| mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu |
Hazırlayan - Sibel Karadoğan LİMTER-İŞ Uluslararası İlişkiler Uzmanı - Çalışma Grubu Üyesi Nisan 2002
|
Sendikamız, Yonca Teknik Yatırım
A.Ş. Tersanesi adlı şirkette 1999 yılında örgütlenme çalışması yürüterek
işçileri üye yapmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sendikamızın
gerekli çoğunluğu sağladığını onaylamıştır. Bunun üzerine işveren bizimle
Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmesi yapmak yerine 8 arkadaşımızın iş akdini
feshetmiş ve aynı zamanda yetkimize de itiraz etmiştir. İşten atılan işçi
arkadaşlar 60 gün boyunca işlerine geri dönmek ve sendikal örgütlenmeyi
gerçekleştirebilmek amacıyla işyeri önünde bekleme eylemi gerçekleştirdiler.
İşyerinde çalışan işçiler ise iş bırakarak ve üretimi yavaşlatarak işten
atılan arkadaşlarına destek oldular. İşverenin yaptığı itiraz; TC İstanbul 7.
İş Mahkemesi tarafından REDDEDİLMİŞTİR. Yaklaşık 2.5 yıl süren bir hukuk
mücadelesi sonucunda sendikamızın işyerinde yetkili olduğu Yargıtay 9.’uncu Hukuk
Dairesi’nin 15.10.2001 tarih ve
2001-16998/16115 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Toplu İş Sözleşme görüşmeleri 14 Aralık 2001 tarihinde başlatılmıştır. Tüm çağrılarımızı yanıtsız bırakan işveren TİS görüşmeleri yerine üyelerimizi işten atmaya başlamıştır. TİS görüşmeleri arabulucu aşamasında iken 27 Şubat 2002 Çarşamba günü iki işçi arkadaşımızı işten atmıştır. Bunun üzerine işyerinde kalan diğer işçi arkadaşlar işten atılan arkadaşlarının işlerine geri dönmesi talebini dillendirmişlerdir. Bunun üzerine 28 Şubat 2002 Perşembe günü 28 işçi daha işten atılmıştır. Atılan işçi arkadaşlar 28 Şubat’tan itibaren işe geri dönme ve sendikanın muhatap olarak kabul edilmesi talepleriyle direnişe başlamışlardır. Arabulucu sürecinin de uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine sendikamız yasal prosedür gereği 9 Nisan 2002 tarihinde GREV İLAN kararı almış ve 26 Nisan 2002 sabah saat 7.30’da da GREV UYGULANMASINA karar vermiştir.
26 Nisan 2002’de Yonca Tersanesi’nde greve başlanmıştır. Bu grevin
başarılması 32 tersanede 10 bin dolayında sendikasız, sigortasız, her türlü sosyal
güvenceden yoksun işçilerin örgütlenmesinin önünü açacak önemli bir adım
olacaktır. Grevle Dayanışma
Daha öncesinde gerçekleştirilen direnişler boyunca işverenler kendi
cephelerinden ciddi bir sınıfsal dayanışma içinde olmuşlardır. Onlarca işveren,
sendikanın Tuzla havzasına girmemesi için TEK bir işveren gibi davrandılar. Mesela
daha önce bir işverenin sendikal örgütlenmeden dolayı-üretimi durdurma ya da
yavaşlatma gibi-karşılaştığı ekonomik zararı hep birlikte diğer tersane
sahiplerince paylaşmışlardır. Ya da işverenler üretim durdurulduğunda ilgili
tersanenin siparişlerini alarak diğer tersanelerde gerçekleştirdiler. Onların
gösterdiği bu dayanışma sendikal örgütlenmenin engellenmesi içindir, ayrıca
işverenler şunu çok iyi bir şekilde bilmektedirler ki bir tersaneye sendika
girdiğinde 10 bin işçinin sendikalaşması için bir kıvılcım çakacaktır. Tersane
işçilerinin örgütlenmesi ülkemizdeki işçi sınıfının ve emekçilerin hareketine bir motivasyon ve güven katacaktır. Şimdi biz
sizleri GREV’le dayanışmaya davet ediyoruz. Gerçekleştirilecek her türlü
dayanışma onların sesini ve gücünü çoğaltacaktır. Ülkemizde sendikal haklardan
en basit insan haklarına kadar yönelen bu pervasız saldırılar seslerimizi her
cepheden birlikte çoğaltılarak durdurulacaktır. Sendikamız ile irtibat
bağlantıları: DİSK/LİMTER-İŞ
SENDİKASI Evliya Çelebi Mah. Deniz Sok. No.1 D.3 İçmeler Tuzla - İSTANBUL (İçmeler Tren İstasyonu altı) Tel.:
(0 216) 446 75 45 Fax:
(0 216) 446 75 46 E-mail: limteris@hotmail.com İşveren göndereceğiniz protesto
mektup ve faxları için İşyeri Ünvanı : Yonca
Teknik Yatırım A.Ş. İşyeri Adresi : Tersaneler Cad. G. 50 Sokak No:3 Tuzla/İstanbul İşyeri sahipleri : Şakir Yılmaztürk İşyeri telefonu : (0 216) 392 99 70 Fax : (0 216) 392 99 69 Gemi
Yapım Onarım İşkolu
Limter-İş
sendikası gemi yapım ve onarım işkolunda örgütlüdür. Gemi işkolunda, özel
tersaneler üretim ve işkolu açısından kayıt dışı ekonominin merkezlerindendir.
Özellikle Tuzla Tersaneler havzası ve Aliağa bölgesi bu konudaki temel
merkezlerdendir.
Tersaneler
kompleksi, aynı zamanda kayıt dışı istihdam merkezlerindendir. Sadece Tuzla
Tersaneler kompleksinde 10 bine yakın işçi çalışmakta, bu rakamın sadece % 10’u
kayıtlı olarak gözükmektedir. Aliağa gemi sökümünde ise 500’ye yakın işçi
çalışmaktadır ve çok büyük bir kısmı sigortasız çalışmaktadır. Özel sektör
tersanelerde üretim gerçekleşeceği zaman işçi pazarlarından işçiler taşeronlar
vasıtasıyla toplanır. Çalışma bir ay, bir yıl, ne kadar sürerse işverene ait
işletmede çalışırlar. İş bittiğinde işçiler tekrar işsizdir ve ne zaman iş
bulabilirlerse o zaman tekrar çalışmaya başlarlar. Havza’daki işçilerin % 90’ı taşeron sistemi içinde çalıştırılmaktadır. Ve taşeronda çalışan işçilerin büyük bir kısmı sigortasız çalıştırıldıklarından hiçbir sosyal güvenlik hakkından faydalanamamaktadırlar. Sigortalı olan işçilerin de büyük bir kısmının sigorta primleri eksik ödenmektedir. Bu yüzden sigortalı gözüken işçiler rahatsızlanıp hastaneye gittiklerinde tedavileri gerçekleşmemektedir. Bunun dışındaki diğer sosyal güvenlik uygulamalarından faydalanamamaktadırlar (yakacak parası, doğum, evlenme yardımı gibi). İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
Gemi işkolunda işgücü, İLO’nun ve ülkemizin yasalarında çizilen bütün çalışma yaşamına ilişkin kuralların çiğnendiği bir ortamda çalışır. Özel tersanelerde işçiler her an iş kazası ve iş cinayetleri ile karşı karşıyadır. İşçiler yaptıkları iş gereği sürekli toz, petrol atıkları ve kimyasal maddelerle karşı karşıyadır. Zararlı tozları sürekli soluduklarından akciğer rahatsızlıkları, verem ve bronşit gibi hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Çalışma alanı olan gemilerin içinde havalandırma tertibatı yoktur. Gemiler zehirli maddelerden ve atıklarından arındırılmadan onarıma çekilmektedir. Özel tersanelerde duş sistemi olmadığından işçiler zehirli maddeleri evlerine kadar götürmektedirler. Böylece tehlikeyle karşılaşan sadece işçi değil , ailesi de olmaktadır. Törpüleme ve rende sonucu yayılan diner tozlarının yarattığı rahatsızlıklar da işçiler arasında görülmektedir. Boya da çalışan işçilerde kimyasal ve petrol atıkları ve radyasyonla iç içe yaşamaktadırlar. Asbest kimyasal madde kullanımı konusundaki en korkunç örneği oluşturmaktadır. İşçiler bu öldürücü madde ile birlikte iç içe çalışmaktadır. Asbest işçilerin çalışma alanında hiçbir koruyucu önlem almaksızın bulunmaktadır. İş cinayetleri ise ayrı bir nokta. Yukarıda ifade edildiği gibi kayıt dışı istihdamdan dolayı gerçek iş cinayetleri sayısını ve iş kazasına uğrayan işçi sayısını ne bizler ne de Devletin ilgili kurumları tespit etme olanaklarına sahip, ama şunu söyleyebiliriz ki son 30 yılda 100’ün üzerinde işçi iş kazalarında hayatını yitirdi ve onlarca işçi sakatlandı. İnanılamayacak kadar basit tedbirsizliklerden dolayı. |