mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu


Millennium Round'un Toplumlardan Gizlenen Gerçek Yüzü

SELİM YILMAZ - Ekonomist/Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

İSMMMO Mali Çözüm Dergisi - 1999/Sayı-49

 

     Dünyamızdaki tüm gelişmelerin ( Toplumsal, Siyasal, Ekonomik, Bilimsel, gibi ) iki gerçeği yada iki yüzü vardır. Bu gerçeklerin hangisinin öne çıkarılmasına ve toplumların hangi yüzü gerçek olarak kabul etmesi gerektiğine, bu toplumları yöneten yada dünyaya hakim olan güçler karar vermektedir. Dünyayı ve toplumları yöneten güçlerin arkasında hemen hemen her dönemde kısaca Sermaye olarak tanımlayacağımız ekonomik güç sahipleri veya oluşturdukları birlikleri yer almıştır. Sermaye tarihsel gelişimi ve sömürüsü sürecinde, toplumların gerçekte bilmesi gerekenleri hep kalın bir sis perdesi arkasında gizlemiş ve sistemi için tehlike yaratmayacak her oluşumu ise, var olduğundan büyük göstererek gelişiminin toplunlar tarafından anlaşılmaması için her yola başvurmuştur. Gerçeklerin toplumlardan gizlenmesi için başvurulan yöntemlerinin başında ise, etnik, dini, yerel, bölgesel yada dünya ölçeğinde çatışma ve savaşlar yer almaktadır. Sermaye bu çatışma ve savaşlarla hem sömürü gerçeğini gizliyor, hem de yeni sömürü alanları ve fırsatları yaratıyor. Ancak bugün, 50-60 yıl öncesine göre daha çok insan ve toplum tarafından bu gerçekler bilinmektedir ve gizlemenin maliyeti de bu yüzden artmaktadır. Gizliliğin devamı ve maliyetinin azaltılması için sermaye, toplumlara yenilik diye sunduğu yöntemlerini uygulamaya sokmakta hiç zaman kaybetmiyor. Sermaye oluşturduğu yeni koşullara göre Ulus Devletleri, anlaşmalar yolu ile birbirine bağlama ve bağlantıların üst kurumlarını oluşturmada çok başarılıdır.

 

Örneğin; Sermaye daha 2.Dünya ( Paylaşım ) Savaşı devam ederken 1944 yılında A.B.D.’nin Bretton-Woods kasabasında Ulus Devletlere ve kendi iktisatçılarına uluslar arası bir konferans düzenletiyor, amaç paylaşım savaşı sonrası için planladığı dünyanın nasıl bir düzene kavuşturulması gerektiği kararlarını Ulus Devletlere onaylatmak. Bu toplantıda alınan kararlar, dünyadaki tüm toplumları 1945 yılından günümüze kadar derinden etkiledi ve toplumların 55 yıllık yaşamına vurdu. Daha açık bir ifade ile bu kararlar tüm insanlığın yarım yüzyıllık yaşamına yön verdi ve vermeye devam etmektedir.

 

Bretton Woods konferansının en önemli kararları arasında;

IMF’ in ( Uluslar arası Para Fonu ) kurulması,

WB’ nin ( Dünya Bankası ) kurulması,

GATT’ ın ( Genel Ticaret ve Tarifeler Anlaşması ) yapılması,

1 Ons ( Yaklaşık 31 gr.) altının 35 ABD Dolarına eşitlenmesi vardı.

 

            Bu kararlar hızla geçirildi ve 1947 yılında IMF, 1948 yılında Dünya Bankası kuruldu ve yine 1948 yılında GATT  Anlaşması imzalandı. ( Bretton Woods ’ta alınan kararların sermaye için ne kadar isabetli olduğu bu kurumların bu günkü etkinliğinden de anlaşılıyor.)

Ayrıca Altının ABD Dolarına eşitlemesi ve bu eşitliğin 1971 yılına kadar sürdürülmesi ile ABD Doları dünyanın hakim para birimi haline getirilmesi ve ABD kaynaklı sermayenin önlenemez yükselişinin sağlanması da bu dönemin rastlantı olmayan sonuçlarındandır. Sermaye, Ulus Devletlere onaylattığı bu kararlarla yetinmemiş, temel felsefesine sadık kalarak bu kararların sürekli olarak geliştirilmesini sağlamıştır. Bu geliştirme için Ulus Devletler ve toplumlar kolaylıkla borçlandırılmış, tüketimleri körüklenmiş, sürekli olarak yeni ihtiyaçlar yaratılmış, bölgesel gerginlikler ve savaşlar çıkartılmıştır. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler borçlu sarmalı içerisine çekilerek ekonomik olarak bağımlılaştırılmıştır. Ekonomik bağımlılık bu ülkelerin gelir dağılımını bozmuş, ekonomik, siyasal, kültürel ve toplumsal yapılarında da  büyük tahribatlar yapmıştır.

 

            Sermayenin son 55 yıllık gelişim süresince Ulus Devlet yapıları çok önemli roller üstlenmiş veya çeşitli konferans ve Roundlarla ( anlaşmalar turu ) üstlenmeleri sağlanmıştır. Önceleri Ulusal Sermayenin gelişimi ve oluşumu sağlanmış, sonra gelişen ulusal sermayelerin birbirleri ile ortaklıkları geliştirilmiş ve ÇUŞ-Çok Uluslu Şirketler yaratılmış, en son olarak da ulusal kimliği olmayan, artık ulus devletlere ihtiyaç duymayan ve toplumları kendisi yönetme noktasına gelen ve bunu da artık açıkça talep eden bir ulus ötesi sermaye grubu yaratılmıştır. Ulus Ötesi Sermaye olarak tanımlanan bu oluşumun yaratılması sürecinde Ulus Devletlerle yapılan konferans ve roundların kronolojik yapısı ve anlaşmaların içerikleri incelendiğinde bu tespitimiz daha da netleşiyor. GATT’ ın ( Genel Ticaret ve Tarifeler Anlaşması ) 1948 yılında Cenevre’de imzalanmasından sonra tamamı GATT bünyesinde yapılan Anlaşma, Konferans, Roundlar ile kısaca içerikleri şöyledir;

 

            1949 yılında Fransa’ da ilk Gümrük indirimli anlaşması imzalanıyor.

 

            1951 yılında İngiltere’nin Turgay şehrinde yapılan gümrük indirimleri anlaşması

 

            1956 yılında Cenevre’de Konferans toplanıyor ve yine gümrük indirimleri anlaşması imzalanıyor.

 

            1960 yılında Cenevre’de yapılan Konferans ile 1962 yılına kadar sürecek olan ve ilk round olma özelliği de olan Dillon Roundu başlatılıyor ve gümrük indirimleri anlaşması yapılıyor.

 

            1962 yılında yine Cenevre’ de yapılan 1967 yılına kadar süren ve adına Kennedy Round denen anlaşmalar turu başlatılıyor. Bu round içerisinde yine Gümrük indirimleri yapılırken, GATT – Müzakere Kurallarının belirlenmesi kararlaştırılıyor.

 

            1973 yılında yapılan Tokyo konferansında alınan kararlarla 1979 yılı sonuna kadar 6 yıl sürdürülen Tokyo Roundu başlatılıyor. ( Bu round ile birlikte Ulus Ötesi Sermayenin Dünya ekonomisi üzerindeki belirleyici rolü iyice netleşiyor.)

 

            Tokyo Roundu nun en önemli karar ve yaptırımları ise;

1-     Gelişmiş Ülkelerin uyguladığı Gümrük Vergilerinin  %5 – 8 oranında, Az Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkelerin uyguladığı Gümrük Vergilerinin  % 35 oranında indirilmesi,

2-     Tarife Dışı Engeller Şartnamesinin hazırlanması, aşağıdaki konularda tedbirler alınması ve gerekli anlaşmaların yapılması;

  • Hükümet Satın Almalarının kontrol altına alınması
  • Gümrük Değerlerinin Belirlenmesi,
  • İhraç Desteklerinin azaltılması,
  • Anti-Damping Yasalarının çıkarılması,
  • İthalatın Belgelendirilmesi ( İtahalatçı Belgeleri de dahil )
  • GATT Anlaşmasına taraf ülkelerin uygulayacağı ortak standartların belirlenmesi,

 

3-     GATT Anlaşmasını imzalayan Devletlerin Ekonomik ve Sosyal Devlet yapılarının küçültülmesi, ( Ulus Devlerin Ekonomideki ağırlıklarının azaltılması ve sahip oldukları işletmelerin Özelleştirilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılması, Sosyal Devlet yapısına aktarılan fonların ve Tarıma verilen desteklerin kademeli olarak azaltılması.)

     

            Tokyo Roundunda alınan bu kararların Ulus Devletler tarafından uygulanmaları kendilerinin belirleyeceği bir takvime göre yapılması kararlaştırılmıştır ve yumuşak bir geçiş önerilmiştir. Ülkemizde 24 Ocak 1980 tarihinde açıklanan ve hızla uygulanmaya başlanan Ekonomik kararlar ile, Sermaye Piyasası Kurulunun ve İMKB’nin ( İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ) kurulması, Madenlerin Yabancı Sermayeye açılması, Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasasının Değiştirilmesi, Türk Parasını Koruma Kanununun değiştirilmesi gibi tüm temel değişiklikler Tokyo Roundunun sonucudur.

 

      1986 yılında başlayıp 1994 yılı sonuna kadar 8 yıl süren Uruguay Roundu uygulanan en son anlaşmalar turu olma özelliğinin yanında WTO’nun ( Dünya Ticaret Örgütü ) kurulmasını sağlamıştır. Uruguay Roundu sürecinde yapılan anlaşmalar ile GATT anlaşmasının genişletilmesi hedeflenmiş ve bu kapsamda;  

 

1.    Tarımsal Desteklerin daha da azaltılması,

2.    Hizmet Ticaretinin GATT kapsamına alınması, (Eğitim, Sağlık, Sigortacılık, Bankacılık, gibi)

3.    Patent ve Telif Haklarının GATT kapsamına alınması,

4.    WTO’ nun kurulması,

 

Uruguay Roundu içerisinde yapılan anlaşmalar ile Hizmet Ticareti GATT Anlaşması bünyesine dahil edilmiş, genişletilerek TRIPs, TRIM, GATS gibi anlaşmalar imzalanmıştır. Yine bu süreçte Az Gelişmiş ve Gelişmekte olan Ülkelerde Tarıma yapılan desteklemeler iyice azaltılarak tarımsal üretimlerinin düşmesi sağlanmış ve Gelişmiş Ülkelerden bu ülkelere yapılan Gıda ve Tarımsal ürün ihracı olağan üstü bir artış göstererek 2-3 katına çıkmıştır. Uruguay Roundunun en önemli sonuçlarından biri ise 1994 yılı sonlarında FAS’ ın Marekeş şehrinde yapılan Konferansta WTO’ nun kurulma kararının alınmasıdır. WTO yer kürede bugüne kadar kurulabilen görüntüde Ulus Devletlerin üye olduğu aslında Ulus Ötesi Sermayenin hakim olduğu, en büyük, en yetkili ve en etkin kuruluştur. Bu kuruluşta alınan kararlar konsensus yöntemi iel alınmasına ve demokratik bir yapıdaymış gibi görünmesine rağmen WTO’ yu  G7’ler yönetmektedir ve onların isteklerinin dışında hiçbir karar alınmamaktadır. WTO’ nun bugün 134 üyesi

 

( Ulus Devlet ) olmasına karşın toplantılar genellikle 35-40 üyenin katılımı ile gerçekleşmektedir. Bunun en temel nedenlerinin başında alınan kararlarda hiçbir etkilerinin olmadığını anlamış olmaları ve diğer bir nedeni de toplantılara katılacak ülkelerin 15-20 kişilik bir delegasyonu ve ingilizce çevirmenlerini kendilerinin finanse etmek zorunda olmaları ve toplantı maliyetinin çok yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.

 

1947 yılında imzalanan GATT anlaşmasının bugün geldiği nokta da tüm işlevler WTO bünyesinde toplanmış ve yaptırım yetkisi ( Tahkim Kurulu, Ekonomik Ambargo gibi ) de verilerek en güçlü Ulus ötesi Sermaye gücü haline getirilmiştir. WTO’ nun elindeki gücün ne olduğunu Başkanlarının yaptığı açıklamalardan anlamak mümkündür. WTO Başkanları artık açık açık bir “Dünya Hükümeti” Kurulmasını ve bunun WTO bünyesinde oluşturulmasını istemektedirler.

 

1994 yılı sonunda kurulan WTO, GATT sürecinin yarattığı ve Sermayenin en önemli kurum olarak yeni bir Round ( Anlaşmalar Turu ) hazırladı. WTO, ABD’ nin Seattle Şehrinde 30 Kasım –3 Aralık 1999 tarihlerinde yapılacak 3.Bakanlar Konferansında başlatılmasını kararlaştırdığı ve adını MİLLENİUM ROUND (Mitolojik anlamı, Kıyametten önce yaşanacağı varsayılan bolluk, refah ve mutluluk dolu bin yıl ) olarak belirlediği anlaşmalar turu ile yeni bin yıla verdiği biçimi Ulus Devletlere kabul ettirip imza altına almak istemekte ve 3 yıllık bir süreçte de ( 2002 sonu ) bu roundu tamamlamayı hedeflemektedir.

 

WTO’ nun 3.Bakanlar Konferansının ( MİLLENİUM ROUND ) netleşen gündem maddeleri, kısa açıklamaları ve yorumlarımız:

 

1-  Tarımda Tam Liberalizasyon ( Agriculture Liberalisation ):

Ulus Devletler tarafından Tarıma verilen tüm desteklemelerin ( Ucuz Kredi, Subvansiyon, Gübre, Tohum gibi ) kaldırıp sıfırlanması. Gıda ve Tarımsal ürünlerinin ihracında uygulanan tüm Teşvik, Vergi İadesi ve İndirimler ile yine bu ürünlerin ithalatında uygulanan tüm Gümrük Vergileri ve diğer kesintilerin kaldırılıp sıfırlanması.

Tarımsal Ürün, Gıda ve Tohum Tekellerinin karları önündeki engellerin kaldırılması ile Az Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkelerde Tarımsal Üretimin bitirilmesi ve iyi bir Pazar haline getirilmeleri hedeflenmektedir.

 

2-  Serbest Orman Kesimi ( Free Logging Agreement ):

Ulus Devletlerin Orman Varlıklarının korunmasına yönelik aldıkları kararların ( Doğal Orman, Milli Park, SİT Alanı gibi ) ortadan kaldırılması talebi ve dayatmasıdır.

Kereste, Odun ve Mobilya Şirketlerinin Ağaç kesimleri be karları önündeki tüm engellerin kaldırılması hedeflenmektedir.

 

3-  Hizmetler Sektöründe Tam Liberalizasyon :

Hizmet Ticaretinin akla gelebilecek tüm alanları bu gündem maddesinde yer almaktadır. ( Sağlık ( Tüm İnsan ve Hayvan sağlığını kapsayacak biçimde ), Eğitim ( İlk, Orta, Lise ve Üniversite dahil ), İletişim, Posta, Posta Hizmetleri, Telekominikasyon, Bilgi Teknolojileri, AR-GE, Enerji Üretimi ve Dağıtımı, Ulaşım ( Kara, Deniz, Hava, Demiryolu ), Toptan ve Perakende Satışlar, Dağıtım, Franchising, Finansal Hizmetler, Bankacılık,Sigortacılık, Komisyonculuk, Kiralama,Kredi va Satın Alma, Turizm ve Seyahat, Otelcilik, Yol Yapımı, Bakımı ve Onarımı dahil olmak üzere Çevresel Hizmetler, Su Dağıtımı, Kırsal ve Kentsel Planlama, aralarında Eğlence Sektörü, Kütphaneler, Arşiv ve Kütüphanelerde bulunduğu tüm Kültürel ve Sportif faaliyetler, Yayınlama, Basım, Medya, Reklamcılık, İnşaat, Mimarlık, Dekorasyon, Bakım, Sivil Makine de dahil tüm Mühendislik Hizmetleri, Serbest Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik Hizmetleri gibi ).

Hizmet Ticareti ile uğraşan Ulus ötesi Şirketlerin karları önündeki tüm engellerin kaldırılmasının hedeflendiği “ Hizmet ticareti dünya çapında tüm yabancı yatırımcılara açık hale getirilmeli" diyen”Avrupa Komisyonu eski Başkanın sözleri ile netleşiyor. Bu gündem maddesi ile Ulus Devletlerin Egemenliklerini hangi yöntemlerle ve nasıl kaybedecekleri de ortaya çıkmaktadır.                  

             

4- Yatırımların Çok Taraflı Kurallara Bağlanması ( MAİ, MİA, MFİ ):

 

OECD’ de ( Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı ) gizli görüşüldüğü öğrenildikten sonra dünyanın 87 ülkesindeki Sivil Toplum Örgütleri tarafından yoğun olarak protesto edilen ve OECD’ de görüşülmesi durdurulan Çok Taraflı Yatırım Anlaşmasının ( MAİ-Multilateral Agreement on İnvestment ) WTO ve A.B. yetkililerinin ifadeleri “Fazla Acıtmayacak” biçimde WTO 3. Bakanlar Konferansına getirilmesi ve Millenium Round gündeminin maddelerinden biri yapılması kararlaştırılıyor. MAİ’ nin Millenium Roundun en önemli gündem maddelerinden biri yapıldığı açıktır. T.C. Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürü 14 Ekim 1999’ da düzenlediği “ Ülke Görüşünün Belirlenmesi “ toplantısında “ MAİ kötü bir anlaşmaydı ve bitti.”  Söylemeni yapıyor. Ancak, Avrupa Birliği, Kanada, Japonya, Avustralya gibi ülkelerin oluşturduğu “ İKNA EDİCİLER” Grubunun, G. Amerika, Afrika ve Asya ülkelerinin % 70’ ini MAİ için ikna ettiklerini açıklamalarından sonra Sayın Genel Müdürün “MAİ bitti” söylemi havada kalıyor.

 

OECD’ de MAİ adıyla 1995 Mayısından, WTO’ da  MİA adıyla 1996 yılı baharından

itibaren hemen hemen aynı metin üzerinden müzakere edilen ve son olarak MFİ adını alarak MİLLENİUM ROUND Gündemine gelen, Yatırımların Sermaye açısından güvenceye alınması temeline dayanan ve Ulus Devlet yapılarının içini boşaltarak onları yalnızca bir güvenlik örgütü haline getirecek olan bir gündem maddesi ve anlaşmadır. 

 

5- Hükümet Satın Almaları ( GOVERNMENT PROCUREMENT ) :

Bu gündem maddesi ile Ulus Devletlerin yapacağı tüm satın alma ve Satın alma ve Satışların   (Özelleştirmeler dahil) bundan sonra WTO’ nun oluru ile yapılacağının kabul edilmesidir.

Kurmak istedikleri Dünya Hükümetinin ilk adımı atılıyor. Yoruma gerek yok.

 

6- Gümrük Vergilerinin Sıfırlanması:

Millenium Roundun bu gündem maddesi ile Tarım dışı tüm ürünlerde de Gümrüklerin sıfırlanması istenmektedir. Bu madde ile amaçlanan tüm dünyanın Ulus ötesi şirketler için Serbest bir Pazar haline getirilmesi, Ulusoy düzeydeki sanayi kuruluşlarının yok edilmesi ya da ucuza satın alınmasıdır.

 

7- Rekabet :

Bu madde ile Serbest Rekabetin önündeki tüm engellerin kaldırılmasına yönelik

anlaşmaların yapılması ve kuralların belirlenmesi ( kuralsızlık ) hedeflenmektedir.

Bu Serbest Rekabet Anlaşmasından sonra Üretilen Mal ve Hizmetlerin ucuza satın alınacağını düşünmek çok iyimser bir bakıştır. Bu anlaşma ile asıl amaçlanan tekelleşme önündeki engellerin kaldırılması ve daha çok kar etme istediğidir.

 

8- Elektronik Ticaretinin Kurallara Bağlanması :

İnternet üzerinden yapılan ticaretin geliştirilmesine yönelik tedbirlerin alınması ve Ulus Devlet yasalarındaki Elektronik ticaretini engelleyen hükümlerin çıkarılması ile kuralsızlaştırma istenmektedir.

İnternet üzerinden yapılan ticaretin ulus ötesi Şirketlerin lehine geliştirilmesi ve var olan engellerin kaldırılması bir anlaşmaya bağlanmak istenmektedir.

 

9- TRIP’s anlaşmasının Genişletilmesi:

Zihinsel iyelik Hakları, Telif, Patent ve diğer haklarla ilgili olarak Uruguay Roundunda 1988 yılında yapılan anlaşmanın daha da genişletilmesi talebi ile Millenium Roundun gündem maddesi yapılmıştır. TRIP’s Anlaşmasının genişletilmesi AR-GE yatırımlarının garantiye alınması ve özünde tekeller dışındaki üretimin engellenmesi hedeflenmektedir.

 

            Millenium Round Gündem maddelerinin hemen hepsinde sermaye lehine bir kuralsızlaştırma talebi ve dayatmasının olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Millenium Roundun açıklanan gündem maddeleri temel olarak yukarıda yazdıklarımız olmakla birlikte yeni maddelerin eklenmesi ya da mevcut maddelerin daha da genişletilmesi mümkündür. Örneğin; Türkiye’ nin de içinde bulunduğu bazı ülkeler ile A.B., Hizmet Ticareti içerisinde yer alan Ulaşım maddesinin, Deniz ve Hava ulaşımını da en geniş biçimde kapsayacak şekli ile liberalizasyona tabi tutulması taleplerini Eylül ayında WTO’ ya iletmişlerdir. Türkiye Cumhuriyetin 57.Hükümeti Millenium Round konusunda toplumu bilgilendirmek ve aydınlatmak gereğini duymuyor. Ancak Millenium Roundun gündem maddelerine hazırlık için Tahkimi ve Özelleştirmeyi Anayasal kurum haline getiriyor, Sosyal Güvenlik Yasasını değiştiriyor ve Özelleştirilmesi için yeni yasa teklifleri hazırlıyor, 657 sayılı Devlet Memurları yasasında değişiklikler hazırlıyor, Gümrüklerde Reform yapıyorum diye 251 maddelik değişikliği 1 tek madde olarak Meclise gönderiyor ve Gümrük Denetimlerini azaltacağını açıklamıyor tasarruf yönünü öne çıkarıyor, Tarımda ve Sağlıkta Reform yapacağını, Ormanları Özelleştirerek Orman köylüsünü kalkındıracağını açıklıyor, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin tamamını Serbest Bölge yapmak için çalışmalar başlatıyor ve her alanda Millenium Roundun gündemi için adımlar atıyor, ama topluma her hangi bir açıklama yapmıyor. Her halde bu topraklarda yaşayanları bu önemli gelişmeler hiç ilgilendirmiyor, sanki başka bir hükümetimiz varmış gibi davranılıyor ve yok sayılıyoruz. Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürü Millenium Round Gündeminin en temel maddelerinden olan “ Yatırımların Çok Taraflı Kurallara Bağlanması maddesine karşı çıkmayacaklarını “ net bir şekilde açıkladı. Biz bu açıklamadan ve hükümetin mevcut icraatlarından diğerlerine de karşı olmadıkları sonucunu çıkarıyoruz. Acaba Yanılıyor muyuz?