mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

Çalışma Grubu Bültenlerinde GATS

6 (Bülten 60 - 62)

 

Bülten60 / 08.01.2003 -13-16 Mart 2003 tarihleri, Avrupa kıtasında GATS karşıtı eylem günleri olarak belirlendi

Bülten60 / 08.01.2003 - GATS Anlaşmasının VI.4 maddesinde “üye devletlerin

Bülten60 / 08.01.2003 - Yeni GATS müzakerelerinde şimdi de “gereklilik testi” tartışılıyor. GATS Anlaşmasının VI.4 maddesi

Bülten60 / 08.01.2003 - Bechtel Şirketi ile Bolivya’nın karşı karşıya olduğu tahkim davasında

Bülten61 / 24.01.2003 - DTÖ üyeleri, 2003 yılının ilk yarısında DT֒nün Cancun’da yapılacak 5. Bakanlar Konferansı

Bülten61 / 24.01.2003 - Şeffaflık yarışında birinci sırayı kimselere kaptırmayan Avrupa Birliği

Bülten61 / 24.01.2003 - ABD’li elektrik şirketleri başta Kanada olmak üzere dünya ülkelerinin elektrik piyasalarına göz

Bülten62 / 22.02.2003 - Sri Lanka halkı da GATS’dan payına düşeni alıyor.

Bülten62 / 22.02.2003 - AB demokrasisi bir kez daha sınıfta kaldı

Bülten62 / 22.02.2003 -GATS  CEP   SÖZLÜĞÜ

Bülten62 / 22.02.2003 - Avustralya Hükümeti kapalı kapılar ardında 6 aydan beri sürdürdüğü

Bülten62 / 22.02.2003 - Avrupa Komisyonu GATS konusunda ikili oynuyor

 

 

Bülten-60 / 8 Ocak 2003

13-16 Mart 2003 tarihleri, Avrupa kıtasında GATS karşıtı eylem günleri olarak belirlendi. Seattle’dan Brüksel’e isimli network tarafından organize edilen GATS karşıtı gösterilerin başkenti Brüksel olarak belirlendi. Fakat, eylemlerin eş anlı olarak ve olabildiğince geniş kapsamla, pek çok Avrupa ülkesinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Eyleme katılacağı bildirilen ülkeler: Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, İsveç, İşviçre, İngiltere. Ayrıca, 9 Şubat 2003 tarihinde de yine Brüksel merkezli bir Avrupa GATS Eylem Günü düzenlenecek. (FOEe groups, 23 December)

Sayfa Başına dön

Bülten-60 / 8 Ocak 2003

GATS Anlaşmasının VI.4 maddesinde “üye devletlerin , hizmet ticareti açısından gereksiz engel oluşturmayan lisans prosedürleri, teknik standartlar ve niteliksel ihtiyaçlarla ilgili önlemleri almak için gerekli disiplinleri geliştirebileceği” belirtilmekte. Bu hükmün (b) alt paragrafında ise söz konusu hizmet kalitesini sağlamaya dönük önlemlerin gerektiğinden daha fazla yük getirmemesi şartı koşuluyor.

Sayfa Başına dön

Bülten-60 / 8 Ocak 2003

Yeni GATS müzakerelerinde şimdi de “gereklilik testi” tartışılıyor. GATS Anlaşmasının VI.4 maddesinde “prosedürler, teknik standartlar, nitelikle ilgili gereksinimlerin karşılanması amacıyla üye devletler, hizmet ticareti önünde lüzumsuz engeller oluşturmayan  gerekli disiplinleri geliştireceklerdir.” deniyor. Burada kast edilen “disiplinler”, yalnızca ayrımcılık yaratmayanlardan oluşmak zorunda, zira GATS Madde VI, yalnızca ayrımcılık karşıtı, yani yerli, yabancı ve kamusal hizmet sağlayıcılarına eşit muamele edilmesine yönelik düzenlemelerle ilgili bir hüküm. GATS anlaşmasında ayrımcılığa engel olmak adına getirilen hükümler Madde XVI altında detaylandırılmış ve nicelikle ilgili olanlar, nitelikle ilgili olanlar şeklinde iki ayrı başlık olarak ele alınmış. Yeni müzakerelerde getirilen bu yeni kısıtlamalar, yukarıda da belirtildiği gibi prosedürler, teknik standartlar, nitelikle ilgili gereksinimlerin karşılanması amacıyla, yani çok geniş kapsamlı bir alan için söz konusu olacak. Oysa, burada sayılan bu dört başlık Anlaşma içinde hiçbir şekilde tanımlanmıyor ve bu nedenle hükümetler tarafından getirilecek düzenlemelerin büyük bir çoğunluğu yeni GATS hükümlerine göre engellenebilecek. Hizmetlerin niteliği ile ilgili gerekler profesyonel akreditasyon, eğitim gerekleri, yeterlik sertifikaları ve lisanslarla ilgili ve tabii ki lisanslar işin içine girince profesyonel lisansların yanı sıra yayıncılık, üniversite akreditasyonları, klinikler, hastaneler ve laboratuarlarla ilgili lisanslar, atık yönetimi ve diğer pek çok sektör de kapsama dahil oluyor. Yukarıda sözü edilen Madde VI.4 yalnızca bu dört esas başlık kategorisi ile sınırlı değil ve bu ana kategorilerle bağlantılı tüm yan düzenlemeleri de kapsıyor. Örneğin, yüksek teknik standartları karşılama amacıyla ifa edilen hizmetler için koşullu olarak sağlanan devlet desteklemeleri ya da akreditasyonun belli düzeyleri için hizmet sağlayıcılara verilen desteklemelerin tümü bu sınırlamalara dahil edilmiş durumda. Bir diğer önemli husus ise, önerilen kısıtlamalarla, ayrımcılık getirmeyen hükümet düzenlemelerinin çok büyük bir bölümüne bir çeşit “gereklilik testi” uygulanmasının amaçlanıyor olması. DTÖ Sekreteryası bu “gereklilik testi”ni şöyle tanımlıyor : “Birinci boyut, hükümet düzenlemelerinin hizmet ticaretini gerekli olandan daha fazla kısıtlayıcı olmamasının sağlanması; ikinci boyut ise hükümetler tarafından getirilen düzenlemenin gerekçelerinin meşru olup, olmadığının anlaşılması”. Başka bir deyişle, hükümetlerin gerekli olduğunu ileri sürerek getireceği düzenlemelerin DTÖ işleyişine göre gerekli olup, olmadığı testi yapılmak isteniyor. Gereklilik Testinin akibeti şimdilik DTÖ-Cancun toplantısına bırakılmış durumda. (excerpt from chapter 3, Facing the Facts, by Scott Sinclair and Jim Greishaber-Otto, CCPA 2002)

Sayfa Başına dön

Bülten-60 / 8 Ocak 2003

Bechtel Şirketi ile Bolivya’nın karşı karşıya olduğu tahkim davasında sendikalar ve kitle örgütleri müdahil oluyorlar… Geçen yaz Ağustos ayı sonlarında 41 ülkeden 300 örgüt tahkimde görülecek bir dava ile ilgili ortak bir dilekçeye imza koydular. İmzacılar arasında uluslar arası sendikal örgütlerin temsilcileri de bulunuyor. 1990’ların sonunda Dünya Bankası, borç ertelemeler ve mali araçları kullanarak Bolivya devletini üçüncü büyük şehri olan Cochabamba’da suyun özelleştirilmesine zorladı.  İhaleye tek başına giren Bechtel şirketinin konsorsuyumu 40 yıllık bir anlaşma yaptı. Su hizmetini devraldıktan sonra fahiş fiyat artırımına giden şirkete karşı tepkiler oluştu. Asgari ücretin 60 dolar olduğu ülkede gelirlerinin dörtte birini su faturalarına vermek zorunda kalan aileler vardı ve bu özelleştirmeye karşı kitlesel protestolar yaşandı. Olağanüstü hal ilan edilerek bastırılmaya çalışılan protestolarda yüzlerce kişi yaralanıp 17 yaşında bir genç de öldürülünce protestolar daha da kuvvetlendi ve sonunda şirket yöneticileri projeyi durdurdu. Şimdi ise Bechtel Güney Amerika’nın bu en yoksul ülkesini kazanamadığı karlar için uluslar arası tahkime vermiş durumda ve 25 milyon dolar tazminat talep ediyor. Dava Hollanda ile Bolivya arasındaki ikili bir ticaret anlaşmasına dayanarak açılmış. Aslında Bechtel bir Amerikan şirketi ama bu anlaşmadan faydalanmak için Hollanda’da bir “posta kutusu” ile varlık oluşturmuş. Tahkim ise Dünya Bankası bünyesinde yer alan bir kurum. 29 Ağustos 2002 tarihli dilekçe tahkimde görülecek dava sürecinin kamuya açık yapılmasını talep ediyor. Dilekçeyi dünya çapında imzalamış olan örgütler arasında sendikal örgütlerden Kanada Emek Kongresi ve Kamu Hizmetleri Enternasyonali PSI, tüketici grupları, araştırma grupları, dini kimi kurumlar ve kimi tanınmış yazarlar yer alıyor. Tahkimin Bechtel’in Bolivya’ya karşı davayı ve belgelerini kamuya açmasını, Bolivya’ya giderek insanlardan ifadelerini almasını ve Bolivya hareketinin liderlerinin davada eşit taraf olarak yer almasını talep ediyorlar. Tahkim birisi Bolivya hükümeti, birisi Bechtel şirketi birisi de (başkan) doğrudan Dünya Bankası başkanı tarafından atanmış üç kişiden oluşuyor. Tahkime sunulan dilekçe Dünya Bankası ve onun tahkiminin bu davayı göremeyeceğini çünkü daha en baştan Cochabamba’da suyun özelleştirilmesini borç ertelemesi için bir şart olarak koşanın da Dünya Bankası olduğunu savunuyor. Dünya Bankası başkanının üç kişilik tahkimin başkanını atıyor olmasının bağımsızlığı imkansız kıldığını dile getiriyor. Yine dilekçeyi verenler olay sırasında Hollanda’da kayıtlı bulunmayan şirketin daha sonra burada varlık oluşturmuş olarak ikili ticari anlaşmasına dayanmaya çalışmasının bir hile olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getiriyorlar. Böylesi bir davanın kapalı kapılar ardında görülemeyeceğini ve belgelerin açıklanması gerektiğini savunuyorlar.

Sayfa Başına dön

Bülten-61 / 24 Ocak 2003

DTÖ üyeleri, 2003 yılının ilk yarısında DT֒nün Cancun’da yapılacak 5. Bakanlar Konferansının başarıyla sonlanması için planlar yapacak. 2004 yılının sonunda bitmesi öngörülen Doha Raundunun gidişatını denetlemeyi amaçlayan bu bakanlar konferansının başarıya ulaşabilmesi için Seattle’da yaptığımız hataları tekrarlamamalıyız diyor Kanada’nın DTÖ büyük elçisi Sergio Marchi. “Gündemi çok fazla konuyla dolduracak olursak Seattle’da olduğu gibi kilitlenip kalır, Bakanları tüm konularda karar almaya zorlamış oluruz ve hiçbir sonuç alamayız. İlaçta patent konusunda yaşanan son uyuşmazlık Cancun hazırlıklarını zorlaştıracaktır. 20 Aralıkta sonuca çok yaklaştığımız halde, toplantının sonunda kilitlendik. Bundan sonrası kuşkusuz daha zor olacak fakat TRIPS Patent ve Telif Hakları Konseyi başkanı 10-11 Şubat tarihlerinde yapılacak Genel Konsey toplantısında müzakere sonuçları raporunu sunmak zorunda. Umuyoruz ki üyeler, bu tarihe kadar ilaç meselesinde bir anlaşmaya varabilirler.” Cancun’a giden yolda bir diğer endişe de AB-ABD arasındaki tahkim davaları. Bu davaların, Cancun gündemini etkileyebileceği belirtiliyor. 2000 yılı Ocak ayında yeniden görüşülmeye başlanan konulardan GATS’daki ilerlemenin son derece iyi olduğu aktarılırken, tarım müzakerelerinde gidişatın pek parlak olmadığı ve belirlenen takvimde sarkmalar olabileceği belirtiliyor. Ancak, GATS ve sanayi ürünlerinde piyasalara girişin kolaylaştırılması amacıyla yapılan müzakerelerdeki başarının tarım görüşmelerine de ivme kazandırabileceği belirtiliyor. (International Trade Reporter Volume 20 Number 3, January 1 2003)

Sayfa Başına dön

Bülten-61 / 24 Ocak 2003

Şeffaflık yarışında birinci sırayı kimselere kaptırmayan Avrupa Birliği, hangi ülkelerin AB’den hangi hizmet sektörlerini piyasa ekonomisine açmasını istediklerini AB toplumu ile paylaşacağını açıkladığı tarihi 15 gün daha erteleyerek, bu açıklamayı 31 Ocak günü yapacağını duyurdu. Gerekçe olarak “Komisyonun konuya verdiği önem ve kamu oyunun ilgisi” şeklinde açıklayan AB Komisyonu sözcüsü, bu cevapla GATS karşıtlarının müzakere sürecinin çok kısa olduğu yönündeki savlarını da yanıtlamış oluyor. (Stop WTO Round, By Marc Maes January 15, 2003)

Sayfa Başına dön

Bülten-61 / 24 Ocak 2003

ABD’li elektrik şirketleri başta Kanada olmak üzere dünya ülkelerinin elektrik piyasalarına göz dikmiş durumda. GATS anlaşmasının yeni raundu sonrasında dünya elektrik piyasalarına çok daha rahat girmenin hesaplarını yapan şirketlerin karşısında ise, ABD’nin çeşitli bölgelerinde yaşanan elektrik özelleştirmelerinin sonuçlarını tüm dünyaya teşhir eden kitle örgütleri var. California eyaleti elektrik dağıtımı ilk özelleştirildiğinde eyalet halkına elektrik faturalarının 2002 yılı Nisan’ına kadar %20 düşeceği sözü verilmiş. Fakat 2002 yılına gelindiğinde halk, fatura bedellerinin azalacağı yerde %40 arttığını görmüş. Alberta halkı 1996 yılında elektriğin kw’sına 1.4 cent öderken, özelleştirme sonrasında 2000 yılında 13.3 cent ödemeye başlamış. Ontario’nun hikayesi de diğerlerinden farklı değilmiş. Ancak 2000 yılında başlayan GATS müzakereleri , tüm dünya ülkelerinde enerjiyi temel bir kamusal hizmet olarak almaya alışmış toplumların da sayılan bölgelerde yaşanan krizlerle karşı karşıya kalması sonucunu yaratacak.(Toronto Star January 13, 2003 By Murray Dobbin)

Sayfa Başına dön

Bülten-62 / 22 Şubat 2003

Sri Lanka halkı da GATS’dan payına düşeni alıyor. Fakat, kapitalist gerekçeler ülkeden ülkeye farklılaştırıldığı ve adı konmadığı için bu kez sahnede Dünya Bankası politikaları görülüyor. Özelleştirilecek sektörler, banka ve sigortacılık, madencilik, eğitim, sağlık, ulaşım, mühendislik ve inşaat hizmetleri, posta hizmetleri, elektrik, ormanlar ve su. Sri Lanka’daki insan hakkı örgütleri ve işçi sendikaların aylarca devam eden protesto ve tepkilerine rağmen Hükümet, Dünya Bankası ile Haziran 2002’de yaptığı “Sri Lanka’nın Yoksulluğu Azaltma Stratejisi” başlıklı projeyi imzalamak suretiyle esas olarak yeni GATS anlaşmasının alt yapısının temellerini atmaktan çekinmedi.Bu proje kapsamında kişi başına düşen dış borç toplamı 83.000Rs’den 114.975Rs’ye yükselecek. Sri Lanka’daki son girişimler bunlarla da sınırlı kalmıyor ve Dünya Bankasının önerisi üzerine (?) kapsamlı bir iş yasası da gündeme getiriliyor. Sri Lanka Halk Hareketi, 1988-90 yıllarında benzer politikaların hayata geçirilmesine karşısında yaşanan halk ayaklanmasında 60.000 kişinin kayıp listesine geçtiğini hatırlatıyor ve bu projenin derhal durdurulmasını talep ediyor. (Alliance for Protection of National Resources and Human Rights-Sri Lanka, Reported by Roy Rudrigo – Shamila Rathnasooriya 02 February 2003)

Sayfa Başına dön

Bülten-62 / 22 Şubat 2003

AB demokrasisi bir kez daha sınıfta kaldı. Son üç aydır çeşitli tarihlerde tekrar tekrar ertelenen “AB yurttaşlarının AB’nin GATS talepleri ve taahhütleri konusunda bilgilendirilmesi” sorumluluğundan,  sonunda Avrupa Komisyonunca yapılan açıklamayla tamamen vaz geçildi . Avrupa Birliği tartışmalarında en fazla öne çıkan, bilgilenme, görüşlerini aktarma ve katılım üç’lüsünden oluştuğu ileri sürülen demokrasinin-AB hukuk sistemine geçirilmiş olduğu halde- iş yaşamında yaygın olarak uygulanmadığı ve gerekçe olarak ta AB şirketlerinin borsalardaki hisse senetlerinin bu bilgilendirme süreçlerinden olumsuz etkilenebileceği argümanının kullanıldığı zaten biliniyordu. AB Komisyonunun Birliğin yeni GATS’la ilgili pozisyonuna ilişkin bilgi vermeyi reddetmesinin gerekçesi de şirketlerin gerekçeleriyle hemen hemen aynı. Komisyon, “bu bilgiyi hiçbir zaman vermeyeceğim” demiyor ve bunu yapması zaten mümkün değil. Fakat, talep ve taahhütleri Dünya Ticaret Örgütü’ne bildirmeden önce AB vatandaşlarına açıklama yapılmayacağını duyuruyor ki bu da 31 Mart olarak belirlenen nihai tarih anlamına geliyor. Başka bir deyişle, örneğin Burma gibi dikta ile yönetilen bir ülkenin halkı, devletinin yeni GATS taahhütlerini hangi tarihte öğrenecekse, AB yurttaşları da aynı tarihte öğrenebilecek. Bu geciktirme kuşkusuz bir amaca uygun olarak yapılıyor. Amaç, söz konusu talep ve taahhütlerin Avrupa’da giderek yaygınlaşan GATS karşıtı eylemleri muhtemelen daha da provoke edecek olması dolayısıyla tepkilerin sınırlı tutularak, GATS’da gelinen noktadan geri dönüşe neden olacak herhangi bir gelişmeye izin verilmemesi. Bir diğer deyişle, atanmışlardan oluşan AB Komisyonu, 6 Şubat’ta netlik kazanacak talep ve taahhüt listelerinin ulusal ve AB düzeyindeki seçilmiş parlamenterlerin öğrenmesini yasaklamış oluyor. (GATS: Democracy is at stake, a new assault by the EU Commission, 29 Jabuary, 2003 Raoul Marc Jennar)

Sayfa Başına dön

Bülten-62 / 22 Şubat 2003

GATS CEP SÖZLÜĞÜ

Hizmet tedarikinin şekli “Mode of Supply” : Bu terimle, hizmetin yabancı bir müşteriye verilmesi kast ediliyor. Hizmet tedariki 4 şekilde ele alınıyor:

1-            Sınır ötesi hizmet tedariki: Söz konusu hizmetin, hizmet sağlayıcının ülkesinden tüketicinin ülkesinde sağlanması . Posta, telekom hizmetleri ile, bir hizmetin tedariki için gerekli bir malın fiziksel dolaşımı, örneğin mimarlık ya da eğitim hizmetlerinde projenin kaydedildiği disket ve CD’lerin fiziksel dolaşımı bu tanım  kapsamına giriyor. Bu durumda hizmet sağlayıcı, hizmetin verildiği ülkede bulunmuyor.

 

2-            Dışarıda Tüketim (Mode 2): Tüketici ya da tüketicinin ticari varlığı söz konusu hizmeti tüketicinin ülkesi dışında, başka bir yerde alıyor. Yurt dışında eğitim alan öğrenciler, yurt dışında gerçekleştirilen yabancı döviz işlemleri, tamir edilen ekipmanın başka bir ülkeye gönderilmesi, yurt dışında hasta tedavileri bu tanım kapsamına giriyor.

 

3-            Ticari Varlık oluşturma (Mode 3): Bir hizmet sağlayıcının yabancı bir ülkede bir hizmet sunumu yapma amacıyla profesyonel bir iş kurması. Bu tanım ile amaçlanan, yabancı yatırımcılara kendi ülkeleri dışında yatırım yapma olanağı sağlamak. Böylece ticari varlık adı altında yabancı yatırımcılara şirket şubeleri açma, tröstler oluşturma, ortaklık tesis etme, tümden mülkiyet edinme, birlik, temsilcilik, ya da bu tip kuruluşların şubelerini açmak veya satın almak bu kapsama giriyor.

4-            Gerçek Kişilerin Varlığı (Mode 4): Söz konusu hizmet, tek başına faaliyet gösteren bir birey ya da bir hizmet sağlayıcısının çalışanı tarafından yabancı bir piyasada ifa ediliyor. Örneğin ABD’li bir muhasebe şirketinin İtalya’da, Amerika’lı muhasebecileri İtalya’ya göndererek yaptığı hizmet bu kapsama giriyor.

Taahhüt: GATS tarafı ülkenin, belli bir yüklenimini ifade ediyor. Örneğin, herhangi bir hizmet sektörü açısından bir ülkenin kendi piyasasına giriş için vereceği bir taahhüt, o alanla ilgili istisnalar ya da taahhüdün yukarıdaki tanımlardan hangisinin kapsamında olacağı tanımlanarak belirlenecektir. Ülkelerin taahhütleri, uluslar arası hizmet anlaşmasının eklerinde ülkelerin kendi adlarının altında listeleniyor.

Taahhütler 4 grupta ele alınıyor:

1-                Bağlayıcı Taahhütler: Daha dar kapsamlıya geri dönüşü mümkün olmayan belirlenen cezai ödeme yapılmadığı sürece sadece daha ileri düzeyde liberalizasyona açık olan taahhütler

2-                Bağlayıcı olmayan taahhütler: İleride, piyasa girişi ya da ulusal muamele hükümleriyle uyuşmayan yeni bir uygulamanın yapılmasına açık olan taahhütler.

3-            Yatay Taahhütler : Bir’den fazla hizmet sektörüne uygulanan taahhütler. Örneğin, en çok kayrılan ülke hükmünün GATS içinde yer alması yatay taahhütler kapsamına giriyor. Bu bağlamda, bir ülkenin herhangi bir hizmet sektörünü GATS’a konu edip etmediğine bakılmaksızın en çok kayrılan ülke hükmü tüm hizmet sektörleri için geçerli ve bağlayıcıdır. Her WTO üyesi, eğer bir hizmet sektörünü özel yatırımcılara açmışsa tüm WTO üyesi devletlerin yabancı hizmet şirketlerine ve yatırımcılarına da o sektördeki ayrıcalıkları aynen en çok kayrılan ülke olarak belirlediği ğlkenin yatırımcılarına uyguladığı gibi uygulamak zorundadır.

4-            Sektöre özel taahhütler : Bu tip taahhütler, yalnızca belirlenen taahhütler, Mode’lar ya da listelenen tekliflere uygulanabilir. Bu tip taahhütler örneğin, piyasa giriş hhakkının varlığını ya da olmadığını gösterebilir, ya da belli bir hizmet alanıyla ilgili ulusal muamele v.b diğer sınırlamaların uygulanıp uygulanmayacağını gösterir.

Sayfa Başına dön

Bülten-62 / 22 Şubat 2003

Avustralya Hükümeti kapalı kapılar ardında 6 aydan beri sürdürdüğü görüşmeleri sonlandırdı ve nihayet 22 ülkenin Avustralya’dan talep ettiği GATS taahhütlerini açıkladı. Bu liste 6 aydır hükümetin elinde olduğu halde ülke halkından bucak bucak gizlendi. Talepler, Avustralya’daki eğitim, sağlık, posta hizmetleri, telekom ulaşım, film ve TV endüstrilerinde çalışan emekçilerin iş güvencesini tehdit eder düzeyde. Avustralya emekçileri Hükümete, Senato incelemesi bitene kadar bu talepler karşısında hiçbir taahhütte bulunmama çağrısı yaptı.   (Media Release 15 January 2003, Secretive Negotiations an insult to the Public Paul Chamberlain)

Sayfa Başına dön

Bülten-62 / 22 Şubat 2003

Avrupa Komisyonu GATS konusunda ikili oynuyor : Sağlık gibi temel kamu hizmetlerini GATS’a bağlı olarak taahhüt etmeyeceği açıklamasını yapan AB Komisyonu,  94 metnindeki kapsamlı taahhütlerini unutturmaya çalışıyor. Eğitim ve Sağlık sektörleri AB’nin daha 1994 yılında liberalize etmeyi taahhüt ettiği ve dolayısıyla geri dönüşün mümkün olmadığı sektörler arasında. Halihazırda yatay taahhütlerin güçlendirilmeye çalışıldığı yeni GATS raundunda söz konusu bu kamu hizmetlerine yönelik tehdit daha da büyüyecek.

Sayfa Başına dön