mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu



"Şili Mucizesi": Sosyal Güvenliğin Yokedilişi

Armağan ÖZTUKSAVUL, 7 Temmuz 1999


Sosyal güvenlik reformu denerek ülkemizde sosyal güvenliğin tasfiyesinin tartışıldığı şu günlerde sermaye temsilcileri, Şili modeli adı altında özelleştirmeyi gündemi sokmaya çalşmaktadırlar. Yaş tartışmasına kilitlenen sosyal güvenlik sisteminin başına aslında ileriye yönelik başka çorapların örüldüğü anlaşılmaktadır. Gerçekte emekçilerin güvencesizleşmesi, daha fazla sömürüsü ve beyinlerinden sisteme bağlanması anlamına gelen Şili modeli özelleştirmeyi, emekçilerin iyi tanıması gerekiyor. Bu model, 1981'de faşist Pinochet rejiminde uygulanmaya başladıktan sonra IMF, Dünya Bankası gibi kurumlarca Latin Amerika ülkelerinin yarısına daha uygulatıldı. Peru, Arjantin, Kolombiya, Uruguay, Bolivya, Meksika, El Salvador'da 1993 ile 1997 arasında, aralarında bazı değişiklikler olsa da Şili modeline benzer özelleştirmeler gerçekleştirildi. Halen Brezilya başta olmak üzere diğer Latin Amerika ülkelerine de uygulatılmak isteniyor.

Özelleştirmenin Öğretmenleri
Dünya'da sosyal güvenliğin özelleştirilmesinde özellikle bir propaganda ve strateji merkezi öne çıkmaktadır. Bu konuda ülkemizin de içinde bulunduğu pek çok ülkeye "yol gösteren" ve baskı uygulayan IMF, Dünya Bankası gibi emperyalist kurumlara da malzemeyi bu merkez sağlamaktadır. Cato Enstitüsü isimli bu kuruluş, kendini bir sivil toplum örgütü gibi sunmaktadır. Ama Cato'nun yönetimi ve para kaynakları incelendiğinde ne tür bir örgüt olduğu iyi anlaşılmaktadır. Örgütün "sosyal güvenliğin özelleştirilmesi" projesi eş-başkanı Jose Pinera, bu alanda en tanınmış kişiliklerdendir. ABD'de Harvard'da doktora yapmış bir Şilili olan bu zat, bütün dünyayı dolaşarak sosyal güvenliğin özelleştirilmesi yolunda sermaye ve devlet yöneticilerine akıl dağıtmaktadır. 1997 yılının 4-7 Mayıs tarihleri arasında, Türkiye'nin büyük borsa şirketlerinden Global'in daveti ile ülkemize de gelmiş ve konferanslar vermiştir. Jose Pinera asıl ününü 1978-1980 yılları arasında faşist Pinochet'nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak hizmet verdiğinde sağlamıştır. Sonraki yıllarda bütün dünyada sermayenin "Şili mucizesi" diye selamladığı özelleştirme sisteminin kurucusu olma "şerefi" Jose Pinera'ya aittir. Pinochet'nin kanlı diktatörlüğü sırasında sosyal güvenlik sistemini tasfiye ederek özel emeklilik sistemini getirmiştir. 1981'de maden bakanı olarak görev yaptığında Şili'nin kilit sektörü olan, zengin maden yataklarının peşkeş çekilmesini de sağlamıştır. Ardından Arjantin, Peru, Kolombiya, Bolivya El Salvador'da sosyal güvenliğin özelleştirilmesi için hükümetlere danışmanlık yapmıştır. (Cristopher Cox, The House Policy Comittee) Sonraki yıllarda ağababalarının yanına ABD'ye geçerek Şili'de kazandığı deneyimleri dünyanın diğer ülkelerine taşıyarak emekçilerinin başına küresel bir bela olmuştur. Sermaye de onun bu hizmetlerini karşılıksız bırakmamış ve Cato'dan 2 milyon dolar ücretle ödüllendirmiştir.
Diğer eş-başkan William Shipman ise ABD'nin dördüncü büyük finans grubu olan State Street Bank'ın bölüm müdürüdür. Eğer ABD'de sosyal güvenlik özelleşirse 275 milyar dolarlık emeklilik kesintilerinden bankasına büyük paylar akacağından bahsetmektedir.
Cato proje müdürü Michael Tanner, bilgisayar devleri IBM ve Digital Equipment şirketlerinden "doyurucu" bağış aldıklarını açıklamıştı. (Trudy Lieberman, The Nation 27-1-1997) Cato ulusötesi şirketlerin ilgisine mahzar olmuştur. Medya tekeli, Robert Murdoch, 1997 yılında Cato Enstitüsünün yönetim kuruluna katıldı. Murdoch daha yönetime girmeden de 1995 ten beri yönetimde olan bir başka medya devi Malone vasıtasıyla Cato ile doğrudan ilgiliydi. Bu ikili medya alanında zatan içiçe geçmiş durumda. Murdoch, aynı zamanda sigara tekeli Philip Morris'in de yönetim kurulunda.
Cato'nun topladığı fonlar yıllık 8 milyon dolara ulaşıyor. Bunları sağlayan şirketler de pek yabancı olmadığımız şirketler. Amerikan Express, Citibank, Chemical Bank gibi finans kuruluşları, Shell, Exon, Chevron gibi petrol devleri ve Merck, Pfizer gibi ilaç tekelleri hep Cato'nun para kaynaklarıdır. (Norman Solomon, Institute of Public Accuracy)

Sosyal Güvenliğin Şili Usülü Tasfiyesi
Ulusötesi sermaye tarafından beslenen Cato'nun bunca paralar harcayarak propagandasını yaptığı Şili modeli belki şimdi daha anlaşılır olabilir. Şili'de -alay edercesine- 1 Mayıs 1981 tarihinde uygulanmaya başlanan bu modelde çalışanların ücretlerinin %10'u emeklilik primi olarak kesilmektedir. İsteyenler %20'ye kadar bu oranı artırabilmektedir. İşverenden hiçbir kesinti olmamakta, devletten de herhangi bir katkı verilmemektedir. Bu sistemin yaşama geçirilmesi için emeklilik ile sağlık sigortası sistemi birbirinden ayrılmıştır. Sistemin kritik noktası budur ve ülkemizde de zaman zaman telaffuz edilmektedir. Özel sağlık sigortası için de ayrıca % 7 veya daha fazla prim ödenmektedir. Bunlardan başka %3.7'ye varan oranda sakatlık ve yaşam sigorta primleri kesilmektedir. Emeklilik kesintileri emeklilik fon yöneticisi (EFY) denen özel finans şirketlerinden birine yatırılmaktadır. Çalışanlar, EFY'leri "seçebilmekte" ve değiştirebilmektedirler. EFY'ler topladıkları paraları hisse senedi, devlet tahvili gibi kağıtlara yatırmakta ve karşılığında komisyon almaktadırlar. (Jose Pinera, 1996, Çalışanların Güçlendirilmesi) Kadınlarda 60, erkeklerde 65 yaşına gelen ve yeterli parası biriken kişilerin emekli olacağı söylenmektedir. Şili'de 5.6 milyon kişi özel sistemdedir. Ancak bunların sadece yarısı düzenli prim ödeyebilmektedir. 65 yaşın üstündeki nüfus ise 1 milyon kadardır. (NCPA Policy Report, Ocak-1999) 1997 yılı itibariyle özel sistemden emekli olabilenler sadece 22.000 kişidir. Bunların da maaşlarının %33'ü fon yönetim şirketlerine gitmektedir. Emekliliğin hak edilmesi için gereken ağır şartlar yüzünden çalışanların en az %35'i sosyal güvenlik sisteminin kapsamı dışındadırlar. İçinde olanların da durumu içi açıcı değildir. Şirketlerin yaptığı 20 yıllık bir plana göre erkeklerin %34'ü, kadınların %45'i asgari ücretin %85'i oranında bir asgari emeklilik maaşı alacaklardır. Asgari emeklilik maaşında devlet garantisinin geçerli olması için 60-65 yaş sınırı geçerlidir. 1981 yılında 100 birim olan asgari ücretin "Şili mucizesi" sayesinde 1989'da 54.5 birime düştüğünü de hatırlatmak gerekiyor. Asgari emeklilik maaşı miktarı günde sadece 1.25 dolardır. Diktatörlüğü ayakta tutan polis ve askerler ise özel emeklilik sisteminin dışında tutularak kamusal sosyal güvenlik sisteminden emekli olmaya devam ediyorlar.
Özel emeklilik sisteminin ortaya çıktığı 1980'lere kadar Pinochet'nin faşist diktatörlüğü zaten yavaş yavaş sosyal güvenliğin tasfiyesine girişmişti. 1974'ten itibaren patronlardan kesilen sosyal güvenlik payları kademeli olarak azaltıldı ve emeklilik maaşları %26 düşürüldü. 1982'de çalışmaya yeni başlayanlar zorunlu olarak, eski sistemdeki emekçiler ise bazı teşvik ve şantajlarla özel sisteme geçirildi. Özel sisteme geçenlerin emeklilik kesintilerinin %21'i devlet tarafından sübvanse edildi. Eski sistemden özele geçenlere birikmiş primleri için devlet tahvili verildi. Eski sistemle emekli olanların maaşları devlet tarafından karşılandı. Geçiş dönemi için gereken bu parasal kaynakların önemli kısmı KİT'lerin ve kamu varlıklarının satılmasıyla karşılandı. Maliyetlerin %40'ı ise devlet tahvili çıkartılarak gelecek nesillere borç olarak aktarıldı. Yani sosyal güvenliğin özelleştirilmesi kamuya muazzam bir yük getirmiş ve yeni özelleştirmeler ve borçlanmalarla bu yük karşılanmaya çalışılmıştır. (Vincente Navarro, 03-03-1997, In This Times)
Ortaya çıkan önemli sorunlardan biri yüksek fon "yönetim" ücretleridir. Emekçilerin primlerinin %20'ye varan kısmı komisyonculara gitmektedir. İkinci zaaf ise emekçilerin yarısının az üstünde bir kısmı düzenli sosyal güvenlik katılımı yapabilmektedir.

Bir Komisyoncu Cenneti
1982 ile 1995 yılları arasında emeklilik yatırımlarının yıllık ortalama getirisi %12.7 olarak bildirilmişti. Ancak Dünya Bankası uzmanı Hemant Shah komisyonlar ödendikten sonra kalan miktarın, aslında ortalama %7.4 olduğunu açıkladı.
1982 ile 1986 yılları arasında fonların getirisi yıllık ortalama % 15.9 olarak açıklanmasına rağmen komisyonlar düştükten sonra bu oran yalnızca %0.3' tür. 1991-1995 yılları arasında komisyon dahil ortalama getiri % 12.9 komisyonlar düşüldükten sonra ise % 2.1' dir. 1984 yılında brüt ücretlerin %8.4'ü komisyonlara gitmiştir. Bu oran, bir miktar düşmesine rağmen halen emeklilik kesintilerinin % 16.7 ile % 20'si arasında bir oran komisyonlara gitmektedir. Şili'de eski sistemde tüm yönetim harcamaları kesintilerin yalnızca % 5'i kadardı. Toplam birikmiş emeklilik fonlarının % 3'ü ile % 5'i kadar bir miktar, değişik finans seçenekleri arasında seçim yapmak üzere önerilerde bulunan danışmanlara verilmektedir. Benzer uygulamaların yapıldığı Arjantin'de brüt ücretlerin % 3.5'u komisyonculara gitmektedir. Özel emeklilik fon şirketleri birbirlerinden üye kapmak için yüksek maliyetli kampanyalar yürütmektedirler. Şili'de her yıl üyelerin tahminen % 25'i bağlı oldukları şirketleri değiştirmektedirler. 1980'lerdeki borç batağındaki Latin Amerika devletleri, iki haneli reel faizlerle bonolar çıkarmışlar ve bunlar emeklilik fonlarında kullanılmıştır. Benzer şekilde özelleştirilen kuruluşların da bir kısım hissesi emeklilik fonlarında kullanılmıştır. Böylece bu gelirlerin önemli bir kısmı da emeklilik fonlarından komisyon alan finans şirketlerinin kasalarına girmiştir. EFY şirketleri arasında birçok ABD şirketi bulunmaktadır. Yabancı üç finans grubu tüm emeklilik fonlarının %65'ini kontrol etmektedirler. Şili'de emeklilik fonu olarak 30 milyar dolar para birikmiştir. Bu fonlar, sermaye sınıfına kaynak olarak kullandırılmaktadır.
Son yıllarda fonların getirisi giderek düşmektedir. 1995'de dolar bazında ortalama %2.5 zarar edilmiştir. 1996'da % 3.5 olarak gerçekleşen brüt getirinin aslında %6.8 zarar olduğunu bir uzman hesaplamıştır. Aynı yıl fonların %80'ini kontrol eden 5 şirketin kar marjı %22 olarak gerçekleşmişti. (The Century Foundation, özet sayı #4)

Daha Fazla Eşitsizlik
Yüksek oranlı kayıt dışı istihdam nedeniyle işgücünün önemli bir kısmı, sosyal güvenliğin dışında kalmaktadır. Arjantinli ekonomist Roben Lo Vuolo, aktif nüfusun yalnızca %50'si emeklilik sistemine katıldığını bildirmiştir. Brezilya'da kayıt dışı sektörde istihdamın % 57'si barınmaktadır.
Özelleştirmeyle aynı zamanda kamusal sistemin bölüşümün düzenlemesine yönelik beklentileri de terk edilmektedir. Şili'deki özel sosyal güvenlik sisteminin kurucusu Jose Pinera, "fikir, kişi emekli olduktan sonra gelir dağılımını düzenlemek değildir" demiştir. Özel sistemde emeklilik maaşı, yalnızca bireysel kesintinin miktarına ve yatırım performansına bağlıdır, böylece yoksullara karşı bir program ile sosyal güvenlik tasfiye edilmektedir.
Kamu sistemi kadınların kesikli çalışmalarını kompanse etme eğilimindedir. Güney Amerika'daki özel sosyal güvenlik sisteminde ise kadınlarla erkeklerin ayrı değerlendirilmeleri yerine erkeklerin kayırılması söz konusudur. Çünkü kadınlar, genellikle düşük ücretlere çalışırlar, yaşamlarının birçok yılında ücretsiz emek sarf ederler ve daha uzun ömürlüdürler. Bu yüzden emeklilik konusunda sistematik olarak erkeklerden daha az emeklilik maaşı elde ederler. Üstelik erkeklere özgü sayılan bazı işler "özel muamele" görmüşlerdir. Polisler ve askerler özel sosyal güvenlik sistemi dışında tutulmuşlardır. (Stephan J. Kay - California Üniversitesi, American Prospect Temmuz-Ağustos 1997)

Saldırı Çok Yönlü
Gözden kaçırılmak istene bir nokta, kamusal sosyal güvenlik sisteminde sağlık ve emeklilik, hatta ucuz kredili ev fonları bir aradaydı. Özel emeklilik sisteminde, emekçilere sağlık açısından bir anlamda başınızın çaresine bakın denmektedir.
Şili'de vergi için beyan edilen ortalama ücret, 460 dolar olmasına rağmen özel emeklilik için beyan edilen miktar 1000 dolardır. Düşük ücretli emekçiler minimum emeklilik maaşını hak edebilmek için ücretlerini yüksek göstermekte ya da patronlar, vergileri daha az ödemekı için ücretleri düşük göstermektedirler. Şubat 1996'da böyle sonuçlanmamış 150.000 dava vardı.
Bu sistemin saldırı unsuru taşıyan diğer bir yönü emekçilere en kapsamlı saldırılardan olan esnekliğe zemin hazırlamasıdır. Bunu bu konuda en etkili kişi de ifade etmektedir. "İşgücünün, ülke içinde veya dışında, hareketliliğini kısıtlamayan emeklilik tasarruf hesabı sistemi, işgücü piyasasında esneklik yaratılmasına yardımcı olmaktadır" (Jose Pinera, 1996, Çalışanların Güçlendirilmesi)
Sistemin ideolojik etkisi de çok önemlidir. Ellerinde hesap makinaları ile emeklilik fonlarına hangi şirketin daha fazla "kazanç" verdiğini öğrenmeye çalışan ya da borsa ve tahvil piyasasını takip eden emekçiler sistemin bir parçası haline getirilmektedir. Örneğin borsanın artması için kendi aleyhlerindeki uygulamalara onay vermektedirler. Bizde borsa yorumcularının borsanın düzelmesi için yabancı yatırımcıların gelmesi ve bunun için de uluslararası tahkimin kabul edilmesini şart koşmaları hatırlanabilir. "Gerçekten de yeni sistem, Şili'li çalışanların "ülke ekonomisine ortak olmalarına" imkan tanımaktadır. Şili'li işçi, menkul kıymetler piyasasındaki veya faiz oranlarındaki hareketlere karşı ilgisiz değildir." "Önemli olan, kendilerine bir seçenek verildiğinde, çalışanların - sosyal güvenlik gibi "kutsal" bir konuda bile - kendi maddi çıkarları(!) doğrultusunda hareket edebilmesi ve dolayısı ile serbest piyasa taraftarı olmasıdır" (Jose Pinera, 1996, Çalışanların Güçlendirilmesi)
Sistem, hem topladığı paralarla sermayeye yeni olanaklar sağlamakta hem de çalışanları kendine taraftar kılabilmektedir. İşte "Şili mucizesinin" sırrı budur!
Ama güneş balçıkla sıvanmıyor, Şili'li emekçiler de kendilerine dayatılan bu darbeyi artık anlamışlardır. "Şu andaki bildiklerimle" diyor 17 yıllık kamu emekçisi Cecilia Prado, "asla özel sisteme geçmezdim. Demokratik bir yönetim altında bizi zorlayamazlardı. Şu an geriye dönmeye izin veren bir yasa çıksa büyük bir kitle sistemden çıkar." (Fred J. Solovey, Kasım 1996, Focus)



sayfanın başına dön
[www.antimai.org] [bültenler] [haberler] [dağarcık] [yayınlar] [iletişim]