mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

 

Çalışma Grubu Bültenlerinde GATS

4 (Bülten 47 - 50)

 

Bülten47 / 14.05.2002 - Kanada’da GATS karşıtı önergeler bir bir Belediye Meclislerinden geçiriliyor

Bülten47 / 14.05.2002 - Avrupa Komisyonu, başta CEO ve FOE olmak üzere bazı sivil toplum kuruluşlarınca ileri sürülen

Bülten47 / 14.05.2002 - Yeni Zelenda Ticaret Bakanı Jim Sutton, AB’nin, aralarında

Bülten47 / 14.05.2002 - İngiltere Uluslar arası Kalkınma Departmanı Sekreteri tarafından

Bülten47 / 14.05.2002 - Avrupa’da aralarında 15 ATTAC örgütünün, çeşitli sendikaların,

Bülten47 / 14.05.2002 - OECD ve Dünya Bankasının  eğitim konulu ortak toplantısı sırasında

Bülten49 / 15.06.2002 - OECD’nin 23-24 Mayıs tarihlerinde Washington D.C’de yaptığı “Eğitimin Liberalizasyonu”

Bülten50 / 06.07.2002 - AB Komisyonunun “Sivil Toplumla Sosyal Diyalog turları” devam ediyor

Bülten50 / 06.07.2002 - Yeni Zelenda Ticaret ve Dış İşleri Bakanlığı ile Sendikalar Genel Konseyi

Bülten50 / 06.07.2002 - ABD GATS’la ilgili olarak 30 Hazirana kadar bildirmesi gereken taahhütlerini netleştirdi.

Bülten50 / 06.07.2002 - İngiltere, 1999 yılında uluslar arası öğrenci piyasasının %25’ini hedeflerken

Bülten50 / 06.07.2002 - Beyin drenajının önemli araçlarından biri: Futbol.

Bülten50 / 06.07.2002 - GATS-2000 müzakereleri çerçevesinde kendi taleplerini 30 Hazirana kadar

Bülten50 / 06.07.2002 - Avrupa Birliği, hizmet alanında piyasalara serbestçe girişin sağlanması gerektiğini,

 

Bülten-47 / 14 Mayıs 2002

“AB’nin öncelikler listesinin başında, yeni raundun (Doha’da başlatılan) ertelenmeksizin hayata geçirilmesini takip etmek geliyor” Bu alıntı, Avrupa Birliği Komisyonu Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy’nin Evian Grubuna hitaben 13 Nisanda yaptığı konuşmadan alınmıştır. Evian grubu, Nestle’ye yakınlığı ile bilinen, kendisini, küresel çağdaki ekonomik düzeni geliştirmeye adamış elit thin-tank gruplarının başını çekiyor. Lamy, gruba hitaben yaptığı konuşmasında DTÖ ve AB kurumlarının liderlik mekanizmalarını tartışmaya açıyor ve “Kimilerine göre, AB ve ABD olmasa, DTÖ tek bir adım bile atamaz” Bu sözler, GATT dönemi için doğru olabilir, fakat son birkaç yıldan beri bu görüşleri haklı çıkaracak her hangi bir durum yaşanmadığını biliyorum. Küreselleşmenin pek çok olumsuz etkileri olabilir, fakat en önemli olumlu etkilerinin başında, bizlere, küresel yönetişim mekanizmasının ve daha fazla kutuplu bir dünyayı var etmenin önemini öğretmiş olmasıdır. AB ise, bu çok taraflı ticaret sisteminin ve çok taraflı karar alma mekanizmasının içinde olmayı tercih etmektedir. AB’nin içindeki karar alma süreçlerinde özellikle 80’li yılların başında yaşanan sıkıntıları, neyseki ben bugün yaşamıyorum. 20 yıl öncesinde tüm AB devletlerini belli kararları almaya ikna etmek bazen aylarca zaman alabiliyordu. Oysa bugün, örneğin Doha raunduna giderken bütün Ab devletleri bana ve Komisyona müzakere yetkisi verdiler ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki tüm AB hükümetleri ticaretin hızla liberalizasyonu konusunda Komisyonla aynı görüşleri paylaşıyor. Bugün, Doha’da başlattığımız raundu ilk planlandığı gibi 3 yıl içinde bitimek AB’nin öncelikler listesinin birinci maddesidir. (Evian Group, 29th April, 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-47 / 14 Mayıs 2002

Avrupa Komisyonu, başta CEO ve FOE olmak üzere bazı sivil toplum kuruluşlarınca ileri sürülen ve The Guardian gazetesi tarafından da yayınlanan, AB’nin GATS müzakerelerinde 30 kadar ülkeyi köşeye sıkıştırmaya çalıştığı yönündeki iddiaları yalanladı. AB-Komisyonu sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, GATS’ın bugün yürütülmekte olan müzakerelerinin 1994 yılında anlaşmanın ilk imzalandığı dönemde yapılan taahhütler doğrultusunda olduğunu ve AB’nin de gelişmekte olan ülkeleri dünya ticaretine entegre edebilmek için uğraştığını bildirdi. Ancak, “yalanlama” biçiminde yapılan açıklamada, ileri sürülen (ülkelerin hizmet ve kamu kitlerini özelleştirmeye zorlanmaları ya da diğer detay bilgiler) hiçbir iddianın yalanlanmadığı, yalnızca AB’nin yaptığı her şeyin yoksul ülkelerin yararına olduğunun ileri sürüldüğü dikkat çekiyor. Örneğin, AB’nin , ülkelerden piyasa ekonomisine açmasını talep ettiği sektör ve alt sektörlerle ilgili listelerle ilgili hiçbir itiraz ya da açıklama yer almıyor “yalanlama” metninde. (19 April, 2002- Agence Europe)

Sayfa Başına dön

Bülten-47 / 14 Mayıs 2002

Yeni Zelenda Ticaret Bakanı Jim Sutton, AB’nin, aralarında Yeni Zelanda’danın da bulunduğu 30 ülkeden yeni GATS görüşmeleri çerçevesinde piyasa ekonomisine açmalarını istediği sektör ve alt sektörlerin bulunduğu kapsamlı listeyle ilgili olarak “buna ancak gülünür” dedi. AB’nin hayal kurduğunu belirten bakan, “bu listede bulunan sektörler, hiç te AB’nin kendisi tarafından piyasaya açılacak kamu hizmetleri gibi görünmüyor. Bize göre, AB çok sınırlı sektörünü piyasaya açarken bizlerden son derece agresif düzeyde liberal davranmamızı bekliyor ki bu imkansız” dedi. Y.Zelenda Hükümeti tarafından yapılan bu açıklama, 30 Hazirana kadar iletilecek ülke talepleri listeleri üzerinde büyük fırtınaların kopacağını ve uzlaşmaların karşılıklı pazarlıklar üzerinden gelişeceğini bir kez daha doğruluyor. Başka bir deyişle, AB veya ABD gibi belirleyici blokların, kendi sermayelerinin çıkarları açısından muhafazakar davranmaları halinde karşı ülkelerden de bir şey elde edemeyeceklerini, böylesi bir durum egemen sermayenin işine gelmeyeceği için de hem “yoksul güney” fakat hem de “zengin kuzzey”de emekçiler arasından dibe doğru yarışın hızlanacağını gösteriyor.(EU’s wish list for NZ “laughable” 22 April, 2002, By Christine Langdon)

Sayfa Başına dön

Bülten-47 / 14 Mayıs 2002

İngiltere Uluslar arası Kalkınma Departmanı Sekreteri tarafından “Barış ve özgürlük ve ulusal kadın dernekleri federasyonunun GATS konusundaki eleştirel mektubuna cevaben hazırlanan mektupta, İngiliz Bakan şu konulara ve “yanlış anlamalar” a özellikle dikkat çekiyor: “GATS tepeden aşağıya (top-down) dizayn edilmiş bir anlaşmadır ve bu nedenle Hükümetler, hangi hizmet alanlarını ne kadar ve hangi tarihlerde piyasa ekonomisine açacaklarına kendileri karar vereceklerdir. Örneğin, ülkeler bankacılık, turizm, telekom ve diğer benzer hizmet sektörlerini açık hale getirdiklerinde kalkınmalarının hızlanacağını bilmektedirler. GATS, hükümetleri illa da kamu hizmetlerini özelleştirmeye mecbur etmemektedir. GATS taahhütlerinin bağlayıcı olduğu doğrudur. Fakat, ülkeler ciddi bir ödemeler dengesi sorunu ya da dış mali kaynak sıkıntıları yaşadıklarında bu taahhütlerini geçici olarak askıya alabileceklerdir. DTÖ üyeleri, kendi rızalarıyla taahhütlerinden tamamen vaz geçme hakkına da sahiplerdir, tabii bunun bedelini (tazminat hükmü) ödemek koşuluyla. Halihazırdaki görüşmelerde bazı anlaşmazlıklar yaşandığı için nihai imza tarihi Mart 2004’e uzatılmış bulunmaktadır. (Clare Short, İngiltere Uluslar arası Kalkınma Departmanı Devlet Sekreteri 21 April, 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-47 / 14 Mayıs 2002

Avrupa’da aralarında 15 ATTAC örgütünün, çeşitli sendikaların, küreselleşme karşıtı grupların bulunduğu 91 örgüt 7 Mayıs 2002 tarihinde AB Ticaret Komisyoneri  Pascal Lamy’ye ve Komite 133’ün tüm üyelerine, AB’nin GATS ile ilgili taleplerine ilişkin ortak imzalı bir açık mektup gönderdiler. Bu mektupta Komite 133’ün, GATS ile ilgili “taleplerde bulunma” sürecinin ve hizmetlerin liberalleştirilmesinde 15 AB ülkesinin ortak bir tutum geliştirmelerinin merkezinde yer aldığını ve hem AB üyesi olmayan ülkelere yönelik olarak yapılan taleplerin hem de AB’ye yönelik olarak gelen taleplerin, dünyanın her yerindeki yurttaşlar üzerinde son derece kapsamlı etkileri olacağı; buna karşın şimdiye kadar bu sürecin AB Komisyonu ve Komite 133 tarafından tam bir gizlilik içerisinde yürütüldüğü belirtiliyor.  “Bilginiz dahilinde olabileceği gibi bazı sivil toplum örgütleri, parlamenterler ve medya AB’nin 21 maddelik taslak talepler önerisi listesini elde etti ve bu öneri, belirli ülkelere, kapsanan tüm sektörlerde GATS taahhütlerini artırma talebinde bulunuyor.” dendikten sonra bu öneride kapsanan sektörlerin ve kapalı kapılar ardında sürdürülen ve 30 Haziran 2002’de sonuçlanacak olan diğer taleplerin ciddi sosyal, ekonomik, çevre ve gelişmeye ilişkin tehlikeleri beraberinde getireceğinden endişe edildiği ekleniyor. Saydamlığın olmaması eleştiriliyor ve Avrupa parlamentosunun eşzamanlı karar alma hakkı olmamasına karşın öneride bulunma hakkı olduğu; ama bu hakkın bile şu anda yok sayıldığı belirtiliyor. GATS süreci ile ilgili şirketlerin, çıkarları yönünde süreçle çok daha yakından ilgili olabilmesi ve bilgiye sahip olması, buna karşın “sivil toplumun diğer unsurlarının” bilgilenememesi eleştiriliyor. Sürecin saydamlaştırılması ve Avrupa Komisyonunun ve her üye devletin parlamentoya ve kamuya taleplerin detaylarını açıklaması talep ediliyor.

Sayfa Başına dön

Bülten-47 / 14 Mayıs 2002

OECD ve Dünya Bankasının  eğitim konulu ortak toplantısı sırasında Avrupa’daki üniversite öğrencileri her ilde eylemler yapmayı planlıyor. “Eğitim Satılık Değildir” isimli network, 23-24 Mayıs tarihlerinde Washington’da yapılacak OECD-WB Forumunu aynı günlerde Avrupa kentlerinde düzenlenecek çeşitli protesto eylemleriyle dünyaya duyurmaya çalışmanın yanı sıra, 20-22 Haziranda İspanya’nın Sevilla kentinde yapılacak AB Zirvesini de eylemlerle protesto etmeyi planlıyor. Öğrenciler, akademisyenler ve öğretmenlerin yer aldığı network ilk kez Aralık 2001’de yeni GATS müzakerelerindeki gelişmelere tepki olarak Almanya’nın Dortmund kentinde kurulmuş. Aralık ayında başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın pek çok metropolünde gerçekleştirilen okul işgalleri ve diğer protesto eylemleriyle birlikte ve 14 Aralıktaki Brüksel-AB Zirvesi eylemlerinin de katkısıyla hareket genişlemiş ve gelinen noktada Avrupa çapında bir öğrenci networkü oluşmuş. 23-24 Mayıs eylemleri çerçevesinde yapılması planlananlar arasında şunlar var: Hessen’de düzenlenen ve tüm Eğitim Bakanlarının katılacağı bir konferans merkezinin etrafı sarılacak; Düsseldorf’da yürüyüş düzenlenecek ve eğitim konulu bir sosyal forum tertiplenecek, protestolar yaz boyunca da devam edecek. Bazı üniversiteler özellikle Nordrhein Westfalen eyaletindeki son gelişmeler (yasa tasarısına göre öğrenciler yeniden ve daha yüksek düzeylerde belirlenen harçlarını doğrudan Hazine Bakanlığına ödemek zorunda bırakılmak isteniyor, ayrıca diğer bazı üniversitelerde de hükümet öğrencilerin gıda, yurt ve kantin gibi ihtiyaçlarını karşılayan okul içindeki kurumlara ayrılan ödeneği önemli oranda kısıtlamaya çalışıyor) nedeniyle yaz  ayları boyunca boykot yapmayı planlıyor. Almanya’nın çeşitli eyaletlerinde atılan resmi düzeydeki adımların ortak hedefi, eğitimi kar amaçlı ticari bir kurum haline getirmek. (EUStudents, Newsletter 9: 4 May, 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-49 / 15 Haziran 2002

OECD’nin 23-24 Mayıs tarihlerinde Washington D.C’de yaptığı “Eğitimin Liberalizasyonu” başlıklı toplantı sona erdi. Toplantıda görüş açıklayan ABD Ticaret Bakanlığı temsilcisi Douglas Baker, aktif bir GATS gündeminin geliştirilmesinin zorunluluğu, daha üst düzeyde liberalizasyon konusunda bölgesel ve ikili anlaşmalara ağırlık verilebileceği konularına dikkat çekti. Baker, gerek bölgesel gerekse çok taraflı anlaşmalar dizayn edilirken sermaye çevrelerinin görüşlerinden daha fazla yararlanılması gerektiğini de belirtti. OECD Genel Sekreteri Donald Johnston ise GATS anlaşması sayesinde kültürel alanda muazzam kazanımlar elde edilebileceği ve GATS anlaşmasının son derece esnek dizayn edildiğine işaret ederek: “Ülkeler hangi sektörlerini liberalizasyona tam olarak açıp, hangilerini kapalı tutma konusunda tamamen özgür olacaklar” dedi. Johnston, elektronik ortamda eğitim alanında hala çok büyük fırsatlar olduğuna ve çeşitli muhalif grupların GATS’a yönelen tepkilerini duymazdan gelmeye çabaladığına ve GATS’ın muhaliflerin dediği gibi bir kuralsızlaştırma anlaşması değil, tam tersine bir “yeniden düzenleme” anlaşması olduğuna da dikkat çekti. DTÖ- Hizmet Ticareti Konseyi CTS’in aşkanı Alejandro Jara, daha çok eğitimin serbest piyasaya açılması üzerine konuştu ve müzakerelerin beklenenden daha yavaş ilerlediğini belirtti. GATS anlaşmasının şeffaflık ve saygınlık hedeflerine ulaşmada önemli bir araç işlevi göreceğine de değinen Jara, piyasaların GATS’sız da genişlemeye devam edeceğine inandığını belirtti . Amerikan Eğitim Konseyi’nden David Ward, ticarii konuların eğitim ve GATS’a egemen hale geldiğini  bu durumun da eğitimde kalite gibi önemli meselelerin göz ardı edilmesine yol açtığını anlattı. Sponsorluğu DB tarafından yapılan “gelişmekte olan ülkeler perspektifinden lise eğitimi” başlıklı özel oturumda söz alan DB temsilcisi, bu ülkelerin yabancı yatırımcılar için cazip ve istikrarlı konuma getirilmesi ve lise eğitimi için küresel bir düzenlemeye gidilmesi ihtiyaçlarına değindi. Toplantı ve atölye çalışmalarına katılan bazı muhalif gruplara dönük muamele ise her zamanki gibi oldu. Muhalifler ya kabaca susturuldu ya da eleştirileri kaale alınmadı. Bu durum, diğer katılımcıların divana kuşkuyla yaklaşmalarına ve GATS’a ilişkin kuşkuların genişlemesine yardım etti

Sayfa Başına dön

Bülten-50 / 06 Temmuz 2002

AB Komisyonunun “Sivil Toplumla Sosyal Diyalog turları” devam ediyor. 14 Mayıs günü, aralarında ICFTU ve Oxfam’ın da bulunduğu Sendika ve STK temsilcileri ile AB Komisyonu Sanayi, Ticaret, Yatırımlar ve Rekabet Kurullarının sözcülerinin yanısıra, Avrupa sermayesinin örgütleri (ESF ve Ticaret Odaları) arasında yapılan diyalog toplantısının konusu, Doha Raundunda Singapur meseleleri olarak geçen fakat aslında ucu  MAI Anlaşmasına kadar uzanan Yatırımlar ve Rekabet başlıklı anlaşmaların hazırlıkları üzerinde görüşüldü. A.Komisyonu DG-Yatırımlar sözcüsü Mayer, Doha’da yatırımlarla ilgili olarak kararın 2003 yılında Meksika Cancun’da yapılacak DTÖ 5. Bakanlar konferansında netlik kazanacağını ve bu konudaki müzakerelerin Konferanstan sonra başlatılacağını; DTÖ-Yatırımlar ve Ticaret Çalışma Grubunun Doha sonrasındaki çalışmalarının her zamankinden çok daha verimli (?) olduğunu; grubun amacının, 2003 Eylülünden sonra başlayacak müzakereler için hazırlıklar yapmakta olduğunu; bu süreçte pek çok ülke delegasyonunun yanı sıra, AB Komisyonunun da gruba yardımcı olmayı amaçlayan sözlü katkılarda bulunduğunu; Hindistan’ın fikir değiştirerek oyunu öğrenmeye ve içinde yer almaya karar vermesinin ne kadar sevindirici olduğunu; bunun Malezya için de geçerli olduğunu; henüz bir anlaşma ya da mutabakatın hedeflenmediği ancak yatırımlar ve kalkınma arasındaki birebir ilişkiyi anlatmaya ve anlamaya çalıştıklarını belirtti. Ülke pozisyonları konusunda ise, Avrupa Birliğinin yapılacak anlaşma kapsamlarının yalnızca uzun vadeli yabancı doğrudan yatırımlarla sınırlı tutulması ve böylece gelişmekte olan ülkelerin isteklerine de yanıt verilmiş olacağını savunduğu, ancak ABD’nin yatırımların kapsamının olabildiğince geniş tutulması ve aksi taktirde çok taraflı bir anlaşma imzalamaya gerek olmayacağı, çünkü ikili yatırım anlaşmalarının da ihtiyaca yanıt verebileceğini savunduğu belirtildi. ESF sözcüsü, hizmet tacirlerinin de yapılacak anlaşmalar kapsamında hizmet alanında faaliyet gösteren şirketlerin de yatırımcıların korunmasına ilişkin hükümlerden yararlanması gerektiğini ileri sürerken, Mayer, GATS anlaşmasında hizmet yatırımcıların zaten koruma altına alındığını, buna gerek olmayabileceğini belirtti. Toplantıda dikkat çeken bir diğer husus, AB sermayesinin sözcülerinin GATS’ın en yıkıcı hükümlerini hiç değiştirmeden Yatırımlar Anlaşmasına da dahil etme ve Yatırımlar anlaşması için önerilen aşağıdan yukarıya (bottom-up) dizaynı, MAI’deki gibi yukarıdan aşağıya (top-down) bir dizayna dönüştürme yönünde bir telaş içinde olduklarıydı. (Geçtiğimiz aylarda, Çalışma Grubumuz DOHA çerçevesinde hazırlıkları başlatılan Yatırımlar ve Rekabet anlaşmaları için, MAI metninin raftan indirildiğini ve OECD yetkililerinin konuyla ilgili olarak yaptıkları açıklamalarda “elde zaten hazır bir metin varken yeni bir çalışma yapmanın gerekmediği” gibi bir gerekçelendirme yapıldığını duyurmuştu. Yukarıdaki sosyal diyalog toplantı notlarının değerlendirilmesinde bu hatırlatmanın dikkate alınması yararlı olacaktır) ( SOMO, Sabina Voogd-Amsterdam 14th May)

Sayfa Başına dön

Bülten-50 / 06 Temmuz 2002

Yeni Zelenda Ticaret ve Dış İşleri Bakanlığı ile Sendikalar Genel Konseyi arasında 27 Mayıs günü yapılan toplantıda GATS müzakereleri ele alındı. Bakanlık, YZ’nın yeni GATS müzakerelerinde taahhütlerde bulunmadan önce, diğer GATS üyesi devletlerin YZ’nın 1994 anlaşmasında yaptığı kadar geniş kapsamlı taahhütler düzeyine gelmelerinin talep edileceğini belirtti ve YZ’nın yeni GATS görüşmelerindeki stratejisini 3 temel başlıkta topladı: 1- YZ halihazırda diğer ülkelere oranla çok daha kapsamlı taahhütlerde bulunmuş vaziyettedir. Diğer ülkeler bu düzeye gelene kadar YZ yeni taahhütlerde bulunmayacaktır. 2- Bu bağlamda YZ, diğer bazı ülkelerden çok sayıda sektörü içine alan geniş kapsamlı taahhütlerde bulunmalarını isteyecektir. 3- YZ müzakerecileri, nihai tarih olarak belirlenen Mart-2003’ü gerçekçi bir zamanlama olarak görmemektedir.  Diğer yandan YZ’nın diğer GATS üyelerinden piyasa ekonomisine açmalarının isteneceği sektörler konusunda oldukça agresif olduğu dikkat çekiyor : Hukuk, Mimarlık, muhasebe, danışmanlık(YZ belgelerine göre danışmanlık hiçbir sektörü dışında bırakmadan bütün hizmet alanlarını kapsayan bir hizmet alanı olarak tanımlanıyor), iletişim, posta ve kurye hizmetleri, mühendislik hizmetleri, eğitim, çevre hizmetleri, kültür-sanat-spor hizmetleri, turizm, ulaşım. (Ministry of Foreign Affairs and Trade Consultation with New Zealand- Council of Trade Unions on GATS negotiations, 27 May 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-50 / 06 Temmuz 2002

ABD GATS’la ilgili olarak 30 Hazirana kadar bildirmesi gereken taahhütlerini netleştirdi. 23 Mayıs günü Ticaret Bakanlığı Sözcüsü Joseph Papovich tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD’nin bulunacağı taahhütler, Avrupa Birliğininkinden farklı değil. Ancak Papovich iki ekonomik blok arasında henüz anlaşma sağlanamamış olan bir konuyu da dile getirdi: Hizmet çalışanlarının serbest dolaşımı. Özellikle Hukuk ve Muhasebe sektörü çalışanları için serbest dolaşım hükmünün anlaşmaya dahil edilmesi için ülkeleri ikna etmeye çalıştıklarını belirten Papovich, bu konudaki tek endişelerinin 11 Eylülle birlikte başlayan terörle mücadele çabalarıyla bu meselenin çatışabileceği olduğunu belirtti. (International Trade Reporter Volume 19, Number 22, Page 952, May 30, 2002)

Filipinler Menkul Kıymetler ve Döviz İşlemleri Komisyonu -SEC-, AB’nin ülkeden GATS müzakereleri çerçevesinde talep ettiği liberalizasyon önerilerini değerlendirdi ve görüşlerini 14 Mayıs itibarıyla Ulusal Ekonomi ve Kalkınma Bakanlığına iletti. AB’nin Filipinler Hükümetinden kaldırılmasını istediği sektörel kısıtlamalar oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor: toprak sahipliği, sanayi yatırımları ve yereldeki yatırım fonlarına yabancı yatırımcıların iştiraki konularında uygulanmakta olan kısıtlamaların kaldırılması; Medya, Telekom ve Kamu KİT’lerinde yabancı ortaklığı yasaklayan yasal düzenlemelerin kaldırılması; toprak alımlarında uygulanan en az %60 yerli sahiplik koşulu ile yabancı yatırımcılara yalnızca özel toprakları kiralama hakkını tanıyan düzenlemenin kısıtlayıcı unsurlarının kaldırılması; Yerli yatırım fonlarındaki yabancı ortaklığına ilişkin miktarsal sınırlamaların kaldırılması; Menkul Kıymet aracılık işlemlerini yapma hakkını, yalnızca tam lisanslı yatırım şirketleriyle yatırım bankacılığı lisansına sahip bankalara tanıyan yasal düzenlemenin değiştirilmesi. (Business World- Philipinnes, 21 May, 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-50 / 06 Temmuz 2002

İngiltere, 1999 yılında uluslar arası öğrenci piyasasının %25’ini hedeflerken, 2002 yılında yeni GATS müzakerelerine güvenerek hedefini %40’a  ilerletti. Fransa, 1998 yılında EduFrance isimli girişimini başlattığında 4 yıllık bir süre için hedeflenen uluslar arası öğrenci sayısı 500 bin, parasal tutar ise 100 milyon Frank’tı. Hedef müşterinin esas olarak Asya ve Latin Amerika’dan geleceği öngörülmüştü. Geçtiğimiz yıl Avustralya’da en fazla kazandıran ihracat sektörlerinden 11. si, 4.03 milyar Avustralya Doları ile  eğitim oldu. G.Afrika, geçen yıl açıkladığı ulusal plan çerçevesinde SADEC ülkelerinden (G.Afrika Ekonomik Kalkınma Topluluğu ülkeleri) G.Afrika’ya öğretim için gelecek öğrencilere yerli öğrencilerle aynı fiyatın uygulanacağını duyurdu. Alman Akademik Değişim Hizmetleri DAAD, yabancı ülkelerdeki üniversitelerini fonlayacağını açıkladı. Aynı kurum, DAAD, 1999 yılında da Dünya Ticaret Fuarlarında özel Alman üniversitelerinin tanıtımının yapılması görevini üstlenmişti. (New Straits Times – Malaysia, June 02, 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-50 / 06 Temmuz 2002

Beyin drenajının önemli araçlarından biri: Futbol.  Futbolun, kapitalizmi açıklamada bir örnek olmayabileceği doğrudur. Fakat, bu kazançlı sporun geri planındaki sermaye çıkarlarının bu yalana memnuniyetle izin verdiğini düşünüyorsanız  ciddi biçimde yanılıyorsunuz. Hatırlanacağı gibi DT֒nde devam eden “yeni” GATS görüşmelerine göre sportif hizmetler de anlaşma kapsamına alınmış durumda ve “gerçek kişilerin dolaşımı” başlıklı bölüm futbol transfer piyasalarını da içeriyor. Yeni Zelanda geçtiğimiz günlerde AB’ni, DTÖ-Tahkim kuruluna şikayet ederek, AB dahilindeki uygulamalarda yabancı uyruklu futbolculara ayrımcılık yapıldığını ve Birliğin uluslar arası futbolcu transferlerindeki kısıtlayıcı düzenlemelerden -serbest ticarete engel oldukları gerekçesiyle-  vazgeçmesini istedi. Profesyonel Futbolcular Birliği Başkanı Brendan Batson, bu gelişmeyi “Hem Avrupa’lı ve hem de Afrikalı futbolcuların lehine bir gelişme” olarak değerlendiriyor ama bir şeyi göz ardı ediyor: Ayrımcılık yapılmamasının bir yolu, düşük standardı, daha yüksek olan düzeyine çıkarmaktır. Fakat, böylesi bir çözüm, sermayenin küreselleşme gerekçesine de tümüyle karşı olduğu için, her zaman tercih edilen ikinci yoldur: Yüksek standardı, düşük olan düzeye indirmek. Bu durumda, doktorlar, öğretmenler, mühendislerin ardından şimdi de futbolcuların dibe doğru yarışa dahil olduklarını düşünmek pek yanlış olmayacak gibi görünüyor. (The Guardian, 29 May 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-50 / 06 Temmuz 2002

GATS-2000 müzakereleri çerçevesinde kendi taleplerini 30 Hazirana kadar diğer üye ülkelere bildiren ülke sayısı Temmuzun ilk günlerinde oldukça düşük. Bu arada, “hassas sektörler” olarak tanımlanan sağlık, eğitim gibi hizmet alanlarının talep listelerinde bildirilmek yerine talep eden ve bu hizmetleri satın almak isteyen ülkelerin kendi aralarında yapılacak ikili müzakerelerde (bi-lateral negotiation) netleştirilmesi konusunda mutabakat sağlandı. 30 Haziran tarihine kadar taleplerini ilgili ülkelere (DT֒ne değil) ileten ülkeler arasında ABD, Japonya, G.Kore, Kanada ve Avustralya da bulunuyor. AB, Brezilya ve Hong Kong’un müzakere yetkilileri ise birkaç gün içinde listelerini ileteceklerini bildirdiler. Yeni Zelenda, Polonya, Norveç, İsviçre ve Tayvan ile Çin de taleplerini bildiren ülkeler arasında.  GATS üye devletleri, piyasa ekonomisine açabilecekleri sektörlerin listesini de 31 Mart 2003 tarihine kadar bildirecekler. ABD Ticaret Müsterşalığı 1 Temmuz günü yaptığı açıklamada aralarında 15 AB üye devletinin de bulunduğu tam 127 ülkeye kendi taleplerini bildirdiğini belirtti. ABD’nin sektörel talepleri 12 başlık altında toplanıyor: Finans hizmetleri, telekom, expres kurye, enerji dağıtım, çevre hizmetleri, eğitim, hukuk ve muhasebe de dahil olmak üzere bütün profesyonel hizmetler, reklamcılık, turizm ve bilgisayar ve bağlantılı hizmetler. ABD Ticaret Müsteşarlığı hangi ülkeden hangi sektörlerin talep edildiği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadı. AB yetkilileri ise 109 ayrı ülkeye farklı talepler listesi ileteceklerini, bunu da birkaç gün içinde yapacaklarını belirttiler. Avustralya, 33 ülkeye kendi listelerini iletti ve bu listelerde toplam 17 ayrı hizmet sektörü bulunuyor. G.Kore’nin 16 sektörden oluşan talepler listesi OECD içindeki büyük ticari partnerlerin yanısıra Uzak Asya’daki komşu devletler da dahil olmak üzere toplam 36 devlete gönderildi. (International Trade Daily- Friday, July 5, 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-50 / 06 Temmuz 2002

Avrupa Birliği, hizmet alanında piyasalara serbestçe girişin sağlanması gerektiğini, böylece dünya ticaret hacminde 1 trilyon Dolar civarında bir artış sağlanacağını, fakat AB’nin, yoksul ülkelerin temiz su kaynaklarına ulaşmasını engellemek gibi bir niyetinin bulunmadığını bildirdi. AB’nin dünya toplam hizmet ticaretinin %26’sını gerçekleştiren dünyanın en büyük hizmet üreticisi konumunda olduğu belirtilen açıklamada STK’ların GATS-2000 sürecinin şeffaf olmadığı yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğu da belirtildi. Şeffaflık konusunun aslında gelişmekte olan ülkeler açısından hassas bir konu olduğunu ve bu ülkelerin açık bir politika izlemeleri halinde çok daha büyük bir baskı altına gireceklerini dile getiren Pascal Lamy, sürecin gerektiği kadar açık ve şeffaf olduğunu da sözlerine ekledi. (By Michael Mann in Brussels, FT.com site; Jul 05, 2002)

Sayfa Başına dön