mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu


Balya'dan Bergama'ya Zehirli Dolar Denizi

Prof.Dr.Türkel Minibaş-GÖZUCUYLA Cumhuriyet 1 Eylül 2003

turkmini@superonline.com

Necati Karaman 25 yaşındaydı. Bergama'daki Newmont'un işlettiği altın madeninde çalışırken akciğer kanseri oldu ve... 28 Ağustos Perşembe günü öldü.

Ölümü Cumhuriyet dışında hiçbir gazetede yer bulamadı. Tarım alanları, milli park, orman, zeytinlik, su havzaları, mera ve SİT alanlarını ÇED Yönetmeliği ve Koruma Kuralları'nı by-pass yaparak ulusötesi maden şirketlerine açan 1/360 No'lu Maden Yasa Tasarısı gündemdeyken zaten aksi düşünülemezdi.

Zira, N. K'nin ölüm biçimi:

* Gelen yabancı maden sermayesinin insan ve çevre faktörüne öncelik tanımadığı, etkin ve yansız denetlenmediği sürece kalkınmayı negatif etkileyeceğini!

* Madende çalışmanın doğurduğu hastalıkların yanı sıra; maden atıklarının havaya, suya ve yiyeceklere karışmasıyla ortaya çıkan kanser ve türevleriyle ulusötesi firmaların yeni gözdesi sağlık ve sosyal güvenlik sektörlerine talep yarattığını!

* Dolayısıyla, madenlerin ülke kalkınmasındaki yerinin sadece çıkarılan, işlenen, ihraç edilen maden miktarıyla ve yabancı sermaye yatırımlarıyla sınırlı olmadığını!

ortaya koydu.

Gelin görün ki, bizim gibi azgelişmiş ülkelere gelen yabancı maden sermayesi genellikle çalışma izinlerini tamamlamadan faaliyete geçmektedir. İnşaat ruhsatı, işyeri açma izni, atık deposu ruhsatı, inşaat yapı kullanma izni gibi belgeleri sağlamadan faaliyete geçilmesi her nedense ekonomistlerin ilgi sahasına girememektedir. Bu durum firmanın üretim, mali ve çevre alanında denetlenmesini zorlaştırırken... Firma da mali ve kurumsal çıkarları doğrultusunda yasal düzenlemeler için lobi yapmaktadır!

Bu çarpıklığın en somut örneklerinden biri Newmont'un Bergama'daki altın işletmesiyle, bir diğeri de Edremit Körfezi'ndeki diğer 62 maden bölgesinin geleceğini göstermesi açısından Balya'daki eski simli kurşun madenidir.

Zehirli atık okulu: Balya

Balıkesir'in 2500 nüfuslu bu küçücük ilçesi antik çağlardan beri gümüş, kurşun, çinko madenleriyle yabancı şirketlerin gözdesi olmuş. Bugünse kadmiyum, arsenik, kurşun, çinko gibi ağır metal atıklarıyla dolu 4 milyon tonluk bir atık denizi!

Bu nedenle de Balya, insan ve çevrenin birlikte yok edilişinin okulu.

Fransızların 1878'den 1940'a 400 bin ton kurşun çıkarıp Fransa'ya yolladığı 60 yıl boyunca onlar da Bergamalılar gibi pek fark edememiş başlarına geleni. Özellikle de dökümhane fırınlarının bacasından çıkan zehirli gazları soludukları için Fransızlardan ''duman parası koparanlar ile amelelerin ayaklanmasını önlemek için sus payı alanlar!

Gelin görün ki Balya'daki Karaaydın Madenleri AŞ'den geriye 4 milyon ton atığın yok ettiği bir ilçe kalmış. Hem de sorunu Türkiye geneline yayarak. Zira, Fransızların ilçenin kenarından geçen dereye ve kenarlarına depoladıkları atıklar Kocadere yolu ile Manyas Gölü'ne akmıştır. Buna rağmen Manyas Gölü ile Balya arasında Manyas Barajı inşa edilmiştir ve önümüzdeki yıl su tutmaya bırakılacaktır.

Manyas Barajı hem elektrik üretimi hem de sulama amaçlı kullanılacağına göre Necati Karaman örneklerine en kısa zamanda yenileri katılacaktır.

İnanmayanların Balya Belediye Başkanı Zekai Bayram'ın 1.7.2003 tarihli Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere yolladığı mektuplara ve İTÜ'nün Prof. Dr. Atilla Aykol başkanlığında yürüttüğü proje raporlarına bakması yeterli.