mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

"Modern sol" sisteme ait

Gaye Yılmaz - Radikal Gazetesi - 7 Mart 2004

Ertuğrul MAVİOĞLU'nun Radikal Gazetesinde yayınlanan "Türkiye'de SOL Nerede?" isimli yazı dizisinden alınmıştır.

 

Türkiye'de giderek ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarının bizzat kendisinin bile emekçi ve yoksul katmanların bilinçlenme sürecini hızlandıracağını öngörmek mümkün. Fakat bu süreçte önder kadroların üstleneceği rol hayati bir öneme sahip.


MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu sözcüsü Gaye Yılmaz, solun son 20 yılda dünyada ciddi bir ivme yitirmesinin temelinde, SSCB'ye hak etmediği bir önem atfedilmesinin yattığını düşünüyor. Yılmaz'a göre, sosyalizmle bağlarını koparan modern ve çağdaş sol, liberalizme insani çehre kazandırmakla meşgul.

 

Dünyada ve Türkiye'de solun bu denli gerilemesinin temelinde hangi nedenler yatıyor?
Dünyada ve Türkiye'de solun gerilemesinin temelinde bana kalırsa, SSCB sistemine zamanında atfedilen ve belki de hak etmediği ölçüde büyük önem bulunuyor. Sol, SSCB dönemini açık yüreklilikle isimlendiremediği ve, ya köktenci bir tavırla savunma ya da tümden inkâr etme gibi bir tutum sergilediği için sorun yaşıyor. Köktenci savunma tarzı, "Peki ama nasıl oldu da yıkıldı?" sorusunu yanıtsız bırakırken, inkârcı tavır da, sınıf ideolojisine yabancılaşmayı ve hatta reddedişi beraberinde getiriyor. Sadece Türkiye özelinde değil, tüm dünyada popüler kültürden, eğitim sistemine, medya araçlarına kadar pek çok alanın sorgulama, analiz etme, kuşku duyma vb. gibi bilinçlenme süreçlerini baypas ettiği bir dönemden geçiliyor. Ve tabii en önemlisi, işçi sınıfının dünü ve bugününün analiz edilerek belki de farklı bir bilinç örgütleme faaliyetinin başlatılması gerekiyor. Türkiye'de giderek ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarının bizzat kendisinin bile emekçi ve yoksul katmanların bilinçlenme sürecini hızlandıracağını öngörmek mümkün. Fakat bu süreçte önder kadroların üstleneceği rol hayati bir öneme sahip. Bu arada Brezilya gibi farklı coğrafyalarda yaşanan örneklerin dünya yoksulları ve işçileri tarafından dikkatle izlenmesi gerekiyor. Bu izleme, sadece görünenin yorumlanmasıyla sınırlı kalmamalı ve örneğin "Brezilya'da Lula iktidara geldi, bir değişim yarattı mı? Nasıl ?" gibi soruların yanıtları aranmalı.

Çağdaş ve modern sol olmak dünyada ve Türkiye'de nasıl anlaşılıyor?
Çağdaş ve modern sol olmak dünyada en genel anlamda 'liberalizme insani bir çehre kazandırmak' biçiminde algılanıyor ve kapitalizmi ve emperyalizmi sorgulamak yerine bu sistemi kabul ederek, 'ehlileştirmek' öneriliyor. Çağdaş ve modern sol artık hiç 'sosyalizm ve devrim'den söz etmiyor örneğin. Türkiye için de benzer bir eğilimden bahsetmek mümkün. Bu gruplar genelde Batı demokrasilerini ideal dünya projelerinin örneği olarak tanımlıyor ve kendi görüşlerini, kalkınma, milli gelir, insan hakları, şeffaflık gibi liberal jargonla ifade ediyor. Çağdaş ve modern sol olmak adeta Marksizm'den radikal bir kopuş gibi yaşanıyor.

Dünyadaki sistem karşıtı pratiklerin Türkiye'deki toplumsal muhalefete herhangi bir katkısı oluyor mu?
Lula, Chavez, Avrupa sosyal demokrasisi, Zapatista hareketi, küreselleşme karşıtları vb. gelişmeler ilk anda moral yükselmesine yardım etmeleri bakımından gerçekten önemli. Ancak, ciddi bir eksiğimiz var o da süreçleri sürekli bir şekilde izlememek. Örneğin Lula iktidara geldiği anda biz burada Brezilya'da bir şeylerin değiştiğine yemin eder hale geliyoruz. Fakat, Lula'nın ilk işi PT içindeki sol güçleri partiden tasfiye etmek, ikinci işi de Amerikalar Arası Serbest Ticaret Anlaşması FTAA üzerinde bölge ülkeleriyle pazarlıklara girişmek oluyor, ama biz bunları bilmiyor, ve hiçbir şekilde tartışmıyoruz.

Yaşananlara kafa yormuyoruz
Örneğin, Avrupa'da mücadelelerle kazanılmış emeklilik, işsizlik sigortası benzeri pek çok sosyal hak bugün birer birer geri alınırken bize göre Avrupa'da sosyal demokrasi halen hüküm sürüyor. Aslında bizim önde gelen özrümüz; üretim, mülkiyet ve bölüşüm ilişkileri değişmeden, yani kapitalist üretim ilişkilerinin hüküm sürdüğü bir ortamda iktidara ortak olan ya da tek başına iktidara gelen siyasi partilerin neyi, ne kadar yapabilecekleri üzerinde hiç kafa yormamamız.


Bugün Türkiye solunun dünyadan alabileceği bir model var mı?
Tüm eksiklikleri ve hatalarına rağmen -mevcut koşullarda kendi sınıfsal çıkarları etrafında birleşmeyi becerebilen toplumlardan alınacak pek çok ders olsa gerek. Özellikle Lula, Chavez ve Zapatista örnekleri örgütlenme stratejileri bakımından ve kendi yerelliklerinde araştırılmalı. Böyle bir çalışmanın başlatılması dünya halklarının birbirlerine deneyim ve görüş aktarmaları açısından da son derece önemli olacaktır. Örneğin, Zapatista'lardan nasıl örgütlendikleri öğrenilirken; sorunlarının kapitalist sistem içinde asla aşılamayacağı somut örneklerle aktarılabilir ve dünya ölçeğindeki farklı mücadelelerin aynı eksene oturması adım adım da olsa sağlanabilir.