mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu



Şaibeli Bir İhale Sürecinde;
Nükleer Santral Pazarlamacılığı
ve 'Bilimadamı Ahlakı' !

Arif Künar

Elektrik Mühendisleri Odası ve DPT 8. BYKP Nükleer Enerji Komisyon Üyesii


Medyada ve konuyla ilgili bilgili/ilgili bürokrat, teknokrat ve uzmanlarca da şaibeli olduğu artık açıkça dile getirilen, Akkuyu Nükleer Santral İhalesine ilişkin çok çarpıcı gelişmeler yaşanıyor. Nükleer santral kararı, bir yanda siyasi partiler arasında ve hükümetin içinde ciddi pazarlık konusu olmakta, hatta Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle de ilişkilendirilmekte, bir yandan da ihaleye katılan firmalar, lobiler ve ülkeler arasında çatışmalar yaratmaktadır. Bunlara paralel bir başka ilginç gelişme de, bu sürecin içinde yer alan nükleerci akademisyenler ve uzmanlar cephesinde yaşanmaktadır.

İTÜ Nükleer Enerji Enstitisü'nden Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu, 9 Mart 2000 tarihli Dünya Gazetesi'nde ve 12 Mart 2000 tarihli Radikal Gazetesi'nde ' Geciken Karar ' başlığıyla yayınlanan yazısında, şu an tartışmaları halen süren ve çeşitli tepkiler ve kaygılarla bir türlü sonuçlandırılamayan, belki de hiç sonuçlandırılamayacak olan Akkuyu Nükleer Santral İhalesine doğrudan müdahale etmeye çalışmaktadır. Bu yazısında, hem de kamuoyu önünde, yıllarca taşıdığı ve ardına saklandığı akademik kimliğinden tamamen sıyrılarak, ihalede kaybedeceğinden endişe duyduğu bir firma için, aleni bir şekilde ihale sürecine baskı yapmaktadır.

Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu, daha önceleri de hiç de masumane 'akademik' kaygılar taşımayan, yalnızca kişisel çıkar, ihtiras ve hırsla, her ne pahasına olursa olsun bu ülkeye bir nükleer santral kurulması için, nükleer santrale karşı çıkan kişilere karşı; kamuoyunu yanıltmak, yanlış yönlendirmek ve doğrudan 'çamur atmak' çabalarıyla kamuoyunda yeterince tanınmıştı.

Başta Elektrik Mühendisleri Odası olmak üzere, Nükleer Karşıtı Platform, Greenpeace ve nükleer santrallere karşı çıkan bütün güzel insanlara, hiçbir lobiyle çıkar ilişkisine girmeyen çevrecilere, direnen yöre köylülerine karşı saldırgan bir üslup sürdüren Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu, bu tavrını sadece çevrecilere değil, kendi lobisi dışındaki herkese, nükleer uzmanlara da fırsat buldukça göstermektedir. Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu'nun ; 'Nükleer santral ihalesi bu kadro ile olmaz! ', ' Yıllar boyu yapılan siyasi atamalar sonucunda TAEK artık İşlemez ve ülkeye yarar sağlayamaz bir duruma gelmek üzeredir.', 'TEAŞ'da nükleer konularla ilgilenmekle görevli grup mesleki ve nükleer konulardaki bilgileri göz önüne alındığında fevkalade yetersiz oldukları görülür. Bu kadro ile nükleer santral ihalesi yapılması zor ve tehlikelidir' gibi iddiaları var. (Elektrik&Elektronik Dergisi, Mart 1999 sayısı). En son 12 Mart 2000 tarihli Radikal Gazetesi'nde yer alan yazısında; ' Bu sıralamayı yapanların genç ve deneyimsiz olduğu, devlet memuru olmaları nedeniyle üstlerinin baskısı altında kalma olasılıklarının olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. TEAŞ üst yönetiminin nükleer konularda bilgisiz ve deneyimsiz olmaları hatta, yöneticilerin ve yönetim kurulu üyelerinin bazılarının teknik eğitim dahi almamış olmaları, büyük sorunlar doğurabilir. Bu nedenle konu uzmanı ve bağımsız olan danışmaların raporları dikkate alınmalıdır.' görüşünü yinelemektedir.

Bu konudaki görüşlerini sorduğumuz TEAŞ ve Nükleer Santraller Dairesi yetkilileri; aslında bu iddiaları ileri süren Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu'nun adeta ihaleye katılan bir nükleer santral firmasının pazarlamacısı gibi davrandığını, TEAŞ'a danışman olabilmek için çok uğraştığını, fakat TEAŞ Nükleer Santraller Dairesi yetkililerinin Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu'nu yetkin görmediklerini ve hiçbir nükleer santral tecrübesi olmadığı için faydalı olamayacağı düşündüklerini, bu nedenle danışmanlık teklifini kabul etmediklerini söylemekte ve Hocanın da bu yüzden, kendilerini karalamaya çalıştığını ifade etmektedirler.

Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu'nun 'bağımsız olan danışmanlar' diye lanse ettiği Enerji Bakanlığı Danışmanı Prof. Dr. Ahmet Bayülken ve TEAŞ'ın Danışmanı Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre ile STV ve Aksiyon Dergisi'ndeki röportajlarında, çeşitli gazetelerde yazdığı yazılarda TEAŞ'a hariçten Fahri Danışmanlık! yapan Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu'nun akademisyen kimlikleri altında; ihaleye giren ve bütün dünyada hukuki, ahlaki ve teknik geçmişi pek parlak olmayan bir nükleer santral firmasının savunuculuğundan da öteye geçen bu yaklaşımları, öğrencileri ve ilgili kamu kurumu yetkilileri tarafından, rahatsızlık duyularak izlenmektedir. Hatta yalnızca 50 kişinin üye olduğu Nükleer Mühendisler Derneği içindeki özel bir tartışma listesinde; ' bu hocaların nükleer santraller ve yeni teknolojik gelişmeler konusunda teorik ve pratik teknik bilgilerinin yetersiz olduğu, ihaleyi angaje oldukları firma yönüne çevirmek için, çok temel ve basit konularda bile yanlış, saptırılmış bilgilerle, ihaleye müdahale ettikleri ' uzunca bir süredir hararetli bir şekilde tartışılmaktadır. En son olarak ta 13 Mart 2000 günü Bilkent Enerji Tartışmaları Listesi aracılığıyla, ihale komisyonunda yer alan üyelerce de tartışılan bu konular; sağduyulu, namuslu ve yürekli nükleer mühendisler tarafından tüm kamuoyunun bilgisine internet aracılığıyla sunulmuştur.

1983 yılında yaşanan Nükleer Santral İhalesi sürecinde de, yine aynı kişilerin, aynı senaryoları tekrarladıkları iddia edilerek ;' Bugün yine aynı zatlar aynı kafayla aynı lobicilik faaliyetleri ile Siemens (KWU)in içinde bulunduğu konsorsiyumu kaçırmak için bu gibi yalanlar ve dedikodular ile, TBMM'de dağıttıkları yalan propagandalar ile değişik parti mensubu milletvekilleri tarafından tehditler ve iftiralara maruz kalan TEAŞ yetkililerine baskılar yapıp 'NPI i baştan elemeniz gerekir' şeklinde medyada ve doğrudan tehditler ile amaçlarına ulaşmaya çalışmaktadırlar. NPI -gerçek amaçlarına ulaşırlarsa- ihaleden elenir veya çekilirse Westinghouse'a da Sinop'a git diyerek onu da ihaleden kaçırıp, AECL firmasının tek başına kalmasını sağlamayı amaçlamaktadırlar. Bu zatlardan ikisi medyadaki haberlerden dolayı deşifre olmuşturlar ( 1. Enerji Bakanlığı danışmanı Prof. Dr. Ahmet Bayülken, 2. TEAŞ Genel Müdürlüğü Danışmanı -tonton- Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre ), Radikal Gazetesi'nde yazısı çıkan Prof. Dr. Osman Kemal Kadiroğlu da kendisinin bu lobiden yana olduğunu beyan etmiştir.', ' Siz sayın Osman Kadiroğlu, Kanada nükleer santrallerini -ve tabii Almanya- ve Kore Candu'larını görmekten başka ne tecrübeniz var ki bu müşavirleri eleştiriyorsunuz? Bugüne kadar ne ürettiniz? Çok değer verdiğiniz ( nükleer mühendis diplomaları bile olmayan fizikçi) danışmanların hazırladıkları rapora itimat edin diye tavsiyelerde bulunup, nükleer enerji (yüksek) mühendisleri (sizin öğrencileriniz), inşaat mühendisleri, elektronik mühendisleri, makine mühendisleri, çevre mühendisi, konusunda deneyimli müşavirler, TAEK uzmanları, Uluslararası Atom enerjisi uzmanlarının ortak ürettikleri çalışmaya inanmayın, itimat etmeyin -ey bu gazeteyi okuyan üst düzey bürokratlar- diyerek örgütünüzü ve misyonunuzu ilan etmiş oluyorsunuz.', ' Sizden ders aldığımız yıllarda bizlere Türkiye için en uygun teknoloji Candu'dur diye öğretirdiniz.', ' Şunu herkes biliyor ki, daha önce seçilen Kore'li müşavir firma Akkuyu Şartnamesini CANDU Santrali kazansın diye ayarlamış, daha sonra zamanın müdürü sayın Baki Arıkan durumun farkına varıp düzeltmesi üzerine görevden aldırılmıştır.', ' Bu değer verdiğiniz danışmanlara gelince teknik yönden boş insanlar. Zaten bunu sayın Tolga Yarman da müteaddit defalar belirtmiş, bu tonton profesörlerin teknik yönden boş olduğunu teyit etmiştir. Bu zamanı gelince ispat edilecek sanırım. Zaten hazırladıkları rapor - ben bu raporu hiç tahmin edilemeyecek bir yerde gördüm, bir milletvekilinde- son derece gizliymiş ve hesapta Akkuyu Nükleer Santrali Değerlendirme Komisyonu'nun bu raporu görmeyeceği zannı ile hazırlanmış ( İnanın ben bile teklifleri görmediğim halde bir türbinin nasıl çalıştığını, reaktör güç kontrolünun nasıl yapıldığını, nükleer yakıtın nasıl hesaplandığını çok iyi bildiğim için, bu raporun tam bir rezalet ve cehalet örneği olduğunu söyleyebilirim. Bir de teklifleri görenlere sorulsa, herhalde ne kadar kasıtlı ve yanlış bilgi bulunduğu saymakla bitiremeyeceklerdir...)' , ' Türkiye hangi santral teknolojisini bugüne kadar transfer edebilmiş ki, nükleer santral teknolojisini transfer edebilsin? Arenada sizin gibiler varken bu mümkün mü? Teknoloji transferi herşeyden önce alıcı ülkenin altyapısına bağlı değil midir?' , ' Nitekim TAEK Başlanlığı yaptığı sırada Konya ve Isparta bölgesine getirilen nükleer atıklar hakkında 'gık'ını çıkartmayan, ancak çok sonraları issiz kalınca televizyona çıkıp olay hakkında birazcık konuşunca hemen - gizli(!) sihirli bir değnek ile - TEAŞ Genel Müdürlük danışmanı yaptırılan Ahmet Yüksel Özemre değil midir? Türk halkını atıklara ( kontrolsüzce ne yapıldıysa) sadece koltuğu için mahkum eden bir zatın şimdi yaptığı danışmanlık ne kadar sağlıklıdır? TAEK Küçükçekmece'deki 3 MWt gücündeki santrali bir emir ile 5 MWt'e çıkarttıran aynı kişi değil midir? Bu gücü yükseltirken acaba güvenlik analizi yaptırmış ve lisans verilmiş midir? Eğer verilmiş ise, o çalışmaların bugün tekrar mercek altına alınması gerekmez mi? Neyse ki TAEK Başkanlığına getirilen Prof. Dr. Yalçın Sanalan TAEK Nükleer Güvenlik Dairesine Çekmece Reaktörünün güvenlik analizlerini yaptırmış ve paldır-küldür gücü yükseltilen bu reaktör kapatılmıştır.' Bu iddialar ve şaşırtıcı tesbitler sürüp gitmektedir.

Bugüne kadar 'nükleer karşıtı' argümanları savunan, hatta içlerinden bazıları da nükleer fizikçi ve nükleer mühendis olan akademisyenlerin, nükleer santraller konusunda ilgisi ve bilgisi olmadıklarını söyleyerek, sürekli 'alaycı' ve hatta yer yer 'aşağılayıcı' bir üslupla eleştiren bu 'nükleerci akademisyenlerin!'; giderek kendilerinin tercih ettiği firma dışında seçim yapan, bütün diğer nükleer enerji taraftarı olan akademisyenleri, nükleer mühendisleri ve ilgili kurumları da hedef alan yaklaşımı; oldukça düşündürücüdür ve peşinde birçok soru işareti uyandırmaktadır. Bilim adamı etiği, sorumluluğu, şüpheciliği, araştırmacılığı ve tarafsızlığına hiç uymayan 'adı geçen bu nükleerci akademisyenlerin!', söyledikleri, empoze etmeye çalıştığı görüşler artık, bundan böyle hiçbir biçimde ve platformda 'bilimsel' kabul edilemez. Bütün bu şaibeler ve iddialar altında, Akkuyu Nükleer Santral ihalesi derhal iptal edilmelidir. İleri sürülen bütün bu iddiaların soruşturulması için; TEAŞ Yönetim Kurulu ve İhale Komisyon Üyelerini de kapsayan ihale süreci, Başbakanlık Denetleme Kurumu Uzmanları ve ihale sürecinde doğrudan/dolaylı yer almayan bağımsız, tarafsız nükleer akademisyenler tarafından acilen bir araştırma-soruşturma başlatılmalıdır.


sayfanın başına dön
[www.antimai.org] [bültenler] [haberler] [dağarcık] [yayınlar] [iletişim]