mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

Zapatista Komutanı MARKOS’un Meksika Şehrinde yaptığı konuşma

Türkçesi: NERMİN BAYÇIN
25 Mart 2001 Cumhuriyet - Dergi

Meksika Kenti...

Geldik.

İşte burdayız.

Biz, Ulusal Yerli Kongresi ve Zapatistalar, hep birlikte sizi selamlıyoruz.

Hükümet başından beri arkamızda olduğu için şu anda burada bulunmamız bir raslantı değil. Bazen silahlı helikopterlerle, bazen paramiliterlerle, bazen bombardıman uçaklarıyla, bazen tanklarla, bazen askerlerle, bazen polislerle, bazen vicdanları satın alma ya da satma ve bazen de haklarımızdan vazgeçme teklifleriyle, bazen yalanlarla, bazen yüksek sesle yapılan deklarasyonlarla, bazen unutkanlıklarla, bazen beklenti dolu ve bazen de bugünkü gibi büyük iktidarsız sessizliklerle.

Hükümet bu nedenle bizi hiç görmüyor, bu nedenle bizi hiç duymuyor.

Eğer biraz acele etselerdi belki bize ulaşabilirlerdi.

O zaman bizi görebilir ve duyabilirlerdi.

Zulüm gören ama kedere kapılmayan insanın geniş ve güçlü ufkunu keşfedebilirlerdi.

Erkek kardeşlerim, kız kardeşlerim

Yerli, işçi, çiftçi, öğretmen, öğrenci, ev kadını, şoför, balıkçı, memur, emekçi, işportacı, sokak çetesi, işsiz, gazeteci, dindar, homoseksüel, lezbiyen, transseksüel, sanatçı, militan, entelektüel, eylemci, denizci, asker, atlet, meclis üyesi, bürokrat, erkek, kadın, çocuk, genç, yaşlı.

Ulusal Yerli Kongresi'nin erkek ve kız kardeşi, Meksika'nın yerli halkları...

Biz burada olmamalıydık.

Bunu duyduktan sonra, benim arkamda olanlar eminim ki beni ilk kez kızgınlıkla alkışlamak isteyecekler. Bu nedenle tekrar ediyorum:

Biz burada olmamalıydık.

Burada olması gerekenler, yerli Zapatista komünleri, onların 7 yıllık mücadele ve direnişleri, sesleri ve yüzleridir.

Zapatistalar, erkekler, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, Zapatista Ulusal Özgürlük Ordusu'nun dayandığı temeller, yürümemizi sağlayan ayaklar. Konuşmamızı sağlayan ses, bizi görünür kılan yüz, bizi yönlendiren akıl.

Burada olması gerekenler, başkaldıranlar, onların inatçı gölgeleri, sessiz dirençleri, canlanan anılarıdır.

Başkaldıranlar, EZLN'nin sıradan neferleri olan kadın ve erkekler, halklarımızın yüreğinin bekçisi olanlar...

Sizi görmeyi, sizi duymayı ve sizinle konuşmayı hak edenler onlardır.

Biz burada olmamalıydık.

Ama buradayız.

Ve biz Meksika'nın her tarafından yerli halklarıyla buradayız.

Yerli halklar, ilk başta gelen halklarımız, ilk başta konuşması, ilk başta duyulması gerekenlerimiz.

En başta olmaları gerekirken en sonda görülenler ve ezilenler...

Yerli kardeşlerim,

Tenek. Biz çok uzaktan geliyoruz. Tlahuica. Zamanı yürüyoruz. Tlapanecco. Toprağı yürüyoruz. Tojolobal. Biz ok ve yayız. Totonaco. Yürüyen rüzgârız. Triqui. Biz yürek ve kanız. Tzeltal. Savaşçı ve koruyucuyuz. Tzotzil. Dostça kucaklaşmayız. Wixaritari. Yenildiğimizi düşünüyorlar. Yaqui. Duyarsız. Zapoteco. Susturulmuş. Zoque. Biz, ellerimizde çok uzun bir zamanı taşıyoruz. Maya. Biz buraya kendimizi adlandırmaya geldik. Kumiai. "Biziz" demeye geldik. Mayo. Görülmek için geldik. Mazahua. Görüldüğümüzü görmeye geldik. Mazateco. Burada yürüyüşümüzle adımız kondu. Mixe. Biz buyuz.

Çitler arasında büyüyen. Şarkı söyleyen. Eski sözü önemseyen. Konuşan. Mısıra ait olan.. Dağlarda yaşayan. Toprakta yürüyen. Bir düşünceyi paylaşan. Gerçek biz.. Gerçek insan. Ata. Bir dokunun parçası. Tarihe saygı duyan. Alçakgönüllü giyinen. Çiçeklerden konuşan. Yağmur olan. Verecek bilgisi olan. Oklarla avlanan. Nehir olan. Çöl olan. Deniz olan. Farklı. Kişi olan. Daha hızlı yürüyen. Halk olan. Dağ olan. Renkleri olan. Gerçeği söyleyen. Üç yüreği olan. Baba ve ağabey olan. Gece yürüyen. Çalışan. İnsan olan insan. Bulutların üstünde yürüyen. Sözcükleri olan. Kan ve düşünceleri paylaşan. Güneşin çocuğu. Farklı bir yola giden. Siste yürüyen. Gizemli olan. Dili çalışan. Dağda yöneten. Kardeş olan.

Amuzgo. Tüm bunlar adımızı söylüyor. Cora. Ve daha fazlasını söylüyor. Cuicateco. Ama zorlukla duyuluyor. Chinateco. İsimlerimizde sancak olan bir başka isim. Chocholteco. Biz olanlarla birlikte olmak için buradayız. Chol. Görüldüğümüz ve olduğumuz bir aynayız.. Chontal. Biz toprağın rengiyiz. Guarijio. Bundan böyle derimizden utanmayacağız. Huasteco. Dil. Huave. Giysi. Kikapu. Dans. Kukapa. Şarkı. Mame. Yükseklik. Matlatzinca. Tarih. Mixteco. Bundan sonra artık hiç utanç yok. Nahuatl. Burada, bundan böyle, toprak renginde olmanın gururu. Nahnu. Burada, bundan böyle, toprak renginde, olduğumuz renkte görülmenin onuru. O'Odham. Bizi doğuran ses. Tame. Bundan sonra artık sessizlik yok. Popoluca. Bundan sonra haykırış. Purepecha. Burası gizli yer. Raramuri. Burası karanlığın aydınlandığı yer. Burası zamanın ve duygunun yeri.

Yerli kardeşlerim

Yerli olmayan kardeşlerim

Biz bir aynayız. Burada, görmek ve görülmek için, bizi görmeniz, kendinizi görmeniz ve ötekinin kendisini bizim görüntümüzde görmesi için biz buradayız. Buradayız ve biz bir aynayız. Gerçek değil, yalnızca bir yansıma. Işık değil, yalnızca yansıyan ışık. Yol değil, yalnızca birkaç adım. Rehber değil, bizi sabaha çıkaracak sayısız yollardan biri.

Meksika kentinin kardeşleri

Biz "biziz" dediğimizde, aynı zamanda "biz değiliz" ve "biz olmayacağız" demek istiyoruz. Yukarıdakiler paradır ve onun için konuşanlar bu sözleri dikkate alıp dinlemeli ve ne olduğuna dikkatlice bakmalılar ki, baktıklarının neyi istemediğini görsünler. İşte bunun için.

Amacımız iktidar ya da iktidar sahibi olmak değil. Bir yol ve bir söz dayatmak değil. Asla böyle olmayacağız.

Biz, onurumuz ya da diğerlerinin onuruna fiyat biçenlerden değiliz. Mücadeleyi, projeleri değil de müşterileri tartışan tüccarların oluşturduğu politikalar pazarına değişenlerden değiliz. Böyle olmayacağız.

Biz, var oluşu, iddiaları ve talepleriyle aşağılayıp özür dilemeyenlerden, yardım eder gibi görünüp gerçekte satın alanlardan özür ve ayrıcalık bekleyemiyoruz. Biz bu değiliz.

Biz, yalnızca aşağıdan gelebilecek olan adaletin, yalnızca birlikte kazanılabilen özgürlüğün, her zaman ve her aşamada mücadelesi verilen demokrasinin yukarıdan gelmesini aptalca umut edenlerden değiliz. Biz böyle olmayacağız.

Biz, bittiğinde, arada bir nostalji ile bakmak üzere ülkenin yanlışlar takvimine kaldırılacak gelip geçici bir moda değiliz. Böyle olmayacağız.

Biz, yeni birtakım sözcükler ardına kendini gizleyen kaypak bir hesap değiliz, biz sonsuz savaş özlemindeki sahte bir barış değiliz, biz, önce "üç", sonra "iki", sonra "dört" ya da "hepsi", ya da "hiçbiri" diyenlerden değiliz. Böyle olmayacağız.

"İyimser" ve "sağduyulu" gibi davranıp her şeyi geçiştirmeye çalışan ve gittikçe gülünçleşen bir iktidarın "sabah pişmanlığı" değiliz. Böyle olmayacağız.

Biz, yürüyüşle artıyoruz ve artacağız.

Yerli onurunun yürüyüşü. Toprağın renginin yürüyüşü.

Meksika'nın altında gizlenmiş ve örselenmiş sayısız Meksikalıyı ortaya çıkaran yürüyüş.

Biz onların mikrofonu değiliz.

Bütün seslerin arasında bir sesiz.

Bütün sesler arasında tekrarlanan onurun yankısıyız.

Kendi sesimizi onlara katıyoruz ve onların sesiyle çoğalıyoruz.

Biz bir yankı olmaya devam edeceğiz, biz bir ses olmaya devam edeceğiz.

Biz bir yansıma ve çığlığız ve her zaman öyle olacağız. Biz bir yüze sahip olabilir de, olmayabiliriz de, silahlı ya da silahsız, biz Zapatistalarız ve sonsuza dek böyle olacağız.. İktidardakiler doksan yıldır Zapata olarak adlandırdıkları aşağıdakilere sordular: "Hangi izinle beyler?" Ve biz aşağıdakiler yanıtladık ve yanıtlıyoruz: "Bizim iznimizle." Ve kendi iznimizle tamı tamamına doksan yıl önce haykırdık ve onlar bizi "asi" olarak adlandırdılar. Ve bugün tekrar ediyoruz: Biz asiyiz ve asi olacağız. Herkesle birlikte olmak istediğimiz için olacağız. Savaşsız, bir yer ya da bir yol olarak. Çünkü toprağın rengi böyle buyuruyor:

Mücadelenin birçok yolu ama yalnızca tek bir yönü var: Toprağı örten tüm renklerle birlikte bir renk olmak. Onlar, yukarıda olanlar, sarsıntının sonuna gelindiğini söylüyorlar. Her şeyin geçeceğini, eskisi gibi kalacağını söylüyorlar.

Onlar, bir gösteri seyretmek için ve hatta dinlemeden duymak için burada olduğumuzu söylüyorlar. Bizim az olduğumuzu, bizim zayıf olduğumuzu, bir fotoğraftan, bir anekdottan, bir manzaradan, son kullanım tarihi yakın, kolayca tüketilen bir üründen daha fazla bir şey olmadığımızı söylüyorlar.

Bizi yalnız bırakacağınızı söylüyorlar. Geldiğimiz topraklara yalnız ve boş olarak geri döneceğimizi söylüyorlar.

Unutmanın bir hata olduğunu söylüyorlar. Sizin unutmanızı ve hata yapmanızı umut ediyorlar.

Biliyorlar ama söylemek istemiyorlar. Hiçbir zaman unutuluş olmayacak ve toprağın rengi yenilmeyecek.

Bunu söylemek istemiyorlar çünkü bunu söylemek her şeyin değişeceğini kabul etmek demek. Ve kabul etmek de her şeyin değiştiğini görmektir. Ve her şey, bir hiç için değil, değişeni değiştirdiği için değiştirmiştir..

Toprağın renginin bu hareketi sizindir ve sizin olduğu için bizimdir. Biz toprağın tüm renkleri olduğumuz için "siz" ve "biz" olmaması, şimdi onların korkusu budur.

Fox ve ona hizmet edenlerin bizi dinlemelerinin zamanıdır.

Fox ve ona emir verenlerin bizi görmelerinin zamanıdır.

Sözcüklerimiz yalnızca bir şey söylüyor. Biz sadece bir şeyi arıyoruz.

Yerlilerin hakları ve kültürünün anayasal olarak tanınması. Toprağın rengine onurlu bir yer. Yalnızca paranın rengini taşıyan bu ülkenin, bu ayıba bir son vermesinin zamanıdır.

Bugün yerlilerin günü, toprak renginin günü, aşağıdaki renklerin günü. Bizler paranın renginin aksine toprağın rengini taşıyoruz.

Biz asiyiz. Çünkü toprak yokmuşçasına, bizim rengimiz yokmuşçasına alıp satanlara karşı toprak isyan eder.

Meksika kenti...

Biz buradayız. Toprak renkli asiler olarak buradayız ve haykırıyoruz:

Demokrasi! Özgürlük! Adalet!

Meksika

Biz buraya size ne yapmanız gerektiğini söylemeye ya da size belli bir yol göstermeye gelmedik. Sizden saygı ve alçakgönüllülükle yardım istemeye geldik. Toprağın rengini taşıyan bizler bu bayrak altında onurlu bir yer edinmeden güneşin doğmasına izin vermeyin. *