mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu
Altında tahkim tuzağı

Günlük EVRENSEL Gazetesi 4.08.2001

Selim YILMAZ - KİMDAKSİ (Kimya Madenciliğine Karşı Sivil İnisiyatif)

 

Hükümetin büyük çaba ile Anayasa’ya koyduğu uluslararası tahkimin nasıl bir tehlike olduğu bu kez de Bergama’da ortaya çıktı.

 

Bergama'da MIGA ve Tahkim

Bergama Ovacık Altın Madeni’nin kapatılması için 652 köylünün açtığı davayı inceleyen Danıştay 6. Dairesi’nin 14 Mayıs 1998 tarihinde verdiği “yürütmenin durdurulması” kararı ile 1 Haziran 2001 tarihinde İzmir 1. İdare Mahkemesi’nin verdiği kararın uygulanmamasının ardında acaba, uluslararası tahkim baskısı mı var?

Bilindiği gibi TBMM’de kabul edilen 13 Ağustos 1999 tarih ve 4446 sayılı yasa ile Anayasa’da uluslararası tahkime gidilmesine engel olan 47, 125 ve 155. maddeler değiştirilmiş, bu değişikliğe dayalı olarak 21.06.2001 tarihinde Milletlerarası Tahkim Kanunu TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe girmiş ve şirketlerin tek taraflı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası tahkimde dava etme hakkını tanımıştır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti 1988 yılında MIGA (Çok Taraflı Yatırımlar Garanti Ajansı)’ya ortak olarak yabancı yatırımların olası risklerini güvence altına alan bir çeşit sigorta şirketinin ortağı olmuştur.

Bergama Ovacık Altın Madeni tesisin kurulması için Eurogold’un açıklamalarından ve eskiden 1/3 ortağı olup 2001 yılında da tüm hisselerini devralan Normandy Poseidon şirketinin web sitesindeki bilgilerden 100 milyon dolar harcama yapıldığı belirtilmektedir. Bu bilgiler ışığında;

1. 1998 Mayısı’nda Danıştay tarafından Ovacık A. Madeni için yürütmenin durdurulması kararı alınmasına (Eurogold için anlamı kapatma kararıdır) rağmen Eurogold 1998 yılında, MIGA’ya başvurarak zararlarının Türkiye Cumhuriyeti tarafından tazmin edilmesi yoluna neden gitmemiştir?

- Acaba 100 milyon ABD Doları olarak açıkladığı masraflar tutarı doğru mu?

- Yoksa masrafların belgeleri konusunda problemi mi var?

- Ya da Eurogold MIGA’ya gittiyse, hükümet neden kamuoyuna açıklama yapmamıştır.

Eurogold ya da Normandy Poseidon, Ovacık Altın Madeni’nden yılda 3 ton altın 3 ton gümüş üretileceğini ve işletmenin 8 yıl faaliyette kalacağını ve hesaplarına göre Madencilik Fonu’na 2.6 ve devlete vergi olarak da ortalama 5.8 milyon ABD Doları vereceklerini açıklıyorlar. Bu açıklamalara göre şirketin hesabını kendi verdikleri verilere göre kontrol edersek; yatırım harcaması 35 milyon dolar, inşaat safhası 23 milyon dolar ve diğer harcamalar 42 milyon dolar, tesisin toplam maliyeti 100 milyon dolar. (Hesaplamalarda esas alınan veriler Eurogold ve Normandy Poseidon’un web sitelerinden alınmıştır.)

Cevap bekleyen sorular

Buna karşın yapılan hesaplamalara göre, yıllık kâr 3.750 milyon dolar, 8 yıllık kâr ise 30 milyon dolar civarında. Tesisin toplam maliyeti 100 milyon dolar ise Normandy bu işletmeden 70 milyon dolar zarar edecek demektir.

Tüm işletmelerin birinci amacı kâr olduğuna göre, Bergama’da ısrarla altın üretimi yapmak isteyen bu şirketlerin gerçek amacı ne? Ovacık Altın Madeni’ndeki giz nedir? Bergama gerçekten bu konuda Türkiye’nin kale kapısı mı? (Normandy Poseidon’un ana şirketinin web sitesinde MASTRA’da -Gümüşhane- faaliyete geçmek için Bergama’nın faaliyete geçmesinin beklendiği yazıyor.) Yoksa siyanürlü atık havuzları başka bir işlev de mi görecek?

2 – Zararını MIGA yolu ile karşılamak istemeyen (MIGA sigorta şirketi gibi olduğundan siyanürcülerin belli ki harcama tutarında ya da diğer konularda problemi var.) Eurogold ya da Normandy Poseidon’un amacı Türkiye’yi uluslararası tahkime götürerek kendilerinin ve yakın akraba şirketlerin ellerinde bulundurdukları 600 civarında arama ruhsatı, 60-70 civarındaki ön işletme ve işletme izinleri ile çok yüklü bir (milyarlarca ABD Doları) tazminat talebinde mi bulunmak? Bunun için mi tahkimin kabulünden sonra hükümet üzerinde oluşturduğu baskı ile hukukdışı bir işlem olan TÜBİTAK’a yeni bir rapor hazırlatılması yolu ile tekrar faaliyete geçmeye çalışıyor? Ya da tahkime gitmenin ve haklı çıkmanın altyapısını mı oluşturmaya çalışıyor?

Süreçle ilgili olarak siyanür tacirlerinin durumu anlaşılıyor da, ülkeyi yönetenleri bu noktada anlamak da mümkün değil.