mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu
 

Küreselleşme bizim için iyidir.
Jack Straw, The Guardian, 10 Eylül 2001

Çeviren: Pınar Erol (Çalışma Grubu)

 

Dünyadaki yoksullukla mücadele etmenin en iyi yolu ticareti artırmaktır.

Güney-doğu Asya’da bir banka iflası İskoçya’da bir fabrikanın kapanmasına neden oluyor, internet Uganda’daki bir doktorun pahalı tıp dergilerine anında ulaşmasını sağlıyor ve Microsoft ve General Motors gibi şirketlerin ciroları ulusların zenginliklerini aşıyor.

Bu değişimler korku ve hayranlığı aynı anda doğuruyor. Conova’da bunlar kızgınlığa dönüştüğünde neler olduğunu gördük.  Yine de gelecekteki zirvelerin barikatların ardında yapılmaması için diyaloğa girme yanlısı olanları kendimize bağlamak için ve insanların siyasete olan güvenlerini ve siyasilerin küreselleşmede bir etki yapabilme yeteneklerini geri kazanmak daha fazla şey yapmamız gerekiyor.

Küresel düzeyde değişimi yönetme çabaları henüz yeni doğuyor. Ancak küresel bir ekonominin ve küresel toplumun oluşumu bizlerin küresel yönetimi güçlendirmemizi gerektiriyor.

Eleştirenler çok taraflı ticaret sisteminin kazananlar olduğu kadar kaybedenleri de yarattığını söylüyorlar, özellikle de Afrika’da bugün ortalama gelir bugün 1971’den daha düşük. Ancak Afrika’da ve diğer yerlerde yoksulluğu azaltmanın en iyi yollarından biri küreselleşmenin sonunu istemek değil, ticareti artırmaktır.

Birçok ciddi hükümet dışı örgüt bu konuda hemfikir. Oxfam yakında “çok taraflı kurallara dayalı bir ticaret sistemine” desteğini teyit etti, ancak zengin ülkelerin ve güçlü işletmelerin ticaretin kazançlarından oransız bir pay aldıklarını belirtti. Bu konuda Oxfam haklıdır. Ancak ben bu dengesizlikleri ortadan kaldırma çabasının yolunun bu Kasım’da Katar’da yapacağı toplantıda DTÖ’de yeni bir görüşme turunun başlatılması olduğunu savunacağım. Teorik olarak her ekonominin göreli avantajlarından küresel piyasada çıkar elde etmesinin yolu açık.

Pratikte fakir ülkeler sadece korumalı piyasalarda, özellikle de tarım piyasalarında rekabet edebiliyorlar. AB  ve ABD’nin kendi ülkelerindeki tarımı korumak için koyduğu kotalar Afrika’nın küresel ekonomiye daha fazla girmesini engellemektedir. Eğer küresel eşitsizliğe karşı mücadele etmek istiyorsak bu kotaları düşürmeliyiz ve tarım ile Afrika’nın tekstil ve mikroçipler ile Asya’nın yaptığını yapmasına izin vermeliyiz.

Hükümetlere yönelen bir diğer eleştiri hükümetlerin çokuluslu şirketler karşısında güçsüz görünmelerine ilişkin. Tüketici değerlerinin çekim merkezi olması, bireylerin vatandaş olarak ve fikirlere inananlar olarak sahip oldukları potansiyel gücün görülmemesine ve azalmasına yol açabilir.

Küresel bir piyasa, küresel markalar, birbirimize ve bilgiye dünya çapında ulaşabilmek bize tüketiciler olarak bir güç duygusu verdi ve bizim bu durumu yaratan güce karşı sempatimizi doğurdu. Ancak ulus devletlerin demokratik hükümetleri kolektif ve uluslararası bir şekilde çalışarak bizlerin tüketici olarak bireyler ve vatandaşlar olmamız arasında etkin bir dengeyi oluşturabilir.

Bizler işletme sorumluluğunu teşvik etmek için elimizden geleni yapmalıyız. Ancak şirketleri küresel olarak işleyişlerinde, kendi ulusal ekonomilerimizden daha fazla kendi başlarına bırakamayız. Bu da düzenlemeleri gerektirmektedir. Son yıllarda polislerin ulaşımları ve kullanımlarının birlikte düzenlenmesi yönünde, zararlı tarım kimyasallarının üretiminin yasaklanması ve çokuluslu şirketlerin kamu görevlilerine rüşvet vermelerinin kriminal kabul edilmesi konularında ortak eyleme tanık olduk.

Küreselleşmede kaçınılmaz olan herhangi birşey yoktur. Küreselleşme bizlerin tümünün seçimleri ve kararları ile yaratılıyor ve şekillendiriliyor. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana önerilen alternatif bütünlüklü bir ideoloji yok. Cenova’daki aşırılar izolasyona dönmekten başka entellektüel bir alternatif sunmuyorlar. Afganistan ve Kuzey Kore bunu çoğumuz için düşünülemeyecek bir seçenek olduunu gösteriyor.

Ve tarih bize böyle fikirlerin daha derinlere kök saldığında neler olduğunu gösteriyor. 1920’lerdeki zenginlik geriye düşmeye başladığında hükümetlerin çoğu kendi endüstrilerini ticaret kotalarının ardında koruyarak bu duruma tepki verdiler. Bazıları totaliterizmi seçti. Sonuç olarak uluslararası ticaret çöktü ve resesyon depresyona dönüştü ve savaşı başlattı.

Hükümetler soğuk savaş sonrası dönemin ilk ciddi zorluğu ile karşı karşıyalar. Eğer küresel ekonomi tökezlerse bir dizi zor seçimle karşı karşıya kalacağız. Dünyayı durdurun kampanyacılarının önerilerini dikkate alabilir, ulusal ekonomilerimize döner ve piyasalarımızı kapatabiliriz. Ancak bu küreselleşmenin ve küresel kapitalizmin milyonlara getirdiği gerçek çıkarları tehlikeye atmak anlamına gelecektir. Doğru seçim çıkarları korur ve maksimize ederken ortak küresel eylemle riskleri minimize etmektir ; vatandaşlarımıza siyasetin önemli olduğunu ve onların demokratik seçimlerinin bireysel kontrollerinin dışındaki küresel güçler üzerinde gerçekten bir etkisi olduğunu göstermektir.

• Jack Straw: İngiltere Dış İşleri Sekreteri