol kola olmuş sermaye ve sendika ağaları, “yılanın başını” ezmek için harekete geçmişlerdir. Hedef: Birleşik Metal’i en uzun süredir örgütlü bulunduğu ve üye sayısının en fazla olduğu işyerlerinden birinde yenilgiye uğratmaktır. Böylelikle, sınıf sendikacılığını savunmak, emekçiye “umut” olmak ne demekmiş dünya âleme gösterilecektir.

Birleşik Metal yönetimine ve onları yönetime getiren Birleşik Metal üyelerine ders vermek için seçilen işyeri, Birleşik Metal’in örgütlülüğünün 1970’li yılların ortalarına yani, Maden-İş dönemine kadar uzandığı, Çolakoğlu Metal Fabrikası’dır. Çolakoğlu işvereni, geçtiğimiz hafta işyerine noter getirmiş ve işten çıkartma ile tehdit ettiği yaklaşık 750 Birleşik Metal üyesini, sendikalarından istifa ettirerek, Türk Metal Sendikası’na üye olmaya zorlamıştır. Bu sırada, Türk Metal’in getirdiği çok sayıda kişi ile çevik kuvvet polisleri, fabrika önüne yığılmışlar ve Eylül 2004’e kadar toplusözleşme yetkisine sahip olan Birleşik Metal’in temsilcilerinin fabrikaya girmesini engellemişlerdir. Ayrıca, işçilerin sendikalarından istifa ettirilmeleri ve Türk Metal’e üye yapılmaları sırasında fabrikada bulunan bazı Türk Metal Sendikası yetkililerinin araçlarında silah ve sopalar bulunmuştur (Evrensel,14.03.2004).

İşveren, fabrikasındaki işçilerin başka bir sendikaya geçmesi için sermayeden gelen gücünü, işçiyi işten çıkartma tehdidi ile ortaya koymuştur. Türk Metal, işveren ile işbirliği içinde işçilere yönelik fiili güç tehdidinde bulunmuş, devlet ise kolluk güçlerini fabrikaya yığarak bu tabloyu tamamlamıştır.

Sermaye her zaman olduğu gibi bu olayda da yasa tanımazlığını göstermiş ve işçilerin sendikaya üye olma ve sendikadan ayrılma özgürlüğünü çiğnemiştir. Bir “sendika” ise işverenin bu tavrına ortak olarak, işverenin kendisine yönelik teveccühünde ne kadar haklı olduğunu ispat etmiştir.

Birleşik Metal ve onun gibi işçi sınıfının hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için mücadele eden tüm sendikalar, bu ve bunun gibi saldırılara her zaman maruz kalacaklardır. Bu sendikaların, üzerlerindeki baskıyı aşmaları ve emekçiler için “umut” olmayı sürdürmeleri, tüm emekçilerin ve emekten yana olan tüm kesimlerin desteğine bağlıdır. Bunların başında da sermayeden ve siyasi iktidardan bağımsız olduğunu iddia eden sendikalar gelmektedir.