“Aslında çok daha hızlı küreselleşebilirdik,
fakat iki önemli engelle karşılaştık bu süreçte: demokrasi ve trilyonlarca dolar
değerindeki emeklilik fonlarının kamu, yani ulus devletlerin kontrolünde olması.
Doğrudan yatırımların veya bir başka deyişle sanayiinin küreselleşmesi için
gerekli adımları zaten yıllardan beri kat ediyoruz. Ama artık, bizim için asıl
önemli olan, finansal sermayemizi küreselleştirebilmek. Yani Borsalarda işlem gören
hisse senetlerimizin prim yapması ve böylece Bilanço varlıklarımızın,
sermayelerimizin bilanço değerlerinin giderek daha da büyümesi, büyümesi... Fakat
bunun için Borsalara sürekli para girişi yapılması gerekiyor ve bu para da emeklilik
fonlarında yatıyor. Bu emeklilik fonları (Pension Funds) özel Aracı Kurumların emrine tahsis edilecek olursa,
Borsalara kanalize edilecek ve biz daha da zenginleşeceğiz. Diğer yandan, doğrudan
yatırımlarımızın küreselleşmesinde de ciddi bir direnç ile karşılaştık:
Demokratik Devlet yapıları. Bakın Asya sermayesi nasıl para kazanıyor. Çocuk işçi,
kadın emeği, sendika, insan hakları gibi sorunlarla uğraşmıyor Asya sermayesi ve bu
yüzden de kar marjları son derece yüksek. Çünkü bu bölgede ve G.Amerika’da dikta
yönetimler iş başında. Fakat biz Avrupa’da ne yapıyoruz ? Yok işçi hakları, yok
sendikal haklar, yok insan hakları, yok sosyal güvenlik katkı payları sonuçta da
karlarımız kuşa dönüyor. Demokrasiden vazgeçmek zorundayız."
|