Belediyeler
tekellerin pençesinde
- Hizmet sektörüne yönelim sermayenin hangi ihtiyaçlarından kaynaklanıyor?
Günümüz toplumlarında ekonomik faaliyetleri tarım, sanayi ve hizmet sektörleri
olarak üç ana gruba ayırabiliriz. Bu sektörlerde yapılan üretim söz konusu ülkenin
toplam üretimini oluşturmaktadır. Toplumun gelişimi içinde bu sektörlerin herhangi
birinde yapılan üretim, nisbi olarak artmakta ya da azalmaktadır. 1960’lardan
başlayan süreçte, hizmet üretimi sanayi üretim değerinin önüne geçerek toplam
üretimin en önemli bileşeni durumuna gelmiştir. Bu değişimin temel nedeni üretim
teknolojilerinin gelişmesine koşut olarak sanayi üretiminin ve buna bağlı olarak
sanayi ürünleri satış, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinin artışıdır.
Bu nedenle hizmet sektörünün önem kazanmasını gelişmiş ekonomilerde sanayi
sermayesinin pazar genişlemesine olan gereksinimi içinde değerlendirmek gerekir.
Gelişmiş ekonomilerde özellikle tüketim malları sanayi üretiminde, toplumsal refah
koşullarında büyük bir gelişme yaşanmış olması hizmet sektörünün gelişimine
ivme kazandırmıştır. Gelişmiş ekonomilerde sanayi ve üretim teknolojilerindeki
gelişmenin yeni pazarlara olan gereksinimi, küreselleşmenin de temelini
oluşturmaktadır. Sermayenin serbest dolaşımı önündeki ulusal engellerin
kaldırılması süreci olarak küreselleşme, hizmet sektörünün son dönemdeki
gelişimine ışık tutmaktadır. Örneğin 1999 yılında mal ticareti 5.460 trilyon
dolar iken hizmet ticareti 1.340 trilyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Hizmet
sektöründe üzerinde durulması gereken önemli bir konu da özel sektör eliyle
üretilen hizmetlerle kamu sektörü eliyle üretilen hizmetler arasındaki ayrımdır.
Özellikle 20. yüzyıldaki II. Paylaşım Savaşı sonrasında gelişmiş kapitalist
ekonomilerde kamu hizmetlerinin büyük bir gelişme gösterdiği görülmektedir. Az
gelişmiş ülkeler de, bu gelişmeden etkilenmiş ve kendi olanakları ölçüsünde kamu
hizmetlerini geliştirme arayışında olmuşlardır. Bu süreçte kamusal hizmet
örgütlenmelerinin geliştiği görülmektedir. Temel kamu hizmetlerini yurttaşlara ya
bedava ya da belirli bir bedel ile vermeye dönük kamu hizmeti yaklaşımı, kapitalist
metropol ülkelerde ortaya çıkan krizden kamu maliyesinin de etkilenmesiyle erozyona
uğramıştır. Süreç içerisinde sermayenin kamu hizmetlerine talip olmasıyla bu
alanda da dev tekeller oluşmuştur. Kısıtlı kaynakları ile kamu hizmeti vermeye
çalışan gelişmekte olan ülkeler, küresel ekonomiye yön veren güçler eliyle
ekonomide yeni-liberal siyasetle yeni-sağcı politikalara yönlendirilmiştir.
Günümüzde kamu hizmeti veren kuruluşlar adım adım ortadan kaldırılmaya
çalışılmaktadır. Büyük mali açmazlarla yüzyüze getirilen bu ülkelerde kamu
hizmetlerinin piyasaya açılması süreci hızla ilerlemektedir. Bu nedenlerle
karşımızdaki güncel olgu kamu hizmetlerinin küresel şirketlerin sömürü çarkı
içine alınmasıdır. Süreç temel kamu hizmetleri alanının küresel piyasa işleyişi
içine sokulması; toplumların yoksul kesimlerinin, emekçi kesimlerin bu hizmetlerden
giderek daha az yararlanacak olması anlamını taşımaktadır.
- Belediye hizmetlerine GATS’ın ne gibi etkileri olacak?
GATS ile belediye hizmetleri tümüyle piyasaya açılmış olacaktır. Piyasaya
açılmayı burada küresel piyasaya açılma olarak anlamak daha doğrudur. Çünkü, su
ve çöp hizmetlerinde küresel dev şirketlerin varlığı bilinen bir gerçektir. GATS
yükümlülükleri dikkate alındığında, bu hizmetlerin başlıca taliplerinin küresel
şirketler olacağı ve bunlara herhangi bir engel konulamayacağı açıkça
görülmektedir. Belediye hizmetleri alanının küresel şirketlerin kâr alanına
dönüşmesi, hizmetlerin pahalanması ilk anda ortaya çıkacak etkilerdir. Diğer bir
sonuç katı atık bertarafında küresel şirket egemenliğinin insan ve çevre
sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri olarak karşımıza çıkacaktır. Bu
şirketlerin denetiminde yine GATS’ın engelleyici hükümleri nedeniyle yaşanacak
sorunları ve özellikle tehlikeli atıkların bertarafının yaratacağı sorunları
büyük olasılıkla yaşayacağız. Gelişmiş ülkelerde çevre duyarlılığı
nedeniyle yok edilemeyen tehlikeli atıkların, bu şirketler eliyle gelişmekte olan
ülke topraklarında bertarafının önü de açılmış olacaktır.
Belediye hizmetlerinin küresel şirketlerin rekabetine açılması, bu hizmetlerde
istihdam koşullarını da doğrudan etkileyecektir. Kamu istihdamının büyük oranda
daralması, küresel şirketlerin yanı sıra irili ufaklı birçok taşeron firmanın
sektöre girmesi, sigortasız çalışmanın yaygınlaşması, işçilerin sağlıksız
çalışma ortamlarıyla yüz yüze kalması ve sendikasız çalışma, sürecin
önümüze koyduğu ciddi risklerdir. Belediye hizmetlerinde liberalizasyon, diğer bir
boyutuyla, yerel halkın belediye kurumunu ve üretilen hizmetleri denetleme
olanaklarının ve demokratik sürecin zayıflaması ile belediyelerin yerel ihale
trafiğini yöneten kurumlar haline gelmesi anlamını taşımaktadır. Sonuçta yerel
kamu hizmetleri küresel piyasaya eklemlenmiş olacaktır.
Türkiye’de, aslında bu yöndeki süreç GATS’dan önce başlamıştır. Bugünkü
gelişmelerin yolu Dünya Bankası politikaları ile 1980’lerin başında
atılmıştır. Örneğin, İSKİ Kanunu ile su ve kanal hizmetleri belediyeden ayrılarak
bağımsız bütçeli idareler oluşturulmuştur. Büyükşehir Belediye Kanunu ile bu
idareler tüm büyükşehirlere yaygınlaştırılmıştır. İkinci aşama su ve kanal
idarelerinin, hizmetleri imtiyaz devri ile özelleştirmeleridir. Buna örnek olarak
Antalya’da su hizmetlerinin 10 yıl süreli olarak Fransız çokuluslu şirketi
Lyonnaise des Eaux’a verilmesidir. Dünya Bankası bu proje için 100 milyon dolar kredi
vermiş ve ihalenin uluslararası olmasını şart koşmuştur. Üçüncü aşama küçük
ölçekli belediyelerin hizmetleri birlikte yapmalarına olanak tanıyan yerel yönetim
birlikleri eliyle su atıksu ve çöp hizmetlerinin küresel piyasaya açılmasıdır.
- GATS’daki “karşılıklılık esası”na göre, Türkiye’deki hizmet
sektörünün şansı var mı?
Şu anki koşullarda Türkiye’deki hizmet sektörünün dışarıya açılma
olanaklarının çok kısıtlı olduğunu söyleyebiliriz. Genel olarak hizmet üreten ve
piyasaya hakim olan şirketler ya yabancı şirketler ya da onların yerli ortağı ve
acentası durumundaki şirketlerdir. Hizmet sektörlerinde sermaye gücü ve teknolojik
olanaklar belirleyici önemdedir. Bu sektörlerdeki mücadele küresel şirketler
arasında sürmektedir. Aynı olgu kamu hizmetleri alanında da geçerlidir. Kamu
hizmetlerinin liberalizasyonu ile birlikte gerek sağlık sektöründe gerekse belediye
hizmetlerinde karşımıza çıkacak olgu uluslararası şirketler olacaktır.
- Eğitimden sağlığa birçok sektörde yine GATS adı telaffuz edilmeden
liberalizasyon söz konusu. Bunun tekrardan bir anlaşma şeklinde karşımıza
çıkmasının anlamı nedir?
GATS, küreselleşme sürecinde yeni bir döneme işaret etmektedir. Yenilik kapitalizmin
küresel ve yerel düzeyde yeniden yapılanmasıdır. Bugüne kadar yeni-liberalizmin
devlete, kamusal hizmetlere ve küresel nizama ilişkin bölük pörçük
yaklaşımlarının bütünsel bir çerçeveye oturtulması ve pratiğe geçirilmesi söz
konusudur. Birkaç yıl öncesinden 21. yüzyılı küreselleşme ve yerelleşme ikiz
süreçlerinin çağı olarak ilan eden Dünya Bankası, küresel piyasa işleyişi
yaklaşımı çerçevesinde küresel nizamın IMF, DB ve Dünya Ticaret Örgütü
tarafından sağlanması, devletlerin bu süreçteki işlevlerinin küresel kapitalizm
düzeninin yerel düzeyde güvenceye alınması ile sınırlanması ve üzerlerindeki
sosyal görevleri yerel kamu otoritelerine devretmeleri gereğini dile getirmiştir. Bu
sürecin kimi çevrelerce demokratikleşme olarak sunulması kandırmaca; kimi sol
çevrelerce böyle algılanması ise sürecin kavranmaması olarak değerlendirilmelidir.
GATS öncesinden kamu hizmetlerinde liberalizasyonun başladığı bir gerçektir.
Belediye hizmetlerinde ülkemizde yaşanan süreç bu durumun somut bir göstergesidir.
Ama süreç, kapitalizmin gereksinimleri açısından değerlendirildiğinde, GATS’ın
gereksizliği gibi bir durum söz konusu değildir. GATS, hizmet liberalizasyonunda
anlaşmaya taraf olan ülke hükümetlerini devreden çıkarmakta; liberalizasyondan geri
dönüşü olanaksızlaştırmakta, hükümetlerin yabancı şirketlere ayrımcı
davranmasını engellemekte, uyuşmazlıklarda ulusal kuralları geçersizleştirmektedir.
Bu niteliğiyle, küresel piyasada küresel ölçekte iş yapan şirketler arasındaki
rekabeti kurallara bağlamakta ve bu şirketlerin yerel piyasalara engelsiz girmesini
güvence altına almaktadır.
- B İ T T İ - |