mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu


KÖY HİZMETLERİ'NİN LAĞV EDİLMESİ

Ahmet Atalık - Ziraat Mühendisi - Eylül 2001

 


MF Direktifleri ve Dünya Bankası Yapısal Uyum Programları gereği dayatılan ve istikrar önlemleri adıyla büyük bir hızla gerçekleştirilen yasal ve yönetsel düzenlemeler, ulusal çıkarlarımıza aykırıdır ve ülkemizi hızla büyük bir yıkıma doğru sürüklemektedir.

 

“Yapısal reformlar” olarak adlandırılan, tarımdan enerjiye, ticaretten kişisel hizmetlere ve sosyal güvenliğe kadar uzanan çok geniş bir alanda üretim yapısını ve bölüşümü kökten ve gelişmiş ülkelerin uluslararası sermayesi lehine değiştiren ve kamu otoritesinin ulusal politika üretme ve uygulama kapasitesini tahrip eden düzenlemeler bütün hızıyla sürmektedir.

 

Bu amaçla, ilk atılan adımlar özelleştirmeler şeklinde olmuştur. Şimdi ise ikinci adım olarak doğrudan iktisadi faaliyet yürütmeyen ancak kamusal hizmetler veren birçok kamu kuruluşu önce küçültülecek, ardından ya kapatılacak ya da yürütülen bu hizmetlerin özel sermayeye devredileceği bir yapıya dönüştürülecektir.

 

Bu doğrultuda hedef haline getirilen kamu kurumlarımızdan biri de Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’dür.

 

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Anavatan Partisi’nin tek başına iktidar olduğu 1984 yılında, kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik yeniden düzenleme çalışmaları kapsamında, “kamu yönetiminde etkinliğin arttırılması ve kırsal alana hizmetlerin bir bütün olarak götürülmesi” gerekçesiyle, Topraksu, Yol Su Elektrik (YSE) ve Toprak İskan Genel Müdürlükleri’nin 3202 sayılı Yasa ile lağv edilerek birleştirilmesi sonucu kurulmuştur.

 

Gerek son yıllarda hazırlanan Mahalli İdareler Yasa Tasarıları içerisinde ve son günlerde Maliye Bakanlığı ve Hazine’den sorumlu Devlet Bakanlığı’nca yürütülen “Devletin Küçültülmesi” çalışmaları ile Anavatan Partisi tarafından hazırlanan “Devletin Yeniden Yapılandırılması” çalışmaları kapsamında, gerekse büyük tirajlı gazetelerimizdeki bazı köşe yazarlarının yanlış ve yanlı beyanları üzerine kapatılması gündeme getirilen Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü:

·   Köy ve bunlara bağlı yerleşim birimlerinin yollarını yapmak,

·    Bu yerleşim birimlerini yeterli ve sağlıklı içme suyuna kavuşturmak,

·   Toprak ve su kaynaklarını geliştirmek ve yararlı hale getirmek, bu amaçla çiftçilere kredi vermek, teknik yardım projeleri hazırlamak,

·   Köy içi sosyal tesisleri yapmak, evini yapan vatandaşa konut kredisi vermek,

·   Yurtdışından ülkemize göç eden soydaşlarımıza iskan sağlamak,  

·   Sulama ve hayvan içme suyu temini amacıyla gölet, bent, kanal gibi tesisler yapmak ve toprak muhafaza tedbirleri vermek,

·   Arazi toplulaştırma, tarla içi geliştirme hizmetleri ve çeşitli drenaj tesisleri yapmak,

·   Toprak ve su kaynaklarının geliştirmesi ile ilgili araştırma çalışmaları yapmak,

 

şeklinde özetlenebilecek ve ülkemiz açısından çok önemli olan hizmetleri yerine getirmektedir.

 

YSE Genel Müdürlüğü’nün kurulduğu 1965 yılında ülkemizdeki 36.500 köyden sadece 17.000 köyün yolu mevcut ve toplam yol ağı 32.000 km iken günümüzde yolu olmayan köy kalmamıştır ve toplam yol ağı da 294.000 km ye çıkmıştır. (Türkiye’de şehirlerarası hizmet veren TCK yol ağının 60.000 km olduğu göz önüne alınırsa yapılan işin önemi daha iyi anlaşılacaktır.)

 

Kış aylarında yürütülen “kar mücadele çalışmaları” ile köy yolları sürekli ulaşıma açık tutulmaktadır. 8 Yıllık Kesintisiz Temel Eğitim kapsamında yürütülen “Taşımalı Eğitim” için köy yolları her mevsim ulaşıma açık tutulmaktadır.

 

1965 yılında toplam 65.277 ünitenin 18.183 adedinde yeterli ve sağlıklı içme suyunun olmasına karşın, 2001 yılında 76.417 yerleşim ünitesinin 66.295 adedine içme suyu götürülmüş ve bu ünitelerin %52’si de şebekeli sistem içme suyuna kavuşturulmuştur.

 

Beş Yıllık Kalkınma Planları’nda belirtildiği gibi ülkemizde sulamaya açılabilir 8,5 milyon hektar alanın 2,9 milyon hektarı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü görev sahası içerisinde yer almakta olup bunun 1 milyon 247 bin hektarlık alan (%43) sulamaya açılmıştır.

 

Ayrıca, 963.234 hektar alanda tarla içi geliştirme hizmetleri, 328.182 hektar alanda drenaj ve toprak ıslahı, 365.055 hektar alanda toprak muhafaza çalışmaları, 290.935 hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 2.498 adet hayvan içme suyu göleti yapılmıştır.

 

Ülke arazi varlığı ile ilgili çalışmalar yapılarak arazi sınıfları, toprak özellikleri ve kullanma durumunu gösteren 1/25.000 ölçekli toprak haritaları ve İl Arazi Varlığı kitapları yayımlanmış, bu konudaki dünyadaki gelişmelere paralel olarak standart belirleme, geliştirme ve güncelleme çalışmaları sürdürülmektedir.

 

Genel Müdürlük bünyesinde bulunan Araştırma Enstitüleri’nde yapılan çalışmalar sonucunda “toprak ve su kaynakları yönetimi” konusunda 1493 araştırma projesi yürütülmüştür.

 

9.832 adet iskan konutu yapılmış, 8.964 adet sosyal ve ekonomik tesis hizmete açılmış, konut kredisi verilmek suretiyle10.490 iskan konutu yaptırılmıştır. 1923 yılından günümüze kadar dış ülkelerden gelen 441.324 aile ülkenin çeşitli yerlerine iskan edilmiştir.

 

Tüm bu hizmetleri gerçekleştiren Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün en çok eleştirildiği konulardan bir devlet bütçesinden aldığı paydır.

 

Son on yıl içerisinde bu hizmetleri vermeye çalışan Köy Hizmetleri’nin bütçe içerisindeki payı önemli ölçüde azaltılmıştır. 1990 yılında bütçeden aldığı pay %3,06 iken bu oran 2001 yılında %1,62 ye düşürülmüştür. Bu azalmaya karşın Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün kırsal kesimde yaşayan ülke nüfusunun %35’lik bölümüne birçok hizmeti götürmeye çalıştığı düşünüldüğünde bu bütçenin son derece yetersiz olduğu görülecektir.

 

Bir mukayese yapıldığında Köy Hizmetleri, Karayolları ve DSİ’nin 2002 yatırım tutarı toplam 1,5 milyar dolardır. Yani 40 bin köye 30 milyon köylüye verilen hizmet, 70 milyon yurttaşın yol ve su hizmetlerinin maliyeti 1,5 milyar dolardır. Buna karşılık;

 

·      Batık Bankalara aktarılan ve birkaç ailenin servetine eklenen kaynak 25 milyar doları aşmıştır.

·      Sayıları birkaç bini bulanların devletten aldıkları faiz geliri yaklaşık 30 milyar dolardır.

·      Yolsuzluklar sonucu kamunun uğradığı zarar yaklaşık 28 milyar dolardır.

 

Bu tablo hükümetin tercihini bu ülke insanları yerine ayrıcalıklı küçük azınlıklardan yana yaptığını açıkça ortaya koymaktadır. Bütün bu yapılanlar gayet açıkken, kamu hizmeti veren kurumların kapatılması ya da küçültülmesini krize bağlı olarak gündeme getirmek hem açık bir yalan, hem de kamuoyunun aldatılarak ikna edilmesi anlamını taşımaktadır.

 

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün en çok eleştirildiği konulardan biri de aşırı personel sayısı ile eski ve çok sayıdaki makine varlığı nedeniyle, bütçesinin çok küçük bir kısmının yatırıma dönüştüğüdür.

 

1984’te 10.240 olan memur kadro sayısı, 1994’te 7.305’e indirilmiştir. 2001 yılı itibarıyla Köy Hizmetleri görev yapan memur sayısı 6.496’dır.

 

İşçi sayısı 1985-1996 yılları arasında siyasi iktidarların tercihlerine bağlı olarak 70.000 ile 80.000 arasında değişmiştir. Bu sayı 1997’de 68.344’e, 2000 yılında 51.533’e ve 2001 yılında da 49.941’e düşürülmüştür.

 

Şayet personel fazlası var ise sorunun asıl kaynağı olan siyasi partiler tarafından bu konunun eleştirilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.

 

Ekonomik ömrünü doldurmuş ve işletme maliyeti yüksek olan ve servis dışı tutulan iş makineleri sembolik fiyatlarla Belediye Başkanlıklarına verilmektedir. Bünyesindeki işlerin yürütülebilmesi için ihale sonucu yapılan makine alımlarının maliyetini diğer kurumların yaptığı alımlarla karşılaştırmak aydınlatıcı olacaktır.

 

1998 yılında Köy Hizmetleri tarafından alınan bir grayder 69.458 Dolar iken, Van Özel İdaresine alınan bir grayder 123.393 Dolara, Giresun Özel İdaresine alınan bir grayder 134.047 Dolara mal olmuştur.

 

Lastik tekerlekli yükleyicilerin maliyeti Köy Hizmetlerine 65.190, Bayburt Özel İdaresine 105.645 ve Aydın Özel İdaresine 122.086 Dolara mal olmuştur. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

 

Köy hizmetleri bünyesindeki makine parkı 1990’da 28.002 adet iken, 2000 yılında 21.970 adete ve 2001 yılında ise 18.874 adete çekilmiştir.

 

Devlet bütçesinden yatırımlar için ayrılan ödeneklerin azalması, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün elindeki makine ve personel kaynaklarının önemini arttırmıştır. Bir adet hayvan içme suyu göletinin 2001 yılı birim fiyatlarına göre maliyeti 50 milyar TL ve 100 adet hayvan içme suyu göletinin maliyeti 5 trilyon TL dir. Köy Hizmetleri kendi makine parkı ve personel gücünü kullanarak 5 trilyon TL maliyetindeki 100 adet göleti sadece 150 milyar TL ödenekle gerçekleştirmektedir.

 

Şayet kırsal kesime etkin hizmet götürülemiyorsa ve Köy Hizmetleri’ne ait makine ve personel sayısı günümüzde de fazla görülüyorsa bazı hizmetlerin İl Özel İdarelerine devri neyi değiştirecektir? Etkin hizmet götürmek için Valilikler aynı makinelerle ve aynı personelle hizmet verecekler ise “yetkili makamın devletin tüm bakanlıklarının o ildeki temsilcisi olan Vali mi, yoksa ülke çapında çalışan uzman bir kurum mu olması daha doğru olacaktır.

 

Son zamanlarda kimi gazetelerde Devletin hantal yapısına Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün örnek olarak gösterilmesi son derece yanlıştır. Hatta bir gazetede köşe yazarlığı yapan ve 2. Cumhuriyetçilikle övünen bir bayan köşe yazarının “Köy Hizmetleri..” başlıklı makalesinde; kendi ifadesiyle “ne yaptığını tam bilemediği ve fazla da önemsemediği” Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü hakkında yanlış ve yanlı rakamsal değerlendirmelerde bulunarak, “bürokrasinin kendi kendisini küçülteceğinden o kadar umudumu kestim ki, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü gibi kurumları tespit ettikçe kredi koşulları listesine koyulması için İMF’ye gammazlamaktan başka çare düşünemiyorum” diyebilmiştir. Ulusumuz adına yapılan bu onursuz gammazlamanın da etkisiyle Köy Hizmetlerinin İMF’den gelebilecek krediye bağlı olarak lağv edilmesi ülke gündemine girmiş, kamuoyu önündeki itibarı zedelenmiştir..

 

Götürmesi gereken hizmetler önceliğini korurken bütçeden ayrılan pay oranı 1990 yılında %3,06 iken 2001 yılında %1,62’ye düşürülen; 1984 yılındaki 10.240 olan memur kadrosunu 2001 yılında 6.496’ya düşüren; 1985 yılındaki 65.327 olan işçi sayısını 2001 yılında 49.941’e düşüren; 1990 yılında toplam 28.002 adet olan makine varlığını 2001 yılında 18.874 adete düşüren; yatırım ödeneğinin yarısı kadar bir bütçe, İl Özel İdareleri tarafından hoyratça kullanılmış; kar mücadelesi yapmış ama maliyeti cari harcama içinde görülmüş; tüm bu gelişmelere karşın personel ve ekipmanını kullanmak suretiyle bütçesinin hizmet ve yatırıma dönüşme oranını %70 düzeyinde tutmuş olan ve tüm bunlara karşılık krizin sorumlusu olarak görülerek tasarruf edilmesi bahanesiyle lağv edilmesi gibi yanlış bir uygulamayla karşı karşıya bırakılan Köy Hizmetleri konusunda bir kez daha düşünmekte fayda vardır.

 

IMF’nin önerdiği politikaların başarısızlığı bugünlerde salt uluslararsı kamuoyunda değil, uluslararası finans çevrelerinde dahi sorgulanırken, Türkiye ekonomik yönetiminin ve yapısal uyum programları adı altında gerçekleştirilen uygulamaların IMF önündeki teslimiyetçi tutumu kaygı vericidir. Buna yol açanlar büyük bir toplumsal ve siyasal sorumluluk taşımaktadırlar.

 

Toplumumuz ekonomik çöküntünün sersemletici etkisini ve devletin ekonomik ve siyasal etkinliğini aşındırmayı amaçlayan ideolojik şartlandırmalar dolayısıyla algılama fırsatı bulamadığı bu reformların ne anlama geldiğini 2002 ve sonrasında yaşayarak görecektir.

 

Ek bilgi:

 

                        Memur       Nüfusa                               Kamu İstihdam

   Ülkeler            Sayısı       Oranı(%)             Ülkeler          Oranı (%)

 

Finlandiya            536.632     10,40                 Şili                    2.5

Fransa              4.819.300     8.18                  Rusya                2.9

Kanada              2.548.137     8.15                 Japonya             6.0

Macaristan         791.436        7.80                  Brezilya              7.9

ABD                 20.572.000    7.46                  İsviçre            11.4

Çek Cumhuri        715.858       6.96                 Hollanda           12.1

İrlanda               235.326       6.19                 ABD                 14.0

Avusturya           441.560       5.44                 Türkiye            14.2

Yeni Zelanda        205.305       5.37                 İngiltere           14.4

Almanya            4.364.100     5.27                  İspanya           15.2

Hollanda              828.033       5.20                 Almanya           15.6

İtalya                 2.275.946     3.95                  İtalya               16.1

İspanya              1.552.838     3.88                  Hindistan          19.4

Türkiye              2.197.152     3.34                  Kanada            19.6

Yunanistan           270.897       2.56                 Güney Afrika     19.6

                                                                Çin                  20.2

                                                                Fransa            24.8

                                                                İsrail                29.1

                                                                Polonya            36.4

                                                                Slovenya           41.9

 

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)’nin 2000 yılı verilerine göre Finlandiya’da her 10, Kanada’da 12, ABD ve Macaristan’da 13, İrlanda’da 14, Almanya ve Hollanda’da 19, İspanya ve İtalya’da 25 kişiden biri memurluk yapıyor. Türkiye’de ise ancak her 30 kişiden biri memurluk yapmaktadır.

 

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine göre kamu istihdamının toplam istihdama oranı ülkemizde %14.2 dir.

 

 

OECD verilerine göre 2000 yılı itibarıyla Devletin Ekonomi içerisindeki payı:

I

                                Ekonomi içerisindeki

Ülkeler                           Payı  (%)

 

İsveç                                     58

Almanya,Fransa                        53

Avusturya,Belçika,İsviçre             49

Japonya                                  48

Hollanda,Norveç                        47

İngiltere,Kanada                        41

İspanya                                  40

İtalya                                     39

ABD                                       32

İrlanda                                    31

Türkiye                                   23,9

Özel sektörün beşiği olarak bize örnek gösterilen ülkelerde Devlet’in ekonomi içerisindeki payı %40-50 civarındadır. Bu rakamlar karşısında hâlâ Devletin büyük olduğunu ve küçültülmesi gerektiğini söylemek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bitirilmesidir.