| Sayın Chomsky, 11
eylüldeki terör saldırısının globalleşme karşıtı harekete ve ABD´deki sola
etkisi ne olacak?
Saldırı, yoğunlaşmış iktidar yapılarına karsı olan herkes için yıkıcı bir
darbe olmuştur. Filistinliler, yoksullar, ezilenler ve bütün diğerleri için yıkıcı
bir darbe - çünkü bu, onların meşru korku ve şikayetlerini arka plana itti.
İnsanlar şimdi dikkatlerini güncel olaya yöneltiyor ki bu doğaldır.
ABD´de kamuoyunun fikri saldırıdan sonra ne
yönde değişti?
Medya ile kamuoyu arasında ayrım yapmamız gerekiyor. Kamuoyunun fikrini, şok, öfke ve
korku belirliyor. Ama kamuoyu gazetecilerin bizi inandırmaya çalıştığı gibi de
tektip ve histerik değil hiç. Kamuoyunun düşüncesi bambaşka ifadeler de buluyor: Şu
anda bütün ülkede yüzlerce Teach-In yapılıyor (tartışma ve bilgilenme
toplantıları). Yüzeysel anketlere inanırsanız, sanki çoğunluk sonuç ne olursa
olsun bombardımandan yana gibi. Ama ben, çoğunluğun askeri operasyondan yana
olduğundan kuşkuluyum.
Eğer öyleyse, bunun politikaya etkisi olabileceği
konusunda ümidiniz var mi?
Bir terör saldırısından sonra hemen politikanın yön değiştirmesi beklenemez. Soru
şu: Halkın kaygıları, olup bitenin arka planıyla ilgilenilmesi sonucunu getirecek mi?
Bunu şimdiden bilemiyoruz. 1965´de de Vietnam savaşına karşı ciddi bir muhalefetin
doğacağını kimse tahmin etmiyordu. Daha 1966´da liberal bir kent olan
Boston´da hiçbir kamuya açık toplantı yapamıyorduk, öğrenciler ve başkaları bu
toplantıları basıyordu.
ABD ne yapmali?
Bu gibi durumlarda ne yapılacağına dair açık seçik bir yol vardır. Bir
uluslararası hukuk var ve buna başka ülkeler de uyuyor. Biz daha önce de cok daha
kötü terörist acımasızlıklar yaşadık. Mesela Nikaragua 80´li yılların
ortasında ABD tarafından ağır saldırılara uğradı. Ülke bunun üzerine Lahey´deki
Uluslararası Mahkemeye başvurdu. Mahkeme ABD´yi ölçüsüz şiddet kullanmak suçundan
- ki bu, terörün başka bir ifadeyle söylenmesidir - mahkum etti ve tazminat ödemesini
kararlaştırdı. ABD bu hükmü hiçe saydı. Bunun üzerine
Nikaragua BM Güvenlik Konseyi´ne başvurdu. Güvenlik Konseyi bunun üzerine, tüm
ülkelere uluslararası hukuka uymaları konusunda bir karar çıkarttı. BM Meclisi bu
kararı ezici çoğunlukla onayladı - tek istisna ABD ve Israil idi. ABD de aynı yolu
izlemeli, kanıt bulmalı ve bunları Uluslararası Mahkemeye sunmalıdır.
LAHEY deki Uluslararası Mahkeme yalnız devletler hakkında yargılamada bulunuyor. Bu
kez düşman bir devlet değil....
...Bunun hiçbir önemi yok. Olanlar hakkında kanıt bulmanın çok zor olduğu bir durum
bu, tam da bu yüzden kör bir karşı saldırı yapılmaması gerekiyor. Farzedelim biri
kardeşinizi öldürdü ve kimin yaptığını bilmiyorsunuz. Sokağın karşı tarafında
oturan herkesi tek tek öldürseniz - bu doğru bir reaksiyon mudur?
Hayır, tabii ki değil. Ama bu durumda sanki
Afganistan süpheliyi vermek istemiyor, öyle değil mi?
Onlar böyle demediler. Şunu dediler: Bize kanıt getirin, bunu tartışalım. Bin Ladini
sınır dışı edecekler, bundan hiç kuşkum yok.
Saldırı tarihsel bir dönüm noktası mı?
Bunun tarihte yeni bir sayfa açtığını söyleyenlere katılıyorum. ABD’nin tarihine
bir göz atın yeter: Bu, 1812´den bu yana ABD´nin kendi topraklarında saldırıya
uğradığı, hatta tehdit edildiği ilk örnek. O zamandan beri ABD yerli halkın büyük
bölümünü imha etti, Meksika´nin üçte birini işgal etti ve yayıldı, Havai ve
Filipinler´i işgal etti ve yarım yüzyıldır dünya çapında müdahalelerde bulundu.
Biz buna alıştık: Biz başkalarına saldırırız. Şimdi toplar ters yöne çevrildi.
Yani siz saldırıyı Amerikan Ortadoğu
politikasına bir tepki olarak mı değerlendiriyorsunuz?
Suikastçılar başlı başına bir kategori. Ama büyük bir öfke ve korkudan
hareket ettikleri kuskusuz. Örneği WALL STREET JOURNAL saldırıdan birkaç gün sonra,
bölgedeki zenginlerin bakısını yansıtan bir araştırma yaptı: ABD ile ilişkisi
olan akademisyenler, bankacılar, iş adamları. Bu insanlar aslında Amerika’ya
fazlasıyla dost. Ama onlar da ABD´nin bölge politikasına karşı büyük çekincelere
sahip.
Neden korkuyorsunuz şimdi?
Her şey ABD hükümetinin tepkisine bağlı. Bin Ladin´in dualarını duyar ve
Afganistan´a veya başka bir Müslüman topluma karşı yoğun bir harekata
girişirlerse tam da Bin Ladin ve yandaşlarının istediği olacak - Batıya
karşı top yekun bir seferberlik. Bu dinamigi Kuzey İrlanda´da, balkanlarda, Filistinde
yaşadık. Her iki taraftaki baskıcı güçlere yarayacaktır. Terör ve şiddete yanıt
olarak, bunların nedenleri göz ardı edilirse, bu sadece bildik şiddet
kısırdöngüsüne yarar. Ve Bin Ladin´i biraz bilen herkes onun tam da bunu istediğini
bilir.
ABD bu uyarılara kulak verecek mi?
Bahsettiğim Amerikan yanlışı iş adamlarının sözleriyle aslında şunu
soruyorsunuz: ABD baskıcı rejimleri desteklemekten vazgececek mi, ekonomilerin özgür
gelişmesinin önünü tıkamaya, antidemokratik
hareketleri desteklemeye, Irak´taki sivil toplumu SADDAM´ı ambargoyla güçlendirerek
yok etmeye devam edecek mi, ve aynı zamanda İsrail´in 35 yıldır süren işgal
politikasını hala destekleyecek mi? Bunlara devam
ettigi müddetce şiddetin daha da artacağından kuşku duymayın.
Alternatif stratejiler sabır gerektiriyor, değil
mi?
Hayır, hiç değil. Irak´a karşı ambargo veya İsrail politikasını alın
- uluslararası geniş bir uzlaşma ile kısa sürede bu konuda çözüm
sağlanabilir. Bu hiç radikal olmayan bir iştir.
Ama bu, saldırganların asıl amacı değil
herhalde?
Henüz bunun ardında Bin Ladin ağının olup olmadığını bilmiyoruz, ama makul de
geliyor. Saldırganlar kendilerince bir kategori: Bunlar, 1980´lerde ABD ve Pakistan
gizli servisince devrilen ve eğitilen, Ruslara karşı en büyük zararı versinler diye
finanse edilip silahlandırılan kişiler. Tabii bu iş için bulabildikleri en iyi
katillerle anlaştılar - bunlar da işte İslamcı köktendincilerdi. Bu Afgani denen
insanlar Rusya topraklarında da bir dizi terörist eylem yaptı. Ama asıl amaçları
Rusları Afganistan´dan atmaktı. Ruslar Afganistan´dan çıkarken ülkeyi yakıp
yıktılar. İşin sonu TALEBAN´da bitti. Ayni "Afgani"ler sonra
ÇEÇENİSTAN´da ve başka yerlerde savaştılar. Balkanlarda ABD Bosnalı
Müslümanları destekleyince ABD desteğiyle orada bulundular - bu Bosnalılar için uzun
vadede hiç iyi olmayacaktı. Bu "Afganilerin bugünkü baş düşmanı, Suudi
Arabistan ve bölgede anti-islami gördükleri rejimler. ABD 1990´da birliklerini uzun
vadeli olarak Suudi Arabistan´da konuşlandırdıktan sonra Bin Ladin ve başkaları bunu
mahkum etti - bu onların gözünde Afganistan´in Rus işgalinden de beterdi, çünkü
Suudi Arabistan islam´in kutsal yerlerini barındırıyordu. Bin Ladin çok açık
konuşuyor ve eylemleri sözleriyle örtülüyor.
Onun sözünü dinlemek, bölgedeki otoriter rejimlerin - mesela Suudi Arabistan´da -
daha da baskıcı rejimlere yerini bırakması demek olmaz mı?
Onun söylediklerini anlamaya çalışmak,
emirlerini uygulamak anlamına gelmez ki. Soru su: Ne istiyorlar?
Ortadoguyu bir tür İSLAMİ kurtarılmış bölgeye çevirmek istiyorlar - aşırı sağ
milislerin öte tarafta ABD´de yapmak istedikleri gibi.Ideolojileri arasında kuşkusuz
belli benzerlikler var. Ama bu milislere nasıl davranılmasını bilmek için ne
istediklerini, arka planlarını da bilmelisiniz.
Bu, onlara davranışı somut olarak nasıl etkiler?
Timothy McVeigh Oklahoma´daki binayı havaya uçurunca ne yapılmıştı? Onu
harekete geçiren şeyler tartışıldı, bu terör eylemine neden olan öfke ve korkular.
Peki gelecekte bu tür saldırılar nasıl
önlenebilir?
Bu tür eylemlerde hemen her zaman mesru öfkelerin izlerine rastlarsınız. Bu
öfkeyi anlamak ve nedenlerini azaltmak gerekiyor. Tabii saldırganlar da izlenmeli. Her
olayda ne yapılıyorsa burada da yapılmalı.
|